Soru:
CGTN (Çin Küresel Televizyon Ağı) 30/06/2023 tarihinde şunu yayınladı: "Çin Dışişleri Bakanlığı, ikili ilişkiler hakkında sorumsuz açıklamalarda bulunduğu için Amerika Birleşik Devletleri'ni eleştirdi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken daha önce verdiği bir mülakatta, Washington'ın kendi çıkarlarını savunmaya devam edeceğini ve iki taraf arasındaki farklılıklara bakılmaksızın Çin'in hoşuna gitmeyen eylemlerde bulunmaya ve açıklamalar yapmaya devam edeceğini söylemişti. Çin Dışişleri Bakanlığı bu açıklamalara itiraz etti..." Bilindiği üzere, Al Arabiya bundan bir hafta önce 23/06/2023 tarihinde şunu yayınlamıştı: "Blinken'ın ziyaretinden beklenen sonuçlardan biri, ABD Hazine Bakanı Janet Yellen'ın yakında Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştirmesidir. Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve ayrıca Biden'ın İklim Elçisi John Kerry de ziyaretlerde bulunabilir... Ayrıca Başkan Şi'nin önümüzdeki Kasım ayında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısına katılmak üzere San Francisco'yu ziyaret etmesi ve burada Biden ile görüşmesi muhtemeldir."
Blinken'ın 18-19 Haziran 2023 tarihlerindeki Çin ziyaretinden sonra Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin sakinleşmesi beklenirken, durumun yeniden gerilmesi öngörülüyordu. Blinken'ın Çin ziyareti verimsiz mi geçti yoksa sadece sembolik miydi? Sorunun uzunluğu için özür dilerim. Allah hayrınızı versin.
Cevap:
Cevabın netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:
Birincisi: Blinken'ın Çin Ziyaretine İlişkin Arka Plan:
- Amerika ile Çin arasındaki ilişkiler oldukça gergindir. Bu durum, en azından eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan ticaret savaşından beri böyledir. ABD hükümeti Çin ticareti ve ürünlerine çeşitli kısıtlamalar getirmiş, bazı Çin mallarına yüksek gümrük vergileri uygulamış ve Huawei gibi Çinli şirketlere ve yöneticilerine yaptırımlar uygulamıştır. Biden hükümeti bu politikayı iptal etmemiştir. Çin hükümeti de benzer bir politikayla karşılık vermiştir. Bu durum tek başına iki ülke arasındaki ilişkilerde gerginlik yaratmak için yeterlidir.
- Çinliler uzun süredir "Çin 2025" planı kapsamında teknoloji alanında bağımsız hale gelmek için çalışmaktadır. Amerikalıların Huawei ve diğer Çinli şirketlere yönelik tutumu, Çin'in kendi silikon çiplerini üretmeyi planlamasına yol açan bir gerginlik oluşturmuştur. Amerikalı analistler, Çin'in beş ila yedi yıl içinde çip endüstrisinde bağımsızlığa ulaşacağını öngörüyor... Tüm bunlar iki ülke arasında çatışmaya yakın bir rekabet doğurmaktadır.
- Askeri ve güvenlik düzeyinde; geçtiğimiz Şubat ayında ABD hava sahasında Çin'e ait olduğu şüphelenilen bir casus balon uçurulmuştu. Çin bunu reddetse de bu durum Blinken'ın Şubat ayı için planlanan Pekin ziyaretinin iptal edilmesine neden oldu... Ardından Tayvan Boğazı'nda Çin savaş gemilerinin manevraları oldu ve Amerika, Güney Çin Denizi'ni uluslararası serbest sular olarak kabul ederek geçen ay Tayvan Boğazı'nda bir ABD muhribiyle manevra yaparak karşılık verdi... Son ayda bir Çin savaş uçağı ABD uçaklarına yaklaştı ve bu durum iki ülke arasındaki atmosferi gerdi... Böylece Blinken'ın ziyareti o zaman gerçekleşemedi...
- Amerika, Çin'i sıkıştırmak için çeşitli askeri ve güvenlik anlaşmaları yaptı. Biden yönetimi bu yönde bir dizi politika izledi. Bu, Çin'e askeri olarak karşı koymayı amaçlayan girişimleri; özellikle Avustralya ve Birleşik Krallık ile yapılan AUKUS anlaşmasını, Avustralya, Hindistan ve Japonya ile yapılan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu "QUAD"ı, NATO'nun Asya'daki rolünü genişletme çabalarını ve Amerika'nın Filipinler ile beş ek askeri üssün kullanımı için yaptığı ve Filipinler'deki üs sayısını dokuza çıkaran anlaşmayı içermektedir.
İkincisi: Blinken'ın Çin ziyareti sembolik değil, aksine belirli hedefleri olan bir ziyaretti:
- Önceki hususlardan kaynaklanan gerginliği azaltma girişimi: ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bu ziyaretin amacının iki ülke arasında anlayış sağlamak için iletişim kanalını yeniden açmak, askeri yetkililer arasında bir iletişim kanalı kurmak ve iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirmek için daha fazla alan açmak olduğu belirtildi... Açıklamadan, Blinken'ın ziyaretinin bazı hedeflere ulaştığı ancak askeri yetkililer arasında iletişim sağlama konusunda başarılı olamadığı anlaşılmaktadır...
- Şarku'l Avsat gazetesi 19 Haziran 2023'te şunu yayınladı: "Çinli liderin, Blinken ile 35 dakika süren görüşmenin ardından duyduğu memnuniyeti ifade eden olumlu diline rağmen, Blinken Pekin'in Washington ile askeri kanalları yeniden açmayı reddettiğini açıkça belirtti. Oysa bu konu Başkan Joe Biden yönetimi için bir öncelik ve bu ziyaretin ana hedeflerinden biriydi. Bununla birlikte, Büyük Halk Salonu'nda gerçekleşen toplantı, her iki ülkenin de ilişkilerinin açık bir düşmanlığa dönüşmesini istemediğinin ve rekabetlerinin ve diplomatik çabalarının muazzam riskler içerdiğinin farkında olduklarının bir işaretiydi."
- Gazete şöyle devam etti: "Çinli üst düzey yetkililerle iki gün süren görüşmelerin ardından Blinken, ABD'nin gezi için belirli hedefler belirlediğini ve bunlara ulaştığını söyledi. Askeri iletişim konusunu 'defalarca' gündeme getirdiğine dikkat çekerek; 'Bu tür iletişimlere sahip olmamız kesinlikle hayati önem taşıyor (...) Bu, üzerinde çalışmaya devam edeceğimiz bir konu' dedi. Bu çaba, Çin'in ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Çin tarafıyla üst düzey diyalog kurma yönündeki ondan fazla talebini reddettiği 2021 yılından beri devam etmektedir. Bununla birlikte Blinken, üst düzey Çinli yetkililerle yaptığı görüşmeleri 'samimi ve yapıcı' olarak nitelendirdi." (Şarku'l Avsat gazetesi, 19/06/2023).
- Böylece çözülemeyen ana konulardan biri, ABD ile Çin arasındaki askeri iletişimin yeniden kurulması oldu. İki ülke arasındaki üst düzey askeri yetkililer arasındaki iletişim donmuş durumda ve son dönemde yaşanan iki olay, gergin ilişkinin bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini artırdı. Çin geçtiğimiz günlerde Singapur'da ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Çin Savunma Bakanı Li Shangfu arasındaki görüşmeyi reddetti... Blinken, görüşmelerinde bu tür kanallara olan ihtiyacı "defalarca" dile getirmesine rağmen "anlık bir ilerleme kaydedilemediğini" söyledi. "Şu an itibariyle Çin bu konuda ilerlemeyi kabul etmedi. Bunun üzerinde çalışmaya devam etmemiz gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum" dedi. "Bu kanalları yeniden kurmamız çok önemli" dedi. (CNN, 19/06/2023).
- Blinken'ın ziyaretinin bir miktar ilerleme kaydettiği şüphesizdir. Ancak Blinken'ın dediği gibi, ilerleme kolay değildi. Blinken Çin'den ayrılmadan önce şunları söyledi: "İlişki istikrarsız bir aşamadaydı ve her iki taraf da istikrara kavuşturma ihtiyacının farkındaydı. Ancak ilerleme zordur. Zaman alır. Bu, tek bir ziyaretin, tek bir gezinin veya tek bir konuşmanın sonucu değildir. Umudum ve beklentim şudur: Gelecekte daha iyi iletişimimiz ve daha iyi katılımımız olacak..." "ABD'li yetkililer büyük bir atılım olasılığını hafife alıyorlardı ancak Blinken'ın ziyaretinin, Hazine Bakanı Janet Yellen ve Ticaret Bakanı Gina Raimondo'nun muhtemel gezileri de dahil olmak üzere daha fazla ikili görüşmenin yolunu açacağını umuyorlardı. Bunun, Şi Cinping ile Biden arasında bu yılın ilerleyen dönemlerinde bir zirve yapılmasına zemin hazırlaması umuluyordu." (Reuters, 20/06/2023).
- Ukrayna savaşı konusunda ise Al Jazeera Net şunu yayınladı: "Blinken, Çin'in Ukrayna'da kalıcı bir barış tesis edilmesine yönelik önerilerini memnuniyetle karşıladı ve Çin'in Ukrayna'daki savaşta Rusya'ya herhangi bir destek sağlamayacağını teyit ettiğini söyledi. Bununla birlikte 'Çinli şirketlerin buna karışmasından' duyduğu endişeyi dile getirdi." (Al Jazeera Net, 19/06/2023). Blinken, "Çin, ABD'ye ve diğer ülkelere Rusya'ya öldürücü yardım sağlamayacağına dair güvence verdi ve bunun aksine herhangi bir kanıt görmedik. Ancak Çin'in güvencelerinin son haftalarda yapılan mükerrer açıklamalarla uyumlu olduğuna dikkat çekti." dedi. (CNN, 19/06/2023).
- Tayvan konusunda Şarku'l Avsat gazetesi, Çinli bakanın; "ülkesinin Tayvan dosyası ve Pekin'in son yıllarda Washington ile Tayvanlı yetkililer arasında gördüğü yakınlaşma konusundaki tutumunu yeniden vurguladığını" aktardı. Bakanlığına göre Çin Gang şunları söyledi: "Tayvan meselesi Çin'in temel çıkarlarının özüdür, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli mesele ve en büyük risktir." "Çin, ABD'yi 'Tek Çin' ilkesine saygı göstermeye (yani Tayvan ile resmi ilişkiler kurmamaya) ve Tayvanlı ayrılıkçıları desteklememe taahhüdüne uymaya çağırmaktadır." dedi. Öte yandan Çin'in en üst düzey dış ilişkiler yetkilisi Wang Yi, ABD Dışişleri Bakanı'na ülkesinin Tayvan konusunda "hiçbir taviz vermeyeceğini" vurguladı. (Şarku'l Avsat, 19/06/2023). Blinken ise; ülkesinin Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini ve soruna barışçıl bir çözüm beklediğini belirterek, Çin ile olan anlaşmalarının "Tayvan ile ilgili her türlü anlaşmazlıkta barışçıl bir çözüm benimsenmesine dayandığını ve Tek Çin'i desteklediklerini" söyledi. (Al Jazeera Net, 19/06/2023). BBC web sitesi Blinken'ın şu sözlerini aktardı: "Çin'in Tayvan Boğazı'ndaki 'provokatif eylemleri' konusunda artan bir endişe var ancak ABD'nin Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediğini yineliyor. Tayvan konusunda bir kriz çıkarsa bunun muhtemelen tüm dünyayı etkileyebilecek bir ekonomik krize yol açabileceğini söylüyor. Ticari konteyner trafiğinin %50'sinin her gün Tayvan Boğazı'ndan geçtiğini ve yarı iletken (semi conductor) ihracatının %70'inin Tayvan'da üretildiğini açıkladı." (BBC, 19/06/2023).
Üçüncüsü: Tüm bunlardan şu sonuçlar çıkmaktadır:
ABD'nin Tayvan'a yönelik tutumunda bir değişiklik yoktur... ABD, Tayvan'ın bağımsızlığını tanımamıştır (Vatikan dahil yaklaşık 15 ülkenin Tayvan'ın bağımsızlığını resmen tanıdığı bilinmektedir). ABD, Tayvan'ın bağımsızlığını resmen tanıma kararı almamış olsa da Tayvan'a bağımsız bir devlet gibi davranmaktadır. Nitekim Taipei'de bir ABD büyükelçiliği gibi çalışan bir Amerikan ofisi bulunmakta, ABD Tayvan ile savunma anlaşmaları yapmakta ve ona gelişmiş silah türleri ve diğer yardımları sağlamaktadır. ABD, Çin'den askeri bir saldırı gelmesi durumunda Tayvan'ı savunacağını beyan etmektedir. Biden bunu geçen yılın Mayıs ayında teyit etmiş, Çin'in Tayvan meselesinde "ateşle oynadığı" uyarısında bulunmuş ve bir saldırı durumunda adayı korumak için askeri müdahalede bulunma sözü vermiştir... (BBC 23/05/2022).
Bu ziyaret ve "sonuçları" iki ülke arasındaki atmosferi yatıştırmak için yeterli değildir, ancak aralarındaki yumuşama kapısının geçici bir açılışı ve diğer ziyaretlerin başlangıcı olabilir... Soruda da belirtildiği gibi, Blinken'ın ziyaretinden beklenen sonuçlardan biri; "ABD Hazine Bakanı Janet Yellen'ın yakında Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştirmesidir. Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve ayrıca Biden'ın İklim Elçisi John Kerry de ziyaretlerde bulunabilir, zira her ikisi de Çin ile ABD'yi ortak iş birliği çıkarlarında birbirine bağlayan konulardan sorumludur. Ayrıca Başkan Şi'nin önümüzdeki Kasım ayında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği toplantısına katılmak üzere San Francisco'yu ziyaret etmesi ve burada Biden ile görüşmesi muhtemeldir." Ancak bu, iki ülke arasındaki gerginlik kapısının kapandığı ve aralarında kalıcı bir yumuşama döneminin başladığı anlamına gelmez, zira çıkarları farklı olduğu için bu uzak bir ihtimaldir...
Amerika'nın Çin etrafındaki Japonya, Güney Kore ve Filipinler gibi müttefikleri ve ardından Tayvan meselesi... Tüm bunlar gerginlik kapısının kapanmasını engelleyecek, aksine bu kapı her iki devletin çıkarlarına göre yeniden açılmak üzere "aralık" kalacaktır...
Ancak bu ziyaretin gerçekleşmeyen önemli hedeflerinden biri, Amerika'nın Çinli ve Amerikalı askeri yetkililer arasında neredeyse casusluk amaçlı bir iletişim kanalı açmak istemesiydi! Görünüşe göre Çin bunu fark etti ve bu kanalları kesin bir dille reddetti. Bu durum, Blinken'ı -açıkça göstermese de- yukarıda açıkladığımız sözlerinde ve açıklamalarında parladığı üzere öfkelendirdi:
- "Çinli liderin, Blinken ile 35 dakika süren görüşmenin ardından duyduğu memnuniyeti ifade eden olumlu diline rağmen, Blinken Pekin'in Washington ile askeri kanalları yeniden açmayı reddettiğini açıkça belirtti. Oysa bu konu Başkan Joe Biden yönetimi için bir öncelik ve bu ziyaretin ana hedeflerinden biriydi."
- "Çinli üst düzey yetkililerle iki gün süren görüşmelerin ardından Blinken, ABD'nin gezi için belirli hedefler belirlediğini ve bunlara ulaştığını söyledi. Askeri iletişim konusunu 'defalarca' gündeme getirdiğine dikkat çekerek; 'Bu tür iletişimlere sahip olmamız kesinlikle hayati önem taşıyor (...) Bu, üzerinde çalışmaya devam edeceğimiz bir konu' dedi."
- "Son dönemde yaşanan iki olay, gergin ilişkinin bir çatışmaya dönüşebileceği endişelerini artırdı. Çin geçtiğimiz günlerde Singapur'da ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile Çin Savunma Bakanı Li Shangfu arasındaki görüşmeyi reddetti... Blinken, görüşmelerinde bu tür kanallara olan ihtiyacı 'defalarca' dile getirmesine rağmen 'anlık bir ilerleme kaydedilemediğini' söyledi. 'Şu an itibariyle Çin bu konuda ilerlemeyi kabul etmedi. Bunun üzerinde çalışmaya devam etmemiz gereken bir sorun olduğunu düşünüyorum' dedi. 'Bu kanalları yeniden kurmamız çok önemli' dedi."
Belki de Çin'in bu tutumları, askeri iletişimi sağlayamadığı için Blinken'ın zihninde takılı kalmıştır; bu yüzden soruda belirtilen son açıklamaları bu yöndeydi... Benzer şekilde Saba web sitesinin 29/06/2023 tarihinde aktardığına göre: "Yeni Çin Haber Ajansı (Xinhua), Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning'in ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın açıklamalarına cevaben şunları söylediğini aktardı: 'ABD ile Çin arasında farklılıklar olduğu bir sır değil.' Sözlerine şunları ekledi: 'ABD'nin söyledikleri ve yaptıkları, uluslararası ilişkileri yöneten temel kuralları ihlal etmektedir.' Ülkesinin bu duruma karşı olduğunu vurguladı..." Azîz ve Kavî olan Allah doğru söylemiştir:
وَكَذَلِكَ نُوَلِّي بَعْضَ الظَّالِمِينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
"İşte biz, kazandıkları (günahlar) sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer kısmına böyle musallat ederiz." (En’âm 129)
وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُون
"Kâfirler ise zalimlerin ta kendileridir." (Bakara 254)
15 Zilhicce 1444 h. 3 Temmuz 2023 m.