Home About Articles Ask the Sheikh
Bağlantılar

Celil Âlim Hizb-ut Tahrir Emiri Ata bin Halil Ebu’r Raşta’nın Mübarek Ramazan Ayı Münasebetiyle Mesajı (H. 1425)

October 14, 2004
1629

Hamd Allah'a, salat ve selam Allah'ın Rasulü'ne, onun aline, ashabına ve onu dost edinenlere olsun. Sonra;

Allah Subhânehu şöyle buyuruyor:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı." (Bakara [2]: 183)

Aziz ve Celil olan Allah yine şöyle buyuruyor:

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَىٰ وَالْفُرْقَانِ ۚ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun." (Bakara [2]: 185)

Değerli Kardeşler, Ey Müslümanlar,

İşte Ramazan, hayır ve bereketiyle üzerimize gölge salıyor. O, Allah'ın diğer aylardan üstün kıldığı, rahmetini bolca ihsan ettiği ve mükâfatları kat kat artırdığı bir aydır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennem ateşinden kurtuluştur. Allah Subhânehu bu ayı kendisine has kılmış ve onda dilediğini hesapsızca ödüllendirir; Nitekim Allah Rasulü Salallahu Aleyhi ve Sellem bir Hadis-i Kudsi'de şöyle buyurmuştur:

كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلا الصَّوْمَ فَإِنَّهُ لِي وَأَنَا أَجْزِي بِهِ

"Âdemoğlunun her ameli kendisinindir, oruç müstesna; çünkü o benim içindir ve onun mükâfatını ben vereceğim."

Ramazan ayı İslam tarihinde şahitlik edilmiş bir aydır; Kur’an-ı Kerim bu ayda inmiş, apaçık zafer ve fetihler bu ayda gerçekleşmiştir. O, çalışma, ciddiyet ve gayret ayıdır; ibadet, sabır ve cihat ayıdır. Müslümanlar bu ayda, sevapların ve hasenatın katlandığı hayırlarda birbirleriyle yarışırlardı. Halifeleri ve valileri; beldelerin ve kulların güvenliğini sağlar, İslam'ı davet ve cihat yoluyla dünyaya taşırlardı. Bu mübarek ay, Müslümanlar için izzet, kâfirler için ise zillet ayıydı.

İşte Ramazan, İslam ve Müslümanlar için böyle aydınlık günlerle gelirdi. O bir hayır minaresi, hidayet ilmi ve cihat sancağıydı. Müslümanların Halifesi onların imamıdır; onları Allah'ın şeriatı ile yönetir ve onlarla birlikte Allah yolunda cihat ederdi. Allah'ın kelimesini yüceltmek ve adaleti dünyanın dört bir yanına yaymak için orduları çöllerin derinliklerini arşınlar, gemileri denizlerin dalgalarını yarardı.

Orduları okyanus sularına şöyle hitap ederdi: "Eğer arkanda bir kara parçası olduğunu bilseydik, İslam sancağını yükseltmek için seni de aşardık!" Halifeleri bulutlara şöyle seslenirdi: "İstediğin yere yağmurunu bırak, zira o Allah'ın izniyle Müslümanların topraklarını sulayacaktır!" Müslümanlar ise Halifelerinin arkasında durur, iyilik yaptığında elinden tutar, yanlış yaptığında ise onu muhasebe ederlerdi. O da onlar da Allah'ın şeriatı önünde eşitti.

Ümmet, devlet ve toplum İslam ile hareket eder ve İslam tarafından harekete geçirilirdi. Ramazan'ı güler yüzle, sevinçle ve müjdeyle karşılar; ondan ayrılmanın hüznüyle ve onunla hayra şahitlik etmek için tekrar kavuşmanın özlemiyle uğurlarlardı. Böylece her iki cihanda da o büyük kurtuluşa ve fethe ulaşırlardı.

Ramazan eskiden böyle gelirdi, peki ya bugün nasıl geliyor?

Bugün, Hilafetin yıkılışının üzerinden seksen üç yıl geçmiş ve Müslümanlar onu henüz geri getirmemişken geliyor. Oysa Müslümanlar, beldenin Halifesiz kaldığı üçüncü günden itibaren -onu ikame etmek için ihlas ve ciddiyetle çalışanlar müstesna- günahkâr sayılırlar.

Bugün geliyor ki; Müslümanların en seçkin toprakları işgal altında: Filistin, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Keşmir, Kıbrıs ve Güney Sudan... Müslümanlar sayıca çoklar ancak bir ağırlıkları ve hesapları yok; çünkü işlerini güdecek, varlıklarını koruyacak, kendisiyle korunulan ve arkasında savaşılan bir Halifeleri yok.

Bugün geliyor ki; -Rabbimin merhamet ettikleri müstesna- Müslümanların üzerine Allah'ın hiçbir delil indirmediği âdetler galebe çalmış durumda. Ramazan onlar için bir ibadet ve cihat ayı olması gerekirken; tembellik ve uzun uyku ayı, cesaret ve atılım ayı olması gerekirken; acizlik ve çekingenlik ayı haline gelmiş durumda. Müslümanlar hasenat ve hayırlarda yarışacaklarına, yemek çeşitlerinde yarışır oldular.

Müslümanların yöneticilerine gelince; onlar beldeleri ve kulları sattılar, kâfirlerin Müslüman topraklarını işgal etmesine zemin hazırladılar ve Batı’nın, özellikle de Amerika’nın peşinde boyun bükerek yürüdüler. Allah’a, Rasulü’ne ve müminlere ihanet ettiler. Ramazan’ı ise arkalarına attılar; onun ruhunu söküp alıp onu birer merasime dönüştürdüler. Onu bir takım boş sözlerle açarlar, münafıklar onları alkışlar, sonra da bu gösterişçiler dağılıp giderler. Bu yöneticilerin "en iyisi" ise Ramazan gecelerinde eğlence merkezlerinin, restoranların ve barların ana kapısını kapattığını duyurup, ardından bu kapalı yerlere girmek için arka kapıyı işaret edendir!

Radyo ve televizyonlarına gelince; Ramazan onlar için "Ramazan eğlenceleri", şarkı partileri, pespaye filmler ve düşük seviyeli diziler ayıdır! Buna rağmen bu yayın organları Ramazan gecelerini ihya ettiklerini iddia ederler!

Ey Müslümanlar!

Ramazan, Allah'ın izniyle Müslümanların gecesini aydınlatarak ve Müslümanların Halifesinin sancağı altında gölgelenerek mutlaka geri dönecektir. Zira bu ümmette hayır, kıyamet gününe kadar kesilmeden devam edecektir. Bu ümmet tarih boyunca güç ve takva sahibi adamlar yetiştirmiş; ümmete izzetini ve yüksek mertebesini geri kazandırmışlardır. Haçlıların ve Tatarların yenilgiye uğratıldığı ve sonra da aşağılanarak kovulduğu günler bunun sarsılmaz şahitleridir. Bugün ümmet, Rablerine iman etmiş ve Allah'ın hidayetlerini artırdığı, ümmetin şanını geri getirmek ve Râşidî Hilafeti ikame etmek için Allah Subhânehu'ya halis bir niyetle ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e sadakatle geceyi gündüze katarak çalışmaya azmetmiş gençleriyle gurur duymaktadır. Onlar, azmettikleri şeyi ikame edene veya bu uğurda can verene kadar Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar.

Hizb-ut Tahrir ve arkasındaki Müslümanlar idrak etmektedirler ki bu ümmetin izzeti ancak Hilafet ile geri dönecektir. Onlar aynı zamanda Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in, Hilafetin başladığı gibi tekrar Râşidî olarak döneceğini müjdelediğini de bilmektedirler. Onlar o günlerin yaklaştığını ve inşallah o günlerin süvarileri olacaklarını görmektedirler.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ

"Allah, sizden iman edip salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde egemen kılacağını vaat etti." (Nûr [24]: 55)

Ey Müslümanlar!

Eğer Allah Subhânehu bu yılın Râşidî Hilafet’in ikamesiyle ve bizzat Halife’nin bu mübarek ayın başlangıcını ilan etmesiyle birleşmesini dilememişse, O’na yalvarıyoruz ki bu, Müslümanların üzerinden Hilafetsiz ve Halifesiz, fethsiz ve zafersiz, güçsüz ve izzetsiz geçen son Ramazan olsun. İşte o zaman Ramazan, Hilafetin gölgesinde gölgelenir, parıltısı ve keskinliği ona geri döner. Yeniden ibadet ve cihat ayı olur ve şu iki tekbiri yeniden yankılanır:

Müezzinin oruçluya iftarını duyuran tekbiri ve Mücahidin zaferini ilan eden tekbiri!

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk [65]: 3)

Allah tüm Müslümanların orucunu ve kıyamını kabul etsin ve onları sözü dinleyip en güzeline uyanlardan eylesin.

1 Ramazan 1425 H. 14/10/2004 M.

Hizb-ut Tahrir Emiri Ata bin Halil Ebu’r Raşta

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın