Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Soru-Cevap: Rus Wagner Grubu Liderinin İsyanının Arkasında Ne Var?

July 02, 2023
2362

Soru:

Rus Wagner Grubu lideri 24/06/2023 tarihinde Rus kuvvetlerine karşı isyan ettiğini ilan etti; Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı ile görüşme talep ederek onlara sert bir saldırı başlattı ve kuvvetleri Moskova'ya doğru ilerlemeye başladı. Rusya Başkanı Putin konuyla ilgili kısa bir konuşma yaparak bunu "ihanet" ve "arkadan bıçaklama" olarak nitelendirdi. Aynı gün isyan, Belarus Cumhurbaşkanı'nın arabuluculuğu ve Wagner liderinin oraya gitmesi konusunda anlaşmaya varılmasıyla durdu. İsyanın patlak vermesi ve hızla durması Batı'yı şaşırttı. Peki, bu isyan neden yaşandı? Rusya üzerindeki sonuçları nelerdir? Bu isyanın arkasında Batı'nın veya ABD'nin bir rolü var mı? Uzattığım için özür dilerim, Allah hayrınızı versin...

Cevap:

Cevabın netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçirelim:

1- Wagner Grubu, 2014 yılında kurulan yarı resmi bir Rus güvenlik şirketidir. Şirketin başında, Rusya Başkanı Putin'in "aşçısı" olarak bilinen ve ona yemek hazırlayan bir restoranı olduğu için ona yakın olan milyarder Yevgeniy Prigojin bulunmaktadır. Şirket, Rusya Savunma Bakanlığı ile sözleşme yapar, unsurlarını onun kamplarında eğitir ve silahlarını da oradan temin eder; Rus devleti adına "kirli" askeri ve güvenlik görevleri ile ekonomik işler yürütür. Bu yapı, Irak işgalinin ilk yıllarında Amerikan kuvvetlerinin yanında kirli bir rol oynayan kötü şöhretli Amerikan Blackwater şirketine benzemektedir. Wagner, hesap verebilirlik ve yasal takibatın dışındadır; cinayet, suikast, tutuklama ve işkence operasyonlarını herhangi bir yasal sorgulama olmaksızın düzenler çünkü görevleri ve işleri aslen Rusya içinde değil, dışındadır. Ancak Rus devleti, Ukrayna'da yürüttüğü savaşta onlardan yardım almıştır. Putin, 27/06/2023 tarihinde kolluk kuvvetleriyle yaptığı televizyon toplantısında, "Devlet, Mayıs 2022 ile Mayıs 2023 arasında sadece savaşçıların maaşları ve teşvik ikramiyeleri için Wagner Grubu'na 68,262 milyar ruble (yaklaşık bir milyar dolar) ödeme yaptı" demiştir. Bu nedenle grup lideri, paraya ve silaha sahip olduğu, on binlerce unsuru yönettiği ve Ruslar arasında popülerlik kazandığı için kendini güçlü hissetti ve istediğini yapabileceğine inandı. Güç sahibi biri haline geldi ve rejime şantaj yapabilecek veya onu tehdit edebilecek bir konuma ulaştı. Özellikle Wagner kuvvetlerinin Suriye, Libya, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi birden fazla ülkede yayılmış olması nedeniyle, üst makamlara ulaşabileceği konusunda bir gurura kapıldığı görülmektedir.

2- Wagner Grubu'nun şöhreti, Rusya'nın Ukrayna'da yürüttüğü savaşa müdahale etmesiyle, özellikle de aylarca süren ve belirtildiği üzere ancak Wagner kuvvetleri tarafından sonuçlandırılabilen Bahmut Savaşı ile arttı. Lideri Yevgeniy Prigojin'in adı haberlerde sıkça geçmeye başladı. Özellikle Ukrayna'daki, bilhassa Bahmut'taki çatışmalar sırasında kuvvetlerine mühimmat verilmediği gerekçesiyle Rusya Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı'nı eleştiriyordu. Onları ihanetle suçlayacak ve görevden alınmalarını talep edecek kadar ileri gitti; orduyu, Ukrayna'da on binlerce Rus'un ölümünden ve toprakların düşmana teslim edilmesinden sorumlu tuttu. Açıklamalarını ve suçlamalarını yayınlamak için Telegram uygulamasını kullanmaktadır. Aynı zamanda Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşı da eleştirdi. İsyanından bir gün önce, yani 23/06/2023 tarihinde Telegram'da yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: "Rusya Savunma Bakanı mareşal rütbesi ve Rusya Kahramanı madalyası almak istediği için Ukrayna'nın işgalini zorladı." Ayrıca, "Ukrayna'nın savaştan önce Rusya'ya saldırmak için NATO ile plan yaptığı doğru değil. Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın Rusya'ya saldırmak için NATO ile ittifak yaptığı propagandasını yaparak Başkan Putin'i ve Rusları aldattı" ve "Ukrayna'nın karşı saldırısı sonucunda Rus kuvvetleri Doğu ve Güney Ukrayna'da geri çekiliyor" dedi.

3- Wagner lideri, 24/06/2023 Cumartesi sabahı, Rusya'nın Ukrayna saldırısının ana merkezi olan Rusya'nın Rostov şehrindeki Ordu Genel Karargâhı'na girdiğini ve havalimanı dâhil askeri tesisleri ele geçirdiğini duyurdu. Ardından Telegram'da şunları söyledi: "Karargâhtayız, saat 07:30 (GMT 04:30). Havalimanı dâhil Rostov'daki askeri tesisler kontrol altında. Ukrayna'da işgal edilen geniş topraklar kaybedildi ve çok sayıda asker öldü." Orduyu cephedeki durum hakkında gerçeği söylememekle tekrar suçladı ve "Ordu günde bin asker kaybediyor" (ölü, yaralı ve kayıplar ile savaşmayı reddedenler dâhil) dedi. Ayrıca, "Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov binaya yaklaştığımızı anlayınca buradan kaçtı... Wagner kuvvetlerini dağıtmak istediler" dedi. Kuvvetlerinin Ukrayna sınırındaki Rostov şehrine girdiğini, ardından Voronej şehrine ve oradan da Rusya'nın başkenti Moskova'ya yaklaşık 510 km uzaklıktaki Lipetsk şehrine yöneldiğini, hatta başkente 200 km mesafeye kadar ulaştığını ilan etti. Bununla birlikte, kendine bir açık kapı bırakmak için Putin'i doğrudan suçlamaktan kaçınmaya çalıştı ve 26/06/2023 tarihinde Telegram'da şunları söyledi: "Kuvvetlerinin Moskova'ya yürüyeceğini ilan ettiğinde hedefi Başkan Putin değildi ve rejimi devirme arzusu yoktu. Grup, Wagner'in tasfiye edilmesini ve Savunma Bakanlığı'na bağlanmasını engellemek için yürüyordu ve kan dökülmesini önlemek için kuvvetlerine geri dönme emri verdi."

4- Ancak Putin'i suçlamaktan kaçınma çabası başarısız oldu. Rusya Başkanı, isyan başladıktan saatler sonra 24/06/2023 tarihinde Rus televizyonunda yaptığı konuşmada isyanı bastırmakla tehdit etti: "Wagner özel askeri grubunun silahlı isyanı bir ihanettir ve Rus ordusuna karşı silah kuşanan her kimse cezalandırılacaktır... Güvenlik birimleri terörle mücadele durumu ilan etme emri almıştır... Rusya'nın verdiği mücadele, dış planlara karşı koymak için birlik olmamızı gerektiriyor... Dün gece tüm cephelerdeki askeri komutanlarla iletişim kurdum, bu tehdide cevabımız sert ve acımasız olacaktır. Yaşananlar bir kalleşlik ve arkadan bıçaklamadır. Rusya Nazizm'e karşı bir savaş yürütürken, isyan yoluyla kriminal bir maceraya sürüklenenler var... Her türlü iç kargaşa devlet için ölümcül bir tehdittir ve Rus halkına atılmış bir tokattır." Ayrıca Wagner liderini "kişisel hırslara sahip olmakla" suçladı. Wagner liderinin cevabı ise şuydu: "Putin, onları ihanetle suçlayarak büyük bir hata yaptı." Ona atfedilen bir diğer söz ise şöyledir: "Putin yanlış yolu seçti ve yakında Rusya'nın yeni bir başkanı olacak..." (Telegram 24/06/2023)

5- İşler burada daha da ciddileşti; özellikle Ukrayna'daki savaş koşullarının Rusya için son derece zor olduğu, maddi ve insani güçlerini tükettiği, kayda değer bir ilerleme kaydedemediği, aksine mevzilerini savunduğu ve hatta bazı mevzilerden çekildiği bir dönemde. Bu isyan Rusya için, özellikle de kendi kaderini ve ülkesinin kaderini belirleyecek olan savaşın çıkmazına düşmüş Başkan Putin için ölümcül bir darbe niteliğindeydi. Bu kritik aşamada Rusya Başkanı, mevkidaşı Belarus Cumhurbaşkanı'nı isyanı durdurmak ve sorunu barışçıl yollarla çözmek için arabuluculuk yapması amacıyla harekete geçirdi. Belarus Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, "Cumhurbaşkanı Lukaşenko'nun Rusya Başkanı'na Wagner grubu liderliği ile yapılan müzakerelerin sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi verdiği ve Putin'in de yaptığı çalışma için ona teşekkür ettiği" belirtildi. Krizin çözümü için Wagner liderine güvenlik garantileri verilmesini içeren bir teklif sunuldu. Görüşmeler Başkan Putin ile koordineli olarak yürütüldü. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Putin ile Lukaşenko arasındaki anlaşmanın öne çıkan noktalarını şöyle açıkladı: "Prigojin'in hamlesine başlangıçta katılmayı reddeden bazı Wagner savaşçılarına Rus silahlı kuvvetlerine katılma ve Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalama imkanı tanınacak... Bunlar herhangi bir yasal takibata uğramayacak... Wagner şirketi kuvvetleri kamplarına geri dönecek... Karargâhlara ve kamplara dönmek istemeyenler Rusya Savunma Bakanlığı ile anlaşma imzalayacak... Prigojin hakkındaki ceza davası kapatılacak ve kendisi Belarus'a gidecek..." (Russia Today 25/06/2023). Böylece Putin isyan meselesini hallederek Rusya'yı ve kendisini birçok kayıp ve çatışmadan kurtarmış oldu.

6- Görünen o ki, Wagner lideri kendi çizdiği doğaçlama adımlarla ilerliyordu; eğer Moskova'ya ulaşmayı başarır, destek bulur ve devlet onu vurup yok edemezse Putin'i yerinden edip yerine geçmeyi hedefleyecekti. Ancak yoluna devam etme cesaretini gösteremediği, başarısızlıktan korktuğu ve Putin'in affedilme ve Belarus'a gitme tekliflerinin yanı sıra Belarus aracılığıyla kendisine iletilen tehditlerden çekindiği anlaşılıyor. Sanki riske girmektense güvenliği tercih etmiş gibidir. Wagner lideri, 25/06/2023 tarihinde ilan edilen söz konusu anlaşmanın ardından Telegram'da şunları söyledi: "Kuvvetleri, kan dökülmemesi için kamplarına geri dönecek... Şimdiye kadar kan dökülmesini önleyebildiğimiz için çok mutluyuz. 23 Haziran'da adalet yürüyüşüne başladık. Bir günde Moskova'ya 200 km mesafeye ulaştık."

7- Böylece Putin, geçici de olsa krizi savuşturdu ve 26/06/2023 tarihinde ülke televizyonunda şunları söyledi: "Wagner isyanını engelleyerek Rusya'da bir felaketi önlemeyi başardık. Wagner isyanı krizine barışçıl bir çözüm bulunmasındaki Belarus'un rolünü takdir ediyoruz... Rusya'daki silahlı isyanın organizatörleri vatanlarına ihanet ettiler ve son olaylar her türlü şantajın başarısızlığa mahkûm olduğunu gösterdi..." Ayrıca Wagner savaşçılarına "orduya katılma veya isteyenin Belarus'a gitmesi" yönündeki teklifini yineledi. Şunu da ekledi: "Batı ve Kiev, Rusya'da bir iç savaş çıkmasını istedi, ancak güvenlik birimleri Rusya'yı koruma yeminine sadık kaldı." Bunun anlamı, isyanın Rus devletini tehdit ettiği, rejimde, Başkan Putin'in itibarında ve otoritesinde bir sarsıntı yarattığı ve Rusya'nın uluslararası konumunu etkilediğidir; zira bu isyan Rusya'nın iç durumunun endişe verici ve istikrarsız olduğunu göstermiştir.

8- Batı'nın tutumuna gelince, isyanın başlamasına ve hızla durmasına şaşırdıkları, devam etmesini istedikleri görülmektedir. Bu nedenle hepsi dikkatlerini Rusya'da olup bitenlere çevirdiler ve bu ülkelerin yetkilileri arasında yoğun temaslar ve telefon görüşmeleri başladı. Çünkü böyle bir isyan Ukrayna'daki savaşın seyrini etkileyecek, Rusya için işleri altüst edecek ve belki de Batı'nın istediği sonucu doğuracaktı. ABD, yaşananlara dair tutumunu açıkladı; Başkanı Biden, "Batı'nın Rusya'daki Wagner Grubu isyanıyla hiçbir ilgisi olmadığını, Rusya'daki olayların güç mücadelesinin bir parçası olduğunu" söyledi ve "ulusal güvenlik ekibine Rusya'daki gelişmeleri yakından takip etmeleri talimatını verdiğini" belirtti. Dışişleri Bakanı Blinken ise şunları söyledi: "Bu isyanın son faslını henüz görmedik ama içeriden birinin Putin'in otoritesine meydan okuması ve Ukrayna'ya yönelik bu saldırıyı başlatma nedenlerini doğrudan sorgulaması çok güçlü bir olaydır. Çatışma neredeyse başladığı hızla çözülmüş olsa da bu durum Putin'in liderliğine bir darbedir. Rusya'daki mevcut kriz büyük sorular doğuruyor ve gerçek çatlakların varlığını gösteriyor..." (Amerikan CBS ve Reuters 26/06/2023). ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller de şu ifadeleri kullandı: "Wagner kuvvetlerinin silahlı isyanı Rusya'nın bir iç meselesidir ve biz buna dahil olmadık... Cumartesi günü Wagner isyanı sırasında 'Moskova'daki ABD Büyükelçisi aracılığıyla' Ruslarla iletişim kanallarımız vardı. Yevgeniy Prigojin'in bu savaşın mantıksal temelini doğrudan sorguladığını ve savaşa girmenin esasen bir yalana dayandığını ilan ettiğini görmek yeni bir durumdur..." (Suudi El-Wiam ve Reuters 26/06/2023). Avrupa Birliği dışişleri bakanları ise şu açıklamayı yaptı: "Hafta sonu Rusya'da bastırılan isyan, Moskova'nın Ukrayna'daki savaşının iç istikrarsızlığa neden olduğunu ve askeri gücünü zayıflattığını gösterdi." AB Dış Politika Şefi Josep Borrell de "(Rusya'daki) siyasi sistemde zayıf noktaların ortaya çıktığını ve askeri gücün çatladığını" ifade etti (Suudi El-Wiam 26/06/2023). NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise "Rusya'da yaşanan olayların bir iç mesele olduğunu" ve "Rusya'nın nükleer silah kullanmaya hazırlandığına dair herhangi bir işaret görmediklerini" söyledi (Sky News 26/06/2023).

9- Böylece Amerikalılar ve Batılılar isyanla hiçbir ilgileri olmadığını teyit ettiler. Bu teyitlere rağmen, özellikle Amerikalıların Wagner liderini şu ya da bu şekilde böyle bir eylem yapmaya teşvik etmiş olmaları uzak bir ihtimal değildir; aksi takdirde, suç kaydı olanlardan oluşan milislere sahip birinin böyle bir işe kalkışması zordur! Bu durum, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonraki ilk Rusya Başkanı Yeltsin'in iktidara gelmek ve Sovyetler Birliği'ni yıkmak için Amerikalılardan teşvik ve yönlendirme almasına ve bunun daha sonra ortaya çıkmasına benzemektedir. Bu vakada da Washington Post 15/05/2023 tarihinde, Wagner liderinin bir Afrika ülkesinde Ukraynalı yetkililerle görüştüğünü ve Ukrayna kuvvetlerinin Bahmut'ta önünden çekilmesi karşılığında Kiev'e Rus silahlı kuvvetleri hakkında bilgi vermeye hazır olduğunu yazdı. Gazete, bu bilginin sızdırılan ABD istihbarat belgelerine ve isimleri açıklanmayan ABD'li ve Ukraynalı yetkililere dayandığını belirtti. Ancak Prigojin, Telegram hesabından bunu kesin bir dille yalanladı ve "komik" olarak nitelendirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da "Washington Post'un yayınladığı bilgilerin yanıltıcı haberler olduğunu" söyledi (AFP 16/05/2023). Ancak hem kendisinin hem de Kremlin'in bu bilgileri yalanlamasına rağmen, Rus askeri operasyonuna yönelik eleştirileri, Savunma Bakanı'na saldırması ve onu Başkan Putin'i yanıltmakla suçlaması dikkat çekicidir. Prigojin, Ukrayna'ya savaş açma kararının Savunma Bakanlığı'nın değil, bizzat Başkan Putin'in kararı olduğunu çok iyi biliyordu. Bu durum, Putin'in savaştan iki gün önce, 22/02/2022 tarihinde yönetiminin tüm kademelerini topladığı ve Russia Today kanalında canlı yayınlanan toplantıda açıkça görülmüştü. Dolayısıyla savaş kararı Savunma Bakanı'nın değil, Başkan Putin'in kararıdır. Wagner liderinin savaş kararını eleştirmesi ve bunu -onun olmadığını bildiği halde- Savunma Bakanlığı'nın kararıymış gibi göstermesi, intikam korkusuyla doğrudan başkanı eleştirmekten ve ona saldırmaktan kaçınma amaçlıdır. Özellikle de savaşa inanmadığını ve bunun yanlış olduğunu ilan etmesi, Batı'yı ve özellikle Amerikalıları memnun edecek türdendir. Dolayısıyla Ukraynalılar aracılığıyla veya onların varlığında kendisiyle iletişime geçilmiş ve bu işi yapması için teşvik edilmiş olması uzak bir ihtimal değildir. Ancak Putin'in tehditlerini görünce kendine güvenemeyip geri adım atmış, canını kurtarmayı ve Belarus'ta sürgünde yaşamayı tercih etmiş olabilir.

10- Bu isyan, Putin'in 1999'da iktidara gelmesinden bu yana karşılaştığı en büyük meydan okumadır. Başkalarını da isyana teşvik etmesi ihtimal dışı değildir; nitekim çoğu suçlulardan oluşan bir milisin lideri, Putin'in heybetini ve otoritesini sarsmayı başarmıştır! Bu durum, Putin'in hayal edilenden daha zayıf bir karakter olduğunu, bir çıkmazda bulunduğunu ve bir isyancı ile uzlaşmayı tercih ettiğini göstermektedir! Bu olay onun yüzüne bir tokat indirmiş, liderliğine ve devletine olan güveni sarsmıştır. İşte doğusuyla batısıyla kafir müstemleke devletler böyledir; onları sarsacak kimse olmadığı sürece ayakta görünürler. Belki tarih tekerrür eder ve yeryüzü yeniden Hilafet ile aydınlanır; böylece yeni Persleri ve Romalıları ortadan kaldırır. Zira Rusya ve Batı, eski ve yeni dönemde Müslümanlara karşı komplolar kurmuşlardır; İslam'a ve ehline karşı yürüttükleri savaşta her biri diğeri kadar şerdir. Allah onların amellerini boşa çıkaracak, onları birbirleriyle imtihan edecek ve insanlığı onların şerrinden kurtarmak için dinine yardım edecektir.

إِنَّا لَنَنْصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الْأَشْهَادُ

"Şüphesiz ki biz, elçilerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde elbette yardım ederiz." (Mü’min [40]: 51)

13 Zilhicce 1444 H. 01/07/2023 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın