Home About Articles Ask the Sheikh
Soru & Cevap

Soru-Cevap: Eritre ile Etiyopya Arasında Asmara’da İmzalanan Uzlaşma Anlaşması

October 15, 2018
4452

Soru:

Temmuz 2018'de Asmara'da Eritre ile Etiyopya arasında bir uzlaşma anlaşması imzalandı. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Meles, Eritre ile imzalanan bu anlaşmanın herhangi bir üçüncü tarafın arabuluculuğu olmaksızın, her iki ülkenin kendi isteğiyle gerçekleştiğini vurguladı. Bu iddia ne kadar doğrudur? Bu süreç uluslararası ve bölgesel etkilerden uzak mıydı? Ayrıca Asmara Anlaşması, 18 Haziran 2000 tarihli Cezayir Anlaşması'na atıfta bulunarak sanki onun bir tamamlayıcısıymış gibi görünüyor; öyleyse bu anlaşmayı teyit etmek için neden yaklaşık 18 yıl beklendi? Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Etiyopya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Meles'in, Asmara Anlaşması'nın her iki ülkenin kendi iradesiyle gerçekleştiği yönündeki açıklaması bir aldatmaca ve saptırmadır! Olan biteni takip edip üzerinde düşünüldüğünde, Avrupa ve Çin'in Afrika'daki hamlelerine karşı kendi çıkarlarını korumak ve nüfuzunu pekiştirmek isteyen Amerika'nın bu sürecin arkasında olduğu açıkça görülmektedir. Bunun açıklaması şöyledir:

Birincisi: Asmara Anlaşması'nın Seyri:

Anlaşma 9 Temmuz 2018'de imzalanmış, ardından Etiyopya ve Eritre, Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki arasında Asmara'da gerçekleşen "tarihi" buluşmanın ertesi günü aralarındaki savaş halinin sona erdiğini duyurmuşlardır... Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Gebremeskel Twitter üzerinden yaptığı açıklamada şunu ifade etmiştir: ("Taraflar arasında ortak bir barış ve dostluk bildirisi imzalanmıştır. İki ülke arasında süregelen savaş hali sona ermiş, barış ve dostluk içinde yeni bir dönem başlamıştır. Her iki ülke; siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel ve güvenlik alanlarında yakın iş birliğini teşvik etmek için birlikte çalışacaktır."... AFP, 09.07.2018). Anlaşmanın arkasında kimin olduğunu anlamak için, öncesinde ve sonrasında yaşanan dikkat çekici olaylara bakmak gerekir:

1- Anlaşma Öncesinde Yaşananlar:

a- ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Donald Yamamoto, 26 Nisan 2018 Perşembe günü Addis Ababa’ya ulaştı. ("...Resmi bir ziyaret kapsamında 3 gün sürecek olan temaslarında Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ve Dışişleri Bakanı ile görüşecek. Bu ziyaret, Yamamoto'nun ayın 22'sinde Eritre ve Cibuti'yi kapsayan turunun bir parçasıdır ve Etiyopya ile sona erecektir."... 27.04.2018 https://www.aa.com.tr/ar/).

b- Abiy Ahmed, ilk yurtdışı ziyaretini Kral Selman bin Abdülaziz'in resmi daveti üzerine 17 Mayıs 2018 tarihinde Suudi Arabistan'a gerçekleştirmiştir.

c- Abiy Ahmed'i ilk ziyaret edenlerden biri de 7 Haziran 2018 tarihinde Suudi Veliaht Prensi Bin Selman olmuştur. Etiyopya Haber Ajansı, Başbakanlık Ofisi Başkanı'na dayandırdığı haberde Abiy Ahmed'in şu sözlerini aktarmıştır: ("Suudi Arabistan ile ilişkilerin gelişiminden övgüyle bahsetmiş; Muhammed bin Selman sayesinde ikili ilişkilerin geliştiğini, her zamankinden daha güçlü ve yakın hale geldiğini, Suudi Veliaht Prensi'nin Addis Ababa'nın kalkınma çabalarını destekleme ve Suudi yatırımcıları Etiyopya'da yatırım yapmaya teşvik etme sözü verdiğini ifade etmiştir...").

d- ABD Dışişleri Bakanlığı 21 Haziran 2018'de yayınladığı bildiride şunları söylemiştir: ("Amerika Birleşik Devletleri, Etiyopya ve Eritre'nin uzun süredir devam eden anlaşmazlıklarını çözme yolunda son zamanlarda kaydettiği ilerlemeden dolayı iyimserlik içindedir. Isaias Afwerki ve Abiy Ahmed, barışa yönelik bu adımları atarak cesur bir liderlik sergilemişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, ilişkilerin tamamen normalleşmesini ve her iki ülkenin kalıcı barış ve kalkınma içinde yaşamasına yönelik ortak hedeflerimizin gerçekleşmesini sabırsızlıkla beklemektedir."... Reuters, 21.06.2018).

e- Etiyopya Büyükelçisi Mike Raynor, Addis Standard'a verdiği röportajda şöyle demiştir: ("Her iki tarafa da açıkça belirttik ve hala söylüyoruz ki biz bu rolü oynamaya hazırız. Cezayir Anlaşması dönemine bakıldığında ABD resmi bir garantördü. Üzerinde anlaşılan noktada kurumsal bir rolümüz vardı. Bu sonucu her iki hükümetle de teşvik ettik ve dedik ki: 'Eğer ABD'nin yapıcı bir rol oynayabileceğini düşünüyorsanız, bunu desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapacağız...' Yapıcı bir rol oynadığımızı düşünüyorum. Dediğim gibi, bu sonucu teşvik etmek için her iki ülkeyle de aylardır ilişkilerimizi sürdürdük."... 02.07.2018 http://addisstandard.com).

Tüm bunlar, olayların takibinden anlaşıldığı üzere, anlaşmanın imzalanmasının Amerika ve onun Suudi Arabistan’daki takipçisi olan yöneticiler tarafından hazırlandığını göstermektedir.

2- Anlaşma Sonrasında Yaşananlar:

a- Amerika Birleşik Devletleri, yıllarca süren çatışmanın ardından Eritre ile Etiyopya arasındaki barış anlaşmasını desteklediğini duyurdu. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Salı günü yaptığı açıklamada şunları söyledi: ("Amerika Birleşik Devletleri, Eritre ve Etiyopya devletleri arasında dün imzalanan ve 20 yıllık çatışmayı fiilen sona erdiren barış ve güvenlik taahhüdünü memnuniyetle karşılamaktadır." Ayrıca "İlişkilerin normalleşmesi ve barış ile dostluğa dair ortak deklarasyonun kabul edilmesinin, her iki halka siyasi, ekonomik ve sosyal bağları derinleştirmek gibi ortak hedeflere odaklanma fırsatı sunacağını" vurguladı... 10.07.2018 ar.haberler.com)

b- Isaias Afwerki, 9 Temmuz 2018 Asmara Anlaşması'ndan sonra 23 Temmuz 2018'de Suudi Arabistan'ı ziyaret etti. O ve Kral Selman ("Bölgesel sahadaki gelişmeleri..." değerlendirdiler. Aynı şekilde Adil el-Cubeyr, Eritreli mevkidaşı ile yaptığı görüşmede "iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve ortak ilgi alanına giren konuları" ele aldı... Şarku’l Avsat, 24.07.2018).

c- Asmara deklarasyonundan iki ayı aşkın bir süre sonra: ("Suudi Kralı Selman’ın himayesinde, Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali, 16 Eylül 2018 Pazar günü iki ülke arasındaki Cidde Barış Anlaşması'nı imzaladı. İmza törenine Suudi Veliaht Prensi de katıldı..." Sky News Arabic, 16.09.2018).

Dolayısıyla yukarıdaki olaylar silsilesinden anlaşılmaktadır ki, Amerika ve ajanları, Asmara Anlaşması öncesinde ortamı hazırlayarak, anlaşma sonrasında ise açık destek vererek olayların asıl yönlendiricisi olmuşlardır.

İkincisi: Etiyopya ve Eritre’deki Yönetimin Gerçekliği:

1- Etiyopya Açısından:

a- Habeşistan 1935 yılında İtalyan işgali altına girdi. İmparator Haile Selassie, o tarihte İngiliz sömürgesi olan Kenya üzerinden Mısır'a kaçtı, oradan da İngiltere'ye gidip orada kaldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefikler tarafından İtalya'nın Habeşistan'dan çıkarılmasının ardından İngiltere, Haile Selassie'yi 1941 yılında imparator olarak tekrar başa getirdi ve böylece Habeşistan İngiliz nüfuzu altına girdi... O dönemde İngiltere, 19. yüzyıldan beri İtalyan yönetimi altında olan komşu Eritre'yi de işgal etti. 1950 yılında Eritre, Haile Selassie yönetimi altındaki Etiyopya'ya bağlandı. Etiyopya ve Eritre üzerindeki İngiliz nüfuzu, 1974 yılında solcu subaylar tarafından gerçekleştirilen askeri darbeye kadar sürdü. Bu subaylar arasından sıyrılan Mengistu Haile Mariam, 1977'den itibaren yönetime hakim oldu ve 1991'e kadar iktidarda kaldı. O günlerdeki darbe hareketlerinin çoğu devrimcilik, kurtuluşçuluk, sosyalizm gibi sloganlar kullanıyordu... Mariam darbesi de Amerika İngiliz sömürge nüfuzunu kırmak için arkasında olmasına rağmen bu sloganları kullandı... Amerika'nın çıkarları için yaptığı dış icraatlardan biri de Amerika ile bağlantılı olan John Garang liderliğindeki Güney Sudan isyan hareketini desteklemekti. Etiyopya'nın bu harekete desteği, Sudan'daki Beşir hükümetinin suç ortaklığıyla Güney'in Sudan'dan ayrılmasına kadar devam etti...

b- Ancak Mengistu kan dökücülüğüyle tanınıyordu. Amerika, halkın ayaklanmasından ve İngiltere'nin yeniden dönmesinden korkarak onu devirdi ve yerine Meles Zenawi'yi getirdi. Zenawi, Etiyopya nüfusunun %5'ini oluşturan Hristiyan Tigray Kurtuluş Cephesi'ne mensuptu ve Oromo Kurtuluş Cephesi gibi diğer milliyetçi cephelerle ittifak kurmuştu. Zenawi'nin Amerika hesabına yaptığı en önemli işlerden biri 2006'da Somali'ye müdahale etmesiydi. Amerika, İslami hareketlerle savaşması ve Somali'deki İslami Mahkemeler yönetimini devirmesi için ona talimat verdi. Etiyopya ordusu, Amerikan nüfuzunun istikrarını sağlamak için hala Somali'de bulunmaktadır.

c- 2012 yılında Zenawi'nin ölümünden sonra yerine aynı kabileden olan Hailemariam Desalegn geçti. Ancak bir sonraki yıl huzursuzluklar patlak verdi ve olağanüstü hal ilan edildi. Ekim 2015'te hükümetin başkent Addis Ababa'yı genişletme ve komşu tarım arazilerine el koyma kararı almasıyla olaylar şiddetlendi. Bu araziler nüfusun %40'ını oluşturan Oromoların mülküydü (onları %20 ile Amharalar izliyordu). Hükümet 2016 yılında hızla olağanüstü hal ilan etti; protestolarda birkaç ay içinde 29 binden fazla kişi tutuklandı ve 500'den fazla kişi öldürüldü. Amerika'nın korkusu tekrar depreşti; çünkü Desalegn durumu sakinleştiremiyordu ve bu durum tüm Afrika Boynuzu'ndaki istikrarı sarsabilirdi, bu yüzden ona istifa etmesini emretti...

d- Böylece Desalegn 15 Şubat 2018'de istifa etti. Amerika, Etiyopya'nın başına en büyük isyancı kabile olan ve çoğunluğu Müslüman olan Oromo kabilesinden Abiy Ahmed'i getirdi. Etiyopya'nın en büyük iki kabilesini kazanmak için annesi ve eşi Hristiyan Amhara kabilesindendi. Abiy Ahmed ordu ve istihbarat kurumlarında görev yapmış, ardından siyasi makamlara gelmişti... 2 Nisan 2018'de Başbakanlık görevini üstlendi. Abiy Ahmed 23 Haziran 2018'de bir suikast girişimine maruz kaldı. (Başkent Addis Ababa'da on binlerce kişiye hitap ettikten sonra bir miting sırasında el bombalı saldırı düzenlendi. Patlamanın ardından Abiy Ahmed "Etiyopya'yı birlik içinde görmek istemeyen güçlerin başarısız girişimi" dedi. Addis Ababa'daki ABD Büyükelçiliği saldırıyı kınadı ve "Etiyopya'da şiddete yer yoktur" dedi... Al-Hurra, 23.06.2018). Bu durumun, 8 Haziran 2018'de Genelkurmay Başkanı ve İstihbarat Başkanı'nı görevden alarak gerçekleştirdiği dahili askeri ve güvenlik değişiklikleriyle bağlantılı olması uzak bir ihtimal değildir. Zira bu iki kurum, 2015'ten bu yana devam eden protestolarda yüzlerce protestocunun öldürülmesi ve on binlercesinin tutuklanmasıyla suçlanıyordu.

Böylece Amerika'nın, özellikle Abiy Ahmed'in iktidara gelmesiyle Etiyopya'daki yönetim mekanizmalarını elinde tuttuğu görülmektedir. Abiy Ahmed, bölgedeki Amerikan ajanları arasındaki gerilimi ortadan kaldırarak, Avrupa'nın siyasi sızmalarına ve Çin'in ekonomik genişlemesine karşı koyabilecek bir güç haline gelmeleri için Amerikan planlarını ve yönlendirmelerini uygulamaktadır.

2- Eritre'deki Yönetim Açısından:

