Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Hizb-ut Tahrir Emiri'nin Zalim Kerimov'un Hapishanesindeki Davet Taşıyıcısı Kardeşlere Gönderdiği Mesaj

March 17, 2005
1555

Değerli Kardeşlerim,
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Fedakarlıklarınızı, eziyetlere karşı sabrınızı ve zalimlerin hapishane mahzenlerinde bile onlara boyun eğdirişinizi takip ediyoruz. Sabitkadem oluşunuzla, üstün şahsiyetinizle, muazzam sabrınızla ve Allah yolundaki sarsılmaz duruşunuzla davetin şanını yücelttiniz; öyle ki bu süreçte zalim Kerimov'un zebanilerinin ellerinde zaman zaman şehadete varan şiddetli işkencelere maruz kaldınız. Bu duruşunuzun, dünya hayatında davetin yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde itibarının yükselmesinde büyük bir etkisi olmuştur. Bunun yanı sıra Allah Subhânehu'nun kıyamet gününde sabreden mümin kulları için hazırladığı o büyük ecir vardır: Firdevs-i Âlâ cennetleri ve Allah'ın hepsinden daha büyük olan rızası.

Yerel düzeyde Kerimov, akli dengesini yitirme noktasına gelmiştir. Zira o, elinde iktidar olmasına rağmen önünüzde mağlup olmuş; sizler ise zalimlerin zindanlarında prangalara vurulmuş olmanıza rağmen imanınız, doğruluğunuz ve ihlasınızla zafer kazanmış bulunmaktasınız.

Sizler Allah katında, Rasulü'nün ve müminlerin nezdinde her geçen gün izzet kazanırken; o ve zebanileri sadece Allah ve Rasulü katında değil, onu konuşmalarında ve hareketlerinde izleyenlerin gözünde de her geçen gün daha fazla zillet, aşağılık ve hüsran içine batmaktadırlar. Gece gündüz demeden korkudan titreyerek ve dehşet içinde partinizin adını, Hizb-ut Tahrir'i, ağzına almaktadır. Parti saplantısı bir an bile yakasını bırakmamaktadır.

Bölgesel düzeyde ise, hak üzerindeki tavizsiz duruşunuz Orta Asya ve çevresinde hayranlık ve takdirle karşılanmıştır. Zalimler karşısında hakla yükselen başlarınız, partinin gençleri için canlılık ve çeviklik veren birer itici güç olmuş; onları güç üstüne güçle donatmış ve her geçen gün daha da şahlandırmıştır. Bana ulaşan haberlere göre, çevrenizdeki bazı bölgelerde zalimlerin zindanlarında zayıflık gösteren bazı gençler, sizin duruşunuzu ve cesaretinizi hatırlayınca kendi zayıflıklarından dolayı birbirlerini kınamış, yaptıklarından ötürü mahzun olmuşlardır. Sizin fedakarlıklarınız onların nefislerine bir hararet aşılamış, böylece azimleri düzelmiş ve himmetleri güçlenmiştir. Gençler, davet yüklenmede size, Müslümanların Muhacir ve Ensar'a baktığı gibi bakmaktadırlar; zira onlar hak üzerindeki sebatlarında sarsılmaz dağlar gibiydiler, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yolunun zirvesindeydiler ve ondan bir parmak ucu kadar bile sapmadılar.

Uluslararası düzeyde ise araştırma enstitüleri, strateji merkezleri, dünya siyaset ve fikir adamları, maruz kaldığınız her türlü eziyet ve işkenceye rağmen yüce İslam'ınıza olan bağlılığınız karşısında hayrete düşmüşlerdir. Sizlerin bu duruşu, askeri olduğunuz Hizb hakkında, taşıyıcısı olduğunuz yüce İslam ve ehli olduğunuz Raşidi Hilafet hakkında dünya medyasını, televizyonları ve radyoları dolduran bu küresel yankıda büyük bir paya sahiptir. Zalimlerin zebanileri karşısında sergilediğiniz bu güçlü duruşlar; İslam, onu taşıyanlar ve Hilafet lehine kitlesel bir kamuoyu oluşturma açısından onlarca yıllık çalışmaya bedeldir.

Sizin duruşunuzun azametiyle, partinin tüm bölgelerindeki kardeşlerinizin, yani parti gençlerinin gücüne güç katılmıştır. Sizin sarsılmaz duruşunuzla düşmanlarınızın zilleti ve aşağılanması artmış; sizin gibi gençleri olan bir partinin, Allah'ın izniyle sömürgeci kâfirlerin uykularını kaçıran Hilafet'i mutlaka ikame edeceğini anlamışlardır. Öyle ki bu durum Rusya Devlet Başkanı Putin'i sarsmış, Hilafet daha kurulmadan konuşmalarında ondan korkuyla bahsetmiştir. Amerikan Genelkurmay Başkanı Myers'ı endişelendirmiş, askerlerinin önünde ondan dehşetle söz etmiştir. İngiltere Başbakanı Blair ise ondan korkmuş ve siyasi İslam'ı Müslümanlar arasında yayılan bir "virüs" olarak nitelendirmiştir. Sizler, bu muazzam duruşlarınızla Müslüman kardeşleriniz için bir hayır kaynağı, zalimler ve kâfirler için ise onları yıkan bir yıldırımsınız.

Ey Kardeşlerim!

Sizler bu sarsılmaz duruşlarınızla ve kınayanın kınamasından korkmadan hak üzerindeki sebatınızla: Allah'ın ve Rasulü'nün askerleri; ilk şehit Yasir'in, Bilal'in, Hubeyb'in, Zeyd bin Desinne'nin, Abdullah es-Sehmi'nin, Ammar'ın ve diğer seçkin Sahabenin kardeşleri oldunuz.

Zalimlerin hapishanelerine maruz kalan bacılarınız da: İslam'ın ilk şehidesi Sümeyye'nin, Müminlerin annesi Ümmü Seleme'nin -ki o Ebu Seleme (radiyallahu anh) ile hicret etmek istediğinde kavmi çocuğunu kucağından çekip almış, çocuğun elini kırmış ve onun kocasına eşlik etmesini engellemişlerdi, o ise sabretmiş ve Allah ona bir çıkış yolu gösterene kadar mükafatını Allah'tan beklemişti-, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte İkinci Akabe Biatı'na katılan Ümmü Menî' Esma ve Ümmü Umâre Nesibe bacıların ve diğer yüce hanım Sahabelerin kardeşleri oldular.

Ve sonra ey değerli kardeşlerim;

Sabrınız ve sebatınızdan dolayı size müjdeler olsun! Allah Teâlâ'nın şu kavli size mübarek olsun:

مِّنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ ۖ فَمِنْهُم مَّن قَضَىٰ نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ ۖ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

"Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi adağını yerine getirdi (şehit oldu), kimi de beklemektedir. Onlar (verdikleri sözü) hiçbir şekilde değiştirmediler." (Ahzab [33]: 23)

Sizi Allah'ın izniyle onlardan sayıyorum; zira siz sözünüze sadık kaldınız ve asla değiştirmediniz.

Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şu buyruğu size müjdeler olsun:

إن لله عباداً ليسوا بأنبياء ولا شهداء، يغبطهم الشهداء والنبيون يوم القيامة لقربهم من الله تعالى ومجلسهم منه

"Şüphesiz Allah'ın öyle kulları vardır ki, onlar ne peygamberdirler ne de şehitlerdir. Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya olan yakınlıkları ve O’nun katındaki makamları sebebiyle şehitler ve peygamberler onlara gıpta ederler."

Sizi, kıyamet gününde muktedir bir hükümdarın katındaki doğruluk makamında onlardan biri olarak görüyorum.

Ey Kardeşlerim! Yaşadığınız bu şiddetli sıkıntılar ve karşılaştığınız zorluklar, yakın bir ferahlığın işaretidir. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şu ayeti okumuştur:

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا . إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

"Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah [94]: 5-6)

Ardından Salat ve Selam üzerine olsun şöyle buyurmuştur:

عسر واحد لن يغلب يسرين

"Bir zorluk, iki kolaylığa asla galip gelemez."

Kolaylık Allah'ın izniyle gelmektedir. Kardeşleriniz, Rasulü'nün Hilafet'in elleriyle geri döneceğine dair müjdesinin gerçekleşmesi için Allah Subhânehu'ya yakararak gece gündüz demeden hızla yol almaktadırlar. Hilafet sarayını inşa edecekler, o saray güçlenecek ve pekişecektir. Sonra sizler o muazzam Hilafet sarayının nurlu tuğlaları olacaksınız. Kardeşlerinizle birlikte diktiğiniz fidanların meyvelerini toplayacak, Allah'ın yardımı ve o apaçık fethiyle sevineceksiniz. Böylece İslam ve ehli izzet bulacak, küfür ve ehli ise zillete düşecektir. Zalimleri ise rezillik, zillet ve aşağılanma kuşatacaktır ve onlar nasıl bir devrimle devrileceklerini yakında bileceklerdir. Sabredin ve sabırda yarışın; Allah sizinledir ve amellerinizi asla boşa çıkarmayacaktır.

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ ۚ قَدْ جَعَلَ اللَّهَ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şey için bir ölçü tayin etmiştir." (Talak [65]: 3)

Son olarak ama asla sonuncu değil;

Hak üzerindeki sebatınız, Allah yolundaki eziyetlere sabrınız ve sizi bekleyen o büyük ecir dolayısıyla sizi tebrik ederim:

إِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ أَجْرَهُم بِغَيْرِ حِسَابٍ

"Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir." (Zümer [39]: 10)

Allah Subhânehu'dan sizin için tez zamanda yakın bir ferahlık diliyorum. Bu ferahlık sadece içinde bulunduğunuz durumdan kurtuluş gibi küçük bir ferahlık değil; bilakis sancaklarını ellerinizde taşıdığınız, ayetlerini dillerinizle haykırdığınız ve bereketleriyle kalplerinizin mutmain olduğu, tekbir ve tehliller getireceğiniz büyük bir ferahlık (zafer) olsun.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ بِنَصْرِ اللَّهِ

"O gün müminler Allah'ın yardımıyla (zaferiyle) sevineceklerdir." (Rum [30]: 4-5)

Allah'ın bizi yakında bir araya getirmesi duasıyla, hayırla buluşmak üzere; sizi Allah'a emanet ediyorum.
Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

7 Safer 1426 H.
17/03/2005 M.

Kardeşiniz
Ata bin Halil Ebu'r Raşta
Hizb-ut Tahrir Emiri

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın