Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru Cevap: Zeytin Zekâtı

December 24, 2022
2149

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Âlim Atâ b. Halil Ebu’r-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi (Fıkhî)

Ebu Ali’ye

Soru:

Selamu Aleykum ve Rahmetullah,

Değerli Şeyhimiz, Allah ilminizden bizi faydalandırsın ve Allah’ın hak dinine nusret yolundaki çabalarınızı hasenat mizanınıza koysun.

Değerli Şeyhim, sorum şudur: Zeytin zekâtını zeytin olarak mı yoksa yağı üzerinden mi vermeliyiz?

Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuhu.

Şükri el-Bahri – Tunus

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakâtuhu,

Değerli kardeşim, biz meyvelerden buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm dışındakilerde zekât olmadığı görüşünü benimsiyoruz (tabenni ediyoruz). Bunu kitaplarımızda ve soru cevaplarımızda şu şekilde açıklamıştık:

1- Hilafet Devleti’nde Mallar (El-Emvâl) kitabının 157-158. sayfalarında (Arapça baskı) şöyle geçmektedir:

[Zekâtın Farz Olduğu Ekin ve Meyve Türleri]

Zekât; buğday, arpa, hurma ve kuru üzümde farzdır. Zira Musa b. Talha, Ömer’den şöyle dediğini rivayet etmiştir:

إِنَّمَا سَنَّ رَسُولُ اللهِ ﷺ الزَّكَاةَ فِي هَذِهِ الأَرْبَعَةِ: الْحِنْطَةِ، وَالشَّعِيرِ، وَالتَّمْرِ، وَالزَّبِيبِ

"Resulullah ﷺ zekâtı yalnızca şu dört şeyde yasallaştırdı (farz kıldı): Buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm." (Taberânî rivayet etmiştir)

Musa b. Talha ayrıca şöyle demiştir:

أَمَرَ رَسُولُ اللهِ ﷺ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ - حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ - أَنْ يَأْخُذَ الصَّدَقَةَ مِنَ الْحِنْطَةِ وَالشَّعِيرِ، وَالنَّخْلِ، وَالْعِنَبِ

"Resulullah ﷺ Muâz b. Cebel’i Yemen’e gönderdiğinde; zekâtı buğday, arpa, hurma ve üzümden almasını emretti." (Ebu Ubeyd rivayet etmiştir)

Bu hadisler, ekin ve meyvelerdeki zekâtın yalnızca bu dört türden (buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm) alınacağını, bunlar dışındaki ekin ve meyve türlerinden alınmayacağını beyan etmektedir. Zira ilk hadis, kasır (sınırlandırma) ifade eden "innamâ" (yalnızca) lafzı ile başlamıştır. Zekâtın bu dört türle sınırlı olduğunu pekiştiren diğer bir delil ise Hâkim, Beyhakî ve Taberânî’nin Ebu Musa ve Muâz’dan rivayet ettikleri hadistir. Peygamber ﷺ onları insanlara dinlerini öğretmeleri için Yemen’e gönderdiğinde şöyle buyurmuştur:

لَا تَأْخُذَا الصَّدَقَةَ إِلاَّ مِنْ هَذِهِ الأَرْبَعَةِ: الشَّعِيرِ وَالْحِنْطَةِ وَالزَّبِيبِ وَالتَّمْرِ

"Zekâtı sadece şu dört şeyden alın: Arpa, buğday, kuru üzüm ve hurma."

Beyhakî bu hadis için "Ravileri sika (güvenilir) ve muttasıldır" demiştir. Bu hadiste, ekin ve meyvelerden alınacak zekâtın bu dört türle sınırlandırıldığı gayet açıktır. Çünkü "İllâ" (ancak/sadece) edatı, bir nefy (olumsuzluk) veya nehy (yasaklama) edatından sonra gelirse, kendinden öncesini kendinden sonrasına hasreder (sınırlar). Yani zekât alımını, kendisinden sonra zikredilen dört türle (arpa, buğday, kuru üzüm ve hurma) sınırlandırır.

Ayrıca hadislerde geçen buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm kelimeleri "camid" (donmuş/türetilmemiş) isimlerdir. Bu yüzden bu kelimeler ne mantukuyla (açık sözle), ne mefhumuyla, ne de delaletiyle kendisi dışındakileri kapsamaz. Çünkü bunlar sıfat veya mana isimleri değil, isimlendirildikleri belirli nesnelere has isimlerdir. Bu nedenle bu kelimelerden "temel gıda olma", "kurutulabilirlik" veya "depolanabilirlik" gibi manalar çıkarılamaz; zira bu kelimelerin lafızları bu mana ve sıfatlara delalet etmez. Ekin ve meyvelerde zekâtı bu dört türle sınırlandıran bu hadisler; "Yağmurun suladığında öşür (onda bir), kova veya dolapla sulananda ise yarım öşür vardır" şeklindeki genel hadisleri tahsis eder (özelleştirir). Dolayısıyla anlam şu şekilde olur: Yağmurun suladığı buğday, arpa, hurma ve kuru üzümde öşür; kova veya dolapla sulananlarda ise yarım öşür vardır.

Bu dört türün dışındaki ekin ve meyvelerde zekât farz değildir. Dolayısıyla mısır, pirinç gibi tahıllardan; fasulye, nohut, mercimek gibi bakliyatlardan zekât alınmaz. Aynı şekilde elma, armut, şeftali, kayısı, nar, portakal, muz ve diğer meyve türlerinden de zekât alınmaz. Çünkü bu tahıl ve meyveler; buğday, arpa, hurma ve kuru üzüm lafzının kapsamına girmezler. Ayrıca bunlara dair itibar edilecek sahih bir nass, icma veya kıyas da mevcut değildir. Zira zekât ibadetlerdendir ve ibadetlerde kıyasa yer yoktur; sadece nassın bulunduğu yerle sınırlı kalınır. Yine sebzelerden (acur, hıyar, kabak, patlıcan, şalgam, havuç vb.) de zekât alınmaz. Ömer, Ali, Mücahid ve diğerlerinden sebzelerde zekât olmadığı rivayet edilmiştir. Bunu Ebu Ubeyd, Beyhakî ve başkaları rivayet etmiştir.] (Alıntı bitti).

2- Bu hususu 08.11.2013 tarihli soru cevabımızda da pekiştirmiştik...

3- Daha önceki 12.01.2005 tarihli bir cevapta ise mezheplerin zeytin zekâtına yaklaşımına değinerek şöyle demiştik:

[............

Zeytin zekâtı konusunda ihtilaf etmişlerdir:

Hanefilere, Malikilere, Şafii’nin eski görüşüne (kavli kadim) ve Ahmed’den bir rivayete göre zeytin zekâtı farzdır.

Şafii’nin yeni görüşü (kavli cedid) ve Ahmed’den gelen diğer rivayete göre ise zeytinde zekât yoktur. (Bakınız: El-Muğnî, Şerhu’l-Minhâc ve Eş-Şerhu’l-Kebîr, Zekât Bölümü).

...... ve diğer görüşler.

Gördüğün üzere mezhepler, bu dört sınıf dışındaki ürünlerde ihtilaf halindedirler. Mezheplerin tüm ekin ve meyve türlerinde icma ettiğini belirttiğin için bu ihtilafları zikrettim. Yoksa asıl olan delildir. Biz, konuya uygun olan sahih delilleri ortaya koyduk ve zekâtın, sahih delillerin kendisine tatbik edildiği o dört sınıfta olduğunu açıkladık.] (Alıntı bitti).

Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi'nden bu hususla ilgili bir bölümü aktarıyorum:

[Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi (24/348):

Zeytinden zekât alınacağını söyleyenlere göre; eğer zeytin, yağı sıkılan türden ise, yağı az olsa bile sıkıldıktan sonra yağından öşür alınır. Çünkü depolanan şey odur ve diğer meyvelerdeki kurutma hükmündedir. Eğer tane olarak depolanıyorsa, tane miktarı beş veske (yaklaşık 653 kg) ulaştığında tanesinden öşür alınır. Bu, Malikilerin ve Hanbelilerin mezhebidir. Malik demiştir ki: 'Zeytin beş veske ulaştığında, sıkıldıktan sonra yağından beşte bir (burada zekât kastediliyor) alınır.' Ebu Hanife ise her halükarda tanesinden öşür çıkarılacağı görüşündedir.] (Alıntı bitti).

Sonuç olarak: Eğer soruyu soran kişi partinin (Hizb-ut Tahrir) gençlerinden ise, bizim benimsediğimiz görüşle amel eder. Bu durumda zeytin zekâtı vermesi ona farz değildir ve dolayısıyla "zeytinden mi yoksa yağdan mı vermeliyiz?" diye sormasına gerek kalmaz. Ancak partinin dışından biri ise, kendi benimsediği görüşe göre amel eder; bu durumda zeytin zekâtı konusunda tabi olduğu mezhebe dönmeli ve çıkışın zeytin mi yoksa yağ mı olacağına dair o mezhebin hükmüne bakmalıdır.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebu’r-Raşta

29 Cemâziyelâhir 1444 H. 23/12/2022 M.

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://www.facebook.com/photo/?fbid=708645670822805

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın