Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Soru Cevap: Rusya ve Çin’e Yönelik Fiili Amerikan Politikası

January 05, 2017
5908

Soru:

ABD Başkanı Obama, görevinden ayrılmadan üç hafta önce 29/12/2016 tarihinde Rusya'ya karşı, 35 Rus diplomatın sınır dışı edilmesi ve casusluk iddiasıyla Maryland ve New York'taki Rus diplomatik yerleşkelerinin kapatılmasını da içeren bir dizi sert yaptırım ilan etti. Tüm bu gerilim, Amerika'nın Rusya'yı ABD seçimlerine yönelik siber saldırılarla suçlaması üzerine yaşanıyor... Peki, bu durum tüm bu önlemleri gerektiriyor mu? Yoksa Rusya'nın Suriye'deki rolünde bu önlemleri gerektiren bir değişiklik mi var? Ya da başka nedenler mi söz konusu? Özellikle de Obama gerilimi tırmandırırken, Trump'ın Rusya ile ilişkileri geliştireceğini beyan etmesi ne anlama geliyor? Allah sizi hayırla mükafatlandırsın.

Cevap:

Cevabın netleşmesi için önce yaşanan gerçekliği, ardından soruda geçen hususları inceleyelim:

Birincisi: Yaşanan gerçekliğe gelince; mevcut Amerikan yönetiminin ABD-Rusya ilişkilerini fiilen gerginleştirdiği doğrudur. Rusya bu mesajı anlamış ve Kremlin Sözcüsü Peskov aracılığıyla derhal şu yanıtı vermiştir: "Amerikan yaptırımları yıkıcı, saldırgan ve öngörülemez niteliktedir. Obama yönetimi, dibe vuran Rus-Amerikan ilişkilerini tamamen yok etmektedir. Moskova, Washington'un önlemlerine uygun bir karşılık verecektir..." (Russia Today, France 24, 29/12/2016). Bu ilişkileri geren Amerikan adımları şunlar olmuştur:

1- ABD Başkanı Barack Obama 15/12/2016'da, ABD seçimlerini etkilemeye yönelik Rus siber saldırılarına karşılık vereceklerini söyledi. Obama NPR radyosuna yaptığı açıklamada, "Herhangi bir yabancı hükümetin seçimlerimizin bütünlüğünü etkilemeye çalıştığına dair hiçbir şüphe kalmadığında, harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum. Biz de kendi seçeceğimiz zaman ve mekanda karşılık vereceğiz" dedi. Obama sözlerine şöyle devam etti: "Karşılığımızın bir kısmı açık ve aleni olacak, bir kısmı ise olmayacak..." (France 24, 16/12/2016). İşte Amerikan yönetiminin yanıtı, Obama'nın Rusya'ya karşı ilan ettiği yaptırımlarla ortaya çıkmış oldu.

2- ABD Başkanı Obama, Rusya'ya alaycı bir şekilde saldırarak onu "küçük bir ülke" olarak nitelendirdi ve "Onlar daha küçük ve daha zayıf. Ekonomileri, başkalarının satın almak isteyeceği petrol, gaz ve silahtan başka bir şey üretmiyor ve gelişmiyorlar..." dedi (Russia Today, 17/12/2016).

3- ABD Hazine Bakanlığı 20/12/2016 tarihinde, Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi ve Ukrayna'daki çatışmalar nedeniyle yedi Rus iş adamına ve sekiz şirkete yeni yaptırımlar uygulandığını duyurdu (Reuters). Yaptırımlar, Rus yetkililere en yakın banka olarak kabul edilen "Rossiya Bank"ın birçok yöneticisi dahil yedi kişiyi ve ilhak edilen Kırım'da faaliyet gösteren dört inşaat ve nakliye şirketini hedef alıyor... Amerikan yönetimi bu adımın "Rusya'nın Kırım işgalini reddettiğini ve ilhak girişimini tanımadığını teyit ettiğini" ekledi (Dot Masr, 20/12/2016).

4- Amerika'nın, Rusya'nın nükleer silahlarını geliştirmeye devam etmesine karşılık "Yıldız Savaşları" programına geri dönüş kozunu oynaması. Bu çerçevede, uzayın askerileştirilmesine izin veren Amerikan yasalarında değişiklikler yapıldı. (ABD Kongresi'nin yasa tasarısının onaylanma aşamasında iki önemli değişiklik yaptığına işaret edilmelidir. Bunlardan biri Washington'un füze kalkanı konuşlandırma sınırını kaldırırken, ikincisi bu sistemin gelecekte uzayda konuşlandırılmak üzere yeni bileşenlerinin tasarlanmasına başlanmasını öngörüyor. Los Angeles Times gazetesinin aktardığına göre, bu iki değişikliği öneren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Trent Franks, bunların Başkan Ronald Reagan'ın 1983'te başlattığı ve "Yıldız Savaşları" olarak da bilinen "Stratejik Savunma Girişimi" programına dayandığını itiraf etti...) (Dar Al-Akhbar, 24/12/2016). Bunun amacı Rusya ile havayı germektir.

5- ABD Temsilciler Meclisi, 02/12/2016 Cuma günü, 2017 yılında Rusya'yı "caydırmak" amacıyla ABD Savunma Bakanlığı'na 3.4 milyar dolar verilmesini öngören yasa tasarısını kabul etti. Tasarı, 390 "evet" oyuna karşılık sadece 30 "hayır" oyu ile desteklendi. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, savunma bütçesi tasarısını Kongre'ye sunarken, ABD'nin "Rus saldırganlığı karşısında NATO müttefikleri için Avrupa'daki mevzilerini güçlendirdiğini" belirtmişti (Sputnik, 03/12/2016).

6- Buna ek olarak Amerika, Suriye krizinin çözümünde Rusya'nın statüsünü düşürdü. Moskova'nın çok değer verdiği ve büyük bir güç olmaya dönüşün işareti olarak gördüğü Kerry-Lavrov ikilisinin yerini Rusya-Türkiye ikilisi aldı. Amerika, Suriye'deki projelerinin uygulanmasını garanti altına almak için Rus-Türk çabalarıyla sürekli temas halinde olsa ve destek verse de, "Rusya-Amerika" yerine "Rusya-Türkiye" formülü, Rusya'nın uluslararası statüsünün düşürülmesi ve Türkiye gibi bir devlet seviyesine indirilmesi anlamına gelir. Bu da Amerika'nın Rusya üzerindeki baskısı kapsamında değerlendirilebilir.

7- Bu gerilim Rusya'yı gerçekten korkuttu. Rusya Devlet Başkanı, Obama'nın uyguladığı yaptırımlara verdiği yanıtta şunları söyledi: "Moskova, kendisine yönelik yeni Amerikan yaptırımlarına yanıt verme hakkını saklı tutar ancak mevcut Amerikan yönetiminin seviyesine inmeyecek ve diplomatları hedef almayacaktır... Amerikalı diplomatlar için sorun yaratmayacağız, kimseyi sınır dışı etmeyeceğiz. Ailelerinin ve çocuklarının yılbaşı tatili boyunca alışılmış dinlenme yerlerini kullanmalarını engellemeyeceğiz. Dahası, Rusya'da görevli Amerikalı diplomatların çocuklarını Kremlin'deki yılbaşı ve Noel kutlamalarına davet ediyoruz..." (Russia Today, 30/12/2016). Moskova'nın alışılagelmiş "mütekabiliyet" esaslı cevaptan kaçınması iki şeye işaret eder:

Birincisi: Moskova'nın Washington ile yaşanan bu krizin amaçları ve sonuçlarından duyduğu ciddi endişe...

İkincisi: Moskova'nın, Washington'da göreve başlayacak olan Trump yönetiminin iki ülke ilişkilerini Moskova'yı memnun edecek temeller üzerinde yeniden yapılandıracağına güvenmesi. Siyasi basiretsizliğiyle bilinen Rusya, gelecek başkan Trump'ın Rusya'ya bakışının selefi Obama'dan farklı olacağını zannediyor. Oysa Amerika'daki köklü kurumların, hangi partiden olursa olsun her başkanı ülkenin dış politikalarını uygulamaya yönlendirdiğini, Obama ile Trump arasındaki farklılığın ise planlanan Amerikan politikasını uygulamak için kasti olarak yapıldığını göz ardı ediyorlar.

İkincisi: Soruda yer alan hususların incelenmesi:

1- Obama yönetiminin Rusya'ya yönelik bu sert yaptırımları, Amerika'nın Rusya'nın Suriye'deki uluslararası görevi yerine getirme konusundaki kararlılığına duyduğu güvenden kaynaklanmaktadır. Amerika, Rusya'yı Suriye bataklığına öyle bir bulaştırmıştır ki artık Rusya'nın oradan çıkması imkansızdır. Amerika buna güvenince, Rusya'nın statüsünü düşürerek Suriye'deki ortağını asıl olan Amerikan rejimi yerine vekil olan Türk rejimi yapmıştır... Tüm bunlar nedeniyle Amerika'nın Rusya ile ilişkilerini germesi ve üzerindeki baskıyı artırmasının Suriye meselesiyle bir ilgisi yoktur. Rusya, Suriye'de Amerikan çıkarlarına sadakatle hizmet etmektedir ve bu Amerika için asla bir şüphe konusu değildir. Hatta Rusya'nın Suriye politikası; Amerika'nın takipçileri olan İran ve yandaşları, Suriye rejimi, Türkiye ve ona bağlı muhalefetin rehinesi haline gelmiştir ve kendi başına bir politika izlemesi mümkün değildir. Ne geri çekilip Suriye'yi belirsizliğe terk edebilir -bu yüzden Lazkiye ve Tartus'taki askeri üslerini kalıcılaştırıp genişletiyor- ne de Suriye'de kayda değer bir kara gücü olmadığı için çatışmaların ritmini kontrol edebilir. Bu nedenle Rusya'nın Suriye'deki rolü artık sabitlenmiş, hatta Amerikan politikasına ve Suriye krizindeki aktif takipçilerine mahkum edilmiştir... Dolayısıyla bu gerilim, Rusya'nın kendisi için belirlenen Amerikan rolünden vazgeçmesi nedeniyle değildir, çünkü Rusya bu rolden vazgeçmemiştir.

2- Obama tarafından ilan edilen yaptırımların, Demokrat Parti'nin ve başkan adayı Hillary Clinton'ın kaybına neden olan siber saldırılara yönelik öfkeli bir tepki olduğu düşünülmemelidir. Öyle olsaydı, Obama yönetimi Seçiciler Kurulu'nun 19/12/2016'da Trump'ın başkanlığını resmen onaylamasından önce yaptırımlar için acele ederdi... Konunun, seçilmiş başkanın başarısından ve anayasal kurumlar tarafından onaylanmasından sonra gündeme getirilmesi, o seçimlerin ve gelecek başkanın meşruiyetini güçlü bir şekilde sorgulatır ki hiçbir Amerikan yönetimi buna katkıda bulunmayı kabul etmez... Farz edelim ki sonuçların onaylanmasından önce ceza verilmesini engelleyen durumlar vardı; bu durumda büyük devletlerin siyasi anlayışı, gelecek başkanın başarısını tartışmaya açmamak için siber saldırı dışında başka bahaneler üretmeyi gerektirirdi. Yaptırımların, başkanın başarısı resmen onaylandıktan sonra "Rusya'nın seçimlere müdahalesi" bahanesiyle yapılmış olması, gerçek sebebin bu olmadığını gösterir.

3- Rusya'nın nükleer silahlarını ve saldırı füzelerini geliştirmesinin, Rusya Devlet Başkanı'nın açıklamalarına karşılık Amerikan baskısının nedeni olduğu söylenebilir: (Başkan Putin, başkent Moskova'daki Savunma Bakanlığı liderliğiyle yaptığı toplantıda; "Stratejik nükleer kuvvetlerin verimliliği, Rusya'nın karşı karşıya kalabileceği her türlü askeri riske karşı koyabilecek nitelikte yeni bir düzeye çıkarılmalıdır" dedi...) (Anadolu Ajansı, 22/12/2016). Bunun bir etkisi olsa da, Rus ekonomisinin küçüklüğü Moskova'nın bu yöndeki çabalarını ciddiyetten uzak kılmaktadır. Zira ABD ve genel olarak Batı, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rus sanayisinin büyük bir kısmını yok etmeyi başarmıştır. Rusya ham madde ihraç eden bir devlet haline gelmiş, askeri sanayisinin bir kısmını korusa da uluslararası alanda Amerika ile rekabet etme arayışında değildir. Sadece Amerika'nın, Rusya'nın uluslararası siyasetteki rolünü kabul etmesini talep etmektedir. Amerika ise bu talepleri tamamen reddetmektedir. Rusya'nın Suriye'de Amerika'ya verdiği hizmet bile Amerika'yı Rusya'yı büyük bir devlet olarak tanımaya ve diğer uluslararası meselelere dahil etmeye sevk etmemiştir. Sovyetler Birliği'nin mirasçısı olan ve Amerikan-Sovyet uzlaşması sayfalarını hatırlayan Rusya, Amerika ile Suriye'deki iş birliğinin kapsamlı bir uzlaşmaya yol açacağını umuyordu. Bu yüzden uluslararası arenada daha fazla iş birliği talep ediyordu. Bu durum, Rusların siyasi basiretsizliğini gösterir. Amerika, Sovyetler Birliği'nin dünya genelinde etkili ve somut bir varlığı varken bile onunla olan uzlaşma sayfalarını yırtıp atmışken, şimdi Obama'nın deyimiyle "küçük bir devlet" olan Rusya ile bunu neden kabul etsin?! Bu yeni küçük boyutuyla Rusya, Amerika için böylesine bir gerilimi gerektirecek fiili bir tehdit oluşturmamaktadır. Tüm bunlar, Rusya'nın nükleer silahları geliştirme konusundaki açıklamalarının, Obama'nın Rusya ile ilişkileri germesinin gerçek nedeni olmadığını kanıtlamaktadır.

Üçüncüsü: Görüldüğü üzere yukarıda zikredilen durumlar bu gerilimin gerçek nedenleri değildir. Gerçek neden, şu hususlar üzerinde düşünülerek anlaşılabilir:

1- Herhangi bir siyasetçi, Amerika'nın bugün önündeki temel uluslararası sorunun Çin'in yükselişi olduğunu kolayca görebilir. Çin, bünyesinde Amerika'nın dünyadaki ekonomik tekelliğini tehdit etme potansiyelini barındıran devasa bir ekonomi inşa etmiştir. Buna, Rusya, İngiltere ve Fransa'nın toplam harcamalarını aşan ve birçok programı gizli olan hızla artan askeri harcamaları da eklenince, Çin, Amerikalı siyasetçilerin ana gündem maddesi haline gelmiştir. Son dönemde Amerikalı yetkililerin açıklamaları hep bu yöndedir. ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Çin'in askerileşme ihtimalini artırdığını belirterek Amerika'nın bir geçiş aşamasında olduğunu söylemiştir: (Washington- DPA: ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Kaliforniya'daki bir savunma forumunda, "14 yıllık isyanla mücadele ve terörle mücadeleden sonra... geleceğimizi belirleyecek güvenlik zorluklarına yanıt vermek için stratejik bir geçiş aşamasındayız" dedi. Carter, Çin'in Güney Çin Denizi'nde toprak ıslahı yapmasının daha fazla askerileşme ihtimalini ve yanlış hesaplama riskini artırdığını söyledi...) (Al-Quds Al-Arabi, 08/11/2015). Ayrıca Başkan Obama, Amerika'nın geleceğinin bugün Asya'da belirlendiğine inanmaktadır: (ABD Başkanı Barack Obama, Amerikan dış politikasını Asya'ya odaklanacak şekilde yeniden dengeleme hamlesinin başkanlığının "geçici bir hevesi" olmadığını söyledi...) (Vientiane, Reuters, Youm7, 06/09/2016). Obama'nın Asya'ya odaklanması, Çin ile yüzleşmek anlamına gelmektedir.

2- Sovyetler Birliği döneminde, Komünist Parti birliği nedeniyle Çin ile Sovyetler arasında bir yakınlaşma olmuştu. Amerika o zamanlar Sovyetler Birliği'ni yenmek için yoğun bir şekilde çalışırken bu yakınlaşmayı ciddiye almış ve onu zayıflatıp yenmek için bu yakınlaşmayı bozmayı zorunlu bir adım olarak görmüştü. O dönemde Kissinger'ın Çin-Sovyet ilişkilerini bozma planı ortaya çıkmış ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuştu... Şimdi ise durum tersine döndü; Amerika Çin'in gücünden korkuyor ve Rusya ile Çin arasındaki yakınlaşmayı fark ediyor. Çin'i zayıflatmak için izole etmek amacıyla bu yakınlaşmayı bozmak istiyor. Yani geçmişte yaptığının aynısını ama tersinden yapıyor. Washington Post gazetesinin buna işaret ettiğini Russia Today 18/12/2016 tarihinde şöyle aktarmıştır: (Makalede, 45 yıl önce eski ABD Başkanı Nixon'ın, Pekin ile ilişkileri geliştirmede bir atılım yaparak "Sovyetler Birliği - ABD - Çin" üçgeninin yapısını değiştirme girişiminde bulunduğu belirtildi. 04/02/1972'de Nixon, yaklaşan Çin ziyaretini görüşmek üzere dönemin Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger ile bir araya geldi. Kissinger, bu görüşmede Nixon'a şunları söyledi: "Çinliler de en az Ruslar kadar tehlikelidir, hatta tarihi perspektifte Ruslardan daha tehlikelidirler." Nixon'a hitaben devam etti: "20 yıl sonra gelecek Amerikan başkanı, eğer sizin kadar bilgeyse, Çinlilere karşı politikasında Ruslara güvenecektir.")

3- Bu çerçevede, Rusya'ya yönelik son Amerikan yaptırımları ve bir süredir devam eden baskılar anlaşılabilir. Kongre'deki Cumhuriyetçi Parti üyelerinin çoğunun ve Demokrat Parti'nin de dahil olduğu bu baskı, Rusya'yı Çin'e karşı ABD ile ittifak kurmaya zorlamayı amaçlayan yeni bir Amerikan politikasıdır. Sanki Amerika -ki Ruslar da bunu açıkça söylüyor- Obama yönetiminin ABD-Rusya ilişkilerini yerle bir edip dibe vurduğunu ancak Rusya'nın Trump'ın gelişiyle Washington ile ilişkilerini düzeltmek için altın bir fırsata sahip olduğunu söylemektedir! Yani Amerika'daki köklü kurumlar, Obama yönetiminden kalan süreyi Rusya ile durumu hızla germek için kasten kullanıyorlar ki Rusya'nın gelecek Trump yönetimiyle anlaşmaktan başka bir çıkış yolu ve umudu kalmasın. Trump yönetimi "anlaşmalar" yönetimidir; yani Rusya ile ilişkilerin düzeltilmesi ancak Çin konusunda büyük bir "pazarlık" yapılmasıyla mümkün olacaktır. Bu amaçla, gelecek başkan Trump'ın Putin'e saygı duyduğu ve Çin'e karşı dost olarak ittifak kurabilecekleri yönündeki söylentiler de istismar edilmektedir.

4- Bu durumu güçlendiren diğer bir husus, seçilmiş başkan Trump'ın henüz göreve başlamadan önce Çin ile ilişkileri germeye başlamasıdır. Çin mallarına ağır vergiler getirme ve Amerikan şirketlerini geri dönmeye teşvik etme yönündeki seçim vaatlerini yerine getireceğini beyan etmektedir ki bu Çin için büyük bir ticari tehdittir. Tayvan Başkanı ile görüşerek Amerika'nın "Tek Çin" politikasından vazgeçebileceği sinyalini vermesi de Çin için büyük bir siyasi tehdittir. Bu nedenle yeni Amerikan yönetiminin birincil önceliği Çin'in yükselişini durdurmaktır. Russia Today 18/12/2016'da Washington Post'tan naklen şunları bildirmiştir: (Seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump'ın davranışları, Çin'e yönelik Amerikan politikasını gözden geçirme ihtimalini düşündüğünü gösteriyor. Trump, açıklamaları ve telefon görüşmeleriyle Pekin'e karşı sert bir politika izlenmesi çağrısında bulundu. Seçilmiş başkan, on yıllardır ilk kez Tayvan Başkanı ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Daha sonra Fox News kanalına verdiği mülakatta Trump, Washington'un Nixon'ın tarihi ziyaretinden bu yana uyguladığı "Tek Çin" politikası ilkelerine bağlı kalmasının doğruluğuna dair şüphelerini dile getirdi ve Çin'i ticari hileler yapmakla suçladı).

5- Trump'ın Çin'e karşı Rusya ile yapacağı pazarlığın nasıl olacağına gelince; Amerika kesinlikle zayıf Rus ekonomisini Çin'in karşısına koymayı planlamıyor. Aynı şekilde Rus kültürünü de Çin'e karşı kullanmayı düşünmüyor; zira sosyalizmin çöküşünden sonra Rusya kendine has bir kültürden yoksundur. Amerika'nın gözü, Çin çevresinde kullanabileceği Rus askeri kapasitesindedir. Örneğin Rusya'yı Kuzey Kore'nin nükleer silahlarına karşı görevlendirmek, Çin'in Orta Asya'dan gelen enerji hatlarını tehdit etmek, Güney Çin Denizi'ndeki seyrüsefer serbestisi politikalarına dahil etmek veya Çin'i adalardan çıkarma çabalarına ortak etmek gibi... Tüm bu seçenekler, Rusya'yı Çin ile doğrudan bir çatışmaya itmekle beraber, Rusya için uluslararası bir intihar anlamına gelir. Ancak Rusya, sözde "büyük devlet" vasfını korumak uğruna kendini bu Amerikan politikalarının içinde bulabilir!! Rusya'nın, Çin'e karşı Amerika'nın yanında yer alması yönündeki baskılardan kurtulması zordur. Zira Rusya kronik bir siyasi basiretsizlik hastalığından muzdariptir ve sonuçları takdir edememektedir. Suriye'deki vahşi müdahalesi nedeniyle Müslümanların tepkilerini önemsememesi de bu basiretsizliktendir; çünkü Müslümanları sadece mevcut kral ve başkanların şahsında görmekte, onlarda kendisini tehdit edecek bir güç görmemektedir. Amerika'nın Suriye'deki bu görevi bizzat üstlenmekten kaçındığını, çünkü bu başkan ve kralların ötesindeki tehlikeyi fark ettiğini anlamamaktadır. Tüm bu nedenlerle, Obama'nın yaptırımları ve bu kasti gerilim, Rusya'yı köşeye sıkıştırıp "dostu" Trump'ın kucağına itmek içindir! Böylece Trump'ın Rusya ile yapacağı, onu Çin'den uzaklaştıracak, hatta Çin'e karşı hasmane eylemlere itecek pazarlığın yolu açılmış olacaktır. Obama'nın görev süresinin sonunda kasten yarattığı bu gerilimin en muhtemel sebebi; Amerikan kurumlarının yeni dönem için belirlediği bu hedefi gerçekleştirmesi için Trump'a zemin hazırlamaktır... Zira Amerikan politikası kurumlar tarafından belirlenir ve başkanlar, hangi partiden olurlarsa olsunlar, onu uygularlar.

6- Çin ise kendisine yönelik tehlikenin farkındadır. Bu nedenle Rusya'yı temkinli de olsa yatırımlarla cezbetmeye çalışmakta, ortak askeri tatbikatlar yapmakta ve Suriye ile ilgili veto konularında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Rusya ile birlikte hareket etmektedir. Tüm bunlar, Washington'un Rusya'yı kendisine karşı kullanmasını engellemek içindir. Ancak Çinli siyasetçilerin zihnindeki Rusya karşıtı bakış açısı hala çok güçlüdür. Ne var ki büyüyen Çin ekonomisinin dayattığı yeni çıkarlar ve Rusya'da bulunan ham madde ile enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç, bu düşmanca bakışın perde arkasında kalmasına neden olmaktadır.

Aynı zamanda Çin, Amerika'nın kendisine yönelik saldırganlığının da farkındadır. Obama'nın Çin'e yaptığı son ziyarette uğradığı hakaretin bunun bir göstergesi olması muhtemeldir: (ABD Başkanı olarak Çin'e yaptığı son ziyarette Barack Obama, G20 zirvesine katılmak üzere geldiği Hangzhou Havalimanı'nda uçağın arka kısmındaki acil çıkış merdivenini kullanmak zorunda kaldı. Bu bir yangın veya arıza nedeniyle değil, Çin makamlarının uçağın ön kısmından normal çıkış için özel bir merdiven sağlamaması nedeniyle oldu. Gözlemciler, Çin'in kasten Amerikan başkanını aşağıladığını ve bunun birçok dosyada anlaşmazlık yaşayan iki ülke arasındaki gerilimin boyutunu yansıttığını düşünüyor...) (Al-Jazeera, 05/09/2016).

7- Zamanın cilvesidir ki, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve ABD Dışişleri Bakanı Kissinger, ilerlemiş yaşına rağmen bugün bizzat gelecek başkan Trump ile Rusya arasındaki uzlaşmanın mimarlığını yapmaktadır. Moskova'ya ziyaretler gerçekleştirmekte, Putin ile görüşerek Rusya ile Çin'e karşı ittifak kurulması yönünde baskı yapmaktadır. Rusya ise Kissinger'ın kendi çıkarlarını düşündüğünü zannederek bu durumu alkışlamaktadır! (Rusya Cumhurbaşkanlığı Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov, Moskova'nın eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Rusya ile ABD arasındaki ilişkilerin yeniden kurulmasına katılımını memnuniyetle karşıladığını belirtti. Peskov, Kissinger'ın Rusya işlerinde ve ABD-Rusya ilişkilerinde derin tecrübesi olan en bilge ve deneyimli siyasetçilerden biri olduğunu söyledi...) (Arabi21, 27/12/2016).

Avrupa'daki bazı kaynaklar da bu eğilime işaret etmektedir. Russia Today 28/12/2016'da şunları aktarmıştır: (Alman Bild gazetesi, Kissinger'ın Çin'in artan gücü karşısında Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini zorunlu gördüğünü yazdı. Tecrübeli bir müzakereci olması ve Başkan Putin ile bizzat tanışması nedeniyle Kissinger, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde aracı olacaktır. Alman gazetesi, Trump'ın "Henry Kissinger'ın tavsiyesi üzerine" Rusya üzerindeki yaptırımları kaldırmaya çalıştığını, Trump'ın geçiş ekibinden elde edilen verilere dayanan "Avrupa kurumlarının hazırladığı analizin" de buna işaret ettiğini belirtiyor).

Tüm bunlar, Amerika'nın Rusya ve Çin kanadında fiili bir politika izlediğini, bu politikanın temel direğinin Rusya'yı Çin sahnesinde kendisine hizmet etmeye zorlamak olduğunu göstermektedir. Obama yönetimi Rusya üzerinde bir baskı aşaması başlatmış, gelecek başkan Trump'ın ise bu pazarlığı sonuçlandırması planlanmaktadır. Amerika, Rusya'nın bu baskılara boyun eğerek Çin'e karşı harekete geçeceğine dair hiçbir şüphe duymamaktadır.

Dördüncüsü: İşte büyük ve hatta küçük devletler, aralarındaki nüfuz farkına göre kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için böyle çatışmaktadırlar. Hepsinin ortak noktası ise dünyada görülen bu mutsuzluk ve kötülüktür...

Acı olan şudur ki, İslam'ın dizginleri elinde tutan, dünyayı yeniden akl-ı selime döndüren ve sadece İslam topraklarında değil, çevresinde de hayrı yayan bir devleti yoktur. Buna rağmen İslam'ın öyle adamları vardır ki:

مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا

"Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da beklemektedir. Verdikleri sözü hiç değiştirmediler." (Ahzab 23)

Allah'ın izniyle dünyadaki dengeyi hayra yöneltecek olan İslam devletini, Hilafet-i Raşide'yi yeniden kuracaklardır.

إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا

"Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talak 3)

7 Rebiülahir 1438 H 05/01/2017 M

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın