Home About Articles Ask the Sheikh
Hükümler

Soru Cevap: Başkası Adına Hac Yapmanın Hükmü!

June 11, 2021
3718

Hizb-ut Tahrir Emiri Değerli Âlim Ata b. Halil Ebu’r Raşte’nin Takipçilerinin Facebook Sayfası "Fıkhî" Üzerinden Sorduğu Sorulara Verdiği Cevaplar Serisi

Soru Cevap

Allah Sevgisine

Soru:

Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Değerli kardeşim ve büyük Şeyh Ata Ebu’r Raşte, Allah ilminizi ve gücünüzü artırsın, zaferi sizin ellerinizle nasip etsin. Size bir sorum olacaktı; bedel haccının hükümleri nelerdir ve bu hükümler hem hayatta olanlar hem de vefat edenler için geçerli midir? Örnek olarak: Daha önce hac yapmış bir kişi, hayatta olan birisi adına hac masrafları karşılığında hac yapabilir mi? Vefat etmiş bir kişi adına bedel haccı yapmanın hükmü nedir? Bedel haccı yapan kişi ile adına hac yapılan kişi arasında akrabalık bağı olması şart mıdır?

Allah ilminizi ve gücünüzü artırsın, zaferi sizin ellerinizle nasip etsin.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Evet, aşağıdaki hususlar dikkate alınarak başkası adına hac yapmak caizdir:

Birincisi: Başkası adına hac yapacak kişinin, daha önce kendi adına farz olan haccı eda etmiş olması gerekir. Bunun delili şudur:

1- Dârekutnî Sünen’inde şöyle geçmektedir: (Bize Ebû Muhammed b. Sâid ve el-Huseyn b. İsmail anlattı, dediler ki: Bize Yakub b. İbrahim ed-Devrakî anlattı, bize Huşeym anlattı, bize İbn Ebî Leylâ, Atâ’dan, o da Âişe’den rivayet ettiğine göre);

حَدَّثَنَا أَبُو مُحَمَّدِ بْنُ صَاعِدٍ وَالْحُسَيْنُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ قَالاَ: حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الدَّوْرَقِيُّ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِى لَيْلَى عَنْ عَطَاءٍ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ النَّبِىَّ ﷺ سَمِعَ رَجُلاً يُلَبِّى عَنْ شُبْرُمَةَ فَقَالَ: «وَمَا شُبْرُمَةُ؟». قَالَ: فَذَكَرَ قَرَابَةً لَهُ. قَالَ: فَقَالَ: «أَحَجَجْتَ عَنْ نَفْسِكَ». قَالَ: فَقَالَ: لاَ. قَالَ: «فَاحْجُجْ عَنْ نَفْسِكَ ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ»

"Nebi ﷺ, Şubreme adına telbiye getiren bir adamı işitti ve ona: 'Şubreme kimdir?' diye sordu. Adam: 'Bir akrabamdır' (veya kardeşimdir) dedi. Resulullah: 'Kendi adına hac yaptın mı?' buyurdu. Adam: 'Hayır' dedi. Bunun üzerine Resulullah şöyle buyurdu: 'Önce kendi adına hac yap, sonra Şubreme adına hac yaparsın.'" (Dârekutnî)

2- Beyhakî’nin es-Sünenü’l-Kübrâ’sında şöyle geçmektedir: (Bize Ebû Nasr b. Katâde haber verdi... Said b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet ettiğine göre);

أَنَّ رَسُولَ اللهِ ﷺ سَمِعَ رَجُلاً يَقُولُ: لَبَّيْكَ عَنْ شُبْرُمَةَ، فَقَالَ: «مَنْ شُبْرُمَةُ؟» فَذَكَرَ أَخاً لَهُ أَوْ قَرَابَةً، قَالَ: «أَحَجَجْتَ قَطُّ؟» قَالَ: لَا، قَالَ: «فَاجْعَلْ هَذِهِ عَنْكَ ثُمَّ حُجَّ عَنْ شُبْرُمَةَ»

"Resulullah ﷺ, bir adamın 'Şubreme adına lebbeyk' dediğini işitti ve 'Şubreme kimdir?' diye sordu. Adam, kardeşi veya bir akrabası olduğunu söyledi. Resulullah: 'Hiç hac yaptın mı?' diye sordu. Adam: 'Hayır' dedi. Resulullah: 'O halde bu haccı kendin için yap, sonra Şubreme adına hac yaparsın' buyurdu." (Ebû Dâvud, Sünen’inde İshak b. İsmail ve Hennâd b. Serî’den rivayet etmiştir. Beyhakî bu hadis için 'Bu konuda bundan daha sahih bir isnad yoktur' demiştir.) Aynı hadisi Taberânî de el-Mu’cemü’l-Kebîr’de Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas’tan rivayet etmiştir.

İkincisi: Ölmeden önce farz haccını eda etmemiş olan vefat etmiş kişi adına hac yapmak caizdir. Bunun delili şudur:

1- Buhârî Sahih’inde şöyle rivayet etmiştir: (Bize Musa b. İsmail anlattı, bize Ebû Avâne, Ebû Bişr’den, o Said b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas -Allah onlardan razı olsun-’dan anlattı);

أَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ ﷺ فَقَالَتْ: إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ فَلَمْ تَحُجَّ حَتَّى مَاتَتْ، أَفَأَحُجُّ عَنْهَا؟ قَالَ: «نَعَمْ حُجِّي عَنْهَا. أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً؟ اقْضُوا اللَّهَ فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ»

"Cüheyne kabilesinden bir kadın Nebi ﷺ’e gelerek şöyle dedi: 'Annem hac yapmayı adamıştı ancak hac yapamadan öldü. Onun adına hac yapabilir miyim?' Resulullah şöyle buyurdu: 'Evet, onun adına hac yap. Söylesene; eğer annenin bir borcu olsaydı onu öder miydin? Allah’a olan borcu ödeyin, zira Allah vefalı olunmaya (borcu ödenmeye) daha layıktır.'" (Buhârî)

2- Yine Buhârî Sahih’inde şöyle rivayet etmiştir: (Bize Âdem anlattı, bize Şu’be, Ebû Bişr’den anlattı, dedi ki: Said b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas -Allah onlardan razı olsun-’dan işittim);

أَتَى رَجُلٌ النَّبِيِّ ﷺ فَقَالَ لَهُ: إِنَّ أُخْتِي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ وَإِنَّهَا مَاتَتْ. فَقَالَ النَّبِىُّ ﷺ: «لَوْ كَانَ عَلَيْهَا دَيْنٌ أَكُنْتَ قَاضِيَهُ؟». قَالَ نَعَمْ. قَالَ: «فَاقْضِ اللَّهَ، فَهْوَ أَحَقُّ بِالْقَضَاءِ»

"Bir adam Nebi ﷺ’e gelerek: 'Kız kardeşim hac yapmayı adamıştı ama vefat etti' dedi. Bunun üzerine Nebi ﷺ: 'Eğer onun bir borcu olsaydı öder miydin?' diye sordu. Adam: 'Evet' dedi. Resulullah: 'Öyleyse Allah’a olan borcu öde, zira O, borcun ödenmesine daha layıktır' buyurdu." (Buhârî)

Hac adamak, haccın o kişiye vacip olması ve ölmeden önce onu eda etmemesi demektir. Bu durum, ölmeden önce eda etmediği her türlü vacip hac için geçerlidir. Tıpkı borcunun ödenmesi gibi, belirli şartlar dâhilinde onun adına haccın kaza edilmesi caizdir.

Üçüncüsü: Hayatta olan birisi adına ise, eğer o kişi felçli olması veya gidip gelmeye, hareket etmeye güç yetirememesi gibi bedeni olarak hac yapmaktan acizse bedel haccı yapılabilir. Başka bir deyişle, maddi imkânı olsa bile bedeni istitaatı (güç yetirmesi) bulunmayanlar için şu delillere binaen caizdir:

1- Buhârî’de şöyle geçmektedir: (Bize Ebû Âsım, İbn Cüreyc’den... İbn Abbas’tan, o da Fadl b. Abbas -Allah onlardan razı olsun-’dan rivayet ettiğine göre);

أَنَّ امْرَأَةً مِنْ خَثْعَمَ عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ قَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ فَرِيضَةَ اللَّهِ عَلَى عِبَادِهِ فِي الْحَجِّ أَدْرَكَتْ أَبِي شَيْخاً كَبِيراً لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى الرَّاحِلَةِ، فَهَلْ يَقْضِي عَنْهُ أَنْ أَحُجَّ عَنْهُ؟ قَالَ «نَعَمْ»

"Has’am kabilesinden bir kadın Veda Haccı yılında gelerek: 'Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın kulları üzerine farz kıldığı hac, babama çok yaşlıyken ulaştı. O, binek üzerinde bile duramıyor. Ben onun yerine hac yapsam olur mu?' diye sordu. Resulullah: 'Evet' buyurdu." (Buhârî)

2- Müslim’de şöyle geçmektedir: (Bize Ali b. Haşrem anlattı... İbn Abbas’tan, o da Fadl’dan rivayet ettiğine göre);

أَنَّ امْرَأَةً مِنْ خَثْعَمَ قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَبِي شَيْخٌ كَبِيرٌ عَلَيْهِ فَرِيضَةُ اللَّهِ فِي الْحَجِّ وَهُوَ لَا يَسْتَطِيعُ أَنْ يَسْتَوِيَ عَلَى ظَهْرِ بَعِيرِهِ، فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ: «فَحُجِّي عَنْهُ»

"Has’amlı bir kadın dedi ki: 'Ey Allah’ın Resulü! Babam çok yaşlı bir adamdır, hac farizası ona ulaştı ancak devenin sırtında bile duramıyor.' Bunun üzerine Nebi ﷺ: 'Onun yerine hac yap' buyurdu." (Müslim)

3- Ebû Rezîn el-Ukaylî’den rivayet edildiğine göre, o Nebi ﷺ’e gelerek: "Babam çok yaşlıdır; hacca, umreye ve yolculuğa güç yetiremiyor" demiş, Resulullah da şöyle buyurmuştur:

حُجَّ عن أبيك واعتَمِر

"Babanın yerine hac ve umre yap." (Ahmed ve Sünen sahipleri rivayet etmiştir; Tirmizî hadisin 'hasen sahih' olduğunu söylemiştir.)

Dördüncüsü: İlgili diğer hususlar:

1- Başkası adına hac yapan kişinin, adına hac yaptığı kişinin akrabası olması şart değildir; akrabası olmayan biri de yapabilir. Bunun delili, Resulullah ﷺ’in kendisine soru soran erkek ve kadına verdiği cevapta haccı borca benzetmiş olmasıdır. Borçlunun borcunun ödenmesi, o kişinin rızasıyla olduğu sürece akrabadan da yabancıdan da kabul edilir. Bu nedenle, belirtilen şartlar sağlandığı takdirde bedel haccında akrabalık şartı aranmaz.

2- Hayatta olan birisi adına yapılacak hacda, o kişinin bedel haccı yapılmasını emretmesi (izin vermesi) gerekir. Çünkü başkası adına hac yapmak bir nevi vekalet hükmündedir ve bu da kişinin izniyle olmalıdır. Vefat eden kişi hakkında ise ihtilaf vardır: Bazı fakihler adına hac yapılmasını vasiyet etmesini şart koşarken, diğerleri bunu şart koşmazlar. Onlara göre vasiyeti olmasa bile bir başkası onun adına hac yaparsa, Allah’ın izniyle bu hac geçerli olur. Benim tercih ettiğim görüş de budur; zira Resulullah ﷺ hadisinde haccı borç ödemeye benzetmiştir ve ölen borçlunun borcunu ödemek, vasiyet etmese bile geçerlidir. Nitekim Şâfiîler ve Hanbelîler de bu görüştedir. el-Mevsûatu’l-Fıkhıyyetü’l-Kuveytiyye’de geçtiği üzere: "Üzerinde hac borcu varken ölen birinin adına, vasiyet etsin veya etmesin, tıpkı borçlarının ödenmesi gibi tüm terekesinden hac masrafı karşılanır. Eğer terekesi yoksa, varisinin onun adına hac yapması müstehaptır. Eğer varis kendisi yaparsa veya birini gönderirse hac ölenin üzerinden düşer. Bir yabancı (akraba olmayan), varisin izni olmasa bile hac yapsa, tıpkı varisin izni olmadan borcun ödenmesi gibi caiz olur."

Onların dayanağı, Nebi ﷺ’in haccı borca benzetmesi ve borçların ödenmesine ilişkin hükümleri hacca da uygulamalarıdır.

3- Asıl kişi adına hac yapmakla görevlendirilen vekil hacca niyet ederken kalbiyle niyet eder ve diliyle: "Falan kişi adına hacca niyet ettim, falan kişi için haccına lebbeyk..." der. Sözle telaffuz etmek etmemekten daha evladır ancak sadece kalbi niyetle yetinirse de sahihtir.

4- Başkası adına hac yapan kişi, haccın masrafları ve gereksinimleri için makul ölçüde (maruf) ihtiyaç duyduğu her şeyi alabilir.

5- Başkası adına yapılan hac sadece bir kişi için olur, iki veya daha fazla kişi için yapılamaz. Vekil asıl olan kişinin yerine geçtiği için niyet tek bir kişi adına olur.

6- Bedel haccı için doğruluk ve emanet ehli kişiler araştırılmalı ve niyet kazanç elde etmek değil, Allah rızası olmalıdır.

Bu meselede tercih ettiğim görüş budur. Allah en iyi bilen ve en iyi hüküm verendir.

Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşte

30 Şevval 1442 H. 11/06/2021 M.

Emir’in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın