Home About Articles Ask the Sheikh
Temel

Soru-Cevap: Metnin Makulü (Ma'qul an-Nass) Ne Anlama Gelir?

June 27, 2021
5096

Hizb-ut Tahrir Emiri Büyük Alim Ata b. Halil Ebu'r-Raşta'nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi

"Fikrî" Sorular

Yahya Ebu Zine'nin Sorusuna Cevap

Soru:

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Şeyhimiz, Allah sizi korusun, emaneti taşıma konusunda size yardım etsin ve Allah Teâlâ’nın izniyle sizi yakın bir zaferle desteklesin.

Allah sizi korusun şeyhimiz, şu soruya izin veriniz:

Usul-ü fıkıhta bir soru: Delalet illeti (el-illetu’d-delâliyye), tenbih ve ima delaleti ile sabit olmasına ve bunlar da mefhum delaletinden sayılmasına rağmen, biz neden illeti "metnin makulü" (ma’qul an-nass) olarak kabul ettik de onu "mefhum"dan saymadık? Metnin makulü ile neyi kastediyoruz?

Cevap:

Ve Aleykumüsselam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Şüphesiz metnin bir mantuku (açık anlamı) ve bir mefhumu (kapalı/örtük anlamı) vardır. Eğer mantuktan veya mefhumdan bir illet istinbat edilebiliyorsa, o metnin bir "makulü" olduğu söylenir... Ancak mantuktan veya mefhumdan bir illet istinbat edilemiyorsa, o metnin bir "makulü" olmadığı söylenir. Örneğin Resulullah ﷺ’in şu kavli:

وَفِي صَدَقَةِ الْغَنَمِ فِي سَائِمَتِهَا إِذَا كَانَتْ أَرْبَعِينَ إِلَى عِشْرِينَ وَمِائَةٍ شَاةٌ

"Koyun zekâtında; (yılın çoğunda dışarıda) otlayanlar için yüz yirmiye kadar olan kırk koyunda bir koyun vardır..." (Buhari)

Bu metnin bir mantuku vardır ki o da otlayan (saime) koyunların zekâtıdır. Yine bir mefhumu vardır ki burada mefhum-u muhalefettir; yani otlamayan (besi) hayvanlarında zekât yoktur. Fakat metin, lafızlarıyla aynı zamanda bir illete de delalet etmektedir. Çünkü "سَائِمَتِهَا" (otlayanları) kelimesi, bir vasf-ı müfhimdir (anlam ifade eden nitelik). Yani vaktinin çoğunu merada otlayarak geçiren demektir. Bu nedenle eğer vaktinin çoğunda yemle besleniyorsa zekâtı verilmez. İşte burada bu metin için; mantuku ve mefhumunun yanı sıra bir illeti, diğer bir ifadeyle "metnin makulü" vardır denilir.

Buna göre, bir metnin hem mantuku ve mefhumu olması hem de makulü (illeti) olması arasında bir çelişki yoktur. Fakat her metin böyle değildir. Bir metnin mantuku ve mefhumu olabilir ama makulü olmayabilir, yani ondan bir illet çıkarılamaz. Örneğin Allah Teâlâ’nın şu kavli:

فَالْتَقَطَهُ آلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُوّاً

"Nihayet Firavun ailesi onu kendilerine bir düşman ve bir dert olması için bulup aldılar." (Kasas [28]: 8)

Bu metnin bir mantuku ve mefhumu vardır. Onu bulup almaları mantuktur. Ancak onu kendilerine düşman olsun diye almadılar, aksine onu almalarının akıbeti (mefhumu) onun kendilerine düşman olmasıdır. Yani bu işin sonucu onun kendilerine düşman olmasıdır; burada bir illet yoktur... Fakat örneğin Allah Teâlâ’nın şu kavli:

وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ

"...kalpleri (İslam'a) ısındırılacak olanlara..." (Tevbe [9]: 60)

Burada metnin mantuku ve mefhumu vardır, aynı zamanda ondan bir illet de çıkarılmaktadır. Yani kalplerin İslam’a ısındırılması, onlara zekâttan verilmesinin illetidir. Eğer durum kalplerin ısındırılmasını gerektirmiyorsa -yani Müslümanlar çoğalmış ve izzet kazanmışlarsa- "müellefe-i kulub" vakıası artık mevcut olmaz. Bu yüzden İslam’ın başlangıcında müellefe-i kuluba zekâttan veriliyordu. İslam izzet kazanıp Müslümanlar çoğalınca Ömer (ra) onlara verilmesini engelledi. Buradaki kalplerin ısındırılması, "müellefe-i kulub" vasf-ı müfhimi nedeniyle delalet yoluyla sabittir.

Buna binaen sorunuzun cevabı şu şekildedir:

1- Bir metinde vasf-ı müfhim olduğunda, metinden istinbat edilen delalet illeti ile o metnin mantuk ve mefhumunun olması arasında bir çelişki yoktur. Diğer bir ifadeyle, metnin mantuku ve mefhumu olabilir ve aynı zamanda ondan delalet yoluyla bir illet de çıkarılabilir. Delalet illeti, ister Resulullah ﷺ’in şu kavlindeki gibi sarih bir illet olsun:

إِنَّمَا جُعِلَ الِاسْتِئْذَانُ مِنْ أَجْلِ الْبَصَرِ

"İzin istemek, ancak göz (harama bakmasın) diye meşru kılınmıştır." (Buhari)

İsterse yukarıda zikrettiğimiz "...otlayan koyunların zekâtı..." hadisi ve "kalpleri ısındırılacak olanlar" ayetindeki gibi delalet yoluyla gelen bir illet olsun, metinden (mantukundan veya mefhumundan) istinbat edilmeyeceği anlamına gelmez.

2- Metnin makulü (ma’qul an-nass) ise şer’î illettir. Yani metnin mantukundan veya mefhumundan bir illet anlaşılıyorsa, o metnin "makulü" olduğu söylenir. Eğer metnin sadece mantuku ve mefhumu varsa ve ondan bir illet istinbat edilemiyorsa, o metnin mantuku ve mefhumu olduğu ama makulünün olmadığı söylenir.

Biz bu hususları kitaplarımızda açıkladık. Kitaplarımızda geçen bazı kısımları size nakledeceğim:

  • İslam Şahsiyeti Cilt 3, sayfa 66-68'de şöyle geçer: [Şer’î deliller iki nevidir: Birincisi metnin lafızlarına ve onun mantuk ve mefhumunun delalet ettiği şeye racidir. İkincisi ise metnin makulüne, yani şer’î illete racidir...]

  • Yine İslam Şahsiyeti Cilt 3, sayfa 347-349'da İllet babında şöyle geçer:

[...Metin eğer bir illet içermiyorsa, onun bir mantuku ve bir mefhumu vardır ancak makulü yoktur; dolayısıyla başka bir mesele ona kesinlikle ilhak edilemez (kıyas yapılamaz). Fakat eğer bir illet içeriyorsa -ki hükmün bir vasf-ı müfhim ile birlikte gelmesiyle olur- o zaman onun bir mantuku, bir mefhumu ve bir makulü olur; böylece başka meseleler ona ilhak edilir. İlletin varlığı, metnin ne mantukuyla ne de mefhumuyla kapsamadığı başka türleri ve olayları, illet ortaklığı sebebiyle "ilhak" yoluyla kapsamasını sağlar. Dolayısıyla illet, hükme delalet etmenin ötesinde yeni bir şeydir ki o da bu hükmün teşri edilmesine sevk eden gerekçedir...]

Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu'r-Raşta

16 Zilkade 1442 H. 27/06/2021 M.

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki: https://web.facebook.com/HT.AtaabuAlrashtah/posts/2957675177811820

Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki: http://archive.hizb-ut-tahrir.info/arabic/index.php/HTAmeer/QAsingle/4145

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın