Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Ata Bin Halil Ebu’r Raşta’nın Hilafet Devleti’nin Yıkılışının 99. Yıldönümü Münasebetiyle Yaptığı Konuşma

March 22, 2020
6470
استمع للمقال

Hamd Allah'a, salât ve selam Rasulullah'a, onun âline, ashabına ve ona tabi olanlara olsun.

Allah'ın insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet kıldığı genel olarak tüm İslam ümmetine... Allah'ın davetini sadakat ve ihlasla taşıma şerefine erdirdiği özel olarak Hizb-ut Tahrir gençlerine... Sayfanın takipçilerine ve onun taşıdığı hayır ve ışığı sevenlere... Hepinize: Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu.

Doksan dokuz yıl önce bugün, asrın mücrimi Mustafa Kemal Hilafeti kaldırdı. Bu durum, gün gibi ortada ve birden fazla delille sabit olmasına rağmen; İslam'ın hükmünün iptali ve apaçık bir küfürdü. Dolayısıyla bunu yapan kimse, Buhari ve Müslim’in Cünade bin Ebu Ümeyye’den rivayet ettiği, Ubade bin Samit’in hastayken naklettiği Rasulullah ﷺ’in şu hadisi gereği kılıçla karşı koyulmayı hak etmişti:

أَنْ بَايَعَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا وَعُسْرِنَا وَيُسْرِنَا وَأَثَرَةً عَلَيْنَا وَأَنْ لَا نُنَازِعَ الْأَمْرَ أَهْلَهُ إِلَّا أَنْ تَرَوْا كُفْراً بَوَاحاً عِنْدَكُمْ مِنْ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ

"Bize, zorluğumuzda ve kolaylığımızda, sevindiğimiz ve yerindiğimiz zamanlarda ve başkaları üzerimize tercih edildiğinde dinleyip itaat etmemiz; ehli olanlarla yönetimi çekişmememiz hususunda beyat verdirdi. Ve dedi ki: 'Ancak yanınızda Allah’tan bir delil olan apaçık bir küfür görürseniz o başka.'"

Aslında vacip olan, onunla savaşmak ve ne pahasına olursa olsun her şeyi feda etmekti. Ancak bu tağut, ümmetten kökünü kazıyacak hak ettiği karşılığı görmedi! Sonuç olarak, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetin tarihi karardı. Eskiden hak ve adaletle heybetli, tek bir Hilafet Devleti varken; şimdi elliden fazla parçaya bölündü, aralarındaki çekişme şiddetlendi ve başlarına onlara merhamet etmeyen, işlerini gütmeyen kimseler musallat oldu. Sadece bu da değil, başlarına kâfirlere boyun eğen, sömürgecilere boyun büken ruveybida yöneticiler geçti. Servetleri Allah’ın dinine düşman olanların ekonomisini canlandırırken, ülkelerin ve halkların ekonomisi yağmalanmış ve perişan durumdadır. Halk bu servetten faydalanamıyor, adeta "çölde susuzluktan ölen ama sırtında su taşıyan develer" gibidirler. Tüm bunlar bu ruveybidaların gözü önünde cereyan ediyor... Yöneticiler ve çevreleri hariç halk arasında yoksulluk yayılıyor; onlar ise sömürgeci efendilerine hizmet etmenin sonucu olarak, Allah'a, Rasulü'ne ve müminlere ihanet ederek, Aziz ve Hakim olan Allah'ın yolundan alıkoyarak zillet ve hakaret dolu ödüllerini alıyorlar.

Ey Müslümanlar! Şüphesiz Hilafet, Müslümanların hayati meselesidir. Onunla hadler uygulanır, namuslar korunur, fetihler yapılır, İslam ve Müslümanlar izzet bulur. Tüm bunlar Aziz ve Hakim olan Allah’ın kitabında, Rasulü ﷺ’in sünnetinde ve ashabının icmasında yazılıdır. Bir Müslümanın Hilafet farzının ne kadar yüce olduğunu anlaması için şu üç hususu tefekkür etmesi yeterlidir:

Birincisi: Rasulullah ﷺ’in Tabarani'nin el-Mu’cemü’l Kebir’de Muaviye (ra)’dan rivayet ettiği şu sözüdür:

مَنْ مَاتَ وَلَيْسَ فِي عُنُقِهِ بَيْعَةٌ مَاتَ مَيْتَةً جَاهِلِيَّةً

"Boynunda beyat olmadığı halde ölen kimse, cahiliye ölümü ile ölür."

Bu, boynunda beyat edeceği bir halifenin bulunması için çalışmayan muktedir bir Müslümanın gireceği günahın büyüklüğüne delildir. Yani bu, varlığıyla her Müslümanın boynunda beyat sorumluluğu gerektiren bir halifenin var olması gerektiğinin delilidir.

İkincisi: Rasulullah ﷺ’in ashabının, cenazesini defnetmeden önce bir halife seçmek ve Hilafeti ikame etmekle meşgul olmalarıdır. Oysa ölünün bir an önce defnedilmesi şeriatta açıkça emredilmiştir. Beyhaki’nin Ma’rifetü’s-Sünen ve’l-Âsâr eserinde geçtiği üzere: "Şafii, Ebu Said rivayetinde şöyle demiştir: 'Ölümü kesinleştiğinde ölünün defninin acele yapılmasını severim.'" Bu herhangi bir ölü için geçerliyken, ya ölen Rasulullah ﷺ ise durum nasıldır? Buna rağmen Sahabe, halifeye beyat etmeyi Rasulullah ﷺ’in defninden öne almıştır. Böylece Sahabenin, Rasulullah ﷺ’in vefatından hemen sonra defni erteleyip halife nasbetmekle meşgul olmaları, bir halife atamanın gerekliliği üzerine "İcma-i Sahabe"nin kesinliğini ortaya koymuştur.

Üçüncüsü: Ömrünün son gününde Ömer (ra), cennetle müjdelenen altı kişi arasından bir halife seçilmesi için üç günü geçmeyen bir süre belirlemiştir... Sonra, eğer üç gün içinde bir halife üzerinde anlaşmaya varılmazsa, üçüncü günden sonra muhalif olanın öldürülmesini vasiyet etmiş ve bunu infaz etmesi, yani muhalif olanı öldürmesi için Müslümanlardan elli kişiyi görevlendirmiştir. Oysa bu kişiler cennetle müjdelenmiş, şura ehlinden ve büyük sahabelerdendi. Bu durum sahabelerin gözü önünde cereyan etmiş ve onlardan hiçbir itiraz veya inkâr nakledilmemiştir. Dolayısıyla bu, Müslümanların bir halife olmaksızın üç gün üç geceden fazla kalmalarının caiz olmadığına dair Sahabenin icması olmuştur. Oysa bizim üzerimizden "nice üç günler" geçti, la havle vela kuvvete illa billah... İşte ey Müslümanlar, Hilafet bu kadar yüce bir iştir ve Müslümanlar için her şeyden önemli hayati bir meseledir.

Ey Müslümanlar! Yine de Allah'ın rahmetinden ümidimizi kesmiyoruz:

إِنَّهُ لَا يَيْأَسُ مِنْ رَوْحِ اللَّهِ إِلَّا الْقَوْمُ الْكَافِرُونَ

"Çünkü Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler topluluğu ümit keser." (Yusuf [12]: 87)

Özellikle de Allah Teâlâ, iman edip salih amel işleyenlere yeryüzünde istihlaf (iktidar) vaat etmişken:

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ

"Allah, sizlerden iman edip salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağını vaat etti." (Nur [24]: 55)

Aynı şekilde Rasulullah ﷺ, içinde bulunduğumuz ceberut saltanattan sonra yeniden Nübüvvet metodu üzere Hilafetin döneceğini müjdelemiştir:

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ

"Sonra (tekrar) Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır." (Ahmed, Huzeyfe bin Yeman'dan rivayet etmiştir)

Ancak daha önce söylediklerimizi tekrar teyit ediyoruz: Eğer biz samimi ve ihlaslı çalışanlardan olup Allah'a yardım edersek, Aziz ve Kaviyy olan Allah da bize yardım eder. Zira Allah’ın sünneti gereği; biz koltuklarımıza yaslanıp otururken melekler inip bizim yerimize çalışmaz ve bizim için bir Hilafet kurmaz! Aksine, biz çalışırken Allah dilerse bize yardım edecek melekler indirir. Allah’ın her zaferdeki vaadi budur; ister işi en güzel ve en mükemmel şekilde yaparak Hilafeti ikame etmekte olsun, ister O’nun yolunda cihad ederek gelen fetih ve zaferde olsun.

Bu ümmeti, İslamî hayatı Raşidi Hilafeti kurarak yeniden başlatmak için Allah’ın izniyle ciddi ve ihlaslı bir çalışmaya adanmış olan Hizb-ut Tahrir ile şereflendirdiği için Allah’a hamd ediyoruz. O, halkına yalan söylemeyen gerçek bir liderdir. O, kokusu mis gibi yayılan bir partidir ve bu kokuya dayanamayanlar ondan düşer... Biz onu ve onunla birlikte çalışan tüm gençlerini; işlerinde ciddi, ihlaslı, ahireti dünya menfaatlerinin çok üzerinde tutan kimseler olarak görüyoruz. Onlar, Allah'ın vaadinin ve Rasulü ﷺ’in müjdesinin kendi elleriyle gerçekleşmesi için Allah’ın rahmetini umarak geceyi gündüze katıyorlar. Bu ise Allah için hiç de zor değildir.

Sonuç olarak; ey Müslümanlar, Hilafeti kurma farzı sadece partili gençlerin değil, muktedir olan her Müslümanın üzerinedir. Öyleyse ey Müslümanlar, bize destek olun! Ey Müslümanların orduları, bize yardım edin! Allah'ın dinine yardım ettiklerinde Allah'ın onları Muhacirlerin dengi kıldığı ve kitabında onları kayıtsız şartsız övüp onlardan razı olduğu Ensar’ın siretini yeniden canlandırın. Oysa onlara güzellikle tabi olanlar için şart koşmuştur:

وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنْصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَداً ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

"İslâm’a girmede ilkleri teşkil eden Muhacirler ve Ensar ile onlara güzellikle tâbi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuştur. Allah onlara, içinde ebedî kalacakları, altlarından nehirler akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe [9]: 100)

Allah'ın dinine yardım etmenin ve Hilafeti ikame etmenin o kadar büyük bir ecri ve fazileti vardır ki; Hakim’in Müstedrek’inde geçtiği üzere, Allah’ın dinine yardım etmenin yüceliğinden dolayı Ensar’ın efendisi Sa’d bin Muaz (ra)’ın cenazesini melekler taşımıştır.

Son söz olarak; Hilafet kurulmadan önce onu ikame etmek için çalışmaya yardım edenin ecri, Hilafet kurulduktan sonra ona yardım edenden daha büyük ve yücedir:

لَا يَسْتَوِي مِنْكُمْ مَنْ أَنْفَقَ مِنْ قَبْلِ الْفَتْحِ وَقَاتَلَ أُولَئِكَ أَعْظَمُ دَرَجَةً مِنَ الَّذِينَ أَنْفَقُوا مِنْ بَعْدُ وَقَاتَلُوا وَكُلّاً وَعَدَ اللَّهُ الْحُسْنَى وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

"İçinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar (diğerleriyle) bir değildir. Onların derecesi, sonradan harcayan ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah her birine en güzel olanı (cenneti) vaat etmiştir. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Hadid [57]: 10)

Allah Sübhânehu ve Teâlâ'ya, bu doksan dokuzuncu yıldönümünün, Hilafetin kaldırılışının yüzüncü yılından önce Allah'ın büyük zaferine bir mukaddime olması ve böylece Raşidi Hilafetin dünyaya yeniden doğması için yalvarıyoruz:

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (Rum [30]: 4-5)

Vesselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu.

28 Recep 1441 H. / 23 Mart 2020 M.

Kardeşiniz Ata Bin Halil Ebu’r Raşta Hizb-ut Tahrir Emiri

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın