Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Hilafet Kurulduktan Sonra Hizb-ut Tahrir’in Gerçekliği

September 20, 2023
2498

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Facebook sayfasındaki takipçilerinin sorularına verdiği cevaplar serisi - "Fikri"

Soru-Cevap

Münzir Ebu Ubeyde'ye

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Anayasa Mukaddimesi’nin 21. maddesinde şöyle denilmektedir: "Müslümanların, yöneticileri muhasebe etmek veya Ümmet aracılığıyla yönetime gelmek üzere siyasi partiler kurma hakkı vardır."

Soru şudur: Yönetime gelen partinin partisel bir siyasi programı varsa, bunu mevcut devletlerdeki partilerin yaptığı gibi mi uygulayacak?

Ayrıca, bir partinin emiri -bizim partimiz gibi- aynı anda hem parti emirliğini hem de Hilafet makamını kendisinde toplayabilir mi?

Eğer bu caizse, bizzat Halife olan kendi emirinin liderliğindeki bir parti tarafından Halife’nin muhasebesi nasıl gerçekleştirilir?

Allah sizi mübarek kılsın ey Emirimiz ve hayrı ellerinizle gerçekleştirsin.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Bu konuda daha önce birden fazla cevap yayınladık: 14/08/1967 ve 26/12/2014 tarihlerinde. Bu cevaplarda yeterli detay mevcuttur, onlara müracaat edebilirsiniz.

Ancak özetle konu şu şekildedir:

1- Hizb-ut Tahrir’in yönetimi devralması, dünyadaki mevcut partilerin yönetimi devralması gibi değildir. Yönetime ulaşan şey, partinin dayandığı fikrin -benimsediği şekliyle ve tüm detaylarıyla- yönetime gelmesidir; partinin şahısları değildir. Parti, şahıslarını yönetime taşımak için değil, fikrini yönetime ulaştırmak için çalışır.

2- Bununla birlikte, partinin fikri ancak o fikri benimseyen, onunla yaşayan ve onun uğrunda mücadele edenler tarafından en iyi şekilde uygulanabileceği için; Halife’nin partiden olması, Muavinlerin (Yardımcıların) partiden olması ve Cihad Emiri’nin partiden olması kaçınılmazdır. Yönetim cihazındaki bu üç makamın, fikrin uygulanabilmesi ve uygulamanın en iyi şekilde güvence altına alınması için partiden olması gerekir. Bunun dışındaki yönetim organlarında ise ehliyet ve liyakate göre partiden olanların veya olmayanların görev alması caizdir.

3- Partinin fikrinin yönetime gelmesi, partinin yönetime gelmesi demek olsa da; parti, kendi gençlerini insanların boynuna (tepesine) bindirmekten sakınır ve bu konuda son derece ihtiyatlı davranır. (Rivayet edildiğine göre Ömer b. el-Hattab, Hilafetin içlerinden seçileceği Şura ehlini -altı kişiyi- belirlediğinde Ali’ye gelmiş ve şöyle demiştir: "Ey Ebu’l Hasan! Eğer bu işi sana verirlerse, sakın Haşimoğullarını insanların boynuna bindirme." Osman’a gelip şöyle demiştir: "Ey Osman! Eğer bu iş sana verilirse, sakın Ümeyyeoğullarını insanların boynuna bindirme.") Eğer Halife Hizb-ut Tahrir’den olursa, partinin gençleri onun için tıpkı Ali için Haşimoğulları veya Osman için Ümeyyeoğulları konumundadır; dolayısıyla onları insanların boynuna bindirmesi doğru olmaz.

4- Parti yönetime geldiğinde, partinin yöneticiyi muhasebe etmesi konusuna gelince; bunun cevabı şudur:

Parti dört temel çalışma yürütür: Kültürleşme (Halkî ve Merkezi), fikirlerin doğruluğunu veya yanlışlığını ortaya koymak suretiyle Fikri Mücadele... Bu iki çalışma muhasebe konusu değildir; aksine bunlar partinin kültürel ve fikri çalışmalarıdır. Bu çalışmalar partinin yönetimden önce de sonra da aynı şekilde devam eder, zira partinin yönetimi devralmasından etkilenmezler.

Üçüncü çalışma olan "Planların Deşifre Edilmesi" (Kashf al-Khitat) ise artık partinin işi olmaktan çıkar. Çünkü partinin yönetimde olması, sömürgeci planların parti tarafından deşifre edilmesi konusunu ortadan kaldırır; bunu artık devletin kurumları yapar. Geriye yöneticilerin maslahatları gözetme konusundaki muhasebesi kalır ki bu, yönetimden önce olduğu gibi Vilayet Komiteleri (Lijan al-Wilayat) tarafından yürütülür.

Vilayet Komiteleri, yönetimden önce parti liderliğini (Emir ve Ofisi) muhasebe etme yetkisine sahip olduğu gibi; parti yönetimdeyken de parti liderliğini muhasebe etme yetkisine sahip olmaya devam eder. Ancak bu muhasebe, Ümmetin maslahatlarının Şer’î hükümlere göre benimsenmesi, bunların en güzel ve en mükemmel şekilde korunup gözetilmesi noktasında olur.

Bunun yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilen ve hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta

04 Rebiülevvel 1445 H. 19/09/2023 M.

Emir’in (Allah onu korusun) sayfasındaki cevabın linki: Facebook

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın