Soru: ABD’nin İngiltere ve Avustralya ile yaptığı askeri ittifakın boyutları ve anlamı nedir? Bu ittifak Çin'e mi yöneliktir? Yoksa Tunus'ta İngiliz nüfuzunu yıkması, Gine'de yandaşlarının ABD ajanlarına darbe yapması ve Fransa'nın ABD'den bağımsız bir Avrupa gücü inşa etme çabalarından sonra, Fransa'ya yönelik İngiliz ve Amerikan bir tokadı mıdır?
Cevap: Bu soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçireceğiz:
1- ABD Başkanı Biden, İngiltere Başbakanı Johnson ve Avustralya Başbakanı Morrison, video konferans yoluyla düzenlenen bir zirvede üç tarafın bir savunma ortaklığı kurduğunu ilan ettiler. Sky News Arabic’in 16/09/2021 tarihli haberine göre Biden: "Hepimiz, Hint-Pasifik bölgesinde uzun vadede barış ve istikrarın sağlanmasının hayati önemini kabul ediyoruz" dedi. Morrison ise şunları söyledi: "Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması kapsamındaki tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz." Johnson ise bu kararı son derece önemli olarak nitelendirerek: "Dünyanın en karmaşık projelerinden biri olacak" dedi. Bu ülkeler, ittifak hazırlıklarını gizli tutmuş, ardından Çin ve Fransa’yı bununla şaşırtmışlardır...
2- Fransa büyük bir öfke gösterip ABD ve Avustralya’yı yalan söylemekle, İngiltere’yi ise daimi fırsatçılıkla suçlarken; Avustralya’nın 2016’dan beri Fransa ile imzaladığı 56 milyar Euro (66 milyar ABD doları - BBC, 18/09/2021) değerindeki dev denizaltı anlaşmasını iptal etmesi nedeniyle bu ittifakın kendisi için "sırtından bir bıçak darbesi" olduğunu ifade etmiştir. Çin ise, Asya kıtasında bir Soğuk Savaş'ın ilk fiili başlangıcından bahsetmiş; nükleer teknolojiye sahip olmayan bir devlet olarak Avustralya’ya nükleer denizaltı teknolojisi transferinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nı ihlal edebileceği gerekçesiyle, ABD ve İngiltere'yi bu ittifakın antlaşmaya uygunluğunu gözden geçirmeye çağırmıştır. Kuşkusuz Çin, özellikle Asya denizlerinde Çin hegemonyasına karşı çıkan Avustralya’ya nükleer denizaltı sağlanması nedeniyle bu ittifakı kendisi için tehlikeli sayacaktır.
3- ABD'nin geleneksel müttefiki olan Avrupa, Trump döneminin sona ermesiyle bir nebze canlanmış ve ABD Başkanı'nın "Amerika geri döndü" sloganını atmasıyla bu canlanma artmıştı. Ancak Biden yönetiminin, Avrupa'nın görüş ve çıkarlarını dikkate almadan Afganistan'dan çekilmesi, bu ülkelerin ABD'ye olan bağımlılığını utanç verici bir şekilde ortaya koydu. ABD'nin Afganistan'dan çekilmesi, Biden yönetiminin göreve gelmesinden sonraki ilk dokuz ay içindeki en büyük uluslararası eylemiydi. Bunun üzerine Avrupa'da ABD'ye yönelik geniş çaplı eleştiriler yükseldi; bunlardan en meşhuru Fransa'nın ABD'den ayrı bir Avrupa gücü kurma ve güçlendirme çağrısıydı. Ardından ABD'nin, Avrupa Birliği'nden ayrılan İngiltere ve Avustralya ile yaptığı bu yeni ittifak gelince, durum daha da kötüleşti! Bu durum Fransa Dışişleri Bakanı'nın "Trump tarzı ani bir karar", "sırttan bıçaklama" ve "ağır bir darbe" demesine neden oldu; ardından Fransa, istişarelerde bulunmak üzere Washington büyükelçisini geri çağırdı!
4- Bu yeni askeri ittifakın boyutlarına yakından bakıldığında, bunun uluslararası arenada büyük bir olay olduğu ve geniş çaplı yansımaları olacağı görülmektedir. Bu olay, ABD'nin Çin'in yükselişini kontrol altına alma stratejisi çerçevesinde ve ABD ile İngiltere'nin Fransa'yı uluslararası aykırı davranışlarından dolayı (cezalandırması) ve bunun diğer AB ülkeleri üzerindeki etkisi bağlamında değerlendirilebilir. Bu durum şu şekilde açıklanabilir:
Çin Tarafı Açısından:
ABD'nin bugün öncelikli stratejik hedeflerinin Çin'in yükselişiyle mücadele etmek, onun uluslararası ekonomik ve bölgesel askeri risklerini dizginlemek olduğu başta Çin olmak üzere tüm devletler tarafından bilinmektedir. Bu nedenle Çin, bu askeri ittifakın amaçlarını ilan edildiği andan itibaren anlamış, buna karşı olduğunu açıklamış; "Soğuk Savaş zihniyeti", "ideolojik önyargı" ve anlaşmanın "nükleer silahların yayılmasını önleme" ilkesini ihlal ettiğinden bahsetmiştir. (Çin'in Washington Büyükelçiliği sözcüsü Liu Pengyu, bu ülkelerin diğer tarafların çıkarlarını hedef alan veya onlara zarar veren dışlayıcı bloklar oluşturmaması gerektiğini, yapmaları gereken en önemli şeyin Soğuk Savaş zihniyetinden ve ideolojik önyargılardan kurtulmak olduğunu vurguladı... El-Cezire Net 16/09/2021). Çin:
a- Kuşkusuz bu adımın, Sovyetler Birliği'ne karşı kurulan NATO benzeri, kendisine karşı oluşmakta olan yeni bir ittifakın çekirdeği olduğunun farkındadır. El-Cezire'nin The Washington Post gazetesinden aktardığına göre: "Bu anlaşma, Avustralya'nın eski dizel motorlu teknelerinin yerine gelişmiş nükleer enerjili denizaltılara sahip olmasına ve bunları işletmesine izin verecek, böylece olası bir çatışma durumunda Çin'in hesaba katması gereken bir saldırı kapasitesi kazandıracaktır." (El-Cezire 17/09/2021). Yani bu anlaşma, nükleer denizaltılar ve Amerikan Tomahawk seyir füzeleri sağlayarak, Çin karşıtı Asya halkalarından biri olan Avustralya'nın askeri yeteneklerini güçlendirecektir.
b- Çin aynı şekilde, ABD'nin Çin'in yükselişine karşı koyma stratejisinin Washington'daki yönetimlerin değişmesiyle değişmediğini de biliyor. Bu stratejinin özü, Çin'in çevresindeki Çin karşıtı devletleri güçlendirmek ve çevresindeki riskleri artırmaktır. "Açık deniz alanları ve seyrüsefer serbestisi" başlığı altında ABD, gerek Amerikan askeri birimlerini doğrudan kaydırarak, gerekse Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Hindistan gibi Çin karşıtı Asya halkalarına doğrudan ve büyük askeri destek sağlayarak Çin'i çevreleyen denizleri askerileştiriyor. ABD, Çin'in yükselişini durdurma politikalarının Irak ve Afganistan savaşları nedeniyle geciktiğinin farkındayken; Çin de ABD'nin bu gecikmesinin Washington'u kısıtlama olmaksızın Çin'in yükselişini durdurmaya çalışmaya ittiğini görüyor. Bu durum oldukça tehlikelidir; nitekim Trump yönetiminin Japonya ve Güney Kore'ye nükleer silah sağlama fikrini ortaya atması ve Biden yönetiminin bugün Avustralya'ya nükleer denizaltı sağlama taahhüdü, ABD'nin Çin'e karşı politikasının tehlikesini artırmakta ve artık uluslararası antlaşmalarla sınırlı kalmadığını göstermektedir.
"AUKUS" İttifakındaki Üç Ülke Açısından İse Durum 16/09/2021 Tarihinde El-Cezire'nin Aktardığı Gibiydi:
a- "ABD yönetiminden üst düzey yetkililer, 'bu savunma ortaklığının bölgede artan Çin nüfuzunun gölgesinde geldiğini' söylediler. ABD Başkanı Joe Biden, İngiltere ve Avustralya ile yapılan AUKUS savunma girişiminin, bu ülkelerin hızla gelişen tehditleri püskürtmek ve manevra yapmak için en modern yeteneklere sahip olmalarını sağlayacağını söyledi..."
b- "İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ABD ve Avustralya ile üçlü bir savunma ortaklığı başlatılmasının, Hint-Pasifik bölgesinde güvenlik ve istikrarı korumak için yan yana çalışmayı hedeflediğini söyledi. Bu ortaklığın ilk görevinin Avustralya'nın nükleer enerjili denizaltılar edinmesine yardımcı olmak olacağını da sözlerine ekledi..."
c- Avustralya Başbakanı Scott Morrison, "ülkesinin 2016 yılında Fransa ile imzaladığı devasa geleneksel denizaltı alımı sözleşmesini feshettiğini, çünkü ABD ve İngiltere'nin yardımıyla nükleer tahrikli denizaltılar inşa etmeyi tercih ettiğini söyledi. Morrison, ülkesinin nükleer silahlara sahip olmayı amaçlamadığını ve nükleer silahların yayılmasını önleme taahhütlerini sürdüreceğini de ekledi..."
Fransa Tarafında İse Yaşananlara Karşı Oldukça Heyecanlı Ve Öfkeli Tepkiler Vardı:
a- "Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Avustralya'nın ülkesiyle yaptığı denizaltı alım sözleşmesini feshetmesini 'sırttan bıçaklama' olarak nitelendirdi. France Info radyosuna yaptığı açıklamalarda Fransa'nın, Avustralya'nın anlaşmayı iptal edip ABD ve İngiltere ile nükleer enerjili denizaltılar alacağı bir ortaklık kurması nedeniyle ihanete uğramışlık, öfke ve acı hissettiğini ekledi... (El-Cezire 16/09/2021). Ayrıca yaptığı açıklamada: 'Cumhurbaşkanı'nın talebi üzerine, Washington ve Canberra'daki büyükelçilerimizi istişareler için derhal Paris'e çağırmaya karar verdim. Bu istisnai karar, Avustralya ve ABD'nin 15 Eylül'de yaptıkları açıklamaların istisnai ciddiyeti ile gerekçelendirilmektedir.' (Euronews Arapça, 17/09/2021). Le Drian, France Info radyosuna şunları söyledi: 'Öfkeliyim... Bu müttefikler arasında yapılacak bir şey değil... Bu yüze atılmış bir tokattır.' (Deutsche Welle Almanca, 17/09/2021). Büyükelçileri geri çağırma kararından önce: 'Fransız makamları, Amerikan Devrimi sırasında Fransa'nın kilit rol oynadığı belirleyici bir deniz savaşının yıldönümünü kutlamak için dün Cuma günü Washington'da yapılması planlanan töreni iptal etti.' (El-Cezire Net, 18/09/2021)."
b- Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanı Florence Parly, "Avustralya'nın ülkesinden geleneksel denizaltı satın almak için yaptığı devasa sözleşmeyi feshetmesinin ciddi bir durum olduğunu ve çok kötü bir haber teşkil edeceğini belirtti... (El-Cezire 16/09/2021)."
5- ABD liderliğindeki üç ülkenin neden Fransa’dan uzak, hatta Fransa’ya bir ceza niteliğinde bu adımları attığına gelince, şunlar gözlemlenmektedir:
a- Fransa, Trump yönetiminin politikalarını açıkça eleştiriyor ve reddediyordu; bu durum Türkiye ile Yunanistan arasındaki Doğu Akdeniz krizinde ortaya çıkmıştı. Biden yönetimi gelip Afganistan'dan, müttefik değil de bağımlı gibi görünmek isteyen Avrupa ülkelerinin ABD'ye ne kadar bağımlı olduğunu gösteren o şekilde çekilince, Fransa Avrupa Birliği içinde "NATO" olan Amerikan şemsiyesinden ayrı bir Avrupa askeri gücü oluşturulması yönünde baskı yapmaya başladı. Yani Avrupa ülkelerinin Amerikan askeri liderliğine karşı çıkmaya geri döndü. Ayrıca Afrika'daki Amerikan nüfuzuna karşı cesareti arttı; bu durum daha sonra Gine darbesinde ve ondan önce Sahil ülkelerindeki Fransız askeri faaliyetlerinde görüldü. Tüm bunlar Fransa'ya karşı bir Amerikan öfkesi yarattı.
b- İngiltere'nin AB ülkeleriyle yaptığı Brexit müzakerelerinden sonra, İngiltere-Fransa ilişkilerinin büyük ölçüde kötüleştiği ve her iki ülkenin de bir yumuşama belirtisi göstermediği su yüzüne çıktı. Bu durum, Fransa ve AB'nin İngiltere'nin birlikten çıkış şartları ve anlaşmasındaki inadında görüldü; muhtemelen Fransa ve AB ülkeleri, birlik içindeki diğer ülkelerin İngiltere'yi örnek alıp ayrılmasını ve birliğin dağılmasını engellemek istiyordu. Ancak bu durum, Fransa-İngiltere ilişkilerinde eşi görülmemiş bir kötüleşmeye yol açtı ve uluslararası politikaları büyük ölçüde ayrıştı. Fransa, Tunus'ta Kays Said'in son adımları üzerinden yönetimi ele geçirdiğinde, İngiltere'nin hiçbir çıkarını gözetmediği gibi Tunus'ta İngiltere'ye karşı ABD'den yardım almaya başladı. Bu, her ikisinin politikasında da alışılagelmiş bir durum değildi.
c- Bundan önce, 2021 Mayıs başında, İngiliz Kraliyetine bağlı ve Fransız ana karasına yaklaşık 20 km uzaklıktaki "Jersey" adası krizi yaşandı. İngiltere, AB'den ayrıldıktan sonra Fransız balıkçıların İngiliz avlanma sahalarına girmesini engellemek için savaş gemileri gönderdi. Fransa ise adanın elektriğini kesmekle tehdit etti ve İngiliz önlemlerine yanıt olarak Fransız balıkçıları korumak için polis ve sahil güvenlik botları gönderdi. Tüm bunlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin hızla kötüleştiğinin bir göstergesiydi. Bu durum kuşkusuz İngiltere'yi Fransa'ya tokat atmaya ve ABD'yi ona karşı kışkırtmaya itiyordu. Ancak İngilizlerin adeti ve sinsi karakteri gereği, tüm bunlar gizlilik içinde yürütülüyordu... Amerikan New York Times gazetesine göre, Londra ve Washington'daki yetkililere dayanarak, İngiliz hükümeti Pasifik'te nükleer enerjili denizaltılar konuşlandırmak için ABD ve Avustralya ile üçlü ittifakın kurulmasında erken bir rol oynamıştı. (Al-Arabiya Net, 19/09/2021).
d- Ancak bundan daha tehlikelisi, özellikle de ABD için, Fransa'nın Çin'e karşı ABD'nin pozisyonunun aksine yumuşak tavrıdır. "Zira Paris, geleneksel müttefiklerinin Çin ile çatışmacı bir strateji izlemesinin bölgedeki Fransız çıkarlarını kaçınılmaz olarak tehlikeye atacağından ciddi endişe duyuyor. Hint-Pasifik bölgesindeki üçlü ittifak stratejisinin herhangi bir askeri kayması, 'Yeni Kaledonya' ve 'Fransız Polinezyası' gibi denizaşırı topraklar olarak bilinen bölgelerdeki bir milyon Fransız vatandaşının güvenliğini tehdit edebilir..." Buna bağlı olarak, Fransa'nın önümüzdeki yılın başında Avrupa Birliği dönem başkanlığını devraldığında bağımsız bir Avrupa stratejik pusulası oluşturması, Avrupa'yı Amerikan savunma şemsiyesinden çıkarma çabalarını sürdürmesi ve Avrupa Birliği'nin uluslararası arenada küresel bir güç olarak yerini sağlamlaştırmaya çalışması beklenmektedir. (El-Cezire 22/09/2021).
6- ABD'nin İngiltere ile birlikte Avustralya ile kurduğu bu yeni ittifakın boyutları ve anlamı budur; bir yandan Çin'i kuşatma halkalarından biri olmak, diğer yandan da Avustralya ile olan denizaltı anlaşmasını iptal ederek ve onu bu ittifaka dahil etmeyerek Fransa'ya ağır bir tokat atmak. Bu ittifak, Çin'i çevreleyen denizlerdeki işleri daha fazla askerileşmeye ve gerginliğe itmekte, Washington'un Çin'in yükselişini durdurma zorunluluğuna ne kadar yüksek bir tehlikeyle baktığını kanıtlamaktadır. Sabit bir politikası olmayan Fransa ise, ABD-İngiliz yumruklarını yüzünden savuşturamayacak kadar zayıftır; hatta tüm AB ülkeleri büyük bir zayıflık içerisindedir. Fransa'nın NATO'dan ayrı bir güç olarak kurmak için gürültü kopardığı Avrupa gücünün miktarı (beş bin asker) son derece küçüktü; bu da özellikle İngiltere'nin ayrılmasından sonra Avrupa'nın uluslararası kapasitesinin ne kadar küçük olduğunu göstermektedir.
7- İşte böyle... Bugün büyük denilen bu devletlerin hiçbir sabit değeri yoktur.
بَأْسُهُمْ بَيْنَهُمْ شَدِيدٌ تَحْسَبُهُمْ جَمِيعاً وَقُلُوبُهُمْ شَتَّى ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
"Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın, oysa kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmalarındandır." (Haşr [59]: 14)
Onlar hem kendi içlerinde hem de aralarındaki ilişkilerde çürümüş devletlerdir. Belki de bu, Allah Teâlâ'nın dinini üstün kılmasını kolaylaştırmak için bir hayır müjdesi ve sünnetidir. İlk İslam Devleti kurulduğunda Pers ve Rum devletleri de böyleydi; aralarındaki ilişkiler böyle çatışmalı ve düşmanlıklar açıktı.
وَإِذَا أَرَادَ اللَّهُ بِقَوْمٍ سُوءاً فَلَا مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِهِ مِنْ وَالٍ
"Allah bir toplum için kötülük diledi mi, artık onu geri çevirecek hiçbir güç yoktur. Onlar için Allah’tan başka bir yardımcı da yoktur." (Ra'd [13]: 11)
18 Safer 1443 H. 25/09/2021 M.