Home About Articles Ask the Sheikh
Konular

Türkiye ve Suriye’de Meydana Gelen Depremlerde Hayatını Kaybeden Şehitler İçin Hizb-ut Tahrir’in Taziyesi

February 17, 2023
2551
استمع للمقال

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ * أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

"Onlar ki, kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman: 'Biz şüphesiz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz' derler. İşte Rablerinden bağışlanmalar ve rahmet onların üzerinedir ve işte onlar hidayete erenlerin ta kendileridir." (Bakara 156-157)

Türkiye ve Suriye’deki dava taşıyıcısı aziz kardeşlerime ve genel olarak tüm dava taşıyıcılarına...

Türkiye ve Suriye’deki sabreden ve ecrini Allah’tan bekleyen ailelerimize ve genel olarak İslam Ümmetine...

Hizb-ut Tahrir, hem Türkiye hem de Suriye'de meydana gelen depremlerde hayatını kaybeden şehitler için taziyelerini sunar. Allahu Teâlâ'dan, Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet edilen ve üzerinde ittifak edilen şu hadis-i şerifin bir tecellisi olarak, onları katında ahiret şehitlerinden yazmasını niyaz ederiz. Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

الشُّهَدَاءُ خَمْسَةٌ الْمَطْعُونُ وَالْمَبْطُونُ وَالْغَرِقُ وَصَاحِبُ الْهَدْمِ وَالشَّهِيدُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ

"...Şehitler beştir: Taun (veba) hastalığına yakalanan, karın ağrısından (iç hastalıktan) ölen, boğularak ölen, yıkıntı (enkaz) altında kalarak ölen ve Allah yolunda şehit olanlardır."

Yıkıntı sahibi (sahibu’l-hedm), enkaz altında kalarak ölen kimsedir.

Cenab-ı Allah’tan yaralılara ve acı çekenlere, geride hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde acil ve tam şifalar ihsan etmesini dileriz.

Yine Allahu Teâlâ'dan, depremden kurtulanlara, Allah'ın bir lütfu ve nimeti olarak, O’nun ve Resulü ﷺ’in itaatinde geçirecekleri hayırlı bir ömür ihsan etmesini niyaz ederiz.

Bu deprem musibeti, İslam'ın Müslümanların kalplerinde ne kadar köklü olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Öyle ki kardeşlerini enkaz altından kurtarırken dillerinden tekbir hiç eksik olmuyordu; özellikle de Afrin'in Cinderes bölgesinde enkaz altında doğum yapıp vefat eden bir annenin bebeğini kurtarırken... Ya da Gaziantep'te yıkılan binanın altından çıkarılmaya çalışılan bir kadının, saçları görünmesin diye dışarı çıkmadan önce başörtüsü istemesinde... Veya Kahramanmaraş'ta enkaz altından çıkarılmak üzereyken, vaktin geçmemesi için önce abdest alıp namaz kılmak için su isteyen o kişide olduğu gibi... Tüm bu anlarda "Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber" nidaları yankılanıyordu.

Mümin, diğer insanlar gibi değildir. O, Allah’ın kazasının geri çevrilemeyeceğini ve bunun Allah’ın bildiği bir hikmetle olduğunu bilir. Bu yüzden, Rabbinin rızasını umarak başına gelene sabreder. Müslim'in Suheyb'den rivayet ettiği hadis-i şerifte ﷺ şöyle buyurmaktadır:

عَجَباً لِأَمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْسَ ذَاكَ لِأَحَدٍ إِلَّا لِلْمُؤْمِنِ إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْراً لَهُ وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خَيْراً لَهُ

"Müminin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için hayırdır. Bu durum sadece mümine hastır: Şayet bir sevince nail olursa şükreder, bu onun için hayır olur; eğer bir ümitsizliğe (zarara) uğrarsa sabreder, bu da onun için hayır olur."

Musibetler Müslüman beldelerine ardı ardına iniyor; memleketimizin hiçbir yeri musibetten hali değil: Depremler, seller, kuraklık, kıtlık, savaşlar, çatışmalar, fakirlik ve açlık... Her ne kadar "doğal afet" denilen hadiseler kaza dairesinde olsa da, gerekli önlemleri almak ve Müslümanları hiçbir kusur göstermeksizin doğru bir şekilde gözetmek (riayet), onların işlerini güden devletin görevidir. Eğer Müslümanların bir Hilafet Devleti olsaydı, onların sözünü birleştirir, dağınıklıklarını toplar, musibet anında onlara teselli olur, yüklerini omuzlar, işlerini güder ve ellerinden tutarak onları her türlü hayra ulaştırırdı. Böylece başkalarının yardımına da muhtaç kalmazlardı.

Allah ölenlerimize rahmet eylesin, yaralılarımıza şifa versin ve bu musibetten kurtulanları koruyup gözetsin. Başladığımız gibi bitiriyoruz:

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُمْ مُصِيبَةٌ قَالُوا إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ * أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِنْ رَبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz.

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşta Hizb-ut Tahrir Emiri

18 Recep 1444 H 09 Şubat 2023 M

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın