Soru-Cevap
Soru: Libya’da bir Ulusal Birlik Hükümeti kuruldu ve görünen o ki Libya’daki çatışmanın tarafları bu konuda hemfikirler. Peki, bu uzlaşı gerçek mi yoksa değil mi? Her bir tarafın diğerini yok etmeye çalıştığı on yıllık silahlı bir çatışmanın ardından bu nasıl gerçekleşti? Amerika, İngiltere, Avrupa ülkeleri, Türkiye ve Libya krizine müdahil olan diğer ülkelerin bu uzlaşı karşısındaki tutumlarının gerçeği nedir?
Cevap: Libya krizinde son iki yılda yaşanan gelişmeler, özellikle de 5 Şubat 2021’de BM himayesindeki Siyasi Diyalog Forumu’nun 16 Mart 2021’de görevi devralan birleşik bir yürütme organını seçmesinden bu yana yaşananlar, birbirini izleyen olaylardan kaynaklanmaktadır:
Birincisi: Geçen yılın son çeyreğinde Libya sahasında Amerikan-İngiliz diyalog savaşları patlak verdi. İngiltere, ajanları aracılığıyla Fas’ta diyalog konferansları düzenlerken, Amerika ise BM Geçici Temsilcisi Amerikalı diplomat Stephanie Williams aracılığıyla Tunus ve Cenevre’de toplantılar yapıyordu. Bunu 25 Kasım 2020 tarihli bir soru-cevapta detaylandırmıştık. Ondan sonra olaylar şu şekilde gelişti:
1- İngiltere, ajanları aracılığıyla ve Trablus ile Tobruk’tan 13+13 milletvekilinin katılımıyla 24 Ocak 2021’de Fas’ın Bouznika kentinde yürütme organlarını seçmek ve egemen pozisyonları dağıtmak için bir konferans düzenledi... Ta ki Amerika, 1-5 Şubat 2021 tarihleri arasında Cenevre konferansını düzenlemeyi başarana kadar. Bu konferansa müzakereler ve yeni liderlerin seçimi için seçtiği 75 siyasi şahsiyet katıldı. Yeni bir Başkanlık Konseyi ve Başbakan seçilmesi yönünde oy kullanmaları için birçok taraftan üzerlerinde baskı kuruldu. 5 Şubat 2021’de Muhammed el-Menfi’nin Başkanlık Konseyi Başkanı, Abdulhamid el-Dibeybe’nin ise Başbakan olarak seçildiği, Musa el-Koni ve Abdullah el-Lafi’nin de Başkanlık Konseyi üyeliğine seçildiği duyuruldu. Böylece Amerika, Libya’da yürütme organlarını seçtirmeyi başararak İngiltere ile olan çatışma turunu kazandı. İngiltere ise bu turu kaybetti ve Fas’ın Bouznika kentindeki son diyalog konferansında yeni liderleri seçtirmeyi başaramadı. Bu durum, İngiltere için 2015 yılında Fas’ın Suheyrat kentinde düzenlenen ve o dönemde bir başbakan ile bir başkanlık konseyi başkanı seçip Tunus’ta Fayiz es-Serrac başkanlığında bir hükümet kurduğu önceki başarısının ardından ağır bir kayıp olarak değerlendirilmektedir...
2- Eylül 2019’da Amerikalı diplomat ve BM Geçici Temsilcisi Stephanie Williams tarafından kurulan ve toplantıları 2020’nin son aylarında başlatılan Libya Siyasi Diyalog Forumu tarafından birleşik bir yürütme organının (Başkanlık Konseyi Başkanı ve Başbakan) seçilmesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Libya’daki siyasi sürecin liderliğini fiilen üstlenmiş oldu. Böylece Libya sahasındaki tüm kartları kontrol altına aldığı anlamına gelmese de, Libya halısını İngilizlerin ve Avrupalıların ayaklarının altından çekme konusunda şartlı bir başarı elde etti.
3- Amerikalı Temsilci Williams’ın forumundan (Libya Siyasi Diyalog Forumu) seçilen Libya’daki yeni yürütme organı, Libya Temsilciler Meclisi’nin oylarını rahatlıkla aldı: (BBC, 14.03.2021 - Libya Temsilciler Meclisi, 10 Mart’ta Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti’ne toplam 188 milletvekilinden 132’sinin oyuyla güvenoyu verdi). Aynı şekilde, Trablus’taki Avrupa yanlısı Serrac hükümetinden yetki devri süreci de sorunsuz geçti: (Libya’da yeni hükümetin görevini sorunsuz ve engelsiz bir şekilde devralmasına tanıklık edildi. Trablus’taki eski Başkanlık Konseyi ve Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz es-Serrac, yetki devri sırasında yeni hükümetin başkanı Abdulhamid el-Dibeybe ile kucaklaştı... Dibeybe, dün Pazartesi günü ülkenin doğusundaki Tobruk kentinde anayasal yeminini etti ve burada doğu merkezli yönetim onun atanmasını memnuniyetle karşıladı. Alman Deutsche Welle... 16.03.2021). Tüm bunlarla birlikte, İngiltere ve Avrupa’nın Libya’daki ajanları Amerikan çözümüyle birlikte hareket etmişlerdir; bu da ancak İngiltere ve Avrupa’nın geçici de olsa bu çözümü onaylamasıyla mümkündür.
4- Tabloyu tamamlamak adına, Mısır ve Amerika tarafından desteklenen ve uluslararası alanda tanınmayan Doğu Libya hükümetinden yetki devri de aynı şekilde sorunsuz olmuştur: (Libya’nın doğusundaki paralel hükümet, geçtiğimiz Salı günü yetkilerini, başkent Trablus’ta resmen göreve başlamasından bir hafta sonra Abdulhamid el-Dibeybe başkanlığındaki yeni Ulusal Birlik Hükümeti’ne devretti. Devir teslim işlemi, uluslararası alanda tanınmayan paralel hükümetin Libya’nın ikinci büyük kenti Bingazi’deki genel merkezinde, Başkanı Abdullah el-Sini’nin katılımıyla gerçekleşti. Ulusal Birlik Hükümeti heyetini ise Başbakan Yardımcısı Hüseyin el-Katrani, İçişleri Bakanı Halid Mazen ve bazı bakanlar temsil etti. El-Katrani bölünme aşamasının "bittiğini" vurgulayarak basın açıklamasında, "Ulusal Birlik Hükümeti tüm vatandaşlara hizmet etmek için kurulmuştur" dedi. France 24, 23.03.2021).
İkincisi: Libya krizindeki mevcut gelişmelere ilişkin uluslararası ve bölgesel tutumlara bakıldığında şunlar görülmektedir:
Amerika ve Birleşmiş Milletler: Bu siyasi çözümün yol haritası doğrudan BM Libya Temsilcisi Amerikalı diplomat tarafından çizildiği ve denetlendiği için, Amerika ve BM bu süreci kesinlikle desteklemektedir. BM adına çalışan Amerikalı diplomat Stephanie Williams, yeni liderlerin seçilmesinin ardından başarısını kutlayarak şöyle demiştir: ("Bu tarihi ana tanıklık etmekten mutluluk duyuyorum" ve Libyalı taraflara hitaben "Bu resmi bir taahhüttür ve seçilen yürütme organı buna uymalıdır"... Al Arabiya, 05.02.2021). Böylece yaptığı iş, taraflar için bağlayıcı ve onlara dayatılan resmi bir iş haline geldi; buna aykırı hareket etme hakları yoktu, aksi takdirde daha önce tehdit ettiği Amerikan yaptırımlarına maruz kalacaklardı. Bu, çözümleri dayatan ve muhaliflerini tehdit eden Amerikan küstahlığı ve kibri yöntemidir. ABD’nin Libya Büyükelçisi Richard Norland, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile yaptığı telefon görüşmesinde, ("ABD’nin Konsey’e ve hükümete verdiği desteği" vurguladı ve Libya diyaloğuna katılan tüm katılımcıları ve Libyalı liderleri tebrik etti. Ayrıca "Washington’dan gelecek bir etkileşimden" bahsetti... Libya Al-Wasat Portalı, 12.02.2021).
Türkiye’nin Tutumu: (Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yürütme organını "Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid el-Dibeybe" telefonla arayarak, Libya’da kalıcı bir çözüm bulma konusunda umut ışığı olduğunu belirtti... Al Jazeera Net, 20.03.2021). Ardından Muhammed el-Menfi 26.03.2021’de Türkiye’yi ziyaret etti (Menfi, Erdoğan ile görüşmesi sırasında, bu yılın 24 Aralık tarihinde yapılacak seçimlerle sona erecek olan Libya’daki geçiş döneminin gerekliliklerine bağlı kalınması gerektiğini talep etti, Al Arabiya Net... 27.03.2021). Daha sonra, Libya’daki Suriyeli savaşçıların geri çekilmesi yönünde bir Türk talebi olduğu görüldü: (Suriye İnsan Hakları Gözlemevi kaynakları, "Libya’daki Ankara yanlısı Suriyeli savaşçılara, Suriye’ye dönüş hazırlıkları kapsamında eşyalarını ve kendilerini hazırlamaya başlamaları yönünde emirler geldiğini" bildirdi... Independent Türkçe, 20.03.2021). Tüm bunlar, Türkiye’nin Temsilci Williams liderliğindeki siyasi çözüm sürecine gösterdiği büyük uyuma işaret etmektedir.
Medya kaynakları, Abdulhamid el-Dibeybe’nin Cenevre’de Libya Hükümet Başkanı olarak seçilmesinden hemen sonra Türkiye’ye gittiğini belirttiler. Bu açıklamalar ve Türkiye Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yasin Aktay’ın açıklamaları bunu doğrulamaktadır. Aktay şöyle demiştir: "Türkiye’nin Serrac başkanlığındaki eski Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile yaptığı anlaşmalar ve Türkiye’nin Libya’daki askeri varlığı, yeni hükümetin seçilmesinden etkilenmeyecektir. Yeni geçici hükümet anlaşmalara da Türkiye’nin ülkedeki varlığına da karşı değildir." Fransız Le Monde gazetesi de 08.02.2021’de şöyle yazdı: "Yeni Başbakanın ticari çıkarları onu Türkiye’ye çok yakın kılıyor, kendisi Libya pazarındaki resmi Türk devlet kurumlarının Libya’daki temsilcisidir...".
Mısır’ın Tutumu: Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, yeni Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’yi 25 Mart 2021 Perşembe günü bizzat Kahire’de kabul etti (Sky News Arabic, 25.03.2021). Bu, Mısır’ın Libya’daki bu siyasi sürece verdiği desteğin açık bir işaretidir. Mısır’ın Libya krizindeki tutumu da Amerikan diplomasisi ve BM Temsilcisi Williams’ın kaydettiği ilerleme doğrultusunda değişmiştir. Belki de her iki ülkenin (Türkiye ve Mısır) tutumlarındaki bu eşzamanlı değişim, her iki ülkenin de aynı kaynaktan beslendiğinin açık bir işaretidir. Libya’nın yeni liderleri, Libya sahasında etkin olan ve her biri kendi rolüne göre Amerikan politikasını uygulayan iki bölgesel ülke olan Mısır ve Türkiye’yi ziyaret etmeye özen gösterdiler. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, yeni Libya Hükümet Başkanı Abdulhamid el-Dibeybe’yi 18.02.2021’de kabul etti ("Yeni Libya liderliğini tebrik ettiğini yineledi ve ona tam destek vermeye hazır olduğunu belirtti. İdari yetkililer düzeyinde ziyaretlerin karşılıklı yapılması ve tüm sektörlerde istişarelerde bulunulması konusunda mutabık kalındı." Dibeybe ise "Libya hükümeti ve halkı, Cumhurbaşkanı liderliğinde son yıllarda elde edilen ilham verici kalkınma deneyiminin başarılı modellerini kopyalamak amacıyla Mısır ile kapsamlı bir ortaklık kurmayı dört gözle beklemektedir" dedi... Al-Hurra, 18.02.2021).
Fas üçlüsünün (Fas, Cezayir ve Tunus) tutumu: Libya’da etkin bölgesel ülkelerden olan bu ülkeler, Libya’daki yeni yürütme organını desteklediklerini açıkladılar. Fas Kralı, yeni Başkanlık Konseyi Başkanı’na teyidini gönderdi: ("Fas’ın, bu hassas aşamayı başarıya ulaştırmak için Libya’nın karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek amacıyla gösterdiğiniz tüm önlemlere ve çabalara olan alışılmış desteğini" belirtti ve "Muhammed el-Menfi’yi bu kritik geçiş döneminde ülkