Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Hizb-ut Tahrir Emiri'nin Mübarek Şam Topraklarındaki Hakka Haykıran Davet Taşıyıcılarına Mesajı

June 20, 2023
2427
استمع للمقال

Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Alim Ata bin Halil Ebu’r Raşte’den Mübarek Şam Topraklarındaki Hakka Haykıran Davet Taşıyıcılarına Mesaj

Değerli Kardeşlerim,

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu,

Etrafınızı kuşatan sorunlara, çevrenizdeki zayıf nefisli ve kalplerinde hastalık olan kimselere rağmen, kınayıcının kınamasından korkmadan gösterdiğiniz aydınlık duruşunuz ve hak üzerindeki sebatınız beni ziyadesiyle memnun etmiştir. Sizler tam da Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın buyurduğu gibi oldunuz:

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُوا حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللهِ وَاللهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ * إِنَّمَا ذَلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَاءَهُ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ

"Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine; 'İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun' dediklerinde, bu onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' dediler. Sonra da kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan Allah’tan bir nimet ve lütufla geri döndüler ve Allah’ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir. İşte o (korku sandığınız şey), ancak şeytandır; o kendi dostlarını korkutur. Eğer müminler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun." (Âl-i İmrân 173-175)

Değerli Kardeşlerim,

Bizler daveti üç merhalede taşıma konusunda Rasulullah ﷺ’i örnek alıyoruz. Müşrikler nasıl tüm güçleriyle O’nun karşısında durdularsa, zalim yöneticiler de aynı şekilde bizim karşımızda durmaktadır. Zalimlerden dünyevi bir kazanç veya geçici bir ganimet elde etmek amacıyla, devranın kendi lehlerine döneceğini sanarak İslam kisvesine bürünen münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar da onlara destek vermektedirler:

فَتَرَى الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ يُسَارِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَى أَنْ تُصِيبَنَا دَائِرَةٌ فَعَسَى اللهُ أَنْ يَأْتِيَ بِالْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍ مِنْ عِنْدِهِ فَيُصْبِحُوا عَلَى مَا أَسَرُّوا فِي أَنْفُسِهِمْ نَادِمِينَ * وَيَقُولُ الَّذِينَ آمَنُوا أَهَؤُلَاءِ الَّذِينَ أَقْسَمُوا بِاللهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ حَبِطَتْ أَعْمَالُهُمْ فَأَصْبَحُوا خَاسِرِينَ

"İşte kalplerinde hastalık olanların, 'Başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz' diyerek onların (kâfirlerin) arasında koşuşturduklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih ya da kendi katından bir emir getirir de onlar içlerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar. İman edenler ise; 'Bütün güçleriyle sizinle beraber olduklarına dair Allah’a yemin edenler bunlar mıydı?' derler. Onların amelleri boşa gitmiştir de hüsrana uğrayanlardan olmuşlardır." (Mâide 52-53)

Değerli Kardeşlerim,

Hakkı apaçık haykırmanız, İslam ve Müslüman düşmanlarını hayrete düşürdü. Nasıl olur da elinizde silah olmamasına ve bir orduyu komuta etmemenize rağmen onların tuzaklarını boğazlarına geri çevirdiniz ve işlerinin sonunu hüsrana uğrattınız? Sonunda insanlar onları dışladı... Batıl ehli ne kadar yükselirse yükselsin, kendi elleriyle oluşturdukları çamur deryasına düşeceklerini idrak edemediler... Aynı şekilde kılıcın, yanında bir bilinç ve basiret olmadıkça tek başına hiçbir fayda sağlamayacağını da kavrayamadılar... Eğer "Heyet" (HTS) yöneticileri akıl sahibi olsalardı, çevrelerindeki ülkelerin Şam tağutuyla yürüttüğü normalleşme sürecini gördüklerinde, bunun sonucunun kendileri için her ikisi de birbirinden acı olan iki duruma çıkacağını anlarlardı: Ya Şam tağutuna boyun eğmek ya da rejimin şiddet ve zulmüne maruz kalmak... Dolayısıyla, eğer akıllı olsalardı, rejimin saldırılarına karşı insanların kendilerine destek olması ve yardım etmesi için çevrelerindeki insanlara iyi muamele ederlerdi. Tağutun yaptığı gibi davet taşıyıcılarının peşine düşerek rejimi taklit etmezlerdi. Böyle yaparlarsa kendi elleriyle hazırladıkları bataklığa düşeceklerdir... O zaman ahiretten önce dünyadaki halleri kötüleşecek ve pişman olacaklardır; ancak o zaman pişmanlık fayda vermeyecektir.

Değerli Kardeşlerim,

Şüphesiz biliyorsunuz ki sömürgeci kâfir devletler ve onların Müslüman beldelerindeki ajanı olan mevcut devletler, gençlerimizi tutuklamakta, onlara işkence etmekte ve bazıları bu devletlerin zindanlarında şehit olmaktadır... Buna rağmen Allah yolundaki azmimiz zayıflamaz. O devletler güç ve sayı bakımından Heyet’ten çok daha güçlüdürler... Bunun sebebi bizim Allah’ın kulları olmamız, hakkı söylememiz ve Allah yolunda kınayıcının kınamasından korkmamamızdır. Biz, sıkıntıları giderenin, izzetimizin kaynağının ve düşmanlarımızın tuzağını boşa çıkaranın Güçlü ve Aziz olan Allah olduğuna iman ediyoruz...

وَمَنْ يَتَّقِ اللهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجاً * وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللهِ فَهُWO هُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً

"Kim Allah’tan korkup sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk 2-3)

Ey Kardeşlerim,

  • Sıkıntının şiddetlenmesi, kurtuluşun yaklaştığının habercisidir... Allah Subhânehu ve Teâlâ’dan, birbirini kovalayan bu ardışık krizlerin ardından, Allah katından bir fetih, yakın bir zafer ve Râşidî Hilafet'in ikamesini nasip etmesini niyaz ediyoruz. Zira zorlukla beraber bir değil, iki kolaylık vardır:

  • Hakim, el-Müstedrek’te (2/329) sahih bir senetle rivayet etmiştir ki Hakim bu hadis için; "Müslim’in şartlarına göre sahihtir" demiş, Zehebi de et-Telhis’te ona katılmıştır. Ömer bin Hattab’tan (ra) rivayet edildiğine göre; "Ebu Ubeyde’nin Şam’da kuşatıldığı ve halkın ona karşı toplandığı haberi kendisine ulaştığında Ebu Ubeyde’ye şöyle yazmıştır: Selam üzerine olsun. İmdi; bir mümin kulun başına ne kadar şiddetli bir durum gelirse gelsin, Allah ondan sonra mutlaka bir çıkış yolu yaratır. Ve bir zorluk, iki kolaylığa asla galip gelemez."

  • İbn Kayyim (rahimehullah) Bedaiu’l Fevaîd adlı kitabında (Başlangıç Hakkında Kapsamlı Kaide Babı) şöyle demiştir: "Allah Teâlâ’nın:

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراً

'Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.' (İnşirah 5-6) ayeti hakkında; zorluk (el-Usr) -iki kez tekrar etse de- marife (belirli) lafızla gelmiştir, dolayısıyla tektir. Kolaylık (Yusr) ise nekre (belirsiz) lafızla tekrar etmiştir, dolayısıyla o iki kolaylıktır. Zorluk, biri öncesinde diğeri sonrasında olmak üzere iki kolaylıkla kuşatılmıştır. Dolayısıyla bir zorluk, iki kolaylığa asla galip gelemez."

Vesselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuhu

17 Zilkade 1444 H.
M. 06/06/2023

Kardeşiniz Ata bin Halil Ebu’r Raşte
Hizb-ut Tahrir Emiri

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın