Soru-Cevap
Yemen'deki Geçici Ateşkesin Gerçeği, Konseyin Oluşumu ve Yetkileri
Soru: Suudi Arabistan'da 07.04.2022 tarihinde, Cumhurbaşkanı Hadi'nin yerine tüm yetkilerini devrettiği bir Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi kuruldu. Bundan önce de 02.04.2022 tarihinde, çatışan taraflar Yemen'de iki aylık bir ateşkes üzerinde anlaşmışlardı...
Soru şu: Bu ateşkes, bu konseyin kurulması için bir ön hazırlık mıydı? Konseyin amacı nedir? Ayrıca Husiler, ateşkesi ve İran’ın onayını kabul etmelerine rağmen neden konseyi desteklemekten kaçınıyorlar?
Cevap: Bu soruların cevabının netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçirmek gerekir:
Birincisi: Ateşkesin Gerçeği, Konseyin Oluşumu ve Yetkileri:
1- (Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, Yemen'de iki ay süreli ve uzatılabilir bir ateşkesin Ramazan ayının ilk günü olan 2 Nisan 2022 Cumartesi akşamı yürürlüğe girdiğini duyurdu. BM ve ABD sürpriz ateşkesi memnuniyetle karşıladı ve uzatılması çağrısında bulundu. Grundberg, Husilere ve uluslararası alanda tanınan hükümete "iyi niyetle çalışmaları ve bu anlaşmaya varmak için gerekli ödünleri vermeleri" nedeniyle teşekkür etti. Ateşkesin "çok gecikmiş ancak zamanında atılmış ilk adım" olduğunu belirtti. Grundberg, "kalıcı bir ateşkese ulaşmak amacıyla" iki ay boyunca çalışmaya devam edeceğini vurguladı... Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden Cuma günü yaptığı açıklamada, Yemen'deki ateşkesi "Yemen halkının uzun zamandır beklediği bir nefes" olarak nitelendirerek memnuniyetle karşıladı ancak bunun "yetersiz" olduğunu belirtti. İngiltere Başbakanı Boris Johnson da Cuma günkü duyuruyu memnuniyetle karşıladı ve "kalıcı bir siyasi çözüm için çalışma" çağrısında bulundu. Johnson Twitter üzerinden, "Nihayet barışı tesis etmek ve insani acılara son vermek için önümüzde bir fırsat var" dedi... France24/AFP 02.04.2022)
2- Ateşkes görüşmelerinin sürdüğü sırada, 30.03.2022 tarihinde Riyad'da bir konferans düzenlendi. Körfez ülkelerinin himayesinde ve BM, ABD, İngiltere ve diğer ülkelerden yabancı temsilcilerin katılımıyla yaklaşık 800 Yemenli şahsiyetin bir araya geldiği ve bir hafta süren konferansın sonunda, Riyad'da ikamet eden Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, 07.04.2022 tarihinde kendisine tevdi edilen tüm yetkileri devrettiği bir Başkanlık Liderlik Konseyi kurulduğunu ve yardımcısı Ali Muhsin el-Ahmer'i görevden aldığını duyurdu. Yemen televizyonu Hadi'nin şu açıklamasını yayınladı: ("Bu deklarasyonla, geçiş dönemi görevlerinin uygulanmasını tamamlamak üzere bir Başkanlık Liderlik Konseyi kurulmuştur. Anayasa, Körfez Girişimi ve yürütme mekanizması uyarınca tüm yetkilerimi geri dönülemez bir şekilde bu konseyine devrediyorum." Ayrıca konseyi, "Cumhuriyetin tüm bölgelerinde kalıcı bir ateşkes için Husilerle müzakere etmek ve Yemen'i savaş halinden barış haline taşıyacak nihai ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak üzere müzakere masasına oturmakla" görevlendirdi.) Dolayısıyla Konsey, nihai bir çözüm bulmak için Husilerle müzakere etmekle görevlendirilmiştir...
3- Başkanlık Konseyi'nin yetkileri şunları kapsamaktadır: ("Geçiş dönemi boyunca devletin siyasi, askeri ve güvenlik açısından yönetilmesi, devletin egemenliğini ve sınırlarını koruyacak dengeli bir dış politikanın benimsenmesi." Başkanlık Konseyi Başkanı Raşad el-Alimi'ye ait özel yetkiler ise şunlardır: "Silahlı kuvvetlerin genel komutası, Cumhuriyetin içeride ve dışarıda temsili, valilerin, emniyet müdürlerinin, Yüksek Mahkeme yargıçlarının ve Merkez Bankası Başkanı'nın atanması, diplomatik misyonların kurulması, olağanüstü hal ve genel seferberlik ilanı..." El-Ayn el-İhbariyye 11.04.2022). Bu konsey, eski İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı danışmanı olan Başkanı Raşad el-Alimi de dâhil olmak üzere 8 üyeden oluşmaktadır. Diğer üyeler arasında şunlar bulunmaktadır: BAE'ye yakın olan Güney Geçiş Konseyi Başkanı Aydarus el-Zubeydi, eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih döneminde Özel Muhafız Birliği'ne komuta eden yeğeni Tarık Salih, Islah Partisi'ne (Yemen Tecemmu el-Islah) bağlı Ma'rib Valisi Sultan Ali el-Arada, yine bu partiye bağlı ve Hadi'nin ofis müdürü Abdullah el-Alimi Bavazir, Dev Tugayları (El-Amalika) Genel Komutanı Abdurrahman Ebu Zur'a el-Muharremi, Hadramut Valisi Ferec el-Bahseni ve Sa'da vilayeti temsilcisi ve mevcut hükümette bakan olan Osman Mücelli. Başkanlık Konseyi'nin tüm üyelerinin BAE tarafından desteklenenler ve bizzat Cumhurbaşkanı Hadi'nin grubundan kişiler olduğu dikkat çekmektedir; dolayısıyla konseydeki etkin irade İngiltere'ye tabidir. Konsey, Husilerle varılacak herhangi bir anlaşmada ortak olmaları ve imzacı olmaları için Güney güçlerinin temsilcilerini bir araya getirmiştir, böylece gelecekte itiraz edebilecek kimse kalmayacaktır. Ayrıca parlamentonun görev süresinin devam edeceği ve teknokratlar hükümetine güven tazelendiği duyurulmuştur. Görünen o ki amaç, Husilere meşruiyet kazandırmak ve onları ülkenin siyasi ve güvenlik yapısının bir parçası haline getirmek için tüm tarafların gelecekteki herhangi bir anlaşmayı imzalamasını sağlamaktır.
İkincisi: Uluslararası ve Bölgesel Tepkiler:
1- Suudi Arabistan, ateşkesi ve bu kararı memnuniyetle karşıladı ve Merkez Bankası'nı desteklemek amacıyla BAE ile yarı yarıya paylaşılacak 2 milyar dolar da dahil olmak üzere toplam 3 milyar dolarlık ekonomik yardım sağlanacağını duyurdu. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 07.04.2022 tarihinde ("Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Raşad el-Alimi ve konsey üyelerini kabul ederek desteğini ifade etti ve konseyin kurulmasının Yemen'de savaştan barışa ve kalkınmaya geçiş sağlayacak yeni bir sayfanın başlangıcına katkıda bulunmasını temenni etti..." Al-Arabiya 07.04.2022). Savunma Bakan Yardımcısı Halid bin Selman ise 09.04.2022 tarihinde Twitter hesabından şunları söyledi: ("Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin yetkiyi Başkanlık Liderlik Konseyi'ne devrederek attığı cesur ve tarihi adım, Yemenli seçkinler, siyasi ve toplumsal bileşenler tarafından desteklenmiş ve uluslararası toplum tarafından desteklenmesi konusunda fikir birliğine varılmıştır. Bu adım, Yemen ve bölge için barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması adına önemli ve belirleyici bir aşamanın temelini atmaktadır." Ayrıca şunları ekledi: "Yemen'de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun, krizi sona erdirecek siyasi bir çözüme ulaşılana kadar askeri destek de dahil olmak üzere her düzeyde konseyi desteklemeye devam edeceğini vurguluyoruz.") Suudi Arabistan, kendisine çok pahalıya mal olan ve hedeflerine ulaşmada zayıf ve aciz gösteren savaşın sonuçlarından kurtulmak istemektedir. Hadi'nin kurduğu bu konsey, her ne kadar İngiltere yanlılarından oluşsa da kurulma amacı Husilerle müzakere etmek ve müzakerelerin başarısı için ödünler vermektir.
2- BAE ise (Eski Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin, geçiş dönemi görevlerini tamamlamak üzere Başkanlık Liderlik Konseyi kurma kararını memnuniyetle karşıladı... Bu adımın Yemenli taraflar arasında kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılmasına, kardeş Yemen ve halkı için barış, istikrar, kalkınma ve refahın sağlanmasına katkıda bulunmasını ümit ettiğini ifade etti... BAE, kardeş Suudi Arabistan Krallığı'nın Başkanlık Liderlik Konseyi'ne, geçiş dönemini de içeren nihai ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için BM gözetiminde Husilerle müzakerelere başlama çağrısını memnuniyetle karşıladı ve Krallığın Yemen'de istikrar ve güvenliğin sağlanmasındaki merkezi rolünü vurguladı... Al-Arabiya 08.04.2022).
3- Husi grubunun tutumu ise ikircikliydi! Ateşkesi kabul ettiler ve bunda aktif bir unsur oldular. BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg'i Sana'da 3 gün boyunca ağırladılar; Grundberg bu süre zarfında Ensarullah (Husi) hareketinin Siyasi Konsey liderliğiyle görüştü ve ateşkesin uygulanması ve sağlamlaştırılmasını ele aldı. Ancak yeni Yemen Liderlik Konseyi'ne karşı tutumları farklıydı! Husi grubu, Hadi'nin son kararlarını reddettiğini duyurdu. Sözcüleri Muhammed Abdusselam, kararın ardından Telegram hesabından şunları söyledi: ("Saldırgan koalisyonun yaptığı bu işlemlerin Yemen'le veya barışla hiçbir ilgisi yoktur, aksine yurt dışının ve saldırgan devletlerin çıkarlarına hizmet eden, darmadağın olmuş ve çatışan milisleri tek bir çatıda yeniden toplayarak gerilimi tırmandırmaktadır.") Husiler konferansa davet edilmiş ancak Suudi Arabistan'da yapıldığı gerekçesiyle katılmayı reddetmiş ve tarafsız bir ülkede yapılmasını talep etmişlerdi. Bunun anlamı, Husi grubunun konseyin kurulması ve üyelerine ilişkin kararı şu an reddetmiş olsa da gelecekteki konferanslara katılacağı ve konsey ile müzakere edeceğidir. Bu kaçınma, gelecekteki müzakerelerde konumlarını güçlendirmeyi amaçladıklarını göstermektedir. Husiler, ABD'nin yörüngesinde hareket eden İran ile doğrudan bağlantılıdır. Ramazan ayının başında başlayan, iki ay süren ve uzatılabilir olan ateşkesi kabul etmişlerdir; bu ateşkes, o konsey için bir ön hazırlık ve müzakereler için bir mukaddime olarak tasarlanmıştır!
4- İran'ın Tutumu: (Tahran, ateşkesi ve dış müdahalelerden uzak bir Yemen diyaloğu yürütülmesinin önemini memnuniyetle karşıladığını teyit etti. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, ülkesinin Yemen'deki ateşkesi memnuniyetle karşıladığını, Yemenlilere yönelik ablukanın kaldırılması ve dış müdahalelerden uzak bir Yemen-Yemen diyaloğunun başlatılması gerektiğini vurguladı. Abdullahiyan, Iraklı mevkidaşı Fuad Hüseyin ile düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin bölge ülkeleri arasında bölgesel diyalog yürütülmesinin önemini vurguladığını ekledi... El-Cezire 14.04.2022) Husiler de onları takip etti...
5- ABD'nin Tutumu: Amerika Birleşik Devletleri, Yemen'de Başkanlık Liderlik Konseyi'nin kurulduğunu duyuran açıklamayı memnuniyetle karşıladı:
a- (ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada şunları söyledi: "ABD, Yemen halkının siyasetçilerin ve sivil toplumun çeşitli seslerini içeren etkin, demokratik ve şeffaf bir hükümet arzusunu desteklemektedir." Ayrıca Yemenlilerin, adaleti, hesap verebilirliği ve uzlaşmayı teşvik etmenin yanı sıra hak ve özgürlükleri koruyan bir hükümeti hak ettiklerini de ekledi... 08.04.2022 https://sabq.org/)
b- ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, 08.04.2022 tarihinde Twitter üzerinden yaptığı açıklamada: "Amerika Birleşik Devletleri, Yemen'de bir Başkanlık Liderlik Konseyi kurulduğuna dair duyuruyu memnuniyetle karşılamaktadır" dedi.
c- ABD'nin Yemen Özel Elçisi Tim Lenderking, Riyad'daki Yemen konferansının açılış konuşmasında şunları söyledi: ("ABD, Yemenli tarafların kapsamlı bir barışçıl çözüme ulaşmasını desteklemektedir. Yemen istişareleri, durumun daha istikrarlı hale getirilmesi için uluslararası bir taahhüdü temsil etmektedir..." DPA 30.03.2022). Lenderking konferansın sonunda ise şunları söyledi: ("ABD, İran'ın Yemen'de olumlu bir rol oynamasını ve yaklaşımını değiştirmesini beklemektedir. Belki de ulaştığımız bu belirleyici an, İran'ın uluslararası topluma daha iyi bir yüz gösterebileceği o noktadır..." CNN 06.04.2022).
Böylece ABD, Hadi'nin yetkilerini konseye devretme adımını desteklemiş oldu. ABD, İran'ın Yemen'de etkin bir rol oynamasına ve dolayısıyla Husilerin yönetime ortak edilmesine odaklanmaktadır; zira Husiler İran desteği olmadan ayakta kalamazlar.
6- İngiltere'nin Tutumu: (İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, bugün Cuma günü, Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi'nin çeşitli toplumsal ve siyasi güçlerin temsilcilerini içeren bir Başkanlık Liderlik Konseyi kurduğunu duyurmasını memnuniyetle karşıladı. Truss, Yemen TV'nin bildirdiğine göre, Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen ekonomisini desteklemek için 3 milyar dolarlık yardım duyurusunu da memnuniyetle karşıladığını ifade etti... 08.04.2022). (İngiltere'nin Yemen Büyükelçisi Richard Oppenheim, Londra merkezli Şarku'l Avsat gazetesine verdiği özel röportajda, bugün Riyad'daki Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) merkezinde sona eren Yemen-Yemen istişarelerinin sonuçlarından, BM Özel Temsilcisi himayesindeki gelecekteki görüşmelerde yararlanılabileceğini belirtti... Aynı zamanda ateşkesin başarısının gözlemcilerin değil, tarafların elinde olduğuna dikkat çekti. Oppenheim, ülkesinin Yemen sorununu çözecek her türlü diyaloğu teşvik ettiğini belirterek, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki herhangi bir anlaşmanın nihai siyasi çözümün temeli olacağını vurguladı... 07.04.2022 www.dw.com)
Üçüncüsü: Yukarıdakiler üzerinde düşünüldüğünde şu hususlar ortaya çıkmaktadır:
1- 2015 yılında başlayan Suudi askeri müdahalesinin amacı, ABD'nin planladığı gibi Husileri yok etmek değil, onları (bir güç odağı olarak) pekiştirmekti. Aynı şekilde, 2018 yılında ABD'nin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen Stockholm konferansı da BAE ve desteklediği Yemenli güçlerin Hudeyde'yi ele geçirmesini engellemiş, İngiltere'nin planladığı gibi Sana'ya ilerleyip şehri Husilerden kurtarmalarını durdurmuştur... Bunun üzerine İngiltere, ABD ile birlikte "geçici" bir çözüm düşünmeye başladı ve ajanı Hadi'yi bu adımı atmaya itti. Bu durum, konferans etkinliklerine katılan İngiltere'nin Yemen Büyükelçisi Richard Oppenheim'ın şu sözlerinden anlaşılmaktadır: ("Husiler, KİK himayesindeki tartışma ve istişarelere katılmaya davetlidir; bu fırsatı değerlendirmek onların elindedir. Gelecekte KİK himayesinde bölgenin başka bir yerinde ve ayrıca BM Temsilcisi himayesinde fırsatlar olacaktır. Husiler müzakerelerin bir parçası olmalıdır çünkü onlar Yemen siyasi yelpazesinin önemli bir parçasıdır..." Şarku'l Avsat 07.04.2022). Konferansta ülkesini temsil eden İngiliz Büyükelçisi, 2016'dan bu yana İngiltere'nin tutumunda meydana gelen değişiklikleri ilan etmektedir. Öyle görünüyor ki İngiltere, Husileri yok edemediği veya ajanları BAE ve finanse ettiği Yemenli güçler aracılığıyla onları Sana'dan uzaklaştıramadığı için Husileri ortak etmeye meyletmiştir.
2- BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, 8 ay önce göreve gelmesinden bu yana ilk kez 11.04.2022 tarihinde Sana'ya ulaştı ve Husi yetkililerle görüştü. Ofisinden yapılan açıklamada, ("Grundberg'in uçağının, Husi liderliğini savaşın harap ettiği ülkede 60 günlük ateşkesi uygulamaya ve pekiştirmeye teşvik etmek amacıyla Sana'ya indiği" belirtildi... AP 11.04.2022). Ziyaretinin sonunda Grundberg, ("Sana'daki siyasi (Husi) liderlerle ateşkesin tüm unsurlarıyla uygulanmasındaki gelişmeleri ve bunu çatışmanın kapsamlı bir siyasi çözümüne yönelik bir adım olarak inşa etmenin yollarını görüştüğünü" söyledi... Anadolu Ajansı 13.04.2022). Bu durumda BM Temsilcisi, Cumhurbaşkanı Hadi'den yetkilerin alınıp bir başkanlık konseyine verilmesinden sonra Husileri müzakereye hazırlamak için son konferansın kararlarını onlara iletmiş olmaktadır. (BM Güvenlik Konseyi, 15 ülkenin oybirliğiyle yayınladığı bildiride, Konseyin kurulmasının "BM himayesinde Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi çözüme ve istikrara doğru önemli bir adım" olmasını temenni ettiğini belirtti. Husi grubuna, "kapsamlı bir ateşkes sağlamak ve kapsamlı bir siyasi çözüm müzakere etmek için BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg ile birlikte çalışma" çağrısında bulundu... aa.com.tr).
3- Başkanlık Konseyi üyeleri genel olarak İngiltere yanlısıdır. Konseyi onaylayan konferans ise ABD yanlısı Suudi Arabistan'ın himayesinde Riyad'da yapılmıştır. Husiler katılmamış olsa da İran ve onun yörüngesinde hareket eden Husiler, konseyin onaylanmasına zemin hazırlayan ateşkesi kabul etmişlerdir. Ayrıca ABD ve İngiltere, Yemen işlerinde tek söz sahibi olmak için bir savaş yürütmüş olmalarına rağmen ateşkesi ve konseyi onaylamışlardır! Şimdi ise onlar ve bölgesel/yerel araçları ateşkesi ve konseyi kabul etmiş durumdadırlar! Tüm bunlar, durumun her iki ülkeyi (ABD ve İngiltere) Yemen'deki tek başına hakimiyet kurma çekişmelerini bırakıp bu aşamada "geçici" de olsa uzlaşmacı bir çözüme yönelmeye iten önemli nedenlerin ortaya çıktığını göstermektedir. Bu nedenler, son haftalarda veya aylarda meydana gelen şu gelişmelerden anlaşılabilir:
a- Ukrayna'daki savaş ve bunun ABD ve özellikle İngiltere başta olmak üzere Avrupa ülkeleri üzerindeki yansımaları; bu ülkelerin dikkatlerinin çoğunu o savaşa yöneltmesine neden olmuştur.
b- Sana güçlerinin (Husilerin) Suudi petrol endüstrisi altyapısını seyir füzeleriyle hedef alması ve bunun küresel petrol arzının geleceği üzerindeki yansımaları. Aynı zamanda ABD, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa ülkelerine Rus enerji kaynaklarına alternatif sağlama sözü vermiştir. Suudi Arabistan büyük miktarlarda petrol pompalayabildiği için Avrupa'nın petrol ihtiyacının büyük bir kısmını Rus petrolüne alternatif olarak karşılayabilir. Diğer yandan, Suudi Arabistan'ın petrol üretimini artırması piyasalardaki fiyatları baskılayarak Kasım 2022'deki Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti'nin kazanma şansını artıracaktır. (Dışişleri Bakanlığı'ndan yetkili bir kaynak, Riyad'ın "maruz kaldığı saldırılar ışığında küresel pazarlara petrol arzındaki herhangi bir eksiklikten sorumlu olmayacağını" belirtti. France 24, 25.03.2022). Tüm bunlar ABD'yi Husiler ve Suudi Arabistan arasındaki durumu sakinleştirmeye itmiştir.
c- ABD'nin Uzak Doğu ve Doğu Çin Denizi'nde Çin ile olan rekabetle meşgul olması...
d- Hadi'nin 2012'de seçilmesinden bu yana ardı ardına krizler geçiren Yemen'de otoritesini kurmada başarısız olması ve bunun performansı üzerindeki etkisi...
e- Savaşın yaklaşık yedi yıldır devam etmesi ve ABD ile İngiltere liderliğindeki çatışan tarafların hiçbirinin hedeflerine ulaşamaması...
f- Son olarak, hem ABD'nin hem de İngiltere'nin mevcut şartları onları bu uzlaşıya itmiştir:
ABD, İngilizlerin Yemen'deki siyasi çevreler üzerindeki nüfuzunun gücünü ve Ma'rib'de Husilere karşı şiddetle savaşarak onların Kuzey Yemen'i tamamen kontrol etmelerini engelleyen bazı kuzey kabileleri üzerindeki etkisini kavramaktadır. Ayrıca BAE destekli milislerin güneyde kontrolü büyük ölçüde sağladığını görmektedir. Yani ABD, Husilerin tüm Yemen'i kontrol edemeyeceğini anlamıştır. Bu durum, 2014 yılından önce Yemen'de kayda değer bir nüfuzu olmayan ABD'nin, nüfuzu İngiltere ile paylaşmayı kabul etmesine neden olmuştur.
İngiltere ise 2015'te Selman ve oğlunun başa geçmesiyle Suudi Arabistan'daki nüfuzunu kaybetmiş, Suudi Arabistan ABD lehine çalışmaya başlamıştır. Dolayısıyla İngiltere'nin bölgesel araçları zayıflamıştır. Bu yeni gerçeklik ve özellikle ABD'nin bölgedeki İran rolünü genişletmesi, İngiltere'yi Yemen'i tekrar tek başına kontrol edemez hale getirmiştir. Bu nedenle o da Yemen'deki nüfuzu Amerikalılarla paylaşmayı kabul etmiştir. Her iki tarafın (ABD ve İngiltere) bu iknası, Yemen'de siyasi bir çözüm için uygun bir iklim oluşturmaktadır.
4- İşte bu ateşkes, bu karar ve konseyin oluşturulması ABD-İngiltere uzlaşısıyla gerçekleşmiştir. Ajanlar ve yörüngede dönenler bu uzlaşıya tabidir... Ancak akıldan çıkarılmaması gereken bir husus vardır: Müstemir (sömürgeci) devletler genellikle sömürdükleri ülkede tek başlarına nüfuz sahibi olmaya heveslidirler. Uzlaşıya ancak mecbur kaldıklarında geçici olarak başvururlar; sonra her biri kendi haince yöntemleriyle diğerinin ayağının altındaki halıyı çekmeye çalışır... Bu nedenle bu uzlaşının süresi yukarıda zikredilen nedenlerle orantılı olacaktır. Her halükarda bu uzlaşı, ABD ve İngiltere'nin üzerinde yürüdüğü kalıcı bir yol değildir; aksine aralarındaki çatışma, görünür olmayan yöntemlerle de olsa devam edecektir. Ta ki bu uzlaşıyı gerektiren şartlar değişene ve çatışmanın sesi yeniden yükselene kadar. Sömürgeci devletlerin genel stratejisi zaman oyununu oynamaktır; eğer nüfuzu tek başlarına elde etme hedeflerini o an gerçekleştiremezlerse, hedeflerine ulaşmak için yeni girişimlerde bulunmak üzere işi zamana bırakırlar...
5- Yemen; ABD, İngiltere ve onların bölgesel/yerel araçları arasındaki uluslararası bir çatışma alanıdır. Zarar görenler ise Yemen halkıdır; onlar bu çatışmanın yakıtı ve kurbanıdır. Bu çatışma açlığa, yoksulluğa ve her alanda durumun kötüleşmesine neden olmuştur. Onlar için Allah'a dönmekten, O'na tevekkül etmekten, tüm bu araçları ve efendilerini reddetmekten ve Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet'te tecessüm eden Allah'ın hükmünü ikame etmek için samimi olanlarla birlikte çalışmaktan başka kurtuluş yoktur.
إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ
"Kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talak 2-3)
19 Ramazan el-Mübarek 1443 H. 20.04.2022 M.