Daha önce belirttiğimiz gibi, subayların Haile Selassie'ye darbe yapması ve Etiyopya (Eritre dahil) üzerindeki İngiliz nüfuzunun sona ermesinin ardından Mengistu Mariam yönetimi ele aldı. Mengistu kanlı bir baskı dönemine girdi; Amerika, halkın devrim yapmasından ve İngiltere'nin bu durumu kullanarak geri dönmesinden korktu. Zira İngiltere bu konularda tecrübeliydi. Amerika, Mengistu'yu devirdi ve 1991'de Zenawi'yi getirdi... Aynı zamanda Eritre'de bağımsızlık talebiyle hareketlilik ve protestolar ortaya çıktı. Amerika, durumu sakinleştirmek için bu taleplere cevap vermeyi uygun gördü ve 1993'te Eritre'nin bağımsızlığı ilan edildi. Başına Afwerki getirildi ancak bağımsızlık ilanında yeni devletin sınırları belirlenmedi. Afwerki, Etiyopya'nın geri dönüp Eritre'yi tekrar ilhak etmesinden korkarak, 12 Mayıs 1998'de kendisini başa getiren Amerika'nın görüşüne aykırı olarak sınırları belirlemek için askeri harekata girişti. Susan Rice'ın 30 Mayıs 1998'de sunduğu Amerikan müzakere planını reddederek buna devam etti. Sınırları çizmede neredeyse başarılı olacaktı ki; Amerika bunu kendisine karşı bir başkaldırı olarak gördü ve onu terbiye etmeye, hatta kasten aşağılamaya karar verdi. Zenawi'ye 4 Şubat 1999'da Eritre'ye karşı vahşi bir savaş başlatmasını emretti. Bu savaş 12 Mayıs 2000'de daha kanlı bir hal aldı, Afwerki'nin çizdiği tüm sınırları sildi ve Eritre'nin derinliklerine aşağılayıcı bir şekilde girdi. Bunun üzerine Afwerki 18 Haziran 2000'deki Cezayir Anlaşması'nı ve talep edilen tüm şartları kabul etti; buna rağmen sınır meselesi hala kesinleşmemişti! O dönemde, 22 Haziran 2000 tarihli bir siyasi analizimizde şöyle demiştik: (...18 Haziran 2000 Pazar günü Eritre ve Etiyopya Dışişleri Bakanları, Afrika Birliği Örgütü'nün o dönemki başkanı sıfatıyla Cezayir yöneticisinin huzurunda ülkeleri arasındaki ateşkes anlaşmasını imzaladılar. İmza töreninde ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler temsilcileri de hazır bulundu. Anlaşma on beş maddeyi içermektedir; en önemlileri şunlardır: İki ülke arasındaki ortak sınırların Birleşmiş Milletler'den görevlendirilen uluslararası uzmanlar tarafından belirlenmesi ve çizilmesi; Badme ve diğer sınır bölgelerinde konuşlanmış Etiyopya birliklerinin yeniden konuşlandırılmasının uluslararası güçlerin gelişinden iki hafta sonrasına ertelenmesi; Eritre'nin sınırları boyunca 25 kilometre genişliğinde bir alanı boşaltarak, sınırlar çizilene ve anlaşmazlık çözülene kadar uluslararası güçlerin kontrolünde bir tampon bölge oluşturması... Clinton imza üzerine şu yorumu yaptı: "Bu büyük bir ilerlemedir ve Afrika Boynuzu'ndaki trajik çatışmayı sona erdirecektir." Ayrıca "Etiyopya ve Eritre Amerika'nın dostlarıdır; eğer sonraki adımları atmaya hazırlarsa, biz ve uluslararası topluluktaki ortaklarımız onlarla birlikte yürüyeceğiz" dedi. Başkanlık temsilcisi Anthony Lake ise "Bu önemli bir andır ve iki yıl süren bir çatışmayı sona erdirmektedir" yorumunda bulundu). Anlaşma sınırların çizilmesini öngörmesine rağmen bu konu askıda kaldı! Zira Etiyopya hiçbir zaman bu sınırları çizmekle ilgilenmedi, aksine Eritre'yi kendi topraklarının bir parçası ve bir eyaleti olarak görüyordu. Habeş imparatorları ve sonrasında Mengistu Mariam, deniz yollarına duydukları aşırı ihtiyaç nedeniyle Eritre'yi çeşitli yollarla ilhak etmeye çalıştılar... Bu yüzden Afwerki sınırları askeri yollarla çizmeye çalıştı ve Amerika'nın daha önce bahsettiğimiz gibi Afwerki'yi terbiye etmek için 12 Mayıs 2000'deki Etiyopya saldırısını teşvik etmesi olmasaydı neredeyse başarılı olacaktı. Böylece Afwerki, Etiyopya'nın tüm taleplerini kabul etmeye ve 18 Haziran 2000 Pazar günü Cezayir'de Afrika Birliği Örgütü şemsiyesi altında imzalanan anlaşmayı açıkça kabul etmeye zorlandı.

Söz konusu siyasi analizde ayrıca şunları demiştik: (Etiyopya ve Eritre, politikalarında Amerika'ya bağımlı ülkelerdir ve yöneticileri onun ajanlarıdır. Amerika, 1991 yılında ajanı Mengistu Mariam'ı değiştirmek istediğinde, Tigray Halk Kurtuluş Cephesi liderliğindeki Meles Zenawi'nin Addis Ababa'da iktidarı ele geçirmesini sağlayan odur. Aynı şekilde 1993 yılında Eritre Halk Kurtuluş Cephesi liderliğindeki Isaias Afwerki'nin Etiyopya'dan bağımsızlığını kazanmasını sağlayan da odur. Dolayısıyla Etiyopya ile Eritre arasındaki anlaşmazlık, ajanlar veya Clinton ve Beyaz Saray ya da Batı'daki siyaset uzmanlarının deyimiyle "dostlar" arasındaki bir anlaşmazlıktır. Amerika aralarındaki anlaşmazlığı müzakerelerle çözmeye çalıştı ve bunu başarmak için en önemli uzmanlarından biri olan Anthony Lake'in çabalarını seferber etti; Lake bir yılı aşkın bir süre uğraşmasına rağmen anlaşmazlığı çözemedi. Zira Afwerki Amerikan önerilerini kabul etmedi ve bunların Etiyopya lehine taraflı olduğunu düşündü... Afwerki bu şekilde direnince, Amerika onu askeri güçle terbiye etmeye ve kasten aşağılamaya yöneldi. Bu, kendisine isyan etmeyi düşünen ajanlarına karşı her zamanki tutumudur. Eritre'ye karşı son savaşı başlatması için Zenawi'yi teşvik eden Amerika'dır; BM Büyükelçisi Holbrooke bu savaş için yeşil ışık yakan kişidir... Holbrooke, 10 Mayıs 1998 Çarşamba günü Asmara'dan ayrılmadan önce Eritre Cumhurbaşkanı ile görüştükten sonra şöyle demişti: "Savaşın yeniden başlamasına ve gerçekleşmesi halinde Afrika kıtasındaki en büyük savaş olacak yeni bir çatışma dalgasının patlak vermesine çok yakınız." Holbrooke'un ayrılmadan önce yaptığı bu ateşli açıklamalar, o dönemde bunu duyan herkes için büyük bir felaketin habercisiydi. Bu Holbrooke, dünyada ziyaret ettiği ülkeler için uğursuzluk habercisi haline gelmiştir; o, savaşları körüklemek ve felaketler getirmek konusunda kötü şöhretli selefi Kissinger'ın izinden gitmekte ve Amerikan çıkarlarını korumak adına halkların kanının dökülmesini hiçe saymaktadır... 20 Rebiülevvel 1421 / 22 Haziran 2000) Sonu. Yukarıdakilerden açıkça anlaşılıyor ki; Eritre'nin Amerikan önerilerine karşı çekinceli davranması Amerika'ya boyun eğmediği anlamına gelmez, aksine Eritre'nin "yarı-bağımsızlık" durumunda kalmaması için sınırların kesin olarak çizilmesi konusunda Amerika'yı ikna etmek istediği anlamına gelir. Çünkü Etiyopya'nın Eritre ile olan sınırlarını belirlememesi, Eritrelilerde Etiyopya'nın niyetleri hakkında şüphe uyandırmaktadır.

Böylece hem Afwerki hem de Abiy Ahmed'in Amerika'nın ajanları olduğu ortaya çıkmaktadır. Amerika'nın bilgisi, planlaması ve talimatı olmadan Asmara Anlaşması'nı orada zikredilen maddelerle imzalamaları onlar için kolay bir iş değildir.

Üçüncüsü: Amerika'nın 2000 Cezayir Anlaşması ile 2018 Asmara Anlaşması arasında neden 18 yıl beklediğine gelince, bu durum tamamen kendi çıkarlarıyla ilgilidir:

Amerika'nın himayesinde gerçekleşen Cezayir Anlaşması'ndan sonra en zorlu düğüm sınırların çizilmesiydi; Etiyopya bu konuda oyalama yapmak istiyor, Eritre ise ısrar ediyordu. Buna rağmen Amerika sorunun çözümü için baskı yapmaya önem vermedi; zira sorunun çözülüp çözülmemesi fark etmeksizin çıkarları korunuyordu. Her ikisi de onun ajanıydı ve aralarındaki sürtüşme o dönemki Amerikan çıkarlarını etkilemiyordu. Ancak son yıllarda ortaya çıkan yeni durumlar, Amerika'nın Afrika politikalarını, özellikle de Afrika Boynuzu politikasını yeniden gözden geçirmesine neden oldu:

1- Etiyopya'daki yönetim değişikliklerinin sıklaşması, doğal olarak yönetimi zayıflatmakta ve istikrarı bozmaktadır; bu da yönetimi dış müdahalelere açık hale getirmektedir... Bu durum sömürgeci devletlerin, özellikle siyasi nüfuz açısından İngiltere'nin, ekonomik nüfuz açısından ise Çin'in iştahını kabartmaktadır. Tüm bunlar, Amerika'nın bölgeye olan ilgisinin yeniden canlanmasını gerektirmiş ve bu süreç, Amerika'ya hizmet eden pek çok boyutu olan Etiyopya-Eritre uzlaşmasıyla sonuçlanmıştır.

2- Etiyopya'nın birçok bölgesinde devasa petrol rezervlerinin bulunduğu ve bu bölgelerin birçoğunda fiilen petrol çıkarma çalışmalarının başladığı rapor edilmiştir... (Ethiopiana Net, 01.04.2013). Bölgedeki petrol kuyularının üretiminin 40 milyar galona ulaşması ve 2018 yılında pazarlara sunulması beklenmektedir... (Mogadishu Center, 25.12.2016). Böylece petrol, Amerikan siyasetini Afrika Boynuzu'na daha fazla ilgi göstermeye iten yeni bir faktör haline gelmiştir; özellikle de Çinli şirketlerin Etiyopya petrolünün aranması ve çıkarılmasında ekonomik öncülüğe sahip olması bu ilgiyi artırmıştır. Çin'in Afrika kıtasını, özellikle de pazarın büyüklüğü nedeniyle yoğun yatırım yaptığı Etiyopya'yı ekonomik olarak istila etmesi Amerika için gizli bir durum değildir. ("Çin, Afrika'daki, özellikle de son yıllarda Çin'in sanayi bölgesine dönüşen Etiyopya'daki yatırımlarını güçlendirmeye çalışıyor. Etiyopya makamları ise yabancı yatırımları kolaylaştırmak için çalışıyor ve Çin'in topraklarındaki varlığından en çok kendilerinin fayda sağladığını vurguluyor..." France 24, 05.06.2018). Bu nedenle Amerika, Çin'in ekonomik nüfuzunu kısıtlamak için Etiyopya'ya doğru artan bir ivmeyle yönelmiştir.

3- İngiliz nüfuzunun Afrika Boynuzu'na sızma girişimleri geniş çapta gözlemlenmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Etiyopya arasındaki ilişkilerde hızlı bir gelişme kaydedilmiştir. Daha önce BAE'nin Addis Ababa Büyükelçiliği'ni ancak 2010 yılında açacak kadar ihmal edilen bu ilişkiler, sonrasında hızla gelişmiştir. 2013 yılında gümrük yardımı teknik iş birliği anlaşmaları ve Dubai Ticaret ve Sanayi Odası'nın Addis Ababa temsilciliğinin açılması, 2014 yılında sivil havacılık, 2015 yılında yükseköğretim, gençlik ve spor anlaşmaları gibi pek çok alanı kapsayan iş birlikleri imzalanmıştır. Dışişleri bakanları düzeyinde toplantılar yapan Etiyopya-BAE Karma Komitesi kurulmuştur... Eski Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn'in 2016 yılında BAE'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında ikili ilişkiler her alanda niteliksel bir sıçrama yaşamıştır. Bu durum, Desalegn'in BAE siyasi liderliğiyle Ebu Dabi'ye yaptığı resmi ziyaret çerçevesinde yürüttüğü bir dizi görüşmenin sonucuydu. O dönemde eski Hükümet İletişim İşleri Ofisi Bakanı Getachew Reda şunları söylemişti: ("Desalegn'in ziyareti, özellikle ekonomik, yatırım, bölgesel ve uluslararası konularda her iki ülkenin ortak çıkarlarına hizmet edecek iş birliği meselelerini ele almıştır... BAE Uluslararası İş Birliği Devlet Bakanı Reem Al Hashimi, Addis Ababa'daki BAE Büyükelçiliği tarafından düzenlenen bir programda, Etiyopya'nın BAE'nin Afrika'daki stratejik ortaklarından biri olduğunu ve iki ülkenin ortak değerleri paylaştığını ifade etmiştir..." Al Ain News, 07.03.2018).

İngiltere, BAE kapısını kullanarak Etiyopya'yı kendi eksenine ve politikalarına bağlamaya, böylece Etiyopya ve Eritre üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle yapılan ziyaretler dikkat çekicidir: ("Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan, geçen 15 Haziran'da Addis Ababa'da Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed ile resmi bir görüşme gerçekleştirmiş, iki ülke arasındaki dostluk, iş birliği ve stratejik ortaklık ilişkilerinin güçlendirilmesini ele almıştır. 3 Temmuz Salı günü ise Ebu Dabi Veliaht Prensi, Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki'yi kabul etmiş ve bu ziyaretin önümüzdeki dönemde BAE ile Eritre arasındaki iş birliği ilişkilerini desteklemesini, her iki ülke ve dost halkları için hayırlı olmasını dilemiştir..." 22.07.2018 http://www.alkhaleej.ae)

Bu yeni durumlar ve gelişmeler, Amerika'nın Afrika'ya, özellikle de Afrika Boynuzu'na büyük önem vermesine ve orada aktifleşmesine neden olmuştur. Bu nedenle Amerika, Eylül 2017'de Donald Yukio Yamamoto'yu, Amerika'nın kıtaya yönelik dış politika yapım sürecindeki en etkili makam olan ABD Dışişleri Bakanlığı Afrika İşlerinden Sorumlu Müsteşar Vekili olarak atadı. Yamamoto'nun bu göreve seçilmesi tesadüf değildir; o, özellikle Afrika Boynuzu bölgesinde ülkesini diplomatik olarak temsil etmiş, Afrika dosyasında en deneyimli Amerikalı diplomatlardan biri olarak kabul edilir... Etiyopya ile Eritre arasındaki gerilimi gidermek ve ilişkileri düzeltmek amacıyla imzalanan Asmara Anlaşması'nın zeminini hazırlamada etkili katkıları olmuştur. Böylece Asmara Anlaşması, Etiyopya ve Eritre arasındaki meseleleri, hatta bölgedeki ajanları arasındaki durumları düzene sokmak için Cezayir Anlaşması'nın bir teyidi ve tamamlayıcısı olarak imzalanmıştır. Nitekim Etiyopya ile Mısır arasında baraj konusundaki gerilimin de hafiflemesi beklenmektedir. Abiy Ahmed, 10 Temmuz 2018'de, yani Asmara Anlaşması'nın imzalanmasından bir gün sonra Mısır'ı ziyaret ederek Sisi ile görüşmüş ve birbirlerinin çıkarlarına zarar vermeden kalkınma haklarına saygı duymaya dayalı ortak bir vizyon benimsenmesi konusunda anlaşmışlardır... Tabii ki tüm bunlar Amerikan onayı ile gerçekleşmektedir. Aynı durum Sudan için de geçerlidir; Amerika geçtiğimiz Nisan ayında teknik ve diplomatik bir heyet göndererek, Çin'in ekonomik sızmasına ve İngiltere'nin siyasi sızmasına karşı ajanlarını tahkim etmek amacıyla üç ülke arasındaki görüşleri yakınlaştırmak için bir arabuluculuk girişimi başlatmıştır.

Dördüncüsü ve Sonuç Olarak: Başta Amerika olmak üzere sömürgeci kâfir devletlerin bölge ülkelerini kontrol etmesi acı vericidir... Bazıları Etiyopya ve Eritre'deki Müslümanların nüfusun yaklaşık yarısını oluşturduğunu, hatta sayılarının 50 milyonu aştığını bilmeyebilir... Yine bazıları, Mekke'den Habeşistan'a hicret eden ilk Müslümanların gemisinin Eritre'deki ünlü Masawa limanına demirlediğini bilmeyebilir... Buna rağmen her iki ülke de Amerika, Çin ve Avrupa'nın ilgi odağıyken, Müslümanların onlara yönelik neredeyse hiçbir ilgisi görülmemektedir... Ne olursa olsun, bu durum şaşırtıcı veya garip değildir; Müslümanların işlerini güdecek bir devletleri olmadığı sürece, durumları hainlerin sofrasındaki yetimler gibi olacaktır... Onların durumunu ancak kendilerini Allah’ın Kitabı ve Rasulü’nün (s.a.v) sünneti üzerine toplayacak olan bir Hilafet düzeltebilir.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, İzzet Sahibi ve Çok Merhametlidir." (Rum Suresi, 4-5)

6 Safer 1440 H. 15.10.2018 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın