(Hizb ut-Tahrir Emiri Alim Ata bin Halil Ebu el-Raşta’nın Facebook Sayfasındaki Takipçilerinin Fıkhî Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)
Soru Cevap
Şuna: Aseel Mahmoud Abu al-Khair
Soru:
Selamun Aleykum...
İslam’da İçtimaî Nizam kitabındaki bir hususu açıklamanızı istiyoruz... O da; evlilik akdinde icap ve kabulün birinin mazi (geçmiş zaman) lafzıyla, diğerinin ise müstakbel (gelecek zaman) lafzıyla olmasının caiz olduğudur...
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Birincisi: Sorunuzda İslam’da İçtimaî Nizam kitabının (s. 120, Arapça baskısı) şurada geçen kısmına işaret ediyorsunuz:
(Evlilik, şer’i bir icap ve kabul ile gerçekleşir. İcap; akdi yapan iki taraftan birinin ağzından ilk çıkan söz, kabul ise diğer tarafın ağzından çıkan ikinci sözdür. Örneğin evlenmek isteyen kadının adaya “seninle evlendim/kendimi sana eş verdim” demesi, erkeğin de “kabul ettim” demesi gibidir. Ya da tam tersi olur. İcap ve kabul, evlenecek olanlar arasında bizzat yapılabileceği gibi, vekilleri arasında veya bir taraf ile diğer tarafın vekili arasında da olabilir. İcapta evlendirme (tezvîc) ve nikahlama (inkâh) lafızlarının kullanılması şarttır; kabulde ise bu şart değildir. Aksine kabulde şart olan, bu icaba rıza gösterildiğini hissettiren herhangi bir lafızla karşı tarafın onay vermesidir. İcap ve kabulün “evlendim” (zevcetü) ve “kabul ettim” (kabiltü) gibi mazi (geçmiş zaman) lafzıyla olması ya da birinin mazi, diğerinin ise müstakbel (gelecek zaman) lafzıyla olması gerekir. Çünkü evlilik bir akittir; bu yüzden akitte, sabitliği/kesinliği ifade eden mazi lafzının kullanılması kaçınılmazdır...) Bitti.
İkincisi: Cevabın net olması için şu hususları belirtiyorum:
1- İslam’daki akitlerde icap ve kabul lafızları, akdi yapan taraflar nezdinde sabitlik (thubut) ve bağlayıcılık (luzum) ifade etmelidir:
Bunu ifade eden lafızlar mazi (geçmiş zaman) sîgasında olanlardır. Eğer "Fulan kişi ayağa kalktı" (kame fulan) derseniz, kalkma eylemi gerçekleşmiş ve kesinleşmiş demektir...
Muzari (şimdiki/geniş zaman) sîgası ise eylemin tamamen gerçekleştiğini değil, şu an başladığını veya gelecekte başlayacağını ifade eder. Çünkü muzari sîgası şimdiki zamanı ve gelecek zamanı ifade eder. Eğer "Fulan kişi ayağa kalkıyor" (yekumu fulan) derseniz, kalkma eylemi tamamen bitmemiştir; ya kalkmaya başlamıştır henüz tamamlamamıştır ya da kalkmaya hazırlanıyordur henüz kalkmamıştır... Muzari fiilin başına sin (س) veya sevfe (سوف) gelirse, mana tamamen gelecek zamana hasredilir...
Emir sîgasına gelince; bu gelecek zamana dâhildir. Eğer "Ey fulan, kalk!" (kum ya fulan) derseniz, açıkça görülür ki o henüz kalkmamıştır. Bu yüzden dilbilimciler emir için "gelecek zamana mahsustur" derler. Bu sîgalar ve delaletleri dilbilgisi kitaplarında sabittir...
İbn Acurrûm (Muhammed es-Sanhâcî, Ebu Abdullah, vefatı: H. 723) tarafından kalan el-Âcurrûmiyye üzerine Üstad Abdülkerim el-Hudayr’ın yaptığı şerhte şöyle geçer: Metinde şu ifade yer alır: (Kelam; vaz’ edilmiş, müfid ve mürekkep lafızdır. Kısımları üçtür: İsim, fiil ve bir mana için gelen harf.) Sonra şerhte şöyle devam eder: "İsim; zamanla ilişkilendirilmeden bir manaya delalet eden kelimedir. Fiil; bir manaya veya bir zamanla ilişkilendirilmiş bir olaya delalet eden kelimedir. Eğer zaman geçmişse o mazidir; şimdiki zaman veya gelecek zaman ise muzaridir; eğer gelecek zamana mahsussa o emirdir. Harf ise manası ancak başkasıyla birlikteyken ortaya çıkandır..."
Üçüncüsü: Yukarıda zikredilen fiil sîgalarının delaletine ve bunun akitlere, özellikle de sorunun konusu olan evlilik akitlerine uygulanmasına göre şu hususlar ortaya çıkar:
1- İslam’daki akitler, akdi yapanlar için sabitlik ve bağlayıcılık gerektirdiğinden ve bu da belirttiğimiz gibi mazi fiilde mevcut olduğundan; evlilik, her ikisi de mazi lafızla olan icap ve kabulle gerçekleşir. Örneğin babanın "Kızımı seninle evlendirdim" demesi, damadın da "Onunla evlenmeyi kabul ettim" demesiyle evlilik akdedilmiş olur.
2- Evlilik, başına sin veya sevfe eklenmiş muzari lafzıyla yapılan icap ve kabulle gerçekleşmez. Çünkü bu durumda muzarinin delaleti belirttiğimiz gibi "şimdi değil, gelecekteki bir vaat gibidir". Bu ise sabitlik ve bağlayıcılık ifade etmez, dolayısıyla bu durumda evlilik akdedilmez... Eğer baba "Kızımı seninle evlendireceğim" derse ve adam da "Onunla evleneceğim" derse, bununla evlilik akdedilmiş olmaz.
3- Eğer icap ve kabul, başına sin veya sevfe gelmemiş yalın muzari lafzıyla veya emir lafzıyla olursa... Muzarinin "şimdiki ve gelecek" zaman için kullanıldığını, emrin ise "gelecek zamana mahsus" olduğunu belirttiğimizden; gelecek zaman delaleti ise sabitlik ve bağlayıcılık ifade etmeyip daha çok konunun gelecekte tamamlanacağına dair bir vaat niteliği taşıdığından, evlilik gibi sabit ve bağlayıcı akitler gelecek zaman sîgasıyla akdedilmez. Bu durumda muzari ve emrin, manayı şimdiki zamana (hal) çevirecek ve akdin gelecekte değil de şu an tamamlanma ihtimalini güçlendirecek bir karineye ihtiyacı vardır. Bu karine, iki lafızdan birinin (icap veya kabul) mazi lafzıyla olmasıdır, örneğin:
a- Velinin damada "Kızımı seninle evlendirmeye geldim/evlendiriyorum" (muzari) demesi, damadın da "Onunla evlenmeyi kabul ettim" (mazi) diye cevap vermesi durumunda evlilik akdedilir. Her ne kadar icap muzari olsa ve muzari şimdiki ve gelecek manalarına gelse de... Fakat kabul mazi ile olduğu için, burada akdin bir gelecek vaadi değil, o anda tamamlandığı manası kesinleşmiştir.
b- Veya velinin damada "Kızımla evlen" (emir) demesi ve damadın da "Onunla evlenmeyi kabul ettim" (mazi) demesi durumunda... İcap emir lafzıyla olsa ve emir dilbilimcilerin dediği gibi "gelecek zamana mahsus" olsa da evlilik akdedilir. Çünkü kabul mazi ile yapılmıştır ve bu, akdin o anda tamamlandığını, gelecekteki bir vaat olmadığını kesinleştirmiştir.
Dördüncüsü: İslam’da İçtimaî Nizam kitabında geçen "(İcap ve kabulün mazi lafzıyla olması ya da birinin mazi, diğerinin ise müstakbel lafzıyla olması gerekir. Çünkü evlilik bir akittir; bu yüzden akitte, sabitliği ifade eden mazi lafzının kullanılması kaçınılmazdır)" ifadesinin anlamı budur. Yani icap ve kabulün her ikisi birden mazi değilse ve birinde muzari veya emir kullanılmışsa, diğerinin mutlaka mazi olması gerekir. Çünkü evlilik bir akittir ve onda sabitliğe delalet eden mazi lafzının kullanılması şarttır.
Bu açıklamanın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilendir ve hüküm sahibidir.
Beşincisi: Daha fazla fayda sağlaması için, bazı fakihlerin bu konu hakkındaki görüşlerini zikrediyorum:
1- Hanefi fıkhından Ali el-Ferganî Ebu’l-Hasan Burhaneddin’in (vefatı: H. 593) el-Hidaye Şerhu Bidayeti'l-Mübtedi (s. 185) adlı eserinde nikah bölümünde şöyle geçer:
[Der ki: Nikah, mazi (geçmiş zaman) ifade eden iki lafızla yapılan icap ve kabul ile akdedilir... Biri mazi diğeri müstakbel ifade eden iki lafızla da akdedilir; örneğin "beni evlendir" (emir/müstakbel) demesi üzerine "seni evlendirdim" (mazi) demesi gibi...]
2- Şafii fıkhından, Maverdî adıyla bilinen Ebu’l-Hasan Ali’nin (vefatı: H. 450) el-Havi'l-Kebir (9/162) adlı eserinde, nikahın müstakbel (gelecek zaman) kullanımıyla akdedilmeyeceği hakkında şöyle denir:
[BÖLÜM: Gelecek zaman lafzıyla yapılan akde gelince; örneğin velinin "seni kızımla evlendiriyorum/evlendireceğim" demesi ve damadın "onunla evleniyorum/evleneceğim" demesi gibi. Ne velinin ne de damadın sözüyle akit sahih olmaz. Çünkü her ikisinin sözü de bir akit değil, akit vaadidir... Eğer damat başlasa ve veliye "kızınla evleniyorum/evleneceğim" dese, veli de "seni onunla evlendiriyorum/evlendireceğim" dese, yine ikisinin sözüyle de akit sahih olmaz. Çünkü her birinin sözü akit değil, akit vaadidir...]
3- Ebu Zekeriya Muhyiddin Yahya bin Şeref en-Nevevî’nin (vefatı: H. 676) Minhacu't-Talibin ve Umdetu'l-Müftin (s. 205) adlı eserinde şöyle geçer:
(Nikah ancak; "seni evlendirdim" veya "seni nikahladım" şeklindeki bir icap ve damadın "evlendim", "nikahladım", "onunla nikahlanmayı kabul ettim" veya "evlenmeyi kabul ettim" demesiyle sahih olur. Damadın sözünün veliden önce gelmesi de sahihtir. Sadece tezvîc veya inkâh lafızlarıyla sahih olur... Eğer "beni evlendir" derse o da "seni evlendirdim" derse veya veli "onunla evlen" derse o da "evlendim" derse sahih olur.) Bitti.
Minhac’ın bazı şerhlerinden de zikrediyorum:
a- Şemseddin Muhammed el-Hatîb eş-Şirbînî eş-Şâfiî’nin (vefatı: H. 977) Muğni'l-Muhtac ila Ma'rifeti Elfazi'l-Minhac (12/99) adlı eserinde şöyle geçer:
[(Eğer dese) dünür veliye (beni evlendir) kızınla vb. (dese de) veli ona (seni evlendirdim) dese vb. (veya veli dese) dünür adayına (onunla evlen) yani kızımla vb. (o da dese) dünür (evlendim) vb. (sahih olur) her iki meselede de nikah.]
b- Şemseddin bin Hamza Şihabeddin er-Remlî’nin (vefatı: H. 1004) Nihayetu'l-Muhtac ila Şerhi'l-Minhac (6/213) adlı eserinde şöyle geçer:
[(Eğer) (dese) damat veliye (beni kızınla evlendir, veli de dese ki seni kızımla evlendirdim) sonuna kadar (veya) (veli dese) damada (onunla evlen) yani kızımla (o da dese) (evlendim) onunla sonuna kadar (sahih olur) rızaya delalet eden kesin talep sebebiyle her ikisinde de nikah.]
4- Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi’nde (41/238) şöyle geçer:
(Sîganın zamana delaleti ve akit üzerindeki etkisi:
- Fakihler, nikahın mazi sîgasıyla yapılan icap ve kabulle akdedileceği görüşündedir; örneğin velinin damada "kızımı seninle evlendirdim" veya "seni nikahladım" demesi, damadın da "onun nikahını kabul ettim" demesi gibi...
Nikah, emir sîgasındaki icapla da akdedilir; örneğin velinin damada "kızımla evlen" demesi ve damadın da "onunla evlendim" demesi gibi. (Nihayetu’l-Muhtac))
5- Zuhaylî’nin el-Fıkhu’l-İslami ve Edilletuhu (9/6528) adlı eserinde şöyle geçer:
(Özetle: Şafiilere göre nikah ancak mazi sîgasıyla ve evlenme/nikahlama maddesinden türeyen kelimelerle akdedilir. Malikilere ve Hanefilere göre ise, karine veya halin delaleti bunun vaat için değil de icap için olduğunu gösteriyorsa mazi, muzari ve emir ile de akdedilir.
Hanbelîler dışındaki cumhura göre icabın kabulden önce gelmesi şart değildir, aksine müstehabdır; velinin "seni onunla evlendirdim" veya "seni nikahladım" demesi gibi. Hanbelîler ise şöyle demiştir: Eğer kabul icaptan önce gelirse, ister mazi lafzıyla "evlendim" olsun ister talep lafzıyla "beni evlendir" olsun, sahih olmaz.)
Bu hususları inşallah daha fazla fayda sağlaması için zikrettim.
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu el-Raşta
06 Safer el-Hayr 1440 H. 15/10/2018 M.
Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/AmeerhtAtabinKhalil/photos/pb.122848424578904.-2207520000.1539608180./928067817390290/?type=3&theater&_rdc=1&_rdr
Emir’in (Allah onu korusun) Google Plus sayfasındaki cevap linki: https://plus.google.com/100431756357007517653/posts/TiinqXRC7DN
Emir’in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/3909