Soru-Cevap
Irak’taki Siyasi Gelişmeler ve El-Kazımi’nin Amerika’ya Hizmetteki Rolü
Soru: Bilindiği üzere El-Kazımi, İran yanlısı çoğunluğa sahip parlamentonun güvenini kazandı. Oysa El-Kazımi, Irak’taki İran yanlısı partiler ve isimler tarafından Süleymani suikastında Amerika ile iş birliği yapmakla suçlanıyor ve bazı İran yanlısı isimler onu "Amerika’nın adamlarından biri" olarak nitelendiriyor... Bu durum, El-Kazımi’nin Amerika’dan güçlü bir destek aldığı ve bu yüzden Irak’taki İran müdahalelerini ve adamlarını umursamadığı anlamına mı geliyor? Amerika hâlâ Irak’ı kendisi için bir ağırlık merkezi olarak mı görüyor ve El-Kazımi, Amerika’nın bu merkezdeki nüfuzunu korumak için onun emrinde mi hareket ediyor? Allah hayrınızı artırsın.
Cevap: Yukarıdaki soruların cevabını netleştirmek için şu hususları gözden geçirelim:
1- Amerika Irak’a azami önem vermektedir. Nitekim ABD Başkanı Trump yakın zamanda şunları ifade etmiştir: ("Irak güçlü ve önemli bir ülkedir, bölgede ve bölgesel-uluslararası istikrarın sağlanmasında merkezi bir role sahiptir." Trump, "ABD’nin iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirme konusundaki kararlılığını ve ülkesinin Irak ekonomisini desteklemek için gerekli ekonomik yardımı sağlamaya hazır olduğunu" vurguladı... Independent ve El-Alem 11/05/2020). Bu nedenle Amerika Irak üzerine odaklanmış; orayı işgal etmek için 250 bin askerden oluşan büyük bir ordu göndermiş, yaklaşık 50 bin askerle katılan 49 ülkeden oluşan bir koalisyon kurmuştur. Bunun yanında, Kuzey Carolina merkezli Amerikan Blackwater gibi kötü şöhretli güvenlik şirketlerini; tasfiye, suikast, hırsızlık ve Amerikan yetkilileri ile karargâhlarını korumak gibi kirli işler için kullanmıştır. Orada kalıcı askeri üsler kurmuştur; şu an üç ana üssü bulunmaktadır: Enbar’daki "Aynü’l-Esed", Selahaddin’deki "Beled" hava üssü ve Bağdat’ın kuzeyindeki "Taci" üssü. Ayrıca 17/11/2008 tarihinde ABD ve Irak tarafından yayınlanan "Stratejik Çerçeve Anlaşması" mevcuttur. Bu anlaşmada şöyle denilmektedir: (...İki ülkenin uzun vadeli bir iş birliği ve dostluk ilişkisi kurma konusundaki samimi arzusunu teyit ederler... Ekonomik, diplomatik, kültürel ve güvenlik alanlarındaki bu uzun vadeli ilişkiyi yeniden teyit ederler... Taraflardan biri diğerine bu anlaşmayı feshetme niyetini yazılı olarak bildirmediği sürece bu anlaşma yürürlükte kalacaktır ve fesih bildirimi, bildirim tarihinden bir yıl sonra geçerli olacaktır... Irak’ta güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi amacıyla taraflar, savunma ve güvenlik düzenlemeleriyle ilgili yakın iş birliği ilişkisini geliştirmeye devam edeceklerdir... vb.). Bu, tam anlamıyla sömürgeci bir anlaşmadır ve Amerika’ya "savunma ve güvenlik düzenlemeleriyle ilgili yakın iş birliği" adı altında Irak’ın işlerine müdahale etme hakkı tanımaktadır!
2- Irak’ta protestolar; yetkililerin yolsuzluk, kayırmacılık ve zimmet suçlarına, halk arasındaki işsizliğin yaygınlaşmasına, kamu hizmetlerinin yetersizliğine, yaşam koşullarının kötüleşmesine ve özellikle elektrik fiyatlarındaki artışa karşı başladı. Bu protestolar, rejimin toplumsal tabanı olan bölgeleri de kapsadı. 2010 yılından beri her yıl yenilenen protestolar, ya baskıyla ya yetkililerin boş vaatleriyle ya da sistem içindeki bazı siyasi güçlerin kontrol altına alma çabalarıyla bastırılıyordu. Ancak Ekim 2019 başında patlak veren son protestolar farklıydı; protestocular her türlü baskıya rağmen durmayı reddettiler ve protestoları kontrol altına almaya çalışan siyasi güçleri dışladılar. Bunun üzerine protestoculara yönelik öldürme, yaralama ve tutuklama gibi baskılar arttı. Bu seferki protestolarda İran da hedef alındı; protestocular İran’a duydukları öfkeyi dile getirerek konsolosluklarını ve merkezlerini ateşe verdiler. Bunun sebebi, Irak’taki İran yanlısı örgütlerin protestoculara müdahale etmesi ve halkın; rejimin, siyasi blokların ve milislerin İran ile olan bağlarını, aynı zamanda bu yapıların doğrudan veya dolaylı olarak Amerika ile olan ilişkilerini görmesiydi. Protestoların ivmesi çok güçlüydü; rejim ve Başbakan Adil Abdülmehdi durumu kontrol altına almakta ve halkın taleplerini karşılamakta aciz kaldı. Protestocular rejimin düşmesini talep etmeye başlayınca, Abdülmehdi rejimi kurtarmak için 30/11/2019 tarihinde istifasını açıkladı ve ertesi gün parlamento bunu hemen kabul etti. Abdülmehdi geçici hükümet başkanı oldu. Cumhurbaşkanı Berhem Salih, 26/12/2019 tarihinde protestocuların reddettiği "Bina Koalisyonu" adayı Esad el-İdani’yi görevlendirmeyi reddederek anayasayı çiğnemek zorunda kaldı; çünkü halk, Basra Valisi olduğu dönemde protestoları bastırma rolü nedeniyle El-İdani’yi istemiyordu. Bu protestolar öncekilerden çok daha etkili oldu.
3- Bu süreçte, 28/12/2019 tarihinde Haşdi Şabi bünyesindeki bazı gruplar, Kerkük yakınlarındaki bir Amerikan üssüne füze saldırısı düzenleyerek bir Amerikalı sivil personeli öldürdü. Bu durumun normal seyrin dışında gerçekleştiği görülüyor; çünkü Haşdi Şabi Heyeti Başkanı (Falih el-Feyyad), saldırıdan yaklaşık iki ay önce 19/10/2019’da Washington’u ziyaret etmiş ve Genelkurmay Başkanı (Mark Milley) eşliğinde Savunma Bakanı (Mark Esper) ile görüşmüştü. İki ülke arasındaki ilişkilerin, özellikle askeri iş birliğinin görüşüldüğünü açıklamıştı. İşte bu görüşmeden sonra bu cinayet işlendi! Bu Amerikalının öldürülmesinin ardından Amerikan ordusu, 29/12/2019 tarihinde Haşdi Şabi bünyesindeki Ketaib Hizbullah grubuna hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılarda en az 27 kişinin öldüğü, 62 kişinin yaralandığı açıklandı. Ardından Amerika, 03/01/2020 tarihinde Bağdat Havalimanı yakınlarında bir İHA saldırısı düzenleyerek İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis ve diğer bazı subayları öldürdü. Amerika bu olayları kendi lehine ve ikinci dönem başkanlık şansını artırmak isteyen Trump lehine kullanmaya çalıştı. Ancak bu olaylar Amerika karşıtı havayı körükledi ve 05/01/2020 tarihinde Irak Parlamentosu yabancı güçlerin varlığına son verilmesi yönünde bir karar aldı. Geçici hükümet başkanı Abdülmehdi de buna destek verdi. Amerika’nın tepkisi ise Trump’ın Irak’a yaptırım tehdidiyle geldi: "Amerikan ordusunun Irak’tan ayrılması için Irak hükümetinin üs maliyetlerini ödemesi gerektiğini" söyledi ve ekledi: "Orada olağanüstü pahalı bir hava üssümüz var. İnşası için milyarlarca dolar harcandı. Eğer Irak dostane bir şekilde ayrılmamızı istemezse, onlara daha önce hiç görmedikleri yaptırımlar uygularız. İran yaptırımları bunun yanında hafif kalır..." (Sky News 05/01/2020).
4- Daha sonra İran, 08/01/2020 tarihinde Irak’taki Amerikan üslerine füze saldırıları düzenlediğini ve en az 80 Amerikalıyı öldürdüğünü, Süleymani’nin intikamını aldığını duyurdu. Ancak Amerika saldırıyı kabul etse de herhangi bir can kaybı yaşanmadığını savundu. Ardından olayların ivmesi azaldı ve gerilim düştü. Sonrasında Maliki hükümetinin eski İletişim Bakanı Muhammed Tevfik Allavi’nin 01/02/2020’de hükümeti kurmakla görevlendirildiği açıklandı. Protestocular, 2003’ten beri sistemin içinde olan her isme karşı oldukları için Allavi’yi reddettiler ve o da kısa süre sonra istifa etti. Ardından 16/03/2020’de Adnan ez-Zurfi görevlendirildi ancak o da 09/04/2020’de hükümeti kuramayacağını belirterek çekildi. Aynı gün Cumhurbaşkanı Berhem Salih, herhangi bir partiye mensup olmayan Irak İstihbarat Başkanı Mustafa el-Kazımi’yi görevlendirdi; bu da anayasanın başka bir ihlaliydi. Mustafa el-Kazımi, yurt dışında Saddam rejimine muhalif olarak çalışmış, 2003’ten sonra Süleymaniye üzerinden Irak’a dönmüştü. Amerikan haber sitesi Al-Monitor’un Irak editörlüğünü yaparken, ABD-Irak ilişkilerinin güçlü olması gerektiğini hararetle savunuyordu. 02/10/2015 tarihli bir makalesinde şöyle diyordu: (2003 sonrası Irak-ABD ilişkileri zayıfladığında, bu durum dış güçlerin müdahalesine kapı aralamakta ve ortak çıkarlara zarar vermektedir. Bu nedenle Irak ve ABD, bölgedeki güç dengesini yeniden kurmak ve ortak çıkarları korumak için stratejik bir ilişki inşa etmelidir... Al-Monitor). El-Kazımi, 2003’teki dönüşünden itibaren Amerikan işgal güçleriyle tam bir koordinasyon içinde gizli ve açık olarak çalışmıştır. Bu nedenle, 2016 yılında Haydar el-İbadi tarafından aniden İstihbarat Başkanı olarak atanması birçok Iraklıyı şaşırtmıştı. Bu makam oldukça hassastır ve Amerika’nın tam güvenine sahip birini gerektirir (France 24, 08/05/2020). Amerika, el-Kazımi istihbaratın başındayken onunla olan ilişkisini gizlememiştir. (Wall Street Journal’ın aktardığına göre ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı David Schenker, el-Kazımi’nin istihbarat başkanıyken "iyi iş çıkardığını" söyleyerek başbakanlığını memnuniyetle karşılamıştır... Al Jazeera 30/05/2020). Ayrıca 2017 yılında İbadi ile Suudi Arabistan’a gittiğinde, Amerikalılara hizmette kusur etmeyen Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile samimi bir şekilde kucaklaştığı görülmüştür.
5- 07/05/2020 tarihinde Irak Parlamentosu, 329 üyeden 255’inin oyuyla el-Kazımi hükümetine güvenoyu verdi. Oysa el-Kazımi, Kasım Süleymani ve El-Mühendis suikastında Amerika’ya yardım etmekle suçlanıyordu. Ketaib Hizbullah’ın güvenlik sorumlusu Ebu Ali el-Askeri ona saldırmış ve onu suçlamıştı (Al-Hurra, 03/03/2020). İran nüfuzuna yakınlığıyla bilinen radikal din adamı Ali el-Kurani de el-Kazımi’yi Amerikan ajandalarını uygulamakla suçlamıştı (Al-Ain News 15/05/2020). Dikkatle incelendiğinde, el-Kazımi’yi Amerika’nın ajanı olmakla suçlayan İran yanlısı partilerin ona güvenoyu verdiği görülmektedir. Üstelik el-Kazımi onların tüm taleplerini reddetmiş ve "bakanlık ganimetlerinden" onları mahrum bırakmıştır. Bu durum, Amerika’nın bu partiler üzerinde doğrudan veya İran aracılığıyla büyük bir nüfuza sahip olduğunu göstermektedir. İran ile yaşanan gerilimler sadece göz boyamadan ibarettir. Süleymani’nin ölümü bile Tahran’da sadece gürültülü bir tepkiyle karşılanmış, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi devam edilmiştir. Belki de bu partiler, bakanlıklardan mahrum bırakılmalarının bir ceza değil, halkın öfkesini dindirmek için yapılmış bir hamle olduğunu fark etmemişlerdir. Bu durum, birçok medya organının bir "anlaşma" veya "pazarlıktan" bahsetmesine yol açmıştır. İbrahim ez-Zubeydi, Londra merkezli El-Arab gazetesinde şöyle demektedir: (Irak’taki bazı ittifaklar el-Kazımi’yi reddedip onu ajanlıkla suçlayan bildiriler yayınlamıştı... Ama sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi parlamentoda onu onayladılar. Bu sadece Bağdat’taki Velayet-i Fakih büyükelçiliğinden veya "Donald Amca"nın (Trump) büyükelçiliğinden emir geldiğinde oldu. Bu bir nevi absürt tiyatro değil mi?... El-Arab 08/05/2020). El-Kazımi, tüm bu suçlamalara rağmen güvenoyu almıştır. Ayrıca bu ay ortasında yapılması planlanan ABD-Irak Stratejik Diyaloğu’nda el-Kazımi’nin parlatılması beklenmektedir.
6- Güven oylaması oturumunda el-Kazımi, hükümetinin geçici olduğunu ve erken seçime gitmeyi hedeflediğini belirterek halkın taleplerini karşılamaya çalıştığını söyledi: "Hükümetimin önceliklerinden biri, halkın haklı taleplerine yanıt olarak erken seçim yapmaktır." Ayrıca şunları ekledi: "Dürüst seçimler için devlet egemenliğinin her alanda tesisi, silahın sadece devletin elinde olması ve ülkenin hesaplaşma sahasına dönüştürülmemesi gerekir..." (BBC 07/05/2020). El-Kazımi’nin güvenoyu alması, kurduğu sistemin istikrar kazanmasını ve meşruiyet bulmasını isteyen Amerika için sevindirici bir haber olmuştur. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hemen el-Kazımi’yi arayarak tebrik etmiş ve Twitter hesabında: "Irak halkının talep ettiği reformları uygulamak için acil ve ciddi bir çalışma başlıyor. Onun cesur ajandasını uygulamasına yardım etme sözü verdim" demiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus da yeni hükümete destek olarak İran’dan elektrik ithalatı muafiyetinin 120 gün daha uzatıldığını duyurmuştur (KUNA 07/05/2020). Ardından Trump bizzat el-Kazımi’yi arayarak tebrik etmiş ve IŞİD’in kalıcı olarak yenilmesi ile erken seçimler gibi konularda desteğini ifade etmiştir (Reuters, Al-Hurra 12/05/2020).
7- El-Kazımi’nin ilk icraatlarından biri, 09/05/2020’deki ilk kabine toplantısında Abdülvehhab es-Saadi’yi Terörle Mücadele Birimi’nin başına yeniden atamak oldu. Bu birim, Amerikan kuvvetleri tarafından eğitilen ve silahlandırılan, 2014-2017 yılları arasında IŞİD’e karşı ön saflarda yer alan seçkin bir güçtür (Anadolu Ajansı, 09/05/2020). Al Arabiya’nın haberine göre bu atama halkın talebi üzerine yapılmıştır. Oysa bu birim tamamen Amerikan güdümündedir. (2017 ortasında bir Amerikan raporu, Terörle Mücadele Birimi’ni "ABD’nin Irak’ta kurduğu en iyi yapı" olarak nitelendirmiştir... Washington Enstitüsü, Arabi21 30/09/2019). Saadi, 2006’da albaylığa, 2008’de ise Maliki döneminde generalliğe hızla yükselmiştir, bu da Amerika’nın ona olan güvenini göstermektedir. Halkın bu birime sempati duymasının iki nedeni vardır ki halk bunların farkında değildir: Birincisi, Amerika’nın bu birimin göstericilere ateş açmasını engellemesidir (Tıpkı 2011’de Mısır ordusunun yaptığı gibi). İkincisi ise halkın, Abdülmehdi tarafından görevden alındığı için Saadi’yi rejime muhalif sanmasıdır. Oysa göstericiler aslında hem İran hem de Amerikan nüfuzuna karşıdır...
04/12/2019 tarihli yayınımızda şunları belirtmiştik: (Irak ile ilgili olarak: Amerika Irak’ı perde arkasından neredeyse doğrudan yönetmektedir. Bağdat Büyükelçiliği’ndeki 16 bin personel tüm bakanlıkları, özellikle petrol ve güvenlik sektörünü takip etmektedir. Amerika’nın Irak’ta birçok askeri üssü bulunmaktadır... Terörle Mücadele Birimi’nin protestoların bastırılmasından uzak tutulduğu görülmektedir. Meydanlardaki protestocular, Abdülmehdi tarafından görevden alınan General Saadi’nin fotoğraflarını taşıyarak bu gücü bir kurtarıcı gibi görmektedir. Sanki bu güç, çözümün bir parçası olması için halk nezdinde kabul edilebilir hale getirilmiştir.) Alıntı bitti.
8- Özetle, el-Kazımi Irak’ta Amerika’nın emrindedir:
a- Özgeçmişi: Al-Monitor sitesindeki yazılarında ABD-Irak ilişkilerinin stratejik önemini hararetle savunmuştur.
b- Görevlendirilmesi: 2016’da İstihbarat Başkanı yapılması ve Amerikalı yetkililerin onun bu görevdeki başarısını övmesi.
c- İlişkileri: Muhammed bin Selman ile olan kişisel dostluğu ve samimi kucaklaşmaları.
d- Güvenoyu: İran yanlısı partilerin tüm suçlamalarına rağmen Amerika’nın baskısı ve İran’ın onayıyla 07/05/2020’de parlamentodan güvenoyu alması.
e- Saadi’nin Atanması: Amerika’nın Irak’taki "en iyi yapısı" olarak tanımlanan birimin başına, Amerika’nın güvendiği bir ismi tekrar getirmesi.
Bütün bunlar el-Kazımi’nin Amerika nezdindeki itibarını göstermektedir. Irak halkı pişman olmadan önce bunun farkına varmalıdır!
9- Son olarak şunu söyleyeyim: Irak’ın kurtuluşu, izzetine kavuşması, Amerika ve İngiltere gibi sömürgeci devletleri dize getirecek büyük bir devletin merkezi olması ancak asıl izzet kaynağına dönmesiyle mümkündür. Bu da Nübüvvet metodu üzere Râşidî Hilafet’in kurulmasıyla olur. Azizi ve Kavî olan Allah doğru söylemiştir:
وَلِلّٰهِ العِزَّةُ وَلِرَسُولِه وَلِلمُؤمِنِينَ وَلَكِنَّ الْمُنَافِقِينَ لا يَعلَمُونَ
"İzzet ancak Allah’ın, Resulü’nün ve müminlerindir. Ne var ki münafıklar bunu bilmezler." (Münâfikûn Suresi [63]: 8)
11 Şevval 1441 H. 02/06/2020 M.