Soru:
(Gine’deki askerî konsey, 14 Eylül 2021 Salı gününden itibaren ülkede bir hükümet kurmaya hazırlık amacıyla siyasi güçler, sivil toplum ve madencilik şirketlerinin temsilcileriyle bir dizi görüşmeye başlayacağını duyurdu... Dar al-Hilal 12/09/2021). Gine Konakri, 5 Eylül 2021 Pazar akşamı, Özel Kuvvetler Komutanı Albay Mamadi Doumbouya liderliğinde bir askerî darbe operasyonuna tanık oldu. Doumbouya, televizyonda yaptığı konuşmada Devlet Başkanı Alpha Condé'nin tutuklandığını, parlamentonun ve hükümetin feshedildiğini, anayasanın askıya alındığını ve sınırların kapatıldığını duyurdu. Bu darbenin arkasında kim var? Ve bunun ülke üzerindeki uluslararası çatışmayla bir ilgisi var mı?
Cevap:
Bu konudaki doğru görüşü ortaya koymak için aşağıdaki hususları gözden geçiriyoruz:
1- Darbe lideri Albay Mamadi Doumbouya, 5 Eylül 2021 Pazar akşamı darbenin ardından resmi Gine televizyonunda şunları söyledi: "Kurumları ve hükümeti feshetmeye, kara ve hava sınırlarını kapatmaya karar verdik. İlgili tarafları işlerini normal bir şekilde tamamlamaya çağırıyoruz." Ayrıca "askerleri kışlalarında kalmaya" çağırdı ve "hükümeti durumun kötüleşmesinden, adaletin suistimal edilmesinden, vatandaşların ezilmesinden, demokrasiye saygı gösterilmemesinden ve idari meselelerin siyasallaştırılmasının yanı sıra yoksulluk ve yaygın yolsuzluktan" sorumlu tuttu. 83 yaşındaki "Devlet Başkanı Alpha Condé'yi tutuklamaya karar verdik" dedi. Bölge valilerinin yerine askerlerin atandığını duyurdu. Ertesi gün darbe lideri, yine televizyonda yaptığı konuşmada "geçişi yönetmek için bir ulusal birlik hükümeti kurma" sözü verdi ancak geçiş süresini belirtmedi. Hükümetteki bakanları ve üst düzey yetkilileri kendisiyle bir toplantıya çağırdı ve gelmeyenleri, Özel Kuvvetlerin kendisi için seçtiği isim olan "Ulusal Birlik ve Kalkınma Komitesi'ne karşı bir isyan" saymakla tehdit etti. Askerler, bu yetkilileri saygısız bir şekilde başkent Konakri'deki ordu karargahına götürdüler. "Siyaseti artık tek bir adama emanet etmeyeceğiz, halka emanet edeceğiz" dedi ve "Hepimiz oturup sorunlarımızı çözebilecek bir gerçekliği benimseyen bir anayasa yazacağız" dedi... Tüm bunlar, hem şu an hem de geçiş döneminden sonra iktidarı bizzat üstlenme arzusunu göstermektedir.
2- Bir adım geri gidelim ve 2008 yılı sonunda yaşananları hatırlayalım. Gine Cumhuriyeti Başkanı General Lansana Conté'nin ölümünün ilan edilmesinden dört saat sonra Yüzbaşı Moussa Camara liderliğindeki bir askerî grup darbe yapmıştı. O dönemde, "2010 yılı sonunda cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılana kadar iki yıldan fazla iktidarda kalmaya niyetli olmadıklarını" ilan etmişlerdi. 26/12/2008 tarihli Soru-Cevap bölümünde bu darbenin ayrıntılarından bahsetmiş ve arkasında Amerika'nın olduğunu açıklamıştık; nitekim daha sonra bu kanıtlandı. Gerçekten de Kasım 2010'da seçimler yapıldı ve Fransa'nın ajanı olan General Lansana Conté'nin yönetimine muhalif olan Alpha Condé kazandı. Alpha Condé hakkında bilinen şudur: "1958'deki bağımsızlıktan bu yana Gine'de birbirini izleyen tüm hükümetlere karşı çıktığı için 'tarihî muhalif' olarak tanımlandı ve Avrupa'ya sürgün edildi. Ayrıca 2010'da iktidar koltuğuna oturmadan önce idama ve hapis cezasına çarptırılmıştı. Al Jazeera 24/10/2015". Gineli’ler için o, Fransa'nın ajanları tarafından uygulanan tiranlıktan bir kurtarıcı olarak görülüyordu. Amerika yanlısı askerler 2008'de darbe yaptığında, onlara karşı tutumu ılımlıydı; aksine vaat ettikleri gibi seçim yapmalarını talep ediyordu. Nitekim seçimler yapıldı ve Alpha Condé kazandı. 2015 yılında tekrar seçildi ve görev süresi 2020 yılında sona eriyordu. Anayasaya göre üçüncü bir dönem için seçilme hakkı yoktu. Ancak 2019 yılında halk oylamasıyla anayasa değişikliği yaptı ve Ekim 2020'de yapılan seçimleri, muhalefetin referanduma ve seçimlere yönelik protestoları ile hile suçlamaları arasında kazandı. Fakat Anayasa Mahkemesi Aralık 2020'de Condé'nin kendisine şikayette bulunan rakiplerine karşı zaferini onaylayan bir karar verdi. Dolayısıyla adam kendisine ve sahip olduğu halk desteğine güveniyordu, ordu kendisiyle birlikte olduğu için devrileceğine dair bir hesap yapmamıştı.
3- Ardından 05/09/2021 tarihinde bu darbe gerçekleşti ve tutuklandı... Darbeye yönelik uluslararası ve bölgesel tepkiler, bu darbenin arkasında kimin olduğunu açıklamaktadır:
a- Amerika'nın bu askerî darbeye tepkisi sert oldu. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price aracılığıyla yayınladığı bildiride şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri, Gine'de gücün askerî yollarla ele geçirilmesini ve Pazar akşamı başkent Konakri'de yaşananları kınıyor. Şiddet ve anayasa dışı her türlü eylem, Gine'nin barış, istikrar ve refah şansını sadece geriletecektir." Bildiride ayrıca "Gine'nin başkenti Konakri'de meydana gelen olayların, Amerika Birleşik Devletleri ve Gine'nin diğer uluslararası ortaklarının, halkı için birlik ve daha iyi bir gelecek arayan ülkeyi destekleme kapasitesini sınırlayabileceği" belirtildi ve "Gine'deki tarafları anayasaya saygı duymaya, şiddetten vazgeçmeye ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmaya teşvik ediyoruz. Gine için barışçıl ve demokratik bir ilerleme yolu sağlamak amacıyla ulusal bir diyalog yürütülmesini teşvik ettiğimizi yineliyoruz... ABD Dışişleri Bakanlığı Resmi Sitesi, Reuters 06/09/2021". Bu durum, bu darbenin Amerika'nın çıkarına olmadığını göstermektedir; zira 2008 darbesine tepkisi sönük kalmış ve darbeyi kesinlikle kınamamıştı. Aksine o zaman "Gine'de barışçıl ve demokratik bir iktidar geçişi sağlamak amacıyla Gine'deki kurumları gerekli tüm adımları atmaya teşvik etmek için bölgedeki ortaklarımızla, diğer ülkelerle ve Afrika Birliği ile birlikte çalışıyoruz" demişti ki bu sözler o gün darbecilerin lehineydi. Ancak bu sefer darbeyi kınadı, bunu bir şiddet olarak nitelendirdi, Gine'ye verilen desteği sınırlamakla tehdit etti ve askerlerin egemenliğine değil, anayasaya, demokratik sürece ve hukukun üstünlüğüne bağlılık talep etti.
b- Fransa Dışişleri Bakanlığı ise darbenin ardından sönük ve muğlak bir bildiri yayınlayarak şunları söyledi: "Paris, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu'nun (ECOWAS) iktidarın güç kullanılarak ele geçirilmesini kınama ve anayasal düzene dönüş talebine katılmaktadır. AFP 06/09/2021". Bu sözler, darbeyi reddeden kamuoyunu yatıştırmaya yöneliktir ve ciddi değildir. Başkan Condé'nin iktidara iadesini talep etmemiş, darbecileri yaptırımlarla tehdit etmemiştir. Mali'de ajanı İbrahim Keita'ya karşı darbe yapıldığında gösterdiği tepki kadar ateşli olmamış; o zaman Keita'nın göreve iadesini talep etmiş ve Mali darbesini en üst düzeyde kınamıştı. Fransa Cumhurbaşkanlığı "Devlet Başkanı Macron'un durumu yakından takip ettiğini ve mevcut isyan girişimini kınadığını" belirtmiş, Fransa Dışişleri Bakanı Le Drian ise "Fransa bu ciddi olayı en sert şekilde kınamaktadır" demişti... Mali darbesinin ayrıntılarından 01/09/2020 tarihli Soru-Cevap bölümünde bahsetmiştik. Ancak Gine darbesi ne Fransa Cumhurbaşkanlığı ne de Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından bağımsız olarak kınanmamış, aksine sesini ECOWAS'a kattığını belirtmiştir. Bu durum kınamaya önem vermediğini ve sanki bu etkisiz idari grubu idare ediyormuş gibi göründüğünü göstermektedir! Tüm bunlar, Gine'deki son darbenin arkasında Fransa'nın olduğunu göstermektedir.
c- Darbe liderinin geçmişini bildiğimizde, arkasında Fransa'nın olduğundan emin oluruz. Fransız gazetelerinde yer aldığı üzere 1980 doğumlu darbe lideri Mamady Doumbouya, Batı Fransa'daki Saumur'daki Harp Okulu'nda eğitim görmüş, yüksek askerî çalışmalar diploması almış, Fransız subaylarının güvenini kazanarak onbaşılığa yükselmiş ve 10 Mart 1831'de kurulan Fransız Yabancı Lejyonu'na (Légion étrangère) katılmıştır. Bu süre zarfında Doumbouya, Fransız Lejyonu bünyesinde Fransa'ya sadık bir şekilde çeşitli ülkelerde Fransız ordusunun birçok görevine katılmıştır. 15 yıl sonra Gine'ye dönmüş, 2018'de Özel Kuvvetler Komutanlığı'na atanmış ve 2019'da albaylığa terfi etmiştir. Geçen yıl, hırslı albayın başında bulunduğu Özel Kuvvetlerin gücünü ve nüfuzunu Savunma Bakanlığı aleyhine artırmak istediğine dair bilgiler sızmaya başlamıştı. Geçen Mayıs ayında bir darbe planladığına ve bunun sonucunda tutuklandığına dair haberler yayılmış ancak hükümet bunları yalanlamıştı. Görünen o ki bu bir darbe girişimi değil, özel kuvvetlerini Savunma Bakanlığı'ndan ayırma talebiydi. Bu nedenle Başkan Condé veya hükümet onun hakkında yeterli şüpheye sahip değildi, bunu teyit edemedi ve özel kuvvetlerini Savunma Bakanlığı'ndan ayıramadığı ve yapmayı planladığı şeyi yapabileceği bağımsız bir mekanizmaya sahip olamadığı için onu gözetim altında tutmayı tercih etti.
4- Gine, alüminyum üretiminde kullanılan boksit maddesinin dünyadaki en büyük üreticisi olduğu için, darbe küresel piyasalarda alüminyum fiyatlarının yükselmesine ve arzın kesintiye uğraması endişesiyle son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmasına neden oldu. Darbe lideri, yabancı ortaklara ve yatırımcılara, Konakri'nin yeni liderlerinin ülkedeki normal faaliyetlerin sürdürülmesi konusundaki taahhütlerini koruyacaklarına dair güvence vermeye çalıştı. (Albay Mamady Doumbouya liderliğindeki askerî konsey, önümüzdeki Salı günü parti başkanları ve dini liderlerle, Çarşamba günü sivil toplum kuruluşları ve diplomatik temsilciliklerle, Perşembe günü ise Gine'de faaliyet gösteren madencilik şirketlerinin başkanları ve ardından işveren dernekleriyle bir araya gelecek. Gine, alüminyum üretiminde kullanılan boksit cevheri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir ve demir, altın ve elmas çıkarılan madenlere sahiptir, ancak dünyanın en fakir ülkelerinden biridir. Gine'deki darbe, küresel piyasalarda alüminyum fiyatının yıllardır gördüğü en yüksek seviyeye çıkmasına neden oldu ve askerî konsey, Gine'nin ortaklarına üretim faaliyetlerinin durmayacağına ve taahhütlere saygı gösterileceğine dair güvence vermeye çalıştı... Dar al-Hilal 12/09/2021).
5- Bu şirketlerin Gine'de bolca bulunan bu madeni ve diğerlerini yağmaladıkları, halkına hiçbir şey bırakmadıkları, halkın yoksulluk, mahrumiyet ve yaygın hastalıklardan muzdarip olduğu bilinmektedir. Gine birçok hammadde bakımından en zengin ülkelerden biri sayılmasına rağmen sakinleri dünyanın en fakirleri arasındadır! Üstelik ezici çoğunluğu Müslümandır. Ancak Fransa tarafından sömürgeleştirilmiş bir ülkedir ve 1958'de şekli bir bağımsızlık verilmiştir. Fransız nüfuzu orada devam etmiş; devleti ve orduyu inşa etmiş, yöneticileri ve siyasi çevreyi oluşturmuş, ekonomiyi kontrol altında tutmuş ve kendi kültürünü ülkeye hâkim kılmıştır. Amerika ise onunla rekabet etmek, nüfuz kurmak ve ülkenin zenginliklerini yağmalamak için onu oradan çıkarmaya gelmiştir. Batılı kapitalist devletlerin amacı Afrika'da sömürgecilikten başka bir şey değildir; ülkenin kalkınması, ilerlemesi ve insanların sorunlarının çözülmesi onları ilgilendirmemektedir. İktidarı ve yöneticileri veya ülkedeki ordu komutanlarını kazanmayı sömürgecilik için bir araç olarak kullanırlar; böylece siyasi veya askerî çevrede satın aldıkları ucuz zihinler aracılığıyla nüfuz kurma ve sömürme imkânı bulduklarından, işgal için ordularını gönderme zahmetinden kurtulurlar. Rejimi ve yöneticileri kazandıklarında veya istedikleri gibi askerî darbe yapacak subayları kazandıklarında, sömürgecilik ve nüfuz kurma kapısı onlara açılır. İşte sömürgeci devletler arasındaki uluslararası çatışma küçük devletler, özellikle de Afrika üzerinde bu şekilde kızışmaya devam edecektir. İnsanlar bu büyük şer'den ancak, sömürgecileri bozguna uğratacak, tüm ülkeleri sömürge boyunduruğundan kurtaracak, zenginlikleri halkına iade edip gelirlerini onlara dağıtacak ve onları kalkındıracak olan İslam'ın, İslam beldelerinden birinde veya daha fazlasında Raşidi Hilafet'i kurarak yönetime dönmesiyle kurtulabilirler.
وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
"O gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Mutlak Güç Sahibidir, Çok Merhametlidir." (Rûm Suresi [30]: 4-5)
6 Safer 1443 H. 13/09/2021 M.