Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Soru Cevap: İbn Selman ve Yahudi Varlığıyla Normalleşme

September 25, 2023
3268

Soru Cevap

İbn Selman ve Yahudi Varlığıyla Normalleşme

Soru:

BBC News Arabic 21 Eylül 2023 tarihinde web sitesinde şunu yayınladı: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Çarşamba günü yayınlanan Amerikan Fox News kanalına verdiği mülakatta, Krallığın İsrail ile normalleşme yolunda 'ilerleme kaydettiğini' duyurdu. Şöyle dedi: 'İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine her geçen gün daha da yaklaşıyoruz.' Ayrıca 'Başkan Biden yönetiminin bu noktaya ulaşılması için desteği var' diye ekledi." Daha önce de Yahudi bir heyet Suudi Arabistan'da alenen bir programa katılmıştı: "İsrail makamları, Riyad'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) toplantısına katılmak üzere Suudi Arabistan'da bulunan bir hükümet heyetinin varlığından duydukları memnuniyeti dile getirerek, bunu iki ülke arasındaki normalleşme yolunda atılmış ilk adım olarak değerlendirdi." (France 24, 11/09/2023). Peki, Suudi Arabistan Arap ihanet anlaşmalarına katılmak ve Yahudi varlığı ile ilişkiler kurmak üzere mi?

Cevap:

Cevabın netleşmesi için şu hususları gözden geçirelim:

Birincisi: Dolaşımdaki haberlere göre normalleşme sürecinin tarafları Yahudi varlığı, Suudi Arabistan ve Amerika'dır. Bu üç tarafla ilgili gerçekler şunlardır:

1- Yahudi varlığı, Arap ve İslam bölgesindeki herhangi bir ülkeyle yapılacak her türlü normalleşmeyi, varlığını pekiştirmek ve hayallerine göre onu "ebedi" kılmak için büyük bir başarı olarak görmektedir. Bu nedenle, tüm Yahudi varlığı hükümetleri, İslam ülkelerine, özellikle de Arap ülkelerine sızabilecekleri her türlü açığı bulmak için yarışmaktadırlar.

2- Suudi Arabistan, Filistin'in tamamını kurtarmak için Yahudilerle savaşmayı öngörmeyen bölge hükümetlerinden biri olarak, Yahudi varlığı ile öteden beri gizli bazı temaslar yürütmektedir. Bu nedenle Suudi Arabistan, ilkesel olarak Yahudi varlığı ile ilişki kurmaya karşı değildir; aksine, eski kralı Abdullah bin Abdulaziz, 2002 yılında "Arap İhanet Girişimi"ni başlatan kişidir ve Suudi Arabistan buna bağlılığını sürekli ilan etmektedir.

3- Amerika cephesinde ise, tüm Amerikan yönetimleri on yıllardır Yahudi varlığını pekiştirmek, bölgeye entegre etmek ve üzerindeki "yabancılık" sıfatını kaldırmak için Yahudiler ile onların komşusu olan Arap yöneticiler arasında (barış) için çalışmışlardır. Bu konuda her iki Amerikan partisi (Demokratlar ve Cumhuriyetçiler) arasında bir fark yoktur.

İkincisi: Üç tarafın da normalleşmeye yatkın bu zeminine rağmen, bu mesele büyük siyasi karmaşıklıklar içermektedir:

1- 2015 yılındaki İran nükleer anlaşmasına alenen karşı çıkması ve Amerikan Kongresi'nde buna karşı kışkırtmalarda bulunmasıyla Netanyahu, dönemin ABD Başkanı Obama'nın İran nükleer meselesindeki politikasına muhalif bir konuma geldi. Bu durum, Yahudi varlığının Amerikan Demokrat Partisi ile ilişkilerini zedeledi. 2017 başında Trump ve Cumhuriyetçi yönetimi Washington'da iktidara gelince, Yahudi varlığı ile Washington'daki Cumhuriyetçi yönetim arasındaki ilişkiler ısındı. Bu yönetim, Kudüs'ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdı, Amerikan büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdı ve Golan Tepeleri'nin ilhakını tanıdı. 2021 başında Biden liderliğindeki yeni Demokrat yönetim göreve gelince, Tel Aviv ile Washington arasındaki ilişkiler tekrar soğudu. Hatta Biden yönetimi, ilişkiler yeniden düzenlenene kadar yakın zamana kadar Netanyahu'yu Beyaz Saray'da ağırlamayı reddetti. Netanyahu'nun seçim vaatlerinden biri de Suudi Arabistan ile normalleşmeydi. Son zamanlarda Netanyahu ile İbn Selman arasında fiili temasların olduğu ortaya çıktı. (Jerusalem Post gazetesi 22/05/2023 Pazartesi günü, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun geçtiğimiz haftalarda Suudi Veliaht Prensi ile iki kez telefonla görüştüğünü yazdı... Riyad, Filistin davasıyla ilgili olarak İsrail'e bir talep listesi sundu... Arabi Post, 23/05/2023).

2- İbn Selman liderliğindeki mevcut Suudi hükümeti, Trump yönetiminin Amerika'nın ajanı Muhammed bin Nayef'i Suudi Arabistan'daki yönetimden uzaklaştırıp yerine başka bir ajan olan Muhammed bin Selman'ı getirmesinden sonra Amerika'nın elindeki en itaatkâr araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu olay 2017'nin ortasında, yani Trump'ın Cumhuriyetçi yönetiminin iş başına gelmesinden altı ay sonra gerçekleşti. Bu yüzden İbn Selman hükümeti Amerika'nın elinde oldukça uysaldır ancak bağlılık bakımından birinci derecede Cumhuriyetçilere ve Trump grubuna borçludur. Bu nedenle İbn Selman hükümeti, Amerika'daki Trump grubunun gizli teşvikiyle Biden'a sırtını dönmüştür. Aynı şekilde Biden yönetimi de buna karşılık vermiş, Kaşıkçı cinayeti meselesi nedeniyle İbn Selman ile tokalaşmayacağını ilan etmiştir.

3- Biden yönetimi, 2021'de Amerika'da siyasi hayatı tamamen altüst etmekle tehdit eden derin bir kutuplaşma ortamında iktidara geldi. Çatışan iki parti (Demokrat ve Cumhuriyetçi), iç ve dış geniş çatışma sahasında uluslararası alandaki takipçilerini ve ajanlarını birbirlerine karşı kullanmaya başladılar. Tıpkı Suudi Arabistan'ın 2022 Kongre seçimleri sırasında Amerika'daki Demokratlara darbe vurmak için Rusya ile birlikte petrol üretimini düşürmesinde ve Netanyahu'nun iktidara dönmesinden sonra Amerika'nın İran ile nükleer anlaşmaya dönmesine karşı Yahudi varlığından yükselen sert açıklamalarda olduğu gibi. Bunlar, Cumhuriyetçi Parti ve Trump grubunun yeniden iktidara gelmek için faydalandığı hususlardır. Bu nedenle Biden yönetimi, Netanyahu'nun 2022 sonunda iktidara dönmesiyle birlikte Suudi normalleşmesi iplerinin elinden çıktığını fark etti.

Üçüncüsü: Amerika, Suudi Arabistan ile ilişkilerini yeniden değerlendirerek ısıtmaya başladı. Aynı şekilde, Yahudi varlığı içindeki temaslarını güçlendirdi ancak bunu bir güç merkezinden yaptı. Tüm bunların amacı, Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı arasındaki normalleşme iplerini elinde tutmak ve bunları Cumhuriyetçilerin elinden almaktır:

1- Muhammed bin Selman hükümeti, Biden yönetiminin 2022'de petrol üretimindeki düşüşün bir ay ertelenmesi talebini reddettikten sonra, Biden yönetimi Trump grubu ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkinin derinliğini kavradı. Bunun üzerine Suudi Arabistan'a yönelik eleştirilerinin dozunu hemen düşürdü. Amerika'daki Cumhuriyetçiler, İbn Selman ile el sıkışmama konusundaki ısrarı yüzünden onunla yumruk selamı yapan, özel görüşmeyi reddeden ve hatta onunla ancak Kral Selman liderliğindeki Suudi heyeti içinde görüşen Başkan Biden ile alay ediyor, akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Biden'ın politikasını sorumlu tutuyorlardı.

2- ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Suudi Arabistan'ı ziyaret ederek Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile sıcak bir görüşme gerçekleştirdi. Soğukluktan sonra Suudi Arabistan ile yeni bir Amerikan "flört" dönemi başlatıldı. Bu, Amerikalıların Sudan'dan tahliyesindeki yardımları için teşekkür edilmesi, Yemen'deki gelişmeler konusunda Suudi Arabistan ile istişarelerde bulunulması, ona Amerikan politikasında daha büyük bir rol verilmesi ve Hindistan'ı dünyaya bağlamadaki rolü ile temsil edildi... (France 24, 08/05/2023).

3- Blinken'ın Suudi Arabistan ziyareti: "ABD Dışişleri Bakanı Blinken, iki stratejik müttefik ülke arasındaki koordinasyon ve ortaklığı vurguladı. İki bakan konferans sırasında Suriye'nin Arap Birliği'ne dönüşü, Sudan krizi ve İsrail ile normalleşme dosyasını ele aldılar..." (France 24, 09/06/2023).

4- İran-Suudi gerilimlerinin giderilmesi: Bunun detayları 01/04/2023 tarihli (Suudi-İran Anlaşması) konulu soru cevabımızda yer almıştı. Suudi Arabistan, bu anlaşmanın yönetiminin istikrarı için büyük bir değeri olduğunu biliyor. Amerika ise Çin'in Suudi Arabistan ve İran ile yaptıklarından haberdar olduğunu ilan ediyordu. Ayrıca 08/05/2023 tarihinden bu yana Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki Cidde'deki ateşkes görüşmelerine onu dahil ederek Suudi Arabistan'ın statüsünü yükseltti.

5- 2023/9/9 tarihinde Hindistan'da toplanan G20 zirvesinde Suudi Arabistan, Biden'ın Hindistan'ı Suudi Arabistan ve Yahudi varlığı üzerinden Avrupa'ya bağlayan ekonomik koridorunun ana unsuru olarak, Hindistan'dan gelen doğu deniz hatları ile Avrupa'ya giden batı hatları arasında aracı bir kara hattı olarak öne çıktı. "Suudi Arabistan, Hindistan ile yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırım yapma konusunda prensipte anlaştı." (Al Jazeera Net, 11/09/2023). Tüm bunlar, İbn Selman'ın, Cumhuriyetçilerle ilişkisini kesmese bile, Demokrat bir yönetim olmasına rağmen Biden yönetiminin politikalarına giderek daha fazla dahil olduğunu göstermektedir.

6- Biden yönetimi, İbn Selman hükümetiyle Yahudi varlığıyla normalleşme üzerine müzakereler yürütüyor ve bu konuda konuşuyor. Bununla, Yahudi varlığı ile yapılacak herhangi bir barış anlaşmasını kendi elinde tutmak istiyor. Böylece Amerikan seçimlerinde bundan kendisi yararlanacak, Cumhuriyetçi Parti ve Trump grubu yararlanmayacaktır. Yani olası bir kaybı kendi elinde bir güç noktasına dönüştürüyor ve bunu Yahudi lobisini Trump ve Cumhuriyetçilerden uzaklaştırmak için kullanmak istiyor, özellikle de gelecek seçimlerde.

7- Biden yönetimi, Netanyahu hükümetinin Suudi Arabistan ile bir barış anlaşması için ağzını sulandırıyor: "ABD'nin İsrail Büyükelçisi Thomas Nides, ABD'nin İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi için çalıştığını açıklamıştı. İki Amerikalı yetkili Amerikan Axios sitesine verdiği demeçte, Beyaz Saray'ın Başkan Joe Biden başkanlık seçim kampanyasıyla meşgul olmadan önce, önümüzdeki altı ila yedi ay içinde Riyad ile Tel Aviv arasında bir anlaşmaya varılması için baskı yapmak istediğini söyledi." (Arabi Post, 23/05/2023). Ayrıca Yahudi medyası Yahudi varlığı Dışişleri Bakanı'ndan naklen: "İsrail, Suudi Arabistan ile bir barış anlaşması imzalamaya her zamankinden daha yakın" dedi. (BBC, 22/08/2023).

8- Ancak Netanyahu diğer taraftan Suudi Arabistan ile normalleşme dosyasının büyük ölçüde Biden yönetiminin eline geçtiğini ve bu yönde bir adımın ancak Biden yönetimi aracılığıyla atılabileceğini biliyor. Bu nedenle Netanyahu, 17/08/2023 tarihinde Washington'a en güvendiği bakanı olan Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer başkanlığında bir heyet gönderdi. Heyet, Suudi dosyasıyla doğrudan ilgili Amerikalı yetkililerle görüştü: "Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, ABD Başkanı'nın Ortadoğu Başdanışmanı Brett McGurk ve Başkan'ın Kıdemli Enerji Danışmanı Amos Hochstein. Bunlar, İsrail ile Suudi Arabistan Krallığı arasındaki normalleşmeyi amaçlayan diplomatik çabaları denetleyen üç Amerikalı yetkilidir." (BBC, 22/08/2023). Böylece Netanyahu, Suudi Arabistan ile normalleşme için Biden'a yöneliyor.

9- Son olarak İbn Selman'ın 20/09/2023 Çarşamba günü soruda geçen açıklaması geldi: "Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Çarşamba günü Amerikan Fox News kanalına verdiği ve bazı kesitleri yayınlanan mülakatta, Krallığın İsrail ile normalleşme yolunda 'ilerleme kaydettiğini' duyurdu. Veliaht Prens: 'İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine her geçen gün daha da yaklaşıyoruz' dedi. Şöyle devam etti: 'Başkan Biden yönetiminin bu noktaya ulaşılması için desteği var. Bizim için Filistin meselesi çok önemli. Bu kısmı çözmemiz gerekiyor ve şu ana kadar devam eden müzakerelerimiz var. Nereye varacağını görmemiz lazım. Filistinlilerin hayatını kolaylaştıracak ve İsrail'i Ortadoğu'ya entegre edecek bir yere ulaşmasını umuyoruz.' Öte yandan İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen Perşembe günü yaptığı açıklamada, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail ile Suudi Arabistan arasında ilişkiler kurulmasına yönelik bir çerçeve anlaşmasının gelecek yılın başına kadar imzalanabileceğini söyledi."

Dördüncüsü: Tüm bunlardan açıkça anlaşılıyor ki, Suudi Arabistan'ın fiili yöneticisi İbn Selman kendi elinde pek bir yetkiye sahip değildir. O, kendisini Riyad'da iktidara getiren Cumhuriyetçiler ile onların rakibi olan Demokratlar arasında bir oyuncaktır. O, Suudi menfaati için değil, Arap ve Müslüman yöneticilerin efendilerine hizmette sınır tanımayan ihanet ve uşaklıkları gereği her iki tarafın arzularına cevap vermektedir. Müslüman ülkelerdeki yöneticiler, Filistin'in ve çevresinin mübarek bir toprak olduğunu unuttular:

سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ

"Kulu Muhammed'i bir gece Mescid-i Haram'dan, kendisine birtakım ayetlerimizi gösterelim diye çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah'ın şanı ne yücedir." (İsrâ [17]: 1)

Vacip olan, Müslüman ordularının Filistin'i kurtarmak ve Yahudilerin pisliğinden arındırmak için harekete geçmesidir; Filistin'i normalleşme, boyun eğme ve zillet ile altın tepside Yahudilere sunmak değildir! Ne olursa olsun, Filistin, Râşidî Hilâfet liderliğindeki sadık Müslüman ordularının kılıçlarıyla eskiden olduğu gibi temiz ve mübarek haline dönecektir. Yahudi topluluğu ve yardımcıları hezimete uğrayacak ve arkalarına bakmadan kaçacaklardır. Korku kalplerini öyle dolduracak ki, içlerinden biri bir taşın arkasına saklanacak ama taş onu gizlemekten ziyade ele verecektir! Resulullah ﷺ doğru söylemiştir:

لَتُقَاتِلُنَّ الْيَهُودَ فَلَتَقْتُلُنَّهُمْ حَتَّى يَقُولَ الْحَجَرُ يَا مُسْلِمُ هَذَا يَهُودِيٌّ فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ

"Muhakkak ki siz Yahudilerle savaşacaksınız ve onları öldüreceksiniz. Hatta taş, 'Ey Müslüman! İşte bu bir Yahudi’dir, gel onu öldür!' diyecektir."

Başka bir rivayette ise aynı isnatla: "Bu arkamdaki bir Yahudi'dir" (Müslim, İbn Ömer'den rivayet etmiştir). Şüphesiz bu, Allah'ın izniyle yakındır:

وَيَقُولُونَ مَتَى هُوَ قُلْ عَسَى أَنْ يَكُونَ قَرِيباً

"'Ne zamanmış o?' diyecekler. De ki: 'Yakın olması umulur!'" (İsrâ [17]: 51)

İşte o zaman Yahudilerle normalleşerek suç işleyenler zilletten ve acıklı azaptan başka bir şeye nail olamayacaklardır:

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُوا صَغَارٌ عِنْدَ اللهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُوا يَمْكُرُونَ

"Suç işleyenlere, kurmakta oldukları tuzakları sebebiyle Allah katında bir aşağılık ve şiddetli bir azap erişecektir." (En'âm [6]: 124)

10 Rebiulevvel 1445 H. 25/09/2023 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın