<video src="https://htmedia.htcmo.info/HTAmeer/2010/AmeerHT21042010.mp4" controls="controls" width="810" height="499" type="video/mp4"></video>
Ey Davetçi ve Tebliğci Kız Kardeşler,
Hizb-ut Tahrir Endonezya Konferansı'nda toplananlar,
Ey Kerimeler (Değerli Hanımlar),
Esselamu Aleykunne ve Rahmetullahi ve Berakatuhu
Çokça hamd Allah'a, salat ve selam ise Allah'ın müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdiği zata, tertemiz ailesine, iyilik sahibi sahabelerine, Ona (s.a.s) ve apaçık hak üzerine kıyamet gününe kadar O'na tabi olanlara olsun. Bundan sonra:
Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor: {وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلاً مِمَّنْ دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ} (Allah’a davet edenden, salih amel işleyenden ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?)
Rasulullah (s.a.s) ise şöyle buyuruyor: «مَنْ يُرِدِ اللهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ» متفق عليه. (Allah kimin hakkında hayır dilerse onu dinde fakih kılar/derin anlayış sahibi yapar. Muttefekun Aleyh - Buhârî ve Müslim rivayet etmiştir.)
Ey Değerli Kız Kardeşler:
Allah'a davet, dinde derin anlayış konferansı olan bu hayırlı toplantının güzel ülke Endonezya'da düzenlenmesi beni sevindirdi. Bu tür çalışmalarla ruhlar dirilir, kalpler mutmain olur ve basiretler aydınlanır. Özellikle de bu konferans, erkeklerin dengi olan, kahramanların annesi ve nesillerin eğitimcisi olan hanımlar tarafından yürütülüyorsa. {وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ } (İşte yarışanlar bunda yarışsınlar.)
Allah'a hamdolsun ki sizleri, Rasulullah'ın (s.a.s) sahabe erkek ve kadınlara çizdiği doğru yolu takip eden, hidayet eden ve hidayete ermiş kimseler kıldı. Onlar, erkek ve kadın olarak, hayırlarda yarışıyorlardı ve şöyle diyorlardı: {رَبَّنَا وَآَتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لا أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ} (Ey Rabbimiz! Bize rasullerin aracılığıyla vaat ettiklerini ver. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz Sen, vaadinden dönmezsin. Rableri de onlara şu cevabı verdi: “Ben, sizden hiçbir çalışanın –ister erkek olsun ister kadın– amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.”)
Ey Değerli Kız Kardeşler:
Sözümü uzatmayacağım, ancak sizden dört hususu gözünüzün önüne koymanızı istiyorum. Allah sizinle beraberdir ve amellerinizi asla zayi etmeyecektir:
Birinci Husus: İslam’a tam olarak davetin gerekliliği; akidesi, ibadetleri, devletinin kurulması ve tüm şer’î hükümleriyle birlikte: {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا ادْخُلُوا فِي السِّلْمِ كَافَّةً} (Ey iman edenler! Hep birden silm'e (barış/İslam'a) girin.) Buradaki silm İslam’dır, yani İslam’ın tamamına girin, ona davet edin ve onunla amel edin. Bir kısmını alıp diğer kısmını terk etmek doğru değildir. Namazı, zekâtı, haccı ve orucu farz kılan Allah (c.c.) aynı zamanda Halifeye biat etmeyi, hadleri ikame etmeyi ve diğer tüm hükümleri uygulamayı da farz kılmıştır.
İkinci Husus: Raşidi Hilâfet’i kurarak İslami Hayatı Yeniden Başlatma çalışmasının gerekliliği. Bu, ellerinden gelen çaba ile erkekler ve kadınlar üzerine farzdır. Şer’î nasslar bu konuda geniştir. Hatta kadınlar, devletin kuruluşunun başlangıcında, İkinci Akabe Biati'nde erkeklerle birlikte yer almışlardır. O biatte Rasulullah'a (s.a.s) yetmiş üç erkek ve iki kadın biat etmiştir: Ümmü Umare ve Ümmü Meni’ (Allah onlardan razı olsun).
Üçüncü Husus: İzzet (Şeref, Onur) kültürünü yaymak: {وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لا يَعْلَمُونَ} (İzzet (şeref ve güç), yalnızca Allah’a, Rasulüne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.) Ayrıca, medeniyette uzun bir geçmişe sahip, mustaz'af (ezilmiş) halkları özgürleştiren ve dünyanın her köşesini aydınlatan zaferlerle dolu şanlı bir tarihe sahip olan yüce İslam Ümmetine ait olmaktan onur duyma kültürünü yaymak: {وَلَيَنْصُرَنَّ اللَّهُ مَنْ يَنْصُرُهُ إِنَّ اللَّهَ لَقَوِيٌّ عَزِيزٌ} (Allah, kendisine yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.) Böylece, eşsiz İslami kimliğimizi ve insanlar üzerinde şahitlik etme konusundaki öncü rolümüzü koruruz: {لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ} (Ta ki Rasul size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız.)
Dördüncü Husus: Müslüman kadın ve Müslüman ailenin, İslam'ın akidesinin, kutsallarının, sembollerinin ve hükümlerinin hedef alınmasına ek olarak, kâfirlerin ve onların ajanlarının kampanyaları tarafından hedef alınmasıdır. Bu nedenle, davetçi hanımların sesleri, kâfirlerin Müslüman kadınların işlerine yönelik müdahalelerini kınamak için yükselmelidir. Zira kâfirler, görünüşte rahmet olan ancak özünde azap barındıran aldatıcı sloganlar ileri sürmektedirler; Kadın Hakları, Kadınların Özgürleştirilmesi, Nüfus Konferansları, Gender (Toplumsal Cinsiyet) ve Aile Planlaması gibi. Bütün bunlar, Müslüman kadınları ve onların Hanif Şeriat hükümlerine bağlılıklarını hedef almaktadır. Öyleyse onların amellerini boşa çıkarın ve sizden sağlam bir duruş ve Hak üzerinde sebat görsünler; o yüce İslam dini ki, Allah onunla kadını onurlandırmış, şanını yükseltmiş, onu tertemiz ve iffetli kılmış, yüce İslam binasında sağlam ve salih bir tuğla yapmıştır. Müslüman kadınlar işte böyledir, ne güzeldirler onlar!
Ey Değerli Kız Kardeşler:
Konferansınızın başarılı ve muvaffak olmasını dilerim. Allah Subhanehu, malın ve evladın fayda vermeyeceği, ancak selim bir kalple Allah'a gelenlerin kurtulacağı günde, bu güzel amelleri sizin hasenat (iyilik) terazinizde kılmasını niyaz ederim. Ben sizin konferansınızı Allah'ın adıyla açıyorum. Allah'ın bereketiyle.
Esselamu Aleykunne ve Rahmetullahi ve Berakatuhu.