Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Soru-Cevap: Litvanya'daki NATO Zirvesi ve Delaletleri

July 18, 2023
1951

Soru:

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ülkeleri, 11-12 Temmuz 2023 tarihlerinde Rusya sınırındaki Baltık cumhuriyetlerinden biri olan Litvanya'da zirve toplantısını gerçekleştirdi. Bu zirveden ne sonuç çıktı? Ukrayna'nın NATO'ya katılma talebi neden reddedildi? Ukrayna'daki savaşın gidişatı nereye evriliyor?

Cevap:

Yukarıdaki soruların cevabının netleşmesi için şu hususları gözden geçiriyoruz:

1- NATO'nun sonuç bildirisinde, Ukrayna-Rusya savaşıyla ilgili olanların yanı sıra diğer konularla ilgili yaklaşık 90 madde yer aldı. Bu bildiri, özellikle ABD'nin dünyadaki hegemonyasını ve nüfuzunu, genel olarak da Batı'nın dünya üzerindeki hakimiyetini ilgilendiren tüm uluslararası konuları kapsayan kapsamlı bir metindi. Bildiride Rusya, Ukrayna savaşı, Çin, Hint-Pasifik bölgeleri ve ülkeleri, Avrupa Birliği ile ilişkiler, Orta Doğu, İran, Irak, Ürdün ve Afrika ile ilgili maddeler bulunmaktadır. Bu metinde Batı'nın üstünlük taslaması, küresel kontrolü ve dünyaya liderlik ettiğini kanıtlama çabası açıkça görülmektedir. Ayrıca başkalarına yönelik Batı tehdidi ve hegemonya dayatma girişimi de göze çarpmaktadır. ABD liderliğinde Batı hegemonyasını, hatta NATO adı altında Amerikan hegemonyasını güvence altına almak için geleceğe yönelik planlar yapılmıştır. ABD, NATO için büyük bir başarı elde etmekten, hatta Avrupa Birliği ülkeleri de dahil olmak üzere üye devletler üzerinde hegemonyasını pekiştirmekten dolayı adeta sevinçten uçmaktadır. Erdoğan Türkiyesi'nin üyeliği onaylamasının ardından Finlandiya ve İsveç'i de kapsayacak şekilde örgütün alanını genişleterek bu başarıyı perçinlemiştir. Bu durum, Fransız liderliğindeki Avrupa'nın Amerikan hegemonyasından kurtulma ve zayıflayıp ABD'ye boyun eğen Avrupa Birliği'nin gücünü artıracak bağımsız bir Avrupa gücü inşa etme çabalarına vurulmuş ağır bir darbedir. Bu hamle, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Kasım 2019'da NATO'yu "beyin ölümü gerçekleşmiş" olarak nitelendirmesi ve Avrupa'nın kendi gücünü oluşturmasını talep etmesinin ardından gelmiştir. Bu durum ABD'yi kızdırmış ve NATO'yu güçlendirme konusunda ısrarcı kılmıştır. Ukrayna savaşı ABD için altın bir fırsat olmuş; Avrupa'nın Amerikan koruması, hegemonyası ve küstahlığı altından çıkmasını engellemiştir.

2- Ukrayna ile ilgili olarak; ABD şu an için Ukrayna'nın ittifaka katılımını reddetti. ABD Başkanı Biden zirve sonunda yaptığı açıklamada: "NATO liderleri, Ukrayna'nın savaştan sonra üye olması konusunda anlaştılar" dedi. (BBC, 12/07/2023). ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Elizabeth Stickney ise şunları söyledi: "Ukrayna'nın NATO üyeliği şu anda mümkün değil, savaş sırasında gündemde değil. Washington'ın NATO zirvesindeki önceliği Ukrayna'ya desteğin devam etmesini içermektedir." (Sky News, Al Jazeera, 11/07/2023). NATO liderleri tarafından onaylanan sonuç bildirisinde ise şu ifadelere yer verildi: "Ukrayna'nın geleceği NATO'dadır... Kiev'in Avrupa-Atlantik entegrasyonu, Üyelik Eylem Planı ihtiyacının ötesine geçmiştir. Üyeler kabul ettiğinde ve şartlar yerine getirildiğinde Ukrayna'yı ittifaka katılmaya davet edecek durumda olacağız." (Al Jazeera, 11/07/2023). NATO liderleri Kiev'e bir davet sunma veya arzuladığı üyelik için bir takvim açıklama noktasına gelmemiş olsalar da, "Üyelik Eylem Planı" olarak adlandırılan şartın yerine getirilmesi gerekliliğini kaldırdılar. Bu durum, Ukrayna'nın katılım yolundaki bir engeli fiilen ortadan kaldırmaktadır. Yani savaş biter bitmez Ukrayna NATO'ya dahil edilecektir. Belki de şartlar değişecek, NATO ülkeleri Ukrayna'yı bünyesine katmak zorunda kalacak, hatta karar verici olan ABD'nin tutumu değişecek ve üyeliğini ilan edecektir. Böylece Rusya, Ukrayna'ya karşı savaş ilan etme konusundaki tüm hesaplarında hüsrana uğramış olacaktır.

3- Amerikan tutumu Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy'i öfkelendirdi. Zelenskiy, konferansa giderken sonuç bildirisinin içeriğini öğrendiğinde Twitter'da öfkeyle şunları yazdı: "Ukrayna'nın NATO üyeliği için bir zaman çizelgesi belirlenmemesi eşi benzeri görülmemiş ve absürt bir durumdur. Belirsizlik zayıflıktır ve üzerinde anlaşılmış bir zaman çizelgesinin olmaması, ülkesinin üyeliğinin sonunda bir pazarlık kozu haline gelebileceği anlamına gelir." Bilindiği üzere sonuç bildirileri başlangıçta karar verici tarafından hazırlanır, ardından zirvelerde ve konferanslarda tartışılarak ya gerekli değişiklikler yapılır ya da olduğu gibi kabul edilir. Amerikan delegasyonu üyeleri Zelenskiy'nin bu çıkışına öfkelendiler ve onu sakinleşmeye, vaat edilen güvenlik yardımını kabul etmeye çağırdılar. Bunun üzerine Zelenskiy sustu ve açıklamalarını değiştirerek: "NATO Ukrayna'ya güvenlik sağlayacak, Ukrayna da ittifakı daha güçlü kılacak" dedi. (BBC, 12/07/2023). Unutulmamalıdır ki NATO, 2008 yılında gelecekte Ukrayna'yı üyeliğe kabul etme taahhüdünde bulunmuştu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise: "NATO müttefiklerinin Ukrayna'nın katılımı için bir takvim belirlememesinin Zelenskiy'i rahatsız ettiğini" söyledi. Ancak Stoltenberg, "NATO'nun Ukrayna'ya desteğinin süreceğini vurguladı" ve "İttifak üyelerinin Rusya'ya karşı koymak ve Kiev'i askeri olarak desteklemek için kapsamlı bir savunma planı üzerinde anlaştıklarını" duyurdu. (Al Jazeera, 11/07/2023). ABD, Ukrayna'nın şu anki üyeliğini reddetti çünkü doğrudan bir savaşa müdahil olmak ve oraya savaşmaları için asker göndermek istemiyor. Zira NATO'nun 4 Nisan 1949'daki kuruluş belgesi olan Washington Antlaşması'nın 5. Maddesi, herhangi bir üyeye yapılan saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağını öngörmektedir. ABD, Rusya mağlup edilene kadar Rusların ve Ukraynalıların birbirini öldürmesi için mühimmat ve silah göndermek istiyor. Ardından Ukrayna'yı NATO'ya bağlayarak Amerikan kuvvetlerini oraya sokmayı ve Rusya'nın başkenti Moskova'ya çok da uzak olmayan bir mesafede askeri üsler kurmayı planlıyor.

4- Bildiri, birçok medya organının yayımladığı ve bazılarının ayrıntılarını paylaştığı üzere şu noktayı vurguladı: "Müttefikler, Rusya'nın oluşturduğu tehdit ve zorluklara karşı koymak için birlikte ve yakın bir şekilde çalışmaya devam edeceklerdir. Rusya, müttefiklerin güvenliği ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki barış için en büyük tehdidi temsil etmektedir." Bildirinin 34. maddesinde şöyle denildi: "Radikal bir şekilde değişen güvenlik ortamına yanıt olarak, ittifakın kolektif savunmasını tüm tehditlere karşı ve her yönden güçlendiriyoruz. 2014'ten bu yana (Rusya'nın Kırım'ı ilhak edip Doğu Ukrayna'daki varlığını güçlendirdiği dönem) ve özellikle 2022 Madrid Zirvesi'nde konumumuzu güçlendirmek ve hızlandırılmış askeri adaptasyon için net bir rota belirlemek üzere kararlar aldık. Bugün, NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşunu, ileri savunmanın güçlendirilmesi ve ittifakın tehdit altındaki herhangi bir müttefiki hızla takviye etme yeteneği de dahil olmak üzere tüm alanlarda daha da artırmak için önemli tedbirler üzerinde anlaştık. Bu önlemleri tam olarak uygulayacağız ve potansiyel herhangi bir saldırgana her türlü saldırı fırsatını kapatacağız..." Haziran 2022'deki Madrid NATO Zirvesi'nde yeni Stratejik Konsept belgesi yayınlanmış ve burada Rusya, müttefiklerin güvenliğine yönelik en büyük ve doğrudan tehdit olarak kabul edilmişti. Çin ise doğrudan bir tehdit olarak görülmese de ittifakın çıkarlarına ve değerlerine bir meydan okuma teşkil ettiği belirtilmişti. Bildiri, "Ukrayna'da olup bitenlerin ve Avrupa'da, hatta dünyanın diğer yerlerinde barış ve güvenliğin tehdit edilmesinin sorumluluğunu Rusya'ya" yükledi. Ayrıca "Rusya'nın Baltık Denizi, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerindeki yığınağını ve varlığını artırdığına, Arktik'te önemli askeri yeteneklere sahip olduğuna" işaret etti. Rusya'yı NATO sınırları yakınında kışkırtıcı faaliyetler yürütmekle, bildirimde bulunmadan geniş çaplı tatbikatlar yapmakla ve Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesi başta olmak üzere NATO'nun güney komşuluğunda gerilimi körüklemekle suçladı. Bununla birlikte bildiri, "İttifakın Rusya ile çatışma peşinde olmadığını" ve "İttifakın ona bir tehdit oluşturmadığını, ancak saldırgan politikaları ve eylemlerinin onu bir ortak yapmadığını" belirtti. (Al Jazeera, 11/07/2023). Bu, Rusya'yı şaşırtma ve Batı'nın ona acıyabileceği veya onunla anlaşabileceği illüzyonuna kapılmasını sağlama girişimidir. Böylece Rusya, bir yandan işin içine girip hedeflerine ulaşamadığı ve ulaşmasının da zorlaştığı Ukrayna çıkmazından bir şekilde itibarını kurtararak çıkma umuduyla anlaşma beklentisi içinde olmak, diğer yandan da bu beklentiden umudu kesip sonuçları garanti olmayan bu bataklıkta daha uzun süre bocalamak arasında kararsız bırakılmaktadır. Bu belirsiz durum ve başta ABD olmak üzere Batı'nın hedeflerine ulaşana kadar savaşı uzatma çabasıyla birlikte savaş süreci uzamaktadır. Görünüşe göre tüm Batı ülkeleri ve onlarla birlikte Japonya, şimdi Amerikan vizyonunu benimsemiştir; o da Rusya'yı yenilgiye uğratmak ve oradaki durumu, özellikle de siyasi liderliği değiştirmektir. Konferans marjında G7 liderleri de bir bildiri yayımlayarak: "Rus saldırganlığına karşı kendini savunmasında Ukrayna'ya ne kadar sürerse sürsün destek" ifade ettiler. (BBC, 12/07/2023).

5- Nükleer yeteneklerini övdüler ve bildirinin 44. maddesinde belirtildiği üzere bunları geliştirmek için çalışacaklarını ilan ettiler: "İttifakın stratejik nükleer gücü, özellikle de Amerikan gücü, güvenliğin garantisi ve saldırganlığın caydırıcısıdır. İttifak, nükleer caydırıcılığın inandırıcılığını ve etkinliğini sağlamak için gerekli tüm adımları atacaktır. Bu, uluslararası gelişmelere uyum sağlama yeteneğini ve esnekliği artırmak için ittifakın nükleer kapasitesini modernize etmeye devam etmeyi içerecektir." Ukrayna ile olan savaşta nükleer silah kullanması durumunda Rusya'ya yönelik üstü kapalı tehditler savurdular ve "İttifaka karşı herhangi bir nükleer silah kullanımının çatışmanın (Ukrayna'daki) doğasını kökten değiştireceğini" söylediler. NATO ülkeleri son toplantılarının 28. maddesinde, "teknolojik üstünlüğü korumak ve NATO kuvvetlerini modernize etmeye ve yenilemeye devam etmek amacıyla yıllık GSYİH'nın en az %2'sini askeri harcamalara ayıracaklarını" teyit ettiler. Bu da "yeni bir silahlanma yarışı" anlamına gelmektedir. Bildiri maddelerinde yer aldığı üzere, "NATO'yu yeni bir kolektif savunma çağı için modernize etmeye çalışacaklarını ve üyelerin herhangi bir saldırgana karşı galip gelme ve ittifakın tüm topraklarını karada, havada ve denizde savunma konusundaki taahhüt ve kararlılıklarında birleşik olduklarını" belirttiler. Başta ABD olmak üzere Batı, kendi nükleer yeteneklerini geliştiriyor, bunları kullanmakla tehdit ediyor ve her alanda askeri kapasitesini artırıyor; ancak kendi başına nükleer kapasite edinmeye, geliştirmeye veya askeri gücünü artırmaya çalışan her devlete karşı savaşıyor. Bildirinin 56, 57 ve 84. maddelerinde belirtildiği üzere İran ve Kuzey Kore'nin nükleer faaliyetlerini ve ikincisinin füze yeteneklerini geliştirme deneylerini kınadılar.

6- Çin ile ilgili olarak ise 6, 23, 24, 25 ve 55. maddelerde ona atıfta bulundular. Çin'in "çıkarlarına, güvenliklerine ve değerlerine meydan okuyan hırslarını ve ilan edilen zorlayıcı politikalarını" kınadılar. Çin'i "stratejisi, niyetleri ve askeri yığınağı konusunda belirsiz" olarak nitelendirdiler. Çin'in "kötü niyetli hibrit ve siber operasyonlarının, çatışmacı söyleminin ve dezenformasyonunun müttefikleri hedef aldığını ve NATO'nun güvenliğine zarar verdiğini" düşünüyorlar. Ayrıca Çin'in "stratejik bağımlılıklar yaratmak, nüfuzunu artırmak için ekonomik gücünü kullandığını; uzay, siber ve deniz alanları da dahil olmak üzere kurallara dayalı uluslararası düzeni baltalamaya çalıştığını; kilit teknolojik ve endüstriyel sektörleri, kritik altyapıyı, stratejik malzemeleri ve tedarik zincirlerini kontrol etmeye çalıştığını" belirttiler. Çin'i, "Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi bir üyesi olarak yapıcı bir rol oynamaya, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşını kınamaya, Rusya'nın savaş çabalarını hiçbir şekilde desteklememeye ve savaştan Ukrayna ve NATO'yu sorumlu tutan yanlış Rus anlatısını yaymaktan vazgeçmeye" çağırdılar. Aynı zamanda, "stratejik çıkarları korumak amacıyla karşılıklı şeffaflık dahil olmak üzere Çin ile yapıcı katılıma açık olma taahhütlerini" teyit ettiler. Yani Çin'in çıkarlarını ve küresel hegemonyalarını (ABD liderliğindeki Batı hegemonyasını) tehdit eden emellerini kınasalar da, Çin'in Batı ve NATO için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ilan etmediler; askeri stratejisini ve niyetlerini belirsiz olarak değerlendirdiler. 03/07/2023 tarihli "Blinken'ın Çin Ziyareti" başlıklı soru-cevapta bu konuya değinmiş ve şöyle demiştik: "Ancak bu ziyaretin gerçekleşmeyen önemli amaçlarından biri, ABD'nin Çinli ve Amerikalı askeri yetkililer arasında bir iletişim kanalı açmak istemesiydi; bu daha çok casusluk amaçlıydı! Çin bunu anlamış olacak ki bu kanalları kesin bir dille reddetti." Bildirinin 85. maddesinde belirtildiği üzere bölgesel ortaklıklara odaklandılar ve "Hint-Pasifik bölgesindeki Çin tehditlerine" işaret ettiler. "Oradaki gelişmelerin Avrupa ve Atlantik güvenliğini doğrudan etkilediğini" belirterek "ortaklar olan Japonya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Güney Kore'nin katılımını ve onlarla iş birliği diyaloğunun güçlendirilmesini" memnuniyetle karşıladılar. ABD, Çin üzerinde her türlü baskıyı uygulamaya çalışıyor ve NATO'yu bu baskıları artırmak için bir araç olarak kullanmaya başlamış durumda.

7- Bildiride, 82. ve 83. maddelerde belirtildiği üzere Batı'nın Orta Doğu ve Afrika üzerindeki hegemonyasına da değinildi. Buralar hakkında şöyle denildi: "Orta Doğu ve Afrika stratejik öneme sahip bölgelerdir. Akdeniz Diyaloğu ve İstanbul İş Birliği Girişimi'ndeki eski ortaklarımızla siyasi katılımımızı ve küresel diplomasideki iletişimimizi derinleştireceğiz. Ayrıca Afrika Birliği ve Körfez İş Birliği Konseyi dahil olmak üzere ilgili bölgesel kuruluşlarla temasımızı artıracağız. İttifak; Irak, Ürdün, Moritanya ve Tunus için kapasite geliştirme paketlerini uygulamaktadır ve NATO'nun Amman'da bir irtibat ofisi kurma olasılığını araştırmak için Ürdünlü yetkililerle temas kurulacaktır." Ayrıca "Irak'ın desteklenmesi ve istikrarının sağlanması, DEAŞ ile mücadele ve Irak hükümetinin talebi üzerine federal polis konusunda Irak İçişleri Bakanlığı'na danışmanlık yapmak üzere NATO'nun Irak'taki misyonunun genişletilmesini değerlendirdiklerine" odaklanıldı. Yani NATO bu bölgeyi, ABD'nin nüfuzunu pekiştirmeye çalıştığı saf bir Batı nüfuz alanı olarak görmekte; ABD ise özellikle ABD, İngiltere ve Fransa arasında nüfuz rekabetinin yaşandığı bu iki bölgede NATO'ya onun çıkarına çalışıyormuş gibi bir izlenim vermeye çalışmaktadır.

8- Bloklaşma fikri, "Hizb ut-Tahrir'in Siyasi Kavramları" kitabımızda belirttiğimiz gibi dünya için en tehlikeli fikirlerden biridir; geçmişte dünya savaşlarına, ayrıca Afganistan, Irak ve Libya'ya yönelik saldırganlıklara neden olmuştur. NATO'ya rakip olan ve Batı için tehdit oluşturan Varşova Paktı sona erdiğine göre NATO'nun da feshedilmesi gerekirdi. Ancak ABD, Batı ülkeleri ve özellikle Avrupa Birliği üzerindeki hegemonyasını sürdürmek ve bunu diğer devletlere karşı kullanmak için ittifakın devam etmesi konusunda ısrarcı oldu. Bu nedenle bu ittifak, insanlığın kaderi için tarihte benzeri görülmemiş büyüklükte ve güçte en tehlikeli bloktur. Bünyesinde kitle imha silahlarına, endüstriyel ve teknolojik imkanlara sahip ülkeleri barındırmaktadır. Başında ise Japonya'da nükleer silah kullanmış olan en büyük ve en tehlikeli sömürgeci devlet olan ABD bulunmaktadır. ABD, dünyada yıkıcı savaşların patlak verme tehdidini artırmak, her yerde nüfuzunu yaymak ve tüm dünya ülkeleri üzerinde hegemonyasını dayatmak için ittifakı genişletme ve güçlendirme konusunda ısrar etmektedir. Onu güçlendirmek ve genişletmek için çalışmak insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve saldırgan, yıkıcı savaşlara neden olur. Çünkü üye ülkeler, arkalarında kendilerini destekleyecek birçok devletin olduğunu bildikleri için başkalarına saldırmaya cüret ederler, bu da insani ve maddi kayıpların kat kat artmasına neden olur. Bu sorunun tek ilacı bloklaşma fikriyle ve NATO'nun varlığı fikriyle mücadele etmek, onun varlığının hiçbir meşruiyetinin olmadığını ve saldırgan bir yapı olduğunu ortaya koyarak bu konuda küresel bir kamuoyu oluşturmaktır. Bu noktada dünya, kendisini bu durumdan kurtaracak bir devlete muhtaçtır. Bu görevi yerine getirmeye layık olan ise insanlık için hayır ve âlemlere rahmet olacak olan İslami Hilafet Devleti'nden başkası değildir.

وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلَّا رَحْمَةً لِّـلْعَالَمِينَ

"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiya [21]: 107)

30 Zilhicce 1444 H. M. 18/07/2023

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın