Soru-Cevap
Soru: Al-Araby Al-Jadeed internet sitesinde 21/01/2025 tarihinde şu haberi yayınladı: (...Nawaf Salam, Salı akşamı Baabda Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ile görüşmesinin ardından, herhangi bir isim taslağı veya kabine listesi sunup sunmadığını açıklamadan elinde siyah bir dosya ile ayrıldı...), Şunu da belirtmek gerekir ki: [Lübnan Parlamentosu, siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle iki yılı aşkın süredir devam eden başkanlık boşluğunun ardından 09/01/2025 tarihinde Aoun'u cumhurbaşkanı seçti. Seçilmesinden 4 gün sonra Aoun, Nawaf Salam'ı yeni bir Lübnan hükümeti kurmakla görevlendirdi... Al Jazeera 20/01/2025]. Lübnan'da iki yıldan fazla süren boşluğun ardından 09/01/2025'te Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun'un cumhurbaşkanı olarak atanması ve ardından birkaç gün sonra 13/01/2025'te Nawaf Salam'ın başbakan olarak atanması konusundaki bu hızlı mutabakatın arkasında neler oluyor? Bütün bunlar nasıl bu kadar hızlı gerçekleşti? Ayrıca bu hız, Lübnan'ın iç ve dış çehresini değiştirmek için bir çalışmanın yürütüldüğü anlamına mı geliyor, yoksa bölgede alışılagelmiş bir değişiklik mi?
Cevap: Yukarıdaki soruların cevaplarının netleşmesi için aşağıdaki hususları gözden geçirelim:
Birincisi: Bölgedeki ve dünyadaki büyük siyasi gelişmeler, Lübnan'daki bu hızlı dönüşüme yol açmış; bunun sonucunda Aoun Lübnan Cumhurbaşkanı seçilmiş ve Nawaf Salam hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir. Bunu açıklamak için şunları söylüyoruz:
Yahudi varlığının İran Partisi (Hizbullah) liderlerine yönelik suikastlarının ardından ve ateşkesten önce, Lübnan'da cumhurbaşkanı seçilmesi ve makamdaki boşluğun sona erdirilmesi yönünde çağrılar yükselmeye başladı. Bu çağrılara, savaşta Gazze'ye destek vermeyi açıkça reddeden Samir Geagea grubu gibi İran Partisi karşıtları öncülük ediyordu. Bu, savaşın yarattığı durumdan yararlanma çabasıydı ve Amerikalı elçi Hochstein'ın turlarına paralel olarak Lübnan'ı gezen Avrupalı elçilerin tavsiyeleriyle yapılıyordu. İran Partisi ise Lübnan muhalefetinden gelen bu çağrıları tepkiyle karşılıyordu.
Son iki yılda cumhurbaşkanı seçimi için yapılan 12 başarısız oturumun ardından, Lübnan'daki çeşitli siyasi güçler beklenmedik bir şekilde Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun'un makamdaki boşluğu dolduracak yeni cumhurbaşkanı olması konusunda anlaştılar. Oysa İran Partisi, adayının Süleyman Frenciye olduğunu duyurmuştu (Al-Alam TV, 07/01/2025). Bu Frenciye, İran eksenine ve yıkılan Beşşar rejimine yakın bir isimdir. Daha sonra Süleyman Frenciye, uzlaşı sağlanması adına adaylıktan çekildiğini açıkladı.
İran ekseni taraftarları (İran Partisi ve Emel Hareketi), Joseph Aoun'u ilk oturumda seçmediler; yani oylama üçte iki çoğunluk (86 oy) alınamadığı için başarısız oldu. Ancak ikinci oturumda, bu parlamento bloklarıyla yapılan görüşmenin ardından ona oy verdiler ve Aoun 99 oy aldı. Joseph Aoun için ikinci oturumda oy verilmesinin amacı, İran Partisi ve Emel Hareketi'nin oyları olmasaydı Joseph'in başkanlığı kazanamayacağını göstermekti. Bu durum, İran yandaşlarının nüfuzunun hâlâ mevcut olduğu ve oylamada etkili oldukları anlamına gelse de, yapabilecek güçte oldukları halde engellemekten vazgeçmeleri bir geri çekilme anlamına gelir.
13/01/2025 tarihinde Lübnan'ın yeni Başbakanı olarak Nawaf Salam görevlendirildi. Bu, siyasi bir uzlaşı adayı olarak pazarlandı; zira o ne İran Partisi ve müttefiklerinin adayı Necip Mikati ne de İran Partisi muhaliflerinden Samir Geagea grubunun adayı Fuad Mahzumi idi. Böylece Nawaf Salam Lübnan Başbakanlığı ile görevlendirildi.
Nawaf Salam, İran Partisi ve Lübnan'daki müttefik güçler tarafından reddedilen bir adaydı. İran Partisi onu 2019'da Saad Hariri'nin istifasından sonra reddetmiş ve o zaman onu "Amerika'nın adayı" olarak adlandırarak yerine Hassan Diab görevlendirilmişti. Parti, 04/08/2019'daki Beyrut limanı patlamasından sonra aynı yıl içinde onun adaylığını bir kez daha reddetmişti.
Görünüşe göre bu seçenek İran Partisi ve Emel Hareketi'ni kızdırdı: (Al Jazeera muhabiri 13/01/2025 tarihinde, Hizbullah parlamento bloğunun Lübnan başbakanlığı için herhangi bir aday göstermediğini bildirdi. Hizbullah bloğu milletvekillerinin başbakanı belirlemek üzere Lübnan Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından, partinin milletvekili Muhammed Hasan Raad üzüntüsünü dile getirerek bazılarının grubu dışlamaya ve yok etmeye çalıştığını söyledi. Gazetecilere yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanı ile görüşmemizde olumlu bir adım attık ama uzatılan bir el bulamadık" dedi ve grubun ulusal çıkarlar adına sakin ve hikmetli davranacağını vurguladı. Hizbullah'a yakın bir kaynak, partinin ve müttefiki Meclis Başkanı Nebih Berri liderliğindeki Emel Hareketi'nin, Mikati'nin yeniden başbakan olarak atanmasını desteklediğini belirtti. Mikati'nin yeniden aday gösterilmesinin, "Suudi Arabistan'ın Lübnan temsilcisi Yezid bin Muhammed bin Fehd Al Ferhan ile varılan ve Hizbullah ile Emel'in geçen Perşembe günü Aoun'u başkan seçmesine yol açan anlaşmanın bir parçası" olduğunu açıkladı). Aynı bağlamda, BBC 13/01/2025 tarihinde İran Partisi'nin parlamento bloğu başkanından naklen, Aoun'un seçilmesinin "Suudi elçi ile varılan ve Hizbullah ile Emel'in Aoun'u başkan seçmesini sağlayan anlaşmanın bir parçası" olduğunu aktardı.
İkincisi: Lübnan'da işler bu şekilde yürüdü, parlamento yeni bir başkan seçti ve yeni bir başbakan görevlendirildi. İncelediğimizde şunları görüyoruz:
Amerika'nın Lübnan'daki yeni siyasi gelişmelerden tam anlamıyla memnun olduğunu, hatta daha doğrusu bunları yürütenin kendisi olduğunu görüyoruz. Başkan Biden yaptığı açıklamada şunları söyledi: ("Lübnan Cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı kendisini tebrik ediyorum" ve şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı Aoun, Lübnan ve (İsrail) çatışmaların tamamen durdurulmasını uygularken, yüz binlerce insan evlerine dönerken ve Lübnan iyileşip yeniden inşa edilirken kararlı bir liderlik sergileyecektir. Cumhurbaşkanı Aoun benim güvenime sahiptir. Onun bu zaman için doğru lider olduğuna güçlü bir şekilde inanıyorum." CNN Arapça, 09/01/2025). Aynı şekilde Amerika'nın Suudi Arabistan'daki adamı Muhammed bin Selman da onu tebrik etti (Al Hurra, 09/01/2025).
Dolayısıyla Lübnan'daki yeni siyasi gelişmelerin uluslararası bir çatışma ile ilgisi yoktur. Lübnan, İran ekseninin bir parçası olarak görünen Mişel Aoun'un başkanlığı döneminde de Amerika'nın elindeydi. Mevcut Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 2017 yılında Amerika'nın adamı Mişel Aoun tarafından Genelkurmay Başkanı olarak atanmıştı. Yani mevcut başkan Joseph Aoun zaten Amerika'nın ajanlar çevresindendir. Hatta Amerika, 2022'deki başkanlık boşluğundan önce ve sonra Lübnan ordusuna askeri yardımlar sağlıyordu; yani Genelkurmay Başkanı Joseph Aoun ile sıkı ilişkileri vardı. Hayatını Fransız ve Amerikan üniversitelerinde, uluslararası kurumlarda eğitim ve öğretimle geçiren ve son olarak Uluslararası Adalet Divanı Başkanı olan Nawaf Salam'ın da bu çerçevenin dışına çıkması mümkün değildir.
Bu nedenle Amerika bugün Lübnan'daki oyununun kurallarını değiştiriyor. Nüfuzunu sabitlemek için Lübnan'da İran'a, onun eksenine ve ona bağlı güçlere güvenmekteyken; bugün nüfuzunu sürdürmek için bu güçleri dışlayıp yeni isimleri ön plana çıkarıyor. Lübnan Amerika'nın avucundaydı ve hâlâ da öyledir, ancak Amerika yüzü ve şekli değiştiriyor.
Avrupalılara bağlı güçlere gelince, onlar kendi ateşlerinin Amerika'nın ateşinden daha zayıf olduğunu biliyorlar. Fransa, Beşli Komite aracılığıyla, Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan'ın 2023 başlarında ismini ortaya attığı Joseph Aoun'un başkan adaylığına karşı çıkıyordu (Al-Araby Al-Jadeed, 22/09/2023). Ancak sonunda onu kabul etmek zorunda kaldılar. Diğer yandan Avrupalılar, başkanı kendilerine tabi kılacak nüfuzdan yoksundurlar. Parlamentodaki en büyük Hristiyan bloğuna sahip olan Samir Geagea, İran Partisi'nin adaylığına yönelik şiddetli muhalefeti nedeniyle başkanlığa aday olma arzusunu bile dile getiremedi. İran Partisi, "Samir Geagea dışında hiçbir isme veto yok; çünkü onun projesi Lübnan için yıkıcıdır" demişti (Asharq Al-Awsat, 06/01/2025). Aynı şekilde muhalif partilerin başbakanlık için önerdiği Fuad Mahzumi ismi de reddedildi (RT, 13/01/2025). Bu nedenle Avrupalılara bağlı güçler Lübnan'daki üç başkanlıktan (Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı) herhangi birini tek başına ele geçirememektedir ve bu makamlar Amerika'nın adamlarının elinde kalmaya devam etmektedir.
Ancak Avrupalılar Lübnan'daki yeni siyasi gelişmeleri kabul etmektedirler. (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Aoun'u cumhurbaşkanı seçilmesinden dolayı X platformundaki hesabı üzerinden tebrik etti. Macron bu seçimlerin "reformların, Lübnan'ın egemenliğinin ve refahının geri kazanılmasının önünü açtığını" ifade etti. Al Hurra, 10/01/2025). Fransız Cumhurbaşkanı'nın söyledikleri, Avrupa güçlerinin durumunu ve İran'ın Lübnan üzerindeki gölgesinin çekilmesinden duydukları mutluluğu yansıtmaktadır. Yani Lübnan'ı İran'dan uzak bir ray üzerine oturtmak gibi arzularının bir kısmının gerçekleşmesiyle yetiniyorlar. Ayrıca cumhurbaşkanlığı boşluğundan sonra kurulan ve Lübnan işlerini görüşen Beşli Komite'de yer almakla yetiniyorlar. Fransa orada Amerika, Mısır ve Suudi Arabistan ile yan yana oturmakta, Katar ise İngilizlerin çıkarlarını temsil etmektedir.
Yani bugün Lübnan'da baskın olan uluslararası oyuncu Amerika'dır; yüzleri ve şekli değiştiren odur. Avrupalılar ise tüm bunlardan sadece İran gölgesinin Lübnan'dan kalkmasıyla yetinmektedir.
Üçüncüsü: Lübnan'ın iç ve dış çehresinin değişmesine gelince, bu durum şu hususlardan anlaşılmaktadır:
Lübnan'ın iç işlerinde, İran Partisi'nin silahı üzerindeki kısıtlamaların artacağı muhtemeldir. Daha önce Lübnan'daki cumhurbaşkanlığı açıklamalarına ve bildirilerine eşlik eden "Direniş" (Mukavemet) nakaratı, yeni başkanın konuşmalarında ve bildirilerinde yer almamıştır:
a- (İç savaştan sonraki önceki dönemleri karakterize eden geleneksel konuşmaların aksine, Aoun'un konuşması net mesajlar içeriyordu; bunların başında Lübnan'ın egemenliğini güçlendirmenin temel taşı olarak "devletin silah tekelini elinde tutma hakkının pekiştirilmesi" gerekliliğine yaptığı vurgu geliyordu. Al Hurra, 10/01/2025), (Aoun konuşmasında şunu söyledi: Lübnan Devleti -tekrar ediyorum Lübnan Devleti- İsrail işgalinden kurtulacaktır. CNN Arapça, 10/01/2025).
b- (Nawaf Salam, bakanlıkların geleneksel partilere dağıtılması ve özellikle Maliye Bakanlığı'nın onlara verilmesi gibi Hizbullah ve Emel Hareketi'nin şartlarına göre hareket edileceğine dair medya sızıntılarına değindi... Salam, "herhangi bir portfoyu herhangi bir gruba verme taahhüdünde bulunmadığını, Maliye Bakanlığı'nın da diğer bakanlıklar gibi bir mezhebin tekelinde olmadığını" ekledi... 24 bakandan oluşan bir hükümete eğilimli olduğunu vurguladı... Al-Araby Al-Jadeed, 21 Ocak 2025).
Dışarıda ise olup bitenler incelendiğinde şunlar gözlemlenmektedir:
a- Alışılmışın aksine, cumhurbaşkanı ve başbakan seçiminde İran'ın hiçbir rolü görülmedi; her ne kadar bu rolün özü Lübnan'daki partisinin tutumlarının arkasında mevcut olsa da. İran Partisi ve müttefikleri bu gelişmeleri engelleyebilecekken bunu yapmadıkları için, "darbe" olarak nitelendirilen bu Amerikan değişiklikleri İran'ın zımni onayıyla gerçekleşmektedir. Zira İran nüfuzu Arap bölgesinden gerçekten çekilmektedir. Amerika, Suriye'deki siyasi çözümü Türkiye'ye devrederek İran'ı oradan çıkarmış, Rusya'yı da Suriye denkleminden tamamen tasfiye etmiştir. Amerika'nın bölgedeki yeni politikası budur ve Lübnan'da yaptığı da budur. Bu sadece Biden yönetiminin politikası değil, gelecek yönetimin de vizyonu aynıdır; bunu Suriye ve Lübnan'da derinleştirecek ve Irak'a yayacaktır. Bu Amerikan politikası Yahudi varlığının istedikleriyle tamamen örtüşmektedir; hatta Biden yönetiminin, Yahudi varlığını Lübnan'da ateşkesi kabul etmeye ikna ederken verdiği sözlerden biri de bu olabilir.
b- Görünüşe göre yeni Lübnan Cumhurbaşkanı, Amerika'nın bu aşamada kendisini Lübnan'ın çehresinde büyük değişiklikler yapmak için getirdiğinin farkındadır. (Cumhurbaşkanı Aoun yemin töreni konuşmasının başında şunları söyledi: "Saygıdeğer milletvekilleri beni Lübnan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçerek onurlandırdılar; bu taşıdığım en büyük nişan ve en büyük sorumluluktur. Böylece Büyük Lübnan Devleti'nin kuruluşunun ilk yüzyılından sonraki ilk başkan oldum. Ortadoğu’daki depremlerin ortasında ittifaklar çatladı, rejimler düştü ve sınırlar değişebilir." Independent Arabia, 11/01/2025). Aynı kaynağa göre, ilk dış ziyaretini Suudi Arabistan'a gerçekleştirecektir: (Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde aldığı davet üzerine, ilk dış durağının Suudi Arabistan olacağını söyledi).
c- Bütün bunlardan anlaşılan odur ki Amerika, Lübnan dosyasını bu kez -bir önceki sefer İran'a verdiği gibi- Suudi Arabistan'a vermektedir. Bu nedenle Suudi Arabistan'ın Lübnan işlerindeki rolü belirginleşecek, özellikle Trump yönetiminin İran'a uygulayacağı beklenen yeni ticari ve mali baskılar karşısında yeniden imar konusunda söz sahibi olacaktır. Böylece Suudi Arabistan; siyasi yönden olduğu kadar yeniden imar, devleti destekleyerek ordusunu güçlendirme ve İran Partisi'nin silahsızlandırılmasını kolaylaştırma gibi mali yönlerden de Lübnan'da İran'ın alternatifi olacaktır. Bu durum, özellikle gelecek Amerikan başkanı Trump'ın Suudi Arabistan'ın Yahudi varlığıyla normalleşmesini hızlandırmak istemesiyle birlikte, Lübnan'ı Yahudi varlığıyla normalleşmeye sürükleyebilir.
Dördüncüsü: Bu korkunç durum, Allah vaat edilen emrini getirinceye kadar Lübnan'da ve çevresinde devam etmeye adaydır. O zaman İslam Devleti, Hilafet kurulacak; Lübnan'daki ve çevresindeki tüm bu siyasi güçler buharlaşıp gidecektir. Onlarla birlikte Yahudi varlığı da, Esed rejiminin Suriye'de buharlaşıp gittiği gibi yok olup gidecektir. Böylece Şam toprakları her zaman olduğu gibi tüm İslam ümmetinin atan kalbi konumuna geri dönecektir. Bizler, içinde yaşadığımız bu Cebri Saltanat döneminden sonra Hilafetin yeniden döneceğinden eminiz... Ahmed, Huzeyfe'den rivayet ettiğine göre Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:
ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللهُ أَنْ تَكُونَ، ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا، ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ. ثُمَّ سَكَتَ
"Sonra zorba diktatörlük (Cebri Saltanat) dönemi olacaktır. Allah dilediği sürece o kalacaktır. Sonra kaldırmayı dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra yeniden Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu." (Ahmed)
Ve o Hilafet nerede kurulursa kurulsun Şam'a ulaşacak ve orada karar kılacaktır. Taberani, Seleme bin Nufeyl'den Resulullah ﷺ'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
عُقْرُ دَارِ الإِسْلامِ بِالشَّامِ
"İslam diyarının merkezi Şam'dır."
Yahudilerle savaşacak, mübarek toprakları işgal eden varlıklarını ortadan kaldıracak ve Filistin'in tamamını İslam diyarına geri katacaktır... Şüphesiz yarın, onu bekleyen için yakındır.
Ancak Allah'ın sünneti gereği; bizler oturduğumuz yerde gökten melekler inip bizim için Hilafeti kurup düşmanımızla savaşmayacaktır. Aksine O, meleklerini; Rablerine iman eden ve hidayetleri artmış adamlar olan, savaşta sabırlı, imamları (halifeleri) ile korunan ve onun arkasında düşmanlarıyla savaşan Müslüman askerlere bir destek ve zafer müjdesi olarak indirecektir... İşte o zaman şu müjdeye hak kazananlardan olacağız:
نَصْرٌ مِنَ اللهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
"Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih! Müminleri müjdele." (Saff Suresi [61]: 13)
23 Recep 1446 H. 23/01/2025 M.