Home About Articles Ask the Sheikh
Analiz

Hizb-ut Tahrir Emirinden Davaya Karşı Duyarlı Olanlara Bir Mesaj

January 04, 2018
5928

Hamd Allah'a, salat ve selam Rasulullah'a, âline, ashabına ve onu dost edinenlere olsun. Bundan sonra;

İnternet sayfalarındaki o kara yazıları kınayarak bana mesaj gönderen herkese...

Nâkısîn (yeminini bozanlar), Tarikîn (terk edenler) ve Muâkabîn (cezalılar) olan o grupların yazılarını kınayarak bana mesaj gönderen herkese...

O haddi aşan kimsenin yazdığı asılsız yazıları kınayarak bana mesaj gönderen herkese...

O gruptakilerin ve yandaşlarının halinin nasıl bu kadar kötüleştiğine şaşırarak bana mesaj gönderen herkese...

Tüm bunlara İslam selamıyla yöneliyorum... Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Kıymetli Kardeşlerim,

Bu dünyada hayır ve şer var olduğu sürece bu tür toplulukların ve yandaşlarının bulunması şaşırtıcı değildir... Nitekim bu gibiler geçmişte vardı, bugün de varlar ve gelecekte de olmaları beklenir... Birinci Emir, Kurucu Ebû İbrahim (Allah ona rahmet etsin) döneminde, onun metoduna itiraz ederek Liderlik Komitesi'nden ayrılan üyeler olmuştu... Yine İkinci Emir Ebû Yusuf (Allah ona rahmet etsin) döneminde Emir'in ofisinden ahdini bozanlar (nâkısîn) çıkmıştı... Bugün de bazı adamlar saptı... Parti onları ön plana çıkarmış ve onlara bir ağırlık vermişti ama onlar Partiyi yüzüstü bıraktılar; Parti onları yükseltmişti ama onlar dünyaya saplanıp kaldılar:

وَلَكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الْأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ

"Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı ve hevasına uydu." (A'raf [7]: 176)

Onların sapması sadece basit bir sapma değildi; bilakis emanete ihanet ettiler ve gerçekleri çarpıttılar: Onların elebaşısı, yetim malına ihanet ederek büyük bir günah işledikten sonra şöyle diyor: "Evin bedelini iade ettim" –eğer doğru söylüyorsa– ancak kendi ifadesine göre ev sahibine değil, cezalı olan ve Parti ile ilişiği kesilmiş bir adama vermiş! İşte böyle... Sanki ev sahibi meçhulmüş ve bu konu hakkında defalarca ona gelmemiş gibi! Bu, şaşılacak bir durum değil mi?!

Birisi ona "Emir'in senden özür dilemesi yetmez mi?" diye soruyor, o ise "Yetmez!" diye cevap veriyor! Allah’a yalan söylemeden önce kendi kendilerine böyle yalan söylüyorlar, sanki ortada bir özür teklifi varmış gibi! Yani kara propaganda yöntemini izleyerek yalanı tekrarlıyorlar; belki kendilerine inanacak, basireti ve gözü kör birini bulurlar diye... Bir diğeri şöyle diyor: "Emir, gençlere o adamın sayfasının kapatılması için Facebook'a şikayet yazmalarını talimat verdi." Diğeri de büyük yeminlerle bunun gerçekleştiğini ve sayfanın bu yüzden kapandığını onaylıyor. Sanki Emir o kara sayfanın karanlığından ürkmüş, hatta o sayfayı açıp bakmış gibi! İşte onlar böyle iftira atıyorlar...

Kendi ihlallerini ve iftiralarını üzerine astıkları askı ise "muhasebe" (denetim/hesap sorma) konusudur. Sanki muhasebe mekanizması yokmuş gibi davranıyorlar, oysa bu mekanizma herkesin gözü önündedir! Bu husus, bizzat ona karşı çıkan bazılarının da hazırlanmasına katıldığı İdari Dosya'da (el-Melifu’l İdari) ayrıntılı olarak yer almaktadır. Hatta muhasebenin de üzerinde olan Mezalim Divanı (Divanu’l Mezalim) vardır; başında da Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan takva sahibi, temiz adamlar bulunmaktadır –Allah’a karşı kimseyi temize çıkarmayız. Muhasebe ve Mezalim kurumları ayaktadır; bunu ancak bedbaht olanlar inkâr eder, bunların dürüstlüğünü ise ancak insan ve cin şeytanları reddeder... Buna rağmen onlar ne ibret alıyor ne de vazgeçiyorlar... Sonra o adam, şu an internette Emir'e "su damlayan" sözler söylediğini ama yakında "siccil (ateşten taş) damlayan" sözler söyleyeceğini iddia ederek tehdit ediyor... Kendisinden daha güçlü ve sayıca daha fazla olanların bile Partiye veya onun onurlu ve hür herhangi bir sorumlusuna etki edemediğini bilmiyor... İşte böyle tehdit ediyorlar...

Kardeşler,

Daha önce de belirttiğim gibi, bu gibilerin bulunması garip değildir. Hak davetin olduğu hiçbir asır yoktur ki orada bu tür küçük insanlar bulunmasın. Yalan söylerler, iftira atarlar ve bir şey üzerinde olduklarını sanırlar, oysa hiçbir şey üzerinde değillerdir... Hak ehlinin hak üzere sebat ettiğini gördüklerinde kalpleri öfkeyle dolar. İnsanların hak ehline destek verdiğini ve ümmetin onlara yöneldiğini gördüklerinde içleri kinle dolar. Ancak zalimlerin hak ehline karşı şiddetli davrandığını gördüklerinde buna sevinirler ve bu yolla hak ehlini etkileyebileceklerini, onları üzerinde oldukları haktan saptırabileceklerini sanarak iftiralarını onlara yöneltirler:

إِنْ تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌ تَسُؤْهُمْ وَإِنْ تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌ يَفْرَحُوا بِهَا وَإِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌ

"Size bir iyilik dokunsa bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır." (Âl-i İmrân [3]: 120)

Kardeşler,

Daha önce de belirttiğim gibi, bu dünyada hayır ve şer var olduğu sürece bu kara sayfalar durmayacaktır. Şer ehli bizi kendi zehirleri ve iftiralarıyla meşgul etmek istiyorlar. Eğer bunlarla meşgul olursak, onlar başarılı olmuş sayılırlar. Ama eğer onların sayfalarını bozuk bir çekirdeği fırlatıp atar gibi atarsak ve onlara kulak asmazsak, amellerini boşa çıkarmış oluruz ve onlar kendi öfkeleriyle ölürler... Ben burada sizi o kara sayfaları okumaktan alıkoymak istemiyorum, bilakis size bunu ne emrediyorum ne de yasaklıyorum. Ancak size emrettiğim ve üzerinde ısrarla durduğum husus, bana o kara sayfalardan hiçbir şey göndermemenizdir. Zira ben yolun selâmeti ve yürüyüşün istikameti ile meşgul olmak istiyorum; ta ki kervan, Allah'ın izniyle, tayin ettiği ve takdir ettiği bir vakitte nurlu meşalesini kendi yurdu olan Raşidi Hilafet'e ulaştırana dek. Her ecel için bir kitap (yazılmış bir vakit) vardır... Allah Sübhânehu’dan o vaktin uzak olmamasını diliyorum:

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk [65]: 3)

Sonuç olarak; ey kardeşler, sizler bu kara yazılar ve kör iftiralar karşısında sarsılmaz bir kale oldunuz... Bana ulaştı ki sizler; zorlukların ancak gücünü artırdığı, fitne ve mihnetlerin etkileyemediği, aksine azim ve himmetini kamçıladığı gerçek adamlarsınız... Sizler, Allah Sübhânehu'nun haklarında şöyle buyurduğu kimseler gibi olan gerçek adamlarsınız:

الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَانًا وَقَالُوا حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * فَانْقَلَبُوا بِنِعْمَةٍ مِنَ اللَّهِ وَفَضْلٍ لَمْ يَمْسَسْهُمْ سُوءٌ وَاتَّبَعُوا رِضْوَانَ اللَّهِ وَاللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

"Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine: 'Halk size karşı toplandı, onlardan korkun' dediklerinde, bu onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' dediler. Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk ve Allah'ın lütfuyla geri döndüler. Onlar Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük lütuf sahibidir." (Âl-i İmrân [3]: 173-174)

Son olarak, daha önce belirttiğim hususu tekrar vurguluyorum: (Bana o kara sayfalardan hiçbir şey göndermeyin) ve o iftiralardan, hatta onların beklenen artışından dolayı endişe etmeyin. Zira El-Kaviyy ve El-Aziz olan Allah, mümin kullarını savunur:

إِنَّ اللَّهَ يُدَافِعُ عَنِ الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ خَوَّانٍ كَفُورٍ

"Şüphesiz Allah, iman edenleri savunur. Doğrusu Allah, hainleri ve nankörleri sevmez." (Hac [22]: 38)

Allah Sübhânehu'dan bizi dünyada Hilafet'in gölgesiyle gölgelendirmesini, bizi onun şahitlerinden ve askerlerinden kılmasını; ahirette ise O'nun gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o günde bizi gölgesinde gölgelendirmesini, kudret sahibi hükümdarın katında, doğruluk makamında eylemesini niyaz ederim. Böylece her iki cihanda da o büyük kurtuluşa ermiş oluruz.

Es-Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

18 Rebiülahir 1439 H. Perşembe Gecesi Kardeşiniz 5 Ocak 2018 M. Ata bin Halil Ebu’r Raşte

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın