Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Hizb-ut Tahrir Emiri'nin Zilhicce Ayı 1438 H. Girişi Vesilesiyle Konuşması

August 31, 2017
4670

Takva sahibi, tertemiz, hayırlı ve erdemli davet taşıyıcılarına... Kimseyi Allah'a karşı temize çıkarmayız...

Allah'ın izniyle hakkı haykıran ve taşıdığı hayra yönelen sayfa ziyaretçilerine...

Allah Subhânehu ve Teâlâ’yı ve Rasulü ﷺ’i seven tüm Müslümanlara...

Hepinize İslam'ın selamı ile selam veriyorum; Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Bildiğiniz üzere, normalde sizi bayram sabahında tebrik etmeye alışkınız. Ancak imamın sabah namazında şu kerim ayeti okuduğunu gördüm:

وَالْفَجْرِ * وَلَيَالٍ عَشْرٍ

"Fecre ve on geceye yemin olsun." (Fecr 1-2)

Bu yüzden, Allah'ın üzerine yemin ettiği ve Rasulullah ﷺ'in içindeki salih amellerin Allah katında diğer günlerden daha sevimli kıldığı bu mübarek on günün ilk gününde sizlerle hasbihal etmeyi uygun gördüm. Ahmed, Müsned’inde Said b. Cübeyr'den, o da İbn Abbas'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:

مَا مِنْ أَيَّامٍ الْعَمَلُ الصَّالِحُ فِيهَا أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ هَذِهِ الْأَيَّامِ يَعْنِي أَيَّامَ الْعَشْرِ قَالَ قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ وَلَا الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ قَالَ وَلَا الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ إِلَّا رَجُلًا خَرَجَ بِنَفْسِهِ وَمَالِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْجِعْ مِنْ ذَلِكَ بِشَيْء

"Salih amelin Allah Azze ve Celle katında kendisinde yapılan şu on gündeki amelden daha sevimli olduğu başka bir gün yoktur." Dediler ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Allah yolunda cihad da mı değil?" Buyurdu ki: "Allah yolunda cihad da değil; ancak canıyla ve malıyla çıkıp da onlardan hiçbir şeyle dönmeyen adam hariç." (Müsned-i Ahmed)

Bunlar, haram ay olan Zilhicce'nin başlangıcıyla başlayan ve Kurban Bayramı günü olan Nahr günü ile sona eren büyük günlerdir. Allah Subhânehu'dan bu günlerin İslam ve tüm Müslümanlar için hayır ve bereket olmasını, ibadetlerimizi kabul etmesini dilerim. Bu on gecenin, onları hakkıyla idrak eden ve hakkını verenler için hayır kapılarının açılmasına vesile olmasını niyaz ederim. Zira bunlar, Allah'ın izniyle doğruluk, ihlas, salih amel ile Allah'a yakınlaşma ve duaların kabul olduğu günlerdir.

Kıymetli Kardeşler:

Bazı gençler, baskıların uluslararası, bölgesel ve yerel düzeyde üzerimizde yoğunlaştığını söylüyorlar... Evet, bu doğrudur; ancak bu bir ümitsizlik veya hüzün sebebi değil, bilakis bir kurtuluşun (ferahlığın) habercisidir. Zira krizin şiddetlenmesi, onun çözüleceğinin işaretidir; gecenin karanlığının zifirileşmesi ise sadık fecrin (şafağın) habercisidir. Nebi ﷺ'in sireti üzerinde düşünen biri, bunun böyle haykırdığını görür. Kureyşli kafirler, Rasulullah ﷺ'in davetine savaş açtılar ve ona karşı çeşitli yollarla durdular. Onların bu duruşları baskı ve şiddet bakımından giderek tırmandı. Rasulullah ﷺ'i ve ashabını (r.anhum) Şi'b-i Ebi Talib'de boykot ettiler, onlara işkence yaptılar ve Rasulullah ﷺ'in ayaklarını kanattılar... Ona sihirbaz, mecnun ve yalancı iftiralarını attılar:

كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَاهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلاَّ كَذِبًا

"Ağızlarından çıkan o söz ne büyük oldu! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar." (Kehf 5)

Sonra kriz şiddetlendi ve Rasulullah ﷺ'i öldürmek üzere anlaştılar. Ardından Rasulullah ﷺ, dostu Sıddık Ebu Bekir (r.a) ile birlikte Sevr mağarasında saklanırken peşine düştüler. Mağaranın kapısının önünde durdular, onlarla Rasulullah ﷺ arasında sadece bir-iki karış mesafe kalmıştı... Bu, o günün akşamıydı. Ancak bir-iki gün sonra Rasulullah ﷺ, Medine-i Münevvere'de Devleti ikame ediyor, onun binasını yükseltiyor, dünyayı aydınlatıyor ve hakkı haykırıyordu.

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَذِكْرَى لأُوْلِي الأَلْبَابِ

"Şüphesiz bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır." (Zümer 21)

İşte biz de Rasulullah ﷺ'e ittiba ederek bu davayı taşıyoruz. Bu davaya liderlik eden Hizb-ut Tahrir, onun gençleri ve liderliği; komplocuların hilesinden, zalimlerin ajanlarından ve kin güdenlerin nefretinden kaynaklanan, şehadete kadar varan her türlü baskı ve işkenceye maruz kalmıştır:

Hizbe gelince; Hizb, İslam dünyasının her yerinde yasaklanmış ve engellenmiştir. Hatta Endonezya gibi çeşitli partilere açık olan ülkeler bile Hizbi yasaklamıştır. Yine Tunus gibi her türlü partiye, hatta içi boş olanlara bile kapılarını açan ülkeler de aynı şekilde Hizbi yasaklamıştır... Bunun sebebi ise sadece Hizbin haykırdığı hak sözdür.

Hizbin gençlerine gelince; tağutların zindanları onların halini haykırmaktadır. Onlar o dar hapishanelerinde işkence görmekte, daha geniş olan dışarıdaki hapishanede ise takip edilmektedirler. Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz.

Hizbin liderlerine gelince; kin güdenler ve ajanlar, birinci Emir hakkında apaçık iftiralar uydurup neler neler söylediler... İkinci Emir hakkında ise sadece iftira ile yetinmeyip, onun fikre ve metoda muhalif olduğunu iddia ettiler... Üçüncü Emir olan bu fakir kul hakkında ise sadece iftiralar ve muhalefet iddialarıyla yetinmeyip, vefat haberini yaydılar! Bununla öfkelerini dindireceklerini sandılar! Onlar gerçekten ahmaktırlar. Onların anlamayan kalpleri vardır; zira anlasalardı bilirlerdi ki, Hizbin Emirinin vefatı Hizbin vefatı demek değildir. Bilakis, Ata'nın yerine onlara şu ayetle hitap eden daha çetin ve daha güçlü bir Ata gelir:

وَإِذَا خَلَوْاْ عَضُّواْ عَلَيْكُمُ الأَنَامِلَ مِنَ الْغَيْظِ قُلْ مُوتُواْ بِغَيْظِكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

"Onlar baş başa kaldıklarında, size olan kinlerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: 'Kininizle geberin!' Şüphesiz Allah, kalplerin özünü bilendir." (Âl-i İmrân 119)

Bu dava Allah içindir; ne komplocuların hilesi, ne zalimlerin ajanları, ne kin güdenlerin nefreti, ne de iftiracıların iftirası ona asla zarar veremeyecektir. Bilakis o, zirveden zirveye yükselecek ve nuru Allah'ın izniyle semaya kadar uzanacaktır. Allah Subhânehu'nun vaadini ve Rasulü ﷺ'in üç büyük müjdesini gerçekleştirecektir:

Bu cebbar saltanat (zorba yönetim) yerin dibine geçecek ve Nübüvvet metodu üzere Hilafet kurulacaktır. Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً، فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلاَفَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةٍ ثُمَّ سَكَتَ

"Sonra zorba bir diktatörlük olacaktır. O, Allah’ın dilediği kadar sürecektir. Sonra Allah dilediğinde onu ortadan kaldıracaktır. Sonra (yeniden) Nübüvvet metodu üzere Hilâfet olacaktır. Sonra sustu." (İmam Ahmed, Huzeyfe b. el-Yeman'dan rivayet etmiştir.) Böylece dünya aydınlanacak, Allah kelimeleriyle hakkı gerçekleştirecek ve kafirlerin ardını kesecektir...

Ve Yahudi varlığını kökünden söküp atacağız. Müslim, Sahih'inde Ebu Hureyre'den rivayetle Rasulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu nakleder:

لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتَّى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ، فَيَقْتُلُهُمُ الْمُسْلِمُونَ...

"Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Müslümanlar onları öldürecektir..." Başka bir lafızda ise ﷺ şöyle buyurmuştur: "Yahudiler sizinle savaşacak, siz de onlara musallat kılınacaksınız." Mübarek toprak Filistin'e fatihler olarak gireceğiz ve Mescid-i Aksa'da, Irak'taki arkadaşımızın -ki o Aksa kurtarıldıktan sonra oradaki ilk müezzin olmak için Allah'a yalvaran bir mektup göndermişti- ezanıyla namaz kılacağız.

Aynı şekilde Allah'ın izniyle Roma'yı da fethedeceğiz. Ahmed Müsned'inde, Hâkim Müstedrek'inde (ve Zehebi de ona katılarak) Ebu Kabil'den rivayet ederler: Abdullah b. Amr b. el-As'ın yanındaydık, kendisine soruldu: "Hangi şehir önce fethedilecek: Kostantiniyye mi yoksa Rumiye mi?" Abdullah dedi ki: Biz Rasulullah ﷺ'in etrafında yazıyorken, Rasulullah ﷺ'e soruldu: "Hangi şehir önce fethedilecek: Kostantiniyye mi yoksa Rumiye mi?" Rasulullah ﷺ şöyle buyurdu:

مَدِينَةُ هِرَقْلَ تُفْتَحُ أَوَّلًا، يَعْنِي قُسْطَنْطِينِيَّةَ

"Heraklius'un şehri ilk önce fetholunacaktır; yani Kostantiniyye." Kostantiniyye fethedilmiştir ve Allah'ın izniyle Roma da fethedilecektir. Filistin'deki arkadaşımızın -ki Temim ed-Dari (r.a)'ın siretinden bir nasibi olması ve Roma'nın bağrında bir toprak parçasına sahip olmak için Allah'a yalvaran bir mektup göndermişti- dileği de gerçekleşecektir...

Bundan sonra, İslam'ın izzetiyle aziz olanın izzetiyle veya zelil olanın zilletiyle girmeyeceği ne bir kerpiç ev ne de bir çadır kalacaktır. Öyle bir izzet ki, Allah onunla İslam'ı ve ehlini aziz kılacak; öyle bir zillet ki, Allah onunla küfrü ve ehlini zelil kılacaktır. Rasulullah ﷺ, Ahmed'in Müsned'inde Temim ed-Dari'den rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmuştur:

لَيَبْلُغَنَّ هَذَا الْأَمْرُ مَا بَلَغَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ وَلَا يَتْرُكُ اللَّهُ بَيْتَ مَدَرٍ وَلَا وَبَرٍ إِلَّا أَدْخَلَهُ اللَّهُ هَذَا الدِّينَ بِعِزِّ عَزِيزٍ أَوْ بِذُلِّ ذَلِيلٍ عِزًّا يُعِزُّ اللَّهُ بِهِ الْإِسْلَامَ وَذُلًّا يُذِلُّ اللَّهُ بِهِ الْكُفْرَ

"Gece ve gündüzün ulaştığı her yere bu din mutlaka ulaşacaktır. Allah, ne bir kerpiç evi ne de bir çadırı bırakmadan bu dini o eve ya aziz olanı izzetlendirerek ya da zelil olanı zillete düşürerek mutlaka sokacaktır. Öyle bir izzet ki, Allah onunla İslâm'ı aziz kılacak; öyle bir zillet ki, Allah onunla küfrü zelil kılacaktır." Benzerini Beyhaki es-Sünenü'l-Kübrâ'da, Hâkim ise el-Müstedrek'te rivayet etmiştir.

Kin güdenler, bozguncular ve kalplerinde hastalık ya da hastalıktan öte bir fesat olanlar, bizim hayal kurduğumuzu veya hayalperest olduğumuzu söyleyebilirler... Onların benzerleri daha önce de aynısını söylemişlerdi. Rasulullah ﷺ ve ashabı (r.anhum) hakkında şöyle demişlerdi: "Bunları dinleri aldattı, nasıl olur da Kisra ve Kayser'in hazinelerine göz dikerler?!" Sonra Allah'ın vaadi gerçekleşti ve o düşüklerin burunları yere sürtüldü; Kisra ve Kayser devrildi, İslam Devleti ve İslam'ın sancağı yükseldi. Bu, Allah'ın izniyle yeniden olacaktır; böylece kin güdenler öfkeleriyle ölecekler, peşlerinden zalimlerin ajanları, komplocular ve batılı savunan her çığırtkan onları takip edecektir.

وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

"Zulmedenler yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini (hangi dönüşe döndürüleceklerini) bileceklerdir." (Şuarâ 227)

Kıymetli Kardeşler:

Biz bir hayalin peşinde çalışmıyoruz, bilakis Allah'ın vaat edilen yardımından emin olarak çalışıyoruz. Bu yardım sadece peygamberler için değildir, sadece ahirette de değildir; bilakis dünya ve ahirette müminler içindir.

إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ الأَشْهَادُ

"Şüphesiz Biz, elçilerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında hem de şahitlerin hazır bulunacağı günde yardım ederiz." (Mümin 51)

Ey kardeşlerim, size tekit ederim ki; Hizb, kurulduğu günden bugüne kadar defalarca amacına ulaşmaya yaklaşmıştır. Fakat:

لِكُلِّ أَجَلٍ كِتَابٌ

"Her ecelin (vadenin) bir yazısı vardır." (Ra'd 38) Ve Allah'ın her şeyi kuşatan büyük bir hikmeti vardır... Kavî ve Azîz olan Allah bir işe hükmettiğinde, onun sebeplerini kolaylaştırır ve o, vaktinden geri kalmaz.

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk 3)

Son olarak başladığım yere geri dönüyorum: Allah'ın üzerine yemin ettiği bu mübarek on günün ilk gününde sizlerle hasbihal etmeyi uygun gördüm. Rasulullah ﷺ bu günler hakkında şöyle buyurmuştur: "Salih amelin Allah Azze ve Celle katında kendisinde yapılan şu on gündeki amelden daha sevimli olduğu başka bir gün yoktur..." Bunlar büyük günlerdir; Zilhicce'nin başında başlar ve Kurban Bayramı gününde sona erer. Allah Subhânehu'dan bu günlerin İslam ve tüm Müslümanlar için hayır ve bereket olmasını, ibadetlerimizi kabul etmesini ve bu on gecenin, onları hakkıyla idrak edenler için hayır kapıları olmasını niyaz ederim. Zira bunlar doğruluk, ihlas, salih amel ile Allah'a yakınlaşma ve duaların kabul olduğu günlerdir... Allah Subhânehu'dan, bu günlerin; Ukab sancağının gölgesi altında, tertemiz bir sahada ellerimizde hayrı taşıdığımız, dillerimizle hayrı haykırdığımız, kalplerin mutmain olup göğüslerin ferahladığı bir halde geri gelmesini dilerim.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler ferahlayacaklardır; Allah’ın yardımıyla. O dilediğine yardım eder. O, Azîz'dir, Rahîm'dir." (Rûm 4-5)

Sözlerimin sonunda tekrar ediyorum ki; bu dava Allah içindir, ne komplocuların hilesi, ne zalimlerin ajanları, ne kin güdenlerin nefreti, ne de iftiracıların iftirası ona asla zarar veremeyecektir. Bilakis Allah'ın davası yükselecek, nuru sadık bakanları sevindirecek ve ışığı kin güden iftiracıların kalplerini söndürecektir.

وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ

"Onun haberini bir zaman sonra elbette bileceksiniz." (Sâd 88)

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh.

Haram Ay Zilhicce'nin Başı 1438 H.
M. 23/08/2017
Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu'r Raşte

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın