Soru: Müslüman beldelerinde mevcut olan devletlerin ordularına katılmak caiz midir? Resulullah (sav)’in zalim emirlerin askerleri olmayı yasaklayan bir hadisi olduğu bilindiğine göre; bu ordulardan nusret (yardım) talep etmek caiz midir? Zalim yöneticilerle birlikte savaşmak sahih midir?
Cevap: Ebu Said ve Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
لِيَأْتِيَنَّ عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ يَكُونُ عَلَيْهِمْ أُمَرَاءُ سُفَهَاءُ يُقَدِّمُونَ شِرَارَ النَّاسِ وَيُظْهِرُونَ بِخِيَارِهِمْ وَيُؤَخِّرُونَ الصَّلَاةَ عَنْ مَوَاقِيتِهَا فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ مِنْكُمْ فَلَا يَكُونَنَّ عَرِيفًا وَلَا شُرْطِيًّا وَلَا جَابِيًا وَلَا خَازِنًا
"İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, başlarında sefih emirler bulunacaktır. İnsanların en şerlilerini öne çıkaracaklar, en hayırlılarını ise arkaya itecekler (veya onlara kötü davranacaklar) ve namazı vakitlerinden geriye bırakacaklar. Sizden kim bu zamana yetişirse sakın arif (başkan/temsilci), polis, tahsildar veya hazinedar olmasın." (Ebu Ya’la rivayet etmiştir; ricali, Abdurrahman b. Mesud hariç Sahih’in ricalidir, o da sika/güvenilir biridir.)
Kenzu’l Ummal’daki bir rivayette ise şöyledir:
فَمَنْ أَدْرَكَهُمْ فَلَا يَكُونَنَّ لَهُمْ عَرِيفًا وَلَا جَابِيًا وَلَا خَازِنًا وَلَا شُرْطِيًّا
"...Kim onlara yetişirse, sakın onlar için arif, tahsildar, hazinedar veya polis olmasın." (Kenzu’l Ummal – El-Hatib, Ebu Hüreyre’den).
Konu derinlemesine incelendiğinde şu hususlar açıklığa kavuşmaktadır:
Ebu Ya’la hadisi, Resulullah (sav)’in sefih ve zalim emirlerin yönetimi altında bu dört görevi yapmayı mutlak olarak yasakladığını göstermektedir. Kenzu’l Ummal’daki hadis ise, bu dört görevin özellikle zalim yöneticilere tahsis edilmesini yasaklamıştır. Zira hadiste (لـهـم) ifadesi geçmektedir ve buradaki lam harfi ihtisas (tahsis/aidiyet) ifade eder. Dolayısıyla nehiy, bu emirlerin şahsi muhafızları ile onlar adına mal toplayan ve depolayan kimselerle ilgilidir. Mutlak olan ifade mukayyet olana hamledilir. Buna göre yasak, yöneticileri İslam ile hükmetmeyen devletlerdeki genel anlamda arif, tahsildar, hazinedar ve polislik görevleri hakkında değil; bizzat bu yöneticilerin şahsına hizmet eden ve onlara tahsis edilmiş olan görevliler hakkındadır.
Zalim ve sefih emirlerin hükmüne rıza gösteren kişi, ister orduda olsun ister ordunun dışında olsun günahkâr olur. Çünkü Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen yöneticileri değiştirmemek, onlara münkeri hatırlatmamak veya onlardan razı olmak büyük bir günahtır. Resulullah (sav) şöyle buyurmaktadır:
سَتَكُونُ أُمَرَاءُ فَتَعْرِفُونَ وَتُنْكِرُونَ فَمَنْ كَرِهَ فَقَدْ بَرِئَ وَمَنْ أَنْكَرَ فَقَدْ سَلِمَ وَلَكِنْ مَنْ رَضِيَ وَتَابَعَ
"İleride birtakım emirler olacaktır. Siz onların bazı amellerini iyi bulacak, bazılarını ise inkâr edeceksiniz. Kim (kalbiyle) nefret ederse günahtan kurtulmuş olur. Kim de (diliyle) münkeri reddederse selamete erer. Ancak kim de razı olur ve onlara tabi olursa (helak olur)." (Müslim).
- Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyen sefih ve zalimlerin yönetimini değiştirmek için, ister yöneticinin muhafız alayında olsun ister başka bir birimde olsun, güç sahiplerinden (ehli kuvvet) nusret talep etmek caizdir. Ancak bu talep, içinde bulundukları fesat sistemin gerçeği ve onu değiştirmenin bir vacip olduğu kendilerine açıklandıktan sonra yapılmalıdır. Eğer buna ikna olur ve Allah ile Resulü’nün çağrısına icabet ederlerse, yaptıkları bu iş Allah’ın izniyle büyük bir ameldir. Konumlarını Allah’ın hükmünü ikame etmeyi hızlandırmak için kullanırlarsa, muazzam bir iş başarmış olurlar.
Zira Resulullah (sav), kâfir olan kabilelere gider, onları İslam’a davet eder ve icabet ettikleri takdirde Allah’ın hükmünü ikame etmek için onlardan nusret talep ederdi. Aynı şekilde, zalimlerin ordusunda çalışanlar da hakka icabet eder, zalimlere karşı çıkmanın ve onları değiştirmenin şer’i hükmünü kavrar ve çalışmaya hazır hale gelirlerse, onlardan nusret talep etmek caizdir.
- Evet, kâfirlere karşı olması şartıyla zalim yöneticilerle birlikte savaşmak sahihtir. Zira Müslümanlarla değil kâfirlerle savaşıldığı sürece cihat; Müslüman bir yöneticinin gölgesi altında, o yöneticinin durumu ne olursa olsun (ister salih ister facir/zalim olsun) her hâlükârda Müslümanlara farzdır. Çünkü cihat ayetleri herhangi bir kayıt olmaksızın mutlak olarak gelmiştir:
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
"Size ne oluyor da Allah yolunda savaşmıyorsunuz?" (Nisâ [4]: 75)
الَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ
"İman edenler Allah yolunda savaşırlar." (Nisâ [4]: 76)
فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
"O hâlde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar." (Nisâ [4]: 74)
Daha birçok ayet, savaş kâfirlere karşı olduğu sürece yöneticinin zalim olup olmamasını şart koşmamıştır.
Ayrıca yöneticinin zulmünün onunla birlikte savaşmaya engel olmadığını, yani zalim imamla birlikte savaşılması gerektiğini gösteren açık hadisler mevcuttur. Enes (ra)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
وَالْجِهَادُ مَاضٍ مُنْذُ أَنْ بَعَثَنِي اللَّهُ إِلَى أَنْ يُقَاتِلَ آخِرُ أُمَّتِي الدَّجَّالَ، لَا يُبْطِلُهُ جَوْرُ جَائِرٍ وَلَا عَدْلُ عَادِلٍ
"Cihat, Allah'ın beni gönderdiği günden ümmetimin en sonuncusunun Deccal ile savaşacağı güne kadar devam edecektir. Onu ne zalimin zulmü ne de adilin adaleti ortadan kaldırabilir."
20 Cemaziyelevvel 1424 H. 20/07/2003 M.