Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Soru-Cevap: Suriye ve Libya Arenalarındaki Siyasi Gelişmeler

March 12, 2016
5306
استمع للمقال

Soru-Cevap

Soru:

Suriye'deki son ateşkesten bugüne kadar yaşanan gelişmeleri takip ettiğimizde, Amerika'nın bu kez ateşkes ve muhalefet ile rejimden oluşan laik bir hükümetin kurulması için müzakereler yapılması konusunda ciddi olduğu görülüyor. Bu doğru mu? Ayrıca bu, Amerika'nın mevcut ajan Beşşar'ın yerine alternatif bir ajan bulma fikrinden vazgeçtiği ve Beşşar'ın iktidarda kalmasını onayladığı anlamına mı geliyor?

Diğer bir soru ise: Libya'daki durum çözüme ne zaman yaklaşsa yeniden karmaşık hale geliyor. Suheyrat'ta anlaştılar ve anlaşma Tobruk parlamentosunun meşruiyetini onayladı; bu Tobruk için bir kazanımdı... Buna rağmen, Serrac bakan sayısını 32'den 18'e düşürerek onlara yanıt vermesine rağmen, hükümete güvenoyu verme konusunda oyalanıyorlar. Bu oyalama nasıl anlaşılabilir? Allah sizi hayırla mükâfatlandırsın.

Cevap:

Daha önce 19 Ocak 2016'da "Libya Krizindeki Son Gelişmeler" başlıklı bir "Soru-Cevap" yayınlayarak Libya meselesini açıklamıştık... Aynı şekilde Suriye hakkında 11 Aralık 2015'te Riyad Konferansı ve müzakere heyetinin oluşturulmasına dair "Bir Boynuzda İki Büyük Şer..." başlıklı bir bülten, 24 Şubat 2016'da ise mevcut ateşkes ve müzakere konusunu detaylıca açıkladığımız "Münih'te Rejimin Güvenlik Ateşkesini Amerika Dokudu..." başlıklı başka bir bülten yayınlamıştık. Cevap bunlardan anlaşılabilir; zira olaylar haritası yayınlarımızda belirttiğimiz genel hatlar çerçevesinde kalmıştır... Bununla birlikte, bu daha fazla açıklama ve netleştirmedir... Ancak ondan önce Suriye ve Libya arasındaki çatışma farkını açıklayayım:

Libya meselesi Suriye meselesinden farklıdır. Çünkü Suriye'deki çatışma Amerika, müttefikleri ve yandaşları ile Suriye halkı arasındadır; Amerika ile başka bir büyük devlet arasında değildir. Bunun nedeni, Putin'in Amerika'ya Suriye'de hizmet ederek Rusya'nın Ukrayna çevresindeki güney sınır sorunlarını yatıştıracağını sanarak kirli bir pazarlıkla Amerika'nın planını uygulamasıdır... Avrupa ise, Amerika'dan bir şeyler koparabilmek için onun söylediklerini tekrarlayarak etrafında dönmektedir. Rusya ve Avrupa, nüfuzun Amerika'ya ait olduğunu idrak etmekte ve Suriye'de onunla nüfuz rekabetine girmeye yeltenmemektedirler... Yani çatışma, Amerika ile Suriye halkı ve arkalarındaki her samimi Müslüman arasındadır.

Libya'da ise çatışma, Amerika ile Avrupa -özellikle İngiltere, bir ölçüde Fransa ve biraz da İtalya- arasındaki nüfuz mücadelesidir. Bu nedenle Amerika, Suriye devriminin beş yılı boyunca Suriye halkının Amerikan planları karşısındaki direnişi karşısında şaşkına dönmüş durumdayken; Libya'da Avrupa karşısındaki gücünden emin olduğu için, Avrupa'ya karşı bu gücün verdiği bir rahatlıkla mücadele etmektedir.

Bu farkı belirttikten sonra, soruda gelen hususlar hakkında daha fazla açıklama ve netleştirme sunacağız:

Birincisi: Suriye Konusu:

Amerika'nın ateşkes ve müzakereler konusunda ciddi olduğu doğrudur... Ancak mevcut ajan Beşşar'dan sonraki alternatif ajanı aramaktan vazgeçtiği doğru değildir. Amerika bir alternatif bulduğu anda, daha önce yandaşlarına yaptığı gibi Beşşar'ın görevine son verecektir. Bunun açıklaması şöyledir:

Amerika; ateşkes, silahların durdurulması, çatışmaların durdurulması ve düşmanca eylemlerin durdurulması gibi adlar altında devrimi durdurmak ve ortadan kaldırmak için tüm ağırlığını koymuştur... Cenevre, Viyana ve Riyad'da konferanslar düzenlemiş, Güvenlik Konseyi'nden kararlar çıkartmıştır... Bunların yanı sıra; ajanı Beşşar, İran, Lübnan'daki partisi ve Rusya aracılığıyla askeri eylemlerle devrimi boşa çıkarmaya çalışırken, kendisi de "uluslararası koalisyon" kisvesi altında "IŞİD ve terörle mücadele" bahanesiyle müdahale etmiş ve devletleri yanına çekmiştir... Son olarak 12 Şubat 2016'daki Münih toplantısında, devrimi bir hafta içinde ateşkesle durdurma girişimiyle bir nefes borusu bulmuştur. Bu gerçekleşmeyince, Dışişleri Bakanı Kerry, Rus mevkidaşı Lavrov ile 22 Şubat 2016'da bir araya gelmiş ve ortak bir bildiriyle çatışmaların durdurulmasının 27 Şubat 2016 Cuma/Cumartesi gece yarısı yürürlüğe gireceğini duyurmuşlardır. Tüm bunlar, önümüzdeki günlerde Cenevre'de ciddiyetle hazırlanan müzakerelerde laik projesini onaylatmanın ön hazırlığıdır... Amerika'nın ciddi olduğunun kanıtı, özellikle müzakereler için muhalefet heyetinin oluşturulduğu 9-10 Aralık 2015 Riyad Konferansı'ndan bu yana bu yönde attığı adımlardır. Bu adımlardan bazıları şunlardır:

1- Amerika'nın; uyduları "Türkiye ve Suudi Arabistan"ın etkisiyle Suriye içinde müzakereleri teşvik eden bir ortam hazırlaması. Bunun göstergeleri:

a- Suudi Arabistan'ı; özellikle silahlı gruplardan yandaşları Riyad'da toplamakla, para ve silah yoluyla "havuç-sopa" yöntemiyle müzakere heyetini oluşturmakla görevlendirdi... Bunda başarılı da oldu ve ahiretlerini başkalarının dünyası için satanlardan o heyeti oluşturdu... Böylece Amerika, Suriye devriminin patlak vermesinden bu yana ilk kez, rejimle tek bir yönetimde ortak olmayı ve müzakereyi kabul eden silahlı grupları müzakere komitelerine dahil etmeyi başardı. (Körfez Araştırmaları Merkezi Başkanı Abdulaziz el-Sagr, Perşembe akşamı düzenlediği basın toplantısında, bir muhalefet heyetinin Ocak ayının ilk on gününde rejim heyetiyle görüşeceğini söyledi... Anlaşma, Yüksek Kurul'un; 10'u gruplardan, 9'u Koalisyon'dan, 5'i Koordinasyon Kurulu'ndan ve 8'i bağımsızlardan olmak üzere 32 üyeden oluşmasını öngörüyor.) (Al Jazeera Net, 11/12/2015). Daha önceki müzakereciler, içeride hiçbir karşılığı olmayan dışarıda yaşayan kimselerdi... Bu nedenle, heyete giren bu gruplar halkı, özellikle de o tağutun elinden kurtulmak için kendilerini destekleyenleri hayal kırıklığına uğratmışlardır!

b- Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti; Suriye'de Amerikan projesini uygulamak için ateşkes ve müzakere konusunu görüşmek ve Suriye'deki gruplarını ateşkese ve müzakerelere katılacak bir muhalefet heyeti oluşturmaya ikna etmek içindi: (Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Salı günü Suudi Arabistan'a ulaştı. Ziyaretinde yetkililerle bölge dosyalarını, özellikle Suriye ve Yemen'i görüşecek. Suudi resmi haber ajansına göre, Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na varışından kısa süre sonra Erdoğan, Kral Selman bin Abdulaziz tarafından karşılandığı El-Yamame Sarayı'na geçti.) (Al-Quds, 29/12/2015).

c- Amerika, müzakerecileri planladığı çözümlere alıştırmak için ön hazırlık toplantıları düzenledi. İşlerin istediği gibi gittiğini görünce, Türkiye ve İran arasındaki alışılmadık hızdaki yakınlaşmayla çemberi tamamladı. Aralarındaki sert açıklamalara rağmen Davutoğlu'nun İran ziyareti, Suriye'deki Amerikan projesini uygulamak için Suriye'deki grupları ve yandaşları üzerindeki etkilerini koordine etmek içindi... (Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 4 Mart Cuma gecesi birkaç bakandan oluşan bir heyetle başkent Tahran'a ulaştı. Bu, iki yıl aradan sonra bir Türk başbakanının İran'a yaptığı ilk ziyaretti... İran'ın Fars haber ajansı, Türk Başbakanı'nın iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğini geliştirme yollarını görüşmek üzere üst düzey İranlı yetkililerle bir araya geleceğini bildirdi...) (Russia Today, 04/03/2016). Görünüşe göre ziyareti, sıradan insanların bile yutmayacağı kaba bir espriyle ambalajlayarak görüşmenin ticari amaçlı olduğunu gösterdiler!!

2- Amerika'nın ajanları eliyle müzakereler için bölgesel ve iç ortamı hazırlamaya yönelik bu habis siyasi çalışmalar sürerken; gerçekleri çarpıtarak Amerika tarafından sunulan müzakereci çözümün Suriye için en iyi çözüm olduğunu göstermekten tutun da, bizzat kendisinin, onunla kirli bir pazarlık içinde olan Rusya'nın veya bölgesel ve yerel uydularının askeri eylemlerine kadar uzanan baskı ortamları oluşturuluyordu. Bu eylemlerden bazıları şunlardır:

a- Amerika; Suriye halkının önüne iki seçenek koyma fikrine odaklandı: Ya müzakereler sırasında Amerika'nın Suriye için hazırladığı laik projeyi kabul etmek ya da Suriye'nin bölünmesi... Suriye halkının bölünmeden nefret ettiğini bildiği için, rejim ve muhalefet arasında ortak bir yönetim kurarak Suriye'deki laik projesini onaylatmak adına müzakerelere yöneleceklerini sandı... Amerika bu fikre inandırıcılık katmak için, Rusya ile birlikte müzakereler üzerinde baskı kuran, müzakerecileri korkutan ve Suriye halkı üzerinde "eğer rejim ve muhalefetten oluşan laik bir devlet projesini kabul etmezlerse Suriye'nin bir bütün olarak kalmayacağı, bölüneceği" yönünde çok sıcak bir atmosfer oluşturan açıklamalar yaptı. Nitekim Kerry şöyle dedi: (Çok uzun süre beklersek Suriye'yi bütün tutmak için çok geç olabilir) (Reuters, 23/02/2016)... Rusya ise Suriye'de federalizmden bahsetti. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov şöyle dedi: (Moskova, Suriye müzakerelerine katılanların, Kürtlerin de talep ettiği federal bir cumhuriyet kurma fikrine ulaşmalarını umuyor) (Al-Hadath, 29/02/2016)... Tüm bunlar, muhalefet kanadındaki müzakerecilere Amerika'nın dayatacağı siyasi sistemi onaylatmak için yapılan baskılardır, aksi takdirde bölünme olacağı mesajı verilmektedir... Amerika ve müttefikleri, Suriye halkının bölünmeyi reddettiği gibi Amerika'nın laik projesini de reddettiğini unuttular veya görmezden geldiler. Onlar bu iki projeyi de Amerika tarafından kurgulanan büyük şerler olarak görmekte ve bunlar ancak ümmetin hainleri eliyle geçebilir ki onlar da Allah'ın izniyle yok olmaya mahkûmdurlar...

b- Müzakereler sırasında Rus saldırılarının yoğunlaştırılması, müzakerecilere "Amerikan projesini onaylamak için müzakereyi kabul edin, aksi takdirde saldırılar yoğunlaşacak" mesajıydı. Bu nedenle, Şubat 2016 başında başlayan Cenevre-3 görüşmeleri sırasında Rus saldırıları dikkat çekici şekilde artmış ve müzakereciler üzerinde bir baskı aracı olarak Halep kuşatması şiddetlenmişti...

c- Müzakereleri reddeden herkese karşı üstü kapalı, hatta açık tehditler savrulması. Bu bağlamda Kerry 24/02/2016'da şöyle dedi: (Eğer masada başarılı olamazsak, şu anda alternatif bir plan hakkında önemli bir tartışma yürütülüyor.) (Reuters, 24/02/2016). Cübeyr de hocasının sözünü tekrarlayarak şunları söyledi: (...Eğer ateşkese devam edemezsek, Amerikan Dışişleri Bakanı'nın belirttiği gibi başka seçenekler de var; bir B planı var. Eğer Suriye rejimi veya müttefikleri tarafında ciddiyet olmadığı netleşirse diğer seçenek gündeme gelir ve ona odaklanılır) (CNN Arabic, 28/02/2016).

Yukarıdakilerden, Amerika'nın Suriye için laik projesini gerçekleştirmek amacıyla ateşkes ve müzakereler konusunda gerçekten ciddi olduğu anlaşılmaktadır.

Görünüşe göre bu araçlar, muhalefet müzakere heyetinin rejimle müzakerelere devam etmesi için bir bahane ve gerekçe oluşturmada başarılı oldu: (BM Suriye Özel Temsilçisi Staffan de Mistura, dün Suriye'deki çatışmayı durdurmayı amaçlayan yeni bir tur görüşmenin 14-24 Mart tarihleri arasında BM gözetiminde Cenevre'de yapılacağını duyurdu...) (Eriyad, 10 Mart 2016 Perşembe). Ardından muhalefet heyeti müzakereleri kabul etmek için ortam hazırlamaya başladı (Suriye muhalif gruplarını temsil eden Yüksek Müzakere Kurulu, 9 Mart 2016 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, BM tarafından önerilen barış görüşmeleri gündemini olumlu bulduğunu ve bir önceki gün hükümet güçlerinin ateşkes ihlallerinde bir azalma gözlemlediğini bildirdi. Heyet sözcüsü Salim el-Muslat, Cenevre'de yapılması planlanan müzakerelere katılım konusunda yakında nihai bir karar vereceklerini söyledi.) (AFP/DW, 09/03/2016). Ardından Russia Today sitesi 11/03/2016'da şunu aktardı: (Yüksek Müzakere Kurulu "Suriye Muhalefeti", önümüzdeki Pazartesi günü Cenevre'de yapılması beklenen müzakere turuna katılacağını duyurdu...) (Russia Today, 11/03/2016).

2- Amerika'nın alternatif bir ajan aramaktan vazgeçtiği ise doğru değildir... Çünkü Beşşar, Suriye'de Amerika'nın çıkarlarına hizmet edebileceği istikrarlı bir yönetimi garanti etme gücünü kaybetmiştir. Amerika, geçiş döneminde onun kalmasını istiyor; bu sırada Beşşar'ın siyah yüzünden daha az siyah olan, insanları aldatabilecek, çıkarlarını uygularken insanlara gülümseyebilecek yeni bir ajan aramaktadır! Amerika, tıpkı Beşşar ve ondan önce babasının yaptığı gibi çıkarlarına hizmet edecek laik, işbirlikçi bir yönetimi Suriye'de kurmaya odaklanmıştır. Yaydığı o pis bölünme kokusuna gelince, mevcut ajan Beşşar'ın yerine bir alternatif ajan çıkarmada başarısız olmadıkça bunu Suriye'de uygulaması uzak bir ihtimaldir... Bu nedenle Amerika için şu an önemli olan ateşkestir; böylece rejim ve muhalefetten oluşan laik bir yönetim kurma projelerini sükûnetle uygulayabilir ve bu süre zarfında Beşşar'ın yerini alacak alternatifi bulabilir... Amerika bu ateşkesi ve muhalefetin buna bağlılığını -özellikle de "İslami" olarak adlandırılan bazı grupları ateşkesi ve müzakereleri kabul etmeye dahil edebilmesini- devrime karşı, Şam'daki nüfuzu ve ajanları adına son beş yılın en büyük başarısı saymaktadır... Ayrıca Rusya da bunu rejimi sabitlemek için büyük bir başarı ve fırsat olarak görmüştür. Nitekim Rusya'nın BM Temsilcisi Vitaly Churkin, Münih anlaşması hakkında Kommersant gazetesine verdiği demeçte şöyle demiştir: (Şam'ın, beş yıllık sürekli yıkımdan sonra bunun Suriye için eşsiz bir fırsat olduğunu anladığını umuyorum.) (AFP, 19/02/2016). Bunun ardından Beşşar Esed, ateşkesi kabul etmeye hazır olduğunu ilan etti.

3- Bunlar Amerika, Rusya ve yandaşlarının hesaplarıdır... Samimi Suriye halkının hesapları ise başka bir şeydir; bu hesaplar kâfirlerin, sömürgecilerin, ajanlarının ve onların yörüngesinde dönenlerin projelerini sarsacak, tuzaklarını Allah'ın izniyle kendi başlarına çalacaktır:

وَمَا كَيْدُ الْكَافِرِينَ إِلَّا فِي ضَلَالٍ "Kâfirlerin tuzağı ancak boşa çıkmaktadır." (Mü’min [40]: 25)

Şam'ın adamları; Riyad'daki "Intercontinental"de kirli para ve dalalet etrafında toplanıp müzakere heyetini oluşturanlar değildir... Onlar, kirli paranın yöneldiği yöne meyleden ümmet hainleri değildir... Onlar, "rejimle müzakere ederiz" deyip aynı zamanda "rejimin başının yeri yoktur" diyen sahtekârlar değildir; zira rejimin başının yerini kabul etmeyen, onun rejimiyle müzakere etmez! Onlar, kendilerine "laik sivil devlet" dayatıldığında, Müslüman olduklarını iddia ettikleri halde başlarını onaylayarak öne eğenler değildir! Onlar, Alemlerin Rabbi'nin hükmü yerine insanların hükmüyle helal-haram belirleyen demokrasiyi savunanlar değildir; halbuki hüküm koyanların en hikmetlisi olan Allah şöyle buyurur:

إِنِ الْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ "Hüküm ancak Allah'ındır." (Yusuf [12]: 40)

Onlar bunlar değildir... Aksine onlar, ümmetin samimiyet ve ihlaslarıyla tanıdığı Şam’ın aslanlarıdır. Onlar, kalpleriyle ve dilleriyle "O (bu devrim) Allah içindir, Allah içindir" diye haykıranlardır... Onlar, Şam'ın Allah ve Rasulü ﷺ'in sevdiği gibi olmasını isteyenlerdir:

عُقْرُ دَارِ الْإِسْلَامِ بِالشَّامِ "İslam yurdunun merkezi Şam’dır." (Taberâni, El-Mu’cemü’l Kebir, Seleme bin Nüfeyl'den)

Onlar, bölünmeyi; Amerika'nın laik projelerini ve kâfirler ile münafıkların tüm projelerini reddettikleri güçle reddedenlerdir... Onlar Şam toprağındaki samimi, ihlaslı, hak üzerinde sabit kalanlardır; batılın bir anlık üstünlüğü olsa da hakkın zaferlerinin olacağını bilen ve dinleri ile ümmetleri üzerinde pazarlık yapmayanlardır... Onlar, devrimlerinin gerçek bir "ifşa edici ve rezil edici" olduğunu gözleriyle görenlerdir; zira bu devrim komplocuları ifşa etmiş, münafıkları rezil etmiştir ve hepsi açıkta kalmıştır. Onlara ancak gafiller aldanır, tuzaklarından ancak cahiller emin olur... Onlar, kâfirlerin projelerinin hesap etmedikleri yerden başarısızlığa uğrayacağından emindirler:

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ "Zulmedenler yakında nasıl bir inkılâpla devrileceklerini (hangi dönüşe döndürüleceklerini) göreceklerdir." (Şuarâ [26]: 227)

İkincisi: Libya Konusu:

Daha önce belirttiğimiz gibi, Libya meselesi Suriye meselesinden farklıdır. Çünkü Suriye'deki çatışma Amerika ve müttefikleri ile Suriye halkı arasındadır; Libya'da ise çatışma Amerika ile Avrupa -özellikle İngiltere, bir ölçüde Fransa ve bir miktar da İtalya- arasındadır. Yani yerel araçlar kullanılsa bile bu temel olarak uluslararası bir çatışmadır...

Bu farkı belirttikten sonra, soruda Libya hakkında gelen hususlar için daha fazla açıklama ve netleştirme sunacağız:

1- Suriye'dekinin aksine, Amerika'nın Libya'da siyasi çözüme ve onun başarısına odaklanmadığı görülmektedir. Aksine askeri müdahale tehdidinde bulunmakta, bunu Güvenlik Konseyi'nden talep etmekte ve siyasi çözümün gerçekleşmesini engellemeye çalışmaktadır. Hatta geçen yılın Kasım ayından beri münferit saldırılara başlamıştır; aranan bir kişiyi öldürdüğünü söylemiş, ardından yaklaşık 20 askeri bir Libya üssüne girip çıkmış, sonra 19 Şubat 2016'da Amerikan uçaklarının gerçekleştirdiği ve çoğu Tunuslu olan, IŞİD üyesi olduğunu iddia ettiği 49 kişiyi öldürdüğü bu son operasyon gelmiştir. Bu, en çok kişinin öldürüldüğü en büyük operasyondur... Görünüşe göre bu tür saldırılara devam edecektir: (Obama 28/01/2016 Perşembe günü, büyük Batılı devletlerin Libya'daki anayasal boşluğun terör örgütünün büyümesi için verimli bir zemin oluşturmasından korktuğu Libya'daki durumu görüşmek üzere ayrılan bir Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısına başkanlık etti... Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada: "Başkan, ulusal güvenlik ekibine hükümeti güçlendirme çabalarını sürdürme ve Libya ile diğer ülkelerdeki terörle mücadele çabalarını destekleme talimatı verdi...") (Middle East Online, 29/01/2016). Böylece Amerika, örgüt ve terör bahanesiyle uluslararası bir karar olmaksızın askeri saldırılar düzenleme veya askeri müdahale politikasını kararlaştırmıştır...

2- Bu karar, Libya'daki durumun Amerika için ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir. Bunun nedeni öne çıkarıldığı gibi örgüt tehditleri değil, bu sadece müdahale için bir bahane olarak kullanılmaktadır. Aksine, Amerika'nın Libya'da nüfuz kurmasını engelleyen büyük devletler vardır. Bu yüzden Amerika'nın, 17 Aralık 2015'te Fas Suheyrat'ta imzalanan nihai anlaşmaya önem vermediğini, uygulanmasına odaklanmadığını görüyoruz. Tüm konuşmaları, terör adını verdiği şeye karşı Libya'ya askeri müdahale üzerinedir. Eğer bu anlaşma kendi lehine olsaydı, onu uygulamak için elinden geleni yapardı... Tüm bunlar, 2014'ten beri ajanı Hafter vasıtasıyla kontrolü sağlayamayıp Libya'da nüfuzunu kuramamasından ve sistemi eline geçirememesinden sonra geldi. Bu nedenle, İngiltere'nin Libya'ya askeri müdahaleye izin veren bir kararın çıkmasını engellemesi üzerine Güvenlik Konseyi'nden uluslararası bir karar almaksızın doğrudan müdahale etmeye başladı. Bu yüzden siyasi çözümün uygulanması engellenmeye devam edecektir.

3- Amerika, Suheyrat'taki siyasi anlaşmayı kabul ediyor gibi görünürken bir yandan da uygulanmasını geciktirmeye çalışmaktadır. Bunu, CIA Direktörü John Brennan'ın 25/02/2016'daki şu açıklamasıyla teyit edebiliriz: (ABD, Libya'da iki eksenli bir politika yürütüyor; bunlardan birinde rakip iki hükümeti birleştirmek için diplomatik çabalar sarf ederken, diğerinde tehlikesi artan IŞİD'e karşı terörle mücadele operasyonları düzenliyor.) (AFP, 25/02/2016). Dışişleri Bakanı John Kerry ise: (Son aylarda Trablus'ta bir hükümet kurmak için özellikle çok sıkı çalıştık. Eğer anlaşamazlarsa Libya başarısız bir devlet olacak.) (Reuters, 24/02/2016) dedi. Yani Amerika'nın ölçülerine göre bir hükümet kurulması için çalıştığını, aksi takdirde onu başarısız kılacağını iddia ediyor! Suheyrat hükümeti böyle olmadığı için, Tobruk parlamentosundaki ajanları vasıtasıyla 32 bakandan oluşmasını reddettiklerini söyleyerek sudan bir bahaneyle kurulmasını engellemeye çalıştı. Hükümet başkanı Fayez el-Serrac 22/01/2016'da Mısır'a gitmiş ve 6 gün süren ziyaretinde Abdulfettah es-Sisi ile görüşmüştü. Serrac, Amerikan ajanlarını razı etmeye çalışarak ziyaretinin sonunda bakan sayısını azaltmaya hazır olduğunu duyurdu. Serrac Kahire'den ayrıldıktan hemen sonra Hafter, sonuçları öğrenmek, neler yapması gerektiğine dair talimatları almak ve kendisine daha fazla destek sağlamak için Kahire'ye indi. Bu, Amerika'nın hükümetin kurulmasından memnun olmadığı anlamına geliyordu; çünkü oluşumu istediği gibi gelmemişti... Serrac hükümet üyelerini azaltarak 18 bakandan oluşturdu ve 23/02/2016'da Tobruk parlamentosuna sundu, ancak parlamento bunu reddetti. Hatta meçhul olduğu söylenen silahlı bir çete, oylama için gelen parlamento üyelerine saldırdı ve girmelerini engelledi. 200 milletvekilinden sadece 89'u katıldığı için çoğunluk sağlanamadı ve parlamento başkanı oturumu kapattı. Yani Amerika, çeteleri ve kendisine bağlı milletvekilleri vasıtasıyla engelleme yapıyor...

4- Bu engellemenin nedeni, Libya'daki siyasi çevrenin çoğunluğunun Kaddafi kalıntısı, yani Avrupa yanlısı olmasıdır... Kurulacak herhangi bir kabine, yeni bakanlıkta olduğu gibi bu yapıda olacaktır. Amerika ise Hafter'e ve etrafındaki bir grup askere güveniyor; ondan yeni bir siyasi çevreyle üsler kurmasını, yönetimde en büyük payı almasını ve ona hakim olmasını umuyordu. Ancak Hafter şu ana kadar bunu başaramadı ve tüm askeri eylemleri başarılı değil, aksine aksıyor. Bu yüzden Amerika; askeri müdahale, Hafter ve yandaşları yoluyla, yönetimde aslan payını garanti edene kadar siyasi çözümü mümkün olduğunca engelliyor... Askeri müdahale, onun Libya'daki siyasi nüfuzunu pekiştirme aracıdır ve görünüşe göre amacına ulaşana kadar durmayacaktır.

5- Bu, Avrupa'nın tam tersidir; Avrupa, anlaşmanın başarılı olması, hükümetin kurulması ve onaylanması için çalışmaktadır çünkü siyasi çevreyi hala kontrol etmektedir ve bunun birçok delili vardır. Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, İngiliz ajanı Fas Kralı 6. Muhammed ile 17/02/2016'da Fransa'da bir araya gelerek Libya'daki durumu görüştüler ve Libya parlamentosunu Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne güvenoyu vermeye çağırdıklarını ilan ettiler. İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond da Cezayir'i ziyaret ederek 19/02/2016'da mevkidaşı Ramtan Lamamra ile görüştü ve orada ("Libya'ya askeri müdahalenin ülkenin tanık olduğu krizi çözmek için en uygun çözüm olmadığını" vurgulayarak siyasi çözüm çağrısında bulundu). Cezayirli bakan da İngiliz mevkidaşını destekleyerek: "Libya'daki krizin çözümü için askeri bir müdahalenin çözüm olduğuna inanmıyoruz. Gösterilen tüm çabalar, Libya'nın terörle mücadelesinde etkili olacak bir ulusal birlik hükümeti kurmasını sağlamayı amaçlıyor..." dedi (El-Khabar Cezayir, 19/02/2016). Yani İngiltere, Fransa'nın da desteğiyle, siyasi süreci başarıya ulaştırmak ve Amerika'nın teşvik ettiği askeri müdahaleyi engellemek için bölgesel güçlerini de kullanmaktadır...

Bazı Avrupa ülkelerinden askeri eylemlerle ilgili duyulan açıklamalar ise, müdahaleden başka yol kalmazsa meydanı Amerika'ya bırakmamak için bir önlem niteliğindedir. Medyada İngiltere'nin Libya'ya askeri güç gönderdiği belirtildi; Afrika Geçidi 12/01/2016'da İngiliz Socialist Worker sitesinden naklen şunları aktardı: (Muhafazakar hükümet, IŞİD güçlerinin ilerleyişiyle tehdit altına giren petrol sahalarını savunmak için Libya'ya 1000 İngiliz askeri gönderdi. Ayrıca Kraliyet Donanması'na ait bir muhrip Kuzey Afrika kıyılarına yöneldi. Hava kuvvetlerinden ise Libya'daki hedeflere yönelik hava saldırıları için hazırlık yapması istendi). Fransız Le Monde gazetesi de 24/02/2016'da (Özel kuvvet birliklerinin Libya'daki IŞİD militanlarına karşı gizli bir savaşa katıldığını) yayınladı. Yani Fransa gerektiğinde müdahale etmeye hazırlanıyor, ancak bunu gizli bir şekilde yapıyor; Amerika'nın oradaki askeri tekelleşmesini önlemek için İngiltere ile birlikte özel kuvvetler gönderiyor. Fransa bunu ifşa etmek değil, gizli tutmak istedi; çünkü İngiltere ile birlikte siyasi anlaşmayı uygulamaya, hükümetin kurulmasını ve desteklenmesini sağlamaya çalışırken, şu anda Libya'da askeri müdahaleyi normal ve meşru bir şey haline getirmek istemiyor... Hatta Amerika, oradan buradan Avrupa müdahalelerinden bahsederek Avrupa'yı askeri müdahale konusunda köşeye sıkıştırmaya çalıştığında, Avrupa bu açıklamaları yalanlamakta acele ediyordu... (İtalya Başbakanı Matteo Renzi Pazar günü, İtalya'nın Libya'ya yaklaşık 5 bin asker gönderme niyetinde olduğunu reddetti ve eski İtalyan sömürgesinde askeri bir müdahale için koşulların uygun olmadığını söyledi. Renzi bir televizyon talk şovunda: "Başbakan olduğum sürece İtalya, 5 bin adamla Libya'yı işgal etmeye gitmeyecektir" dedi. "Eğer müdahale gerekirse İtalya geri durmayacaktır. Ancak bugünkü durum bu değil. 5 bin asker gönderme fikri masada değil" diye ekledi. Renzi, Cuma günü Corriere della Sera gazetesine Roma'nın 5 bin kadar asker gönderebileceğini söyleyen ABD'nin İtalya Büyükelçisi John Phillips'e yanıt veriyordu). (Russia Today, 07/03/2016)... (İtalya, bu askerlerin konuşlandırılmasından önce parlamentonun güvenini aldıktan sonra Libya hükümetinden resmi bir talep alınması gerektiğini söyledi.) (Al Arabiya, 08/03/2016). Bu sözlerle, Güvenlik Konseyi kararı veya Libya'daki meşru bir hükümetin onayını beklemeden müdahale eden Amerika'ya iğnelemede bulunuyorlar.

Bu durum, Libya'da işlerin yakında durulmayacağı anlamına geliyor. Libya'da güvenliği sağlayabilecek veya istikrar oluşturabilecek önemli bir hükümetin kurulması beklenmiyor. En fazla olabilecek şey, hiçbir gücü ve yetkisi olmayan üçüncü bir hükümettir. Özellikle Amerika'nın, kurulacak herhangi bir yeni hükümetin önemini küçümsediği biliniyor: (...Uzmanlar, Trablus ve Tobruk parlamentoları üyelerinin bir ulusal birlik hükümeti kurma anlaşmasını imzalamasının, ülkede sadece üçüncü bir hükümetin doğmasına yol açacağı ve bunun parçalanmışlık ve kaos durumunu artıracağı konusunda uyardılar... Merkezi New York'ta bulunan Amerikan araştırma merkezi Soufan Group'un raporunda; "Eğer bir ulusal birlik hükümeti kurulursa, muhtemelen çatışan iki hükümete bağlı grupların meşruiyetini kabul etmemesiyle karşılaşacaktır" denildi. İngiliz Guardian gazetesinin dünkü haberine göre rapor; "Yeni doğan hükümetin, kuruluş anlaşmasının mürekkebi kurumadan bir savaşa girmesi muhtemeldir" uyarısında bulundu...) (Al-Shorouk, 19/12/2015). Böylece, kurulsa bile bu sadece bir savaşçı molasından öteye geçmeyecek ve sonrasında yeniden başlayacaktır. Görünen o ki Amerika, bu kez Libya'da temel bir rolü olana kadar çalışmaktan vazgeçmeyecektir; çünkü ilk kez bu şekilde ajanlara sahip oldu ve IŞİD ile mücadele bahanesiyle müdahale etme fırsatı yakaladı.

Buna göre, bu sömürgeci devletlerin elleri müdahaleden çekilmedikçe Libya'da istikrar olmayacaktır. En önemli şey, şu veya bu devlete bağlılık gösteren, satılıp alınan, müdahaleye zemin hazırlayan, hatta bu müdahaleye hizmet edip vekalet savaşı veren ucuz yerel araçların düşürülmesidir! Bilinçli ve samimi Müslümanlara düşen; her türlü yabancı müdahaleyi boşa çıkarmak, Avrupalı veya Amerikalı sömürgecileri ülkeden kovmak, tüm çözüm ve projelerini reddedip onları ve ajanlarını devirmek, dizginleri ele alıp Allah'ın hükmünü yeryüzünde ikame etmek için ciddi bir şekilde çalışmaktır... Hafızlar yurdu olan Libya halkında hayrın yok olmadığını biliyoruz; zira orada Allah'ın izniyle İslam'a ve ehline kin besleyenlerin projelerini hüsrana uğratabilecek samimi ve ihlaslı adamlar vardır. Güçlü ve Aziz olan Allah, kendisine yardım edene yardım edecektir:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ * وَالَّذِينَ كَفَرُوا فَتَعْسًا لَهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَالَهُمْ "Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar. İnkâr edenlere gelince, onların hakkı yıkımdır. Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır." (Muhammed [47]: 7-8)

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın