Soru:
"Şahsiyet Kitabı 3. Cilt, Onaylanmış Baskı"nın 46. sayfasında, 6. ve 7. satırlarda şu ifade yer almaktadır: "Şeriat'ın hakkında sustuğu şey, haram kılmadığı yani helal kıldığı şeydir; bu kapsamda vacip, mendup, mübah ve mekruh yer alır."
Buna binaen şu sorularım var:
1- Hadiste "hakkında sustu..." ifadesi geçmektedir. Eğer bunun vacip, mendup ve mekruhu kapsadığını farz edersek, bu durumda Şâri’in açıklanması zorunlu olan bir hususta açıklama yapmadığı (beyan eksikliği) anlamı çıkmaz mı?
2- Hadiste "fiillerden" değil, "şeylerden" (eşyâ) bahsedilmiştir. "Şey" hakkında düşünülebilecek olan helallik ve haramlıktır; vaciplik, mendupluk ve mekruhluk değildir. Özellikle de hadisin tereyağı, peynir ve kürkün hükmü hakkındaki bir soru üzerine gelmiş olması, bunların fiil değil "şey" olduklarını göstermez mi?
3- Hadiste "ruhsat" ifadesi geçmektedir. Sükûtun vacip olma ihtimaliyle tefsir edilmesi durumunda bu nasıl "ruhsat" olabilir?
4- Hadiste "afv" (muafiyet/bağış) ifadesi geçmektedir. Sükûtun vacip olma ihtimaliyle tefsir edilmesi durumunda bu nasıl "afv" olabilir?
5- Hadiste "onları araştırmayın" buyurulmaktadır; yani onlar hakkında araştırma yapmayı yasaklamaktadır. Eğer bunlar vacip, mendup veya mekruh olma ihtimali taşısaydı, onları araştırmayı yasaklamazdı...
Bu hususların açıklığa kavuşturulmasını rica ediyorum, Allah hayrınızı versin.
Cevap:
1- Konuyla ilgili hadisler şunlardır:
a- Tirmizî'nin Selman el-Farisi'den rivayet ettiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e tereyağı, peynir ve kürk hakkında sorulduğunda şöyle buyurmuştur:
الْحَلاَلُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ، وَالْحَرَامُ مَا حَرَّمَ اللَّهُ فِي كِتَابِهِ، وَمَا سَكَتَ عَنْهُ فَهُوَ مِمَّا عَفَا عَنْهُ
"Helal, Allah'ın Kitabı'nda helal kıldığıdır; haram, Allah'ın Kitabı'nda haram kıldığıdır; hakkında sustuğu şeyler ise O'nun affettiklerindendir (serbest bıraktıklarındandır)." (Tirmizî)
Ebu Davud'un İbn Abbas'tan rivayetinde ise şöyledir: "Allah Teâlâ Peygamberi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i gönderdi, Kitabı'nı indirdi, helalini helal, haramını haram kıldı. O'nun helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır; hakkında sustuğu ise afv'dır (bağışlanmıştır/serbesttir)."
b- Beyhakî'nin es-Sünenü'l-Kübrâ'da Ebu Sa'lebe Radıyallahu Anh'dan rivayet ettiğine göre Resulullah şöyle buyurmuştur:
إِنَّ اللهَ فَرَضَ فَرَائِضَ، فَلَا تُضَيِّعُوهَا، وَحَّدَ حُدُودًا، فَلَا تَعْتَدُوهَا، وَنَهَى عَنْ أَشْيَاءَ، فَلَا تَنْتَهِكُوهَا، وَسَكَتَ عَنْ أَشْيَاءَ رُخْصَةً لَكُمْ، لَيْسَ بِنِسْيَانٍ، فَلَا تَبْحَثُوا عَنْهَا
"Şüphesiz Allah birtakım farzlar kıldı, onları zayi etmeyin. Birtakım sınırlar koydu, onları aşmayın. Bazı şeyleri yasakladı, onları çiğnemeyin. Bazı şeyler hakkında da -unutkanlıktan dolayı değil- size bir ruhsat olmak üzere sustu; onları araştırmayın." (Beyhakî)
c- Tirmizî ve Dârekutnî'nin Ali Radıyallahu Anh'dan rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:
وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا
"Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır." (Âl-i İmrân [3]: 97)
ayeti indiğinde, "Ey Allah'ın Resulü! Her yıl mı?" dediler. O sustu. Tekrar "Her yıl mı?" diye sordular. Buyurdu ki: "Hayır! Eğer 'evet' deseydim vacip (farz) olurdu." Bunun üzerine Allah Teâlâ şu ayeti indirdi:
يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لا تَسْئَلُوا عَنْ أَشْياءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ
"Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyler hakkında soru sormayın." (Mâide [5]: 101)
Dârekutnî'nin Ebu Hüreyre'den bir diğer rivayetinde ise şöyledir: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Ey insanlar! Size hac yazıldı (farz kılındı)" buyurdu. Bir adam kalkıp: "Her yıl mı ey Allah'ın Resulü?" dedi. Resulullah ondan yüz çevirdi. Adam tekrar: "Her yıl mı ey Allah'ın Resulü?" dedi. Resulullah: "Bunu söyleyen kim?" diye sordu. "Falan kişi" dediler. Buyurdu ki: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki eğer 'evet' deseydim vacip olurdu; eğer vacip olsaydı buna güç yetiremezdiniz; eğer güç yetiremeseydiniz kafir olurdunuz." Bunun üzerine Allah Teâlâ Mâide Suresi 101. ayeti indirdi.
2- Hadislerin manasına derinlemesine girmeden önce bazı gerekli hususlara işaret etmekte fayda vardır:
a- "Şey" (şey) ile "fiil" (fiil) arasındaki ayrım fıkhi-usulî bir araştırmadır, lügavi bir araştırma değildir. Zira lügatte "şey" lafzı fiili de kapsar. Aynı şekilde şer’î hükmün farz, vacip, mendup, mübah, mekruh, haram, mahzur, ruhsat, azimet, şart, sebep, mani, sahih, fasit, batıl gibi kısımlara ayrılması da fıkhi-usulî terimlerdir. Dil sözlüklerine bakarsanız bunları fıkhi anlamlarıyla bulamazsınız.
Bu fıkhi-usulî terimler; tıpkı "fail", "mef’ûl" gibi nahiv terimlerinde olduğu gibi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve Hulefâ-i Râşidîn döneminden sonra sistemleştirilmiştir. Bu terimlerin sözlüklerdeki anlamları, nahivdeki ıstılahi anlamlarından farklıdır.
b- Buna göre, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den veya sahabesinden gelen bir hadiste "şey" veya "fail" lafzını gördüğünüzde, bu mutlaka ıstılahi/terim anlamında olduğu anlamına gelmez. Aksine bunun lügavi bir hakikat mi, örfi bir gerçeklik mi yoksa şer’î bir hakikat mi olduğunu anlamak için delaletini incelemeniz gerekir.
c- Eğer soru belirli özel lafızlar hakkındaysa ve cevap sorudan bağımsız ve genel bir ifadeyle gelmişse; buradaki genellik, cevabın değindiği konudadır ve sadece sorudaki lafızlara has değildir. Örneğin, Tirmizî'nin Ebu Saîd el-Hudrî'den rivayet ettiği sahih hadiste; "Ey Allah'ın Resulü! Budaa kuyusundan abdest alabilir miyiz?" diye sorulmuş, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise şöyle buyurmuştur:
إِنَّ المَاءَ طَهُورٌ لَا يُنَجِّسُهُ شَيْءٌ
"Şüphesiz su temizdir, onu hiçbir şey kirletmez." (Tirmizî)
Burada Resulullah'a Budaa kuyusu sorulmuştur ancak cevap Budaa kuyusundan bağımsız olarak gelmiştir; cevapta kuyu zikredilmemiştir. "Şüphesiz su temizdir..." buyrulmuştur. Dolayısıyla genellik, ister Budaa kuyusundan ister başka bir kuyudan olsun su ile temizlenmeye uygulanır. Genelliğin konusu Budaa kuyusudur denilmez; aksine cevap geneldir ve konusu cevaptan alınır denilir. Yani konusu "su ile temizlik"tir, "Budaa kuyusu" değildir.
3- Şimdi sorularınıza cevap verelim:
a- Tirmizî hadisi: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e tereyağı, peynir ve kürk sorulduğunda; "Helal, Allah'ın Kitabı'nda helal kıldığıdır; haram, Allah'ın Kitabı'nda haram kıldığıdır; hakkında sustuğu ise afv'dır" buyurmuştur.
Buradaki "hakkında sustuğu..." atfı, kendisine en yakın olan "haram, Allah'ın Kitabı'nda haram kıldığıdır" ifadesine döner. Yani hakkında sükût edilen şey, haramlıktan muaftır (afv); yani helaldir.
Burada genellik konudadır. Cevap sorudan daha genel ve ondan bağımsız olduğu için konu sorudan değil, cevaptan alınır. Bu nedenle hükmü helal veya haram olan her şeyi kapsar; ister tereyağı, peynir ve kürk olsun ister helal veya haram kapsamına giren başka herhangi bir mesele olsun fark etmez. Bu durum, ıstılahi anlama göre hem "şey" hem de "fiil" lafzı altına giren her şeye uygulanır. Eğer "şey"e uygulanırsa buradaki helal "mübahlık" anlamına gelir; eğer "fiil"e uygulanırsa buradaki helal, haram olmayan demektir; yani "vacip, mendup, mübah ve mekruh"u kapsar.
b- Beyhakî hadisi: "...Bazı şeyleri yasakladı, onları çiğnemeyin. Bazı şeyler hakkında da size bir ruhsat olmak üzere sustu; onları araştırmayın." Bu hadiste üç husus vardır:
Birincisi: "Bazı şeyler (eşyâ) hakkında sustu" ifadesindeki "şey", fiil dışındaki ıstılahi anlamda değildir; aksine fiili de kapsar. Örneğin şu ayette:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَسْأَلُوا عَنْ أَشْيَاءَ إِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْ وَإِنْ تَسْأَلُوا عَنْهَا حِينَ يُنَزَّلُ الْقُرْآنُ تُبْدَ لَكُمْ عَفَا اللَّهُ عَنْهَا وَاللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌ
"Ey iman edenler! Açıklanırsa hoşunuza gitmeyecek olan şeyler hakkında soru sormayın. Eğer onlar Kur’an indirilirken sorulursa size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır, halîmdir." (Mâide [5]: 101)
Burada hakkında soru sorulan "hac fiili" idi. Kurtubî Tefsiri'nde (6/330) geçtiği üzere Ali (r.a) ve Ebu Hüreyre'den rivayet edilen hadislerde, hac farziyeti üzerine sorulan "Her yıl mı?" sorusu üzerine bu ayet inmiştir. Buradan açıkça anlaşılmaktadır ki sorulan şey bir "fiil" olan hac idi ve ayette buna "şey" (eşyâ) denilmiştir.
İkincisi: "Bazı şeyler hakkında size bir ruhsat olmak üzere sustu" ifadesindeki "sustu..." atfı, kendisine en yakın olan "Bazı şeyleri yasakladı, onları çiğnemeyin" ifadesine döner. Yani ruhsat, "çiğnemeyin" delaletiyle kesin yasak olan "haram"dandır. Yani hakkında sükût edilen şey, haramlıktan bir ruhsattır; yani helaldir. Bu, eğer sorulan şey ıstılahi anlamda "şey" ise buradaki helallik mübahlıktır; eğer sorulan şey ıstılahi anlamda "fiil" ise buradaki helallik haram olmayan demektir; yani "vacip, mendup, mübah ve mekruh"tur.
Üçüncüsü: "Onları araştırmayın" ifadesi, "Bazı şeyler hakkında sustu" atfına ve dolayısıyla "Bazı şeyleri yasakladı, onları çiğnemeyin" ifadesine bağlıdır. Yani o helaldir, haram olup olmadığını araştırmayın demektir; yoksa vacip mi mendup mu diye hükümlerini araştırmayın demek değildir. Hadisin manası şudur: Hakkında sükût edilen şey helaldir; sorunuz sebebiyle haram kılınmasından korkarak onu haramlık noktasında araştırmayın. Nitekim Buhârî'de Sa'd b. Ebî Vakkas'tan rivayet edilen hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
إِنَّ أَعْظَمَ المُسْلِمِينَ جُرْمًا، مَنْ سَأَلَ عَنْ شَيْءٍ لَمْ يُحَرَّمْ، فَحُرِّمَ مِنْ أَجْلِ مَسْأَلَتِهِ
"Müslümanlar içinde suçu en ağır olan kişi, haram kılınmamış bir şey hakkında soru soran ve sorması sebebiyle o şeyin haram kılınmasına sebep olan kimsedir." (Buhârî)
4- Buna binaen mesajınızda belirttikleriniz şu şekildedir:
• "Eğer bunun vacip, mendup ve mekruhu kapsadığını farz edersek beyan eksikliği olur..." sözünüz:
Hadiste geçen mesele, haram ile helal arasındadır ve hakkında sükût edilenin helal olduğu beyan edilmiştir. Dolayısıyla hadisin konusu tam olarak açıklanmıştır. Helalin türü olan "vacip, mendup, mübah, mekruh" araştırmasına gelince; eğer sorulan şey usulî anlamda "fiil" ise, bu diğer hadislerden aranır. Zira hükümlerin tamamı tek bir hadisten alınmaz. Bu durum, usul kurallarına göre içtihat ehli katında bilinen bir husustur.
• "Şeyler" (eşyâ) sözünüz: Bunun fiili de kapsadığını açıkladık. Sorulan şeyin "tereyağı, peynir ve kürk" olması bunu etkilemez. Çünkü cevap sorudan daha geneldir. Sorulan şey, "peynir" hadisinde olduğu gibi ıstılahi anlamda "şey" olabileceği gibi, "hac" hadisinde olduğu gibi ıstılahi anlamda "fiil" de olabilir. Mâide 101. ayeti, hac fiili hakkında "şeyler" lafzını kullanmıştır.
• "Ruhsat..." sözünüz: Yani haramlıktan bir ruhsattır, bu da onun helal olduğu anlamına gelir.
• "Afv..." sözünüz: Yani haramlıktan muaftır, bu da onun helal olduğu anlamına gelir.
• "Onları araştırmayın" sözünüz: Yani haram kılınmasını araştırmayın ki sorunuz yüzünden haram kılınmasın. Yoksa haramlık dışındaki hükümlerini araştırmayın demek değildir. Konu, vahyin iniş sürecinde haram kılınmasına yol açacak sorulardan kaçınmaktır. Bu konu dışındaki sorular ise hükümlerin öğrenilmesi için gereklidir; nitekim Ebu Davud'un Cabir'den rivayet ettiği hadiste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:
أَلَا سَأَلُوا إِذْ لَمْ يَعْلَمُوا فَإِنَّمَا شِفَاءُ الْعِيِّ السُّؤَالُ
"Bilmediklerinde sorsalar ya! Zira bilgisizliğin şifası sormaktır." (Ebu Davud)
Cevabın netleşmiş olduğunu umarım.