Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Soru Cevap: Gelecek Dönemde Ukrayna Üzerindeki ABD-Rusya Nüfuz Mücadelesi Nasıl Olacak?

April 14, 2010
2135

Soru:

02 Şubat 2010 tarihinde Ukrayna’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu gerçekleştirildi. Seçimlerin ilk turunda, Turuncu Devrim ile iktidara gelen Viktor Yuşçenko oyların sadece %5’ini alabildi ve ikinci turda yarışma imkânı bulamadı. Yanukoviç ve Timoşenko ise ilk turda oyların sırasıyla %35 ve %25’ini alarak ikinci tura kaldılar. Daha önce Başbakanlık yapmış ve 2004 yılında devlet başkanlığı görevinde bulunmuş olan Rusya yanlısı Viktor Yanukoviç, ikinci turda rakibi Timoşenko’nun aldığı %46’lık oya karşılık %48 oy alarak yeniden devlet başkanı oldu. Bu durum, Turuncu Devrim döneminin sona erdiği ve Ukrayna’nın yeniden Rusya yanlısı bir çizgiye döndüğü anlamına mı geliyor? Gelecek dönemde Ukrayna üzerindeki ABD-Rusya nüfuz mücadelesi nasıl şekillenecek?

Cevap:

  1. Bilindiği üzere, 2004 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Turuncu Devrim gerçekleşmiş, bu da Yanukoviç’in iktidardan düşmesine yol açmıştı. Onun yerine Viktor Yuşçenko ve Yuliya Timoşenko Batı yanlısı bir koalisyon kurmuş, bu durum bir yanda Rusya, diğer yanda ise ABD ve Avrupa’nın temsil ettiği Batı arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. Her iki taraf da birbirine karşı kampanyalar yürüttü. Ancak Yuşçenko iktidarı boyunca; Ukrayna’yı NATO’ya dahil etme girişimleri, Kırım Yarımadası’ndaki Rus Karadeniz Filosu’nun çıkarılmasına yönelik açıklamaları, Gürcistan’daki Saakaşvili yönetimiyle kurduğu sıkı ilişkiler ve başta enerji ve güvenlik olmak üzere her alanda Rusya ile sürekli bir çatışma politikası izlemesi sebebiyle Ukrayna ve Rusya arasındaki gerilimi iyice artırdı. Bu nedenle Yuşçenko, tamamen Rusya ile çatışma üzerine kurulu olan ulusal projesi için geniş bir halk desteği elde edemedi.

Buna karşılık Rusya, Yuşçenko’yu saf dışı bırakmak ve halkın gözünde onu istenmeyen adam ilan etmek için doğalgaz kartını bir baskı aracı olarak kullandı. Rusya, son iki yıl içinde, özellikle kış aylarının en sert geçtiği dönemlerde doğalgazı kesmekle veya fiyatları artırmakla tehdit ederek, Batı’ya yönelmenin bir çözüm olmadığını huzursuz olan Ukrayna halkına gösterdi.

Öte yandan Ukrayna, küresel ekonomik krizin etkisiyle sürekli bir siyasi ve ekonomik istikrarsızlığa sürüklendi; bu süreçte iki kez parlamento seçimleri yapıldı ve beş kez hükümet değişti. Tüm bu unsurlar, Yuşçenko’nun seçimleri kaybetmesine ve Rusya yanlısı Yanukoviç’in zaferine zemin hazırladı.

  1. 603.700 kilometrekare yüzölçümüne ve 48 milyon nüfusa sahip olan Ukrayna, Karadeniz’e kıyısı olması ve özellikle doğalgaz hatları olmak üzere enerji hatlarının üzerinden geçmesi nedeniyle stratejik bir konuma sahiptir. Ayrıca Avrupa’yı Asya’ya bağlayan konumuyla uluslararası durumu ve bölgesel dengeleri etkileyebilecek bir kapasiteye sahiptir. Bu yüzden Rusya, ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri Ukrayna’ya büyük bir ilgiyle bakmaktadır.

  2. Ukrayna’nın Rusya açısından stratejik önemine gelince; Rusya Ukrayna’ya büyük bir önem atfetmektedir. Zira bir yandan Ukrayna’nın doğusundaki nüfusun çoğunluğu Ortodoks mezhebine mensup olup Rusça konuşmaktadır, diğer yandan ise Rusya’nın Karadeniz Filosu’nun askeri üssü, süresi 2017 yılında dolacak olan bir anlaşma çerçevesinde burada bulunmaktadır.

2004 yılında Ukrayna’da Turuncu Devrim gerçekleştikten sonra, Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği arayışları, Sivastopol’da konuşlu Rus Karadeniz Filosu’na karşı tutumu ve doğalgaz konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle Rusya ile ilişkiler gerilmişti.

Bu nedenle Rusya, Yuşçenko yönetimine karşı, özellikle Ukrayna’nın doğu bölgelerinde ve kendisine sadık diğer bölgelerde havayı ısıtmak için büyük çaba sarf etti. Son seçimlerde Ukrayna’da Rusya yanlısı bir hükümeti iktidara getirmeyi başararak rahat bir nefes aldı. Yanukoviç iktidara gelir gelmez Moskova ile enerji alanında birçok anlaşma imzaladı, aralarındaki ekonomik iş birliğini sağlamlaştırdı ve basın-yayın, eğitim, dil ve kültür alanlarında ilişkileri geliştirmeye yöneldi. Yanukoviç, doğalgaz fiyatlarının düşürülmesi karşılığında Rus Karadeniz Filosu ile ilgili yeni bir anlaşma yapılabileceğinin sinyalini verdi. Niteuim www.haberrus.com sitesinde 06/03/2010 tarihinde yayınlanan habere göre şöyle demiştir: "Rus Karadeniz Filosu ile ilgili sorun, hem Rusya hem de Ukrayna'nın çıkarına olacak şekilde çözülebilir." Diğer taraftan, Karadeniz’e bakan önemli stratejik konumuyla enerji hatları için bir geçiş noktası olan ve Avrupa’yı Asya’ya bağlayan Ukrayna, her zaman Rusya’nın göz hapsindedir.

  1. Amerika Birleşik Devletleri açısından Ukrayna’nın stratejik önemine gelince; Ukrayna, Rus nüfuz alanını kuşatmaya çalışan ABD için hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle, Ukrayna’daki Amerikan nüfuzunun Rus nüfuzu karşısında kaybedilmesi, Rusya’nın Karadeniz ve Doğu Avrupa’da elinin serbest kalması anlamına gelir. Bu bağlamda, Amerika’nın Yuşçenko’yu iktidara getiren Turuncu Devrim için nasıl tüm gücünü harcadığını gördük. O dönemde Ukrayna, Amerika Birleşik Devletleri’nin kilit stratejik ortağı haline gelmiş ve Amerikan yardımları listesinde (İsrail) ve Mısır’dan sonra üçüncü sırada yer alarak ekonomik yardımlar almıştı. ABD’nin amacı Ukrayna’nın Rusya’ya olan ekonomik bağımlılığını kesmekti. Ancak Amerika, kendi ekonomik krizi sırasında ve özellikle Irak ve Afganistan bataklığına saplanmışken Ukrayna’ya gereken ilgiyi ve imkânları gösteremedi; bu da Rusya’nın Turuncu Devrim’i sarsma sürecini kolaylaştırdı.

  2. Avrupa Birliği açısından Ukrayna’nın stratejik önemine gelince; Ukrayna, Rusya ile Doğu Avrupa arasında bir tampon duvar görevi görmektedir. Avrupa’nın tüketiminin dörtte birini oluşturan Rus doğalgazının %80’i Ukrayna topraklarından geçerek Avrupa’ya ulaşmaktadır; bu nedenle Avrupa için olağanüstü bir öneme sahiptir. Polonya’nın AB üyesi olması ve Romanya ile Bulgaristan’ın üyeliğe hak kazanmasıyla birlikte Ukrayna, AB ülkelerine komşu hale gelmiş ve birlik için büyük bir önem kazanmıştır. Ukrayna bir yandan Avrupa ile Rusya arasında bir köprü, diğer yandan ise aralarında bir tampon bölge olarak kabul edilmektedir.

  3. Dolayısıyla Ukrayna’nın bu ülkeler için taşıdığı ortak önem, hepsinin son seçimlerle yakından ilgilenmesine neden olmuştur. Ancak seçimlerin gidişatına yakından bakıldığında, Yanukoviç’in sadece %3’lük bir oy farkıyla başarı kazandığı görülmektedir. Bu sonuç, siyasi atmosferin geçmişe oranla pek de değişmediğini açıkça göstermektedir. Bu nedenle, Batı yanlısı Viktor Yuşçenko’nun başkanlığı kaybetmesine ve Rusya yanlısı Yanukoviç’in başkanlığa gelmesine rağmen, Turuncu Devrim döneminin kapandığını ve Ukrayna’nın tamamen Rusya yörüngesine geri döndüğünü söylemek için henüz erkendir. Yanukoviç’in az bir farkla kazanması, Ukrayna’daki Batı yanlısı tabanın hala ağırlığının ve nüfuzunun olduğunu göstermektedir. Bu da Ukrayna üzerindeki ABD-Rusya mücadelesinin devam edeceği anlamına gelmektedir.

  4. Yanukoviç bu durumun farkındadır. Bu nedenle, Rusya’ya olan sadakatine rağmen, Avrupa’nın teveccühünü kazanmak ve Rusya’ya olan bağlılığı gerçeğini gözlerden uzak tutmak için ilk ziyaretini Moskova yerine Brüksel’e gerçekleştirmiştir. Özellikle seçimleri çok az bir farkla kazanmış olması sebebiyle, halkın sokaklara dökülüp kendisini iktidardan indirdiği 2004 seçimleri sonrası yaşadığı kaderin aynısıyla karşılaşmamak istemektedir. Bu nedenle, kendisini Rusya ile Batı arasında bir nebze dengeli gösterecek yöntemler izlemesi ve politikalarını ne Amerika’yı ne de Avrupa Birliği’ni kışkırtmayacak bir kılıfa büründürmesi beklenmektedir. Oysa gerçekte Rusya’ya yakın politikalar izleyecektir. Kiev’deki Uluslararası Demokrasi Enstitüsü’nden Sergey Taran, BBC Türkçe sitesinde 08/02/2010 tarihinde yayınlanan açıklamasında bu duruma şu şekilde işaret etmiştir: "Yanukoviç döneminin ana hattı bellidir; Yanukoviç, Ukrayna'nın Kremlin ile ilişkilerini iyileştirecek, Ukrayna'nın NATO üyeliği tartışmalarını rafa kaldıracak ve Kırım Yarımadası'ndaki Rus Karadeniz Filosu üssünün 2017'de sona erecek olan anlaşma süresini uzatacaktır."

Batı kuşkusuz Yanukoviç’in Rusya’ya olan sadakatinin farkındadır ve onunla çatışmacı bir politika izlemenin sonuç vermeyeceğini bilmektedir. Bunun yerine, görünürde yakınlaşma, arka planda ise önüne engeller çıkaracak başka renkli yöntemler arama yoluna gitmektedir. Bu yüzden ABD ve benzer şekilde Avrupa Birliği, Yanukoviç’in seçim başarısını "tebrik etmiştir"...

Tüm bunlarla birlikte, Ukrayna’nın bu taraflar için taşıdığı önem nedeniyle Batı (özellikle Amerika) ve Rusya arasındaki nüfuz mücadelesi durmayacaktır. Ukrayna’daki her iki tarafın tabanı da hatırı sayılır bir ağırlığa ve öneme sahiptir; iki taban arasındaki %3’lük az oy farkı, her iki tarafın da Ukrayna’da aktif dayanak noktalarının olduğu anlamına gelmektedir.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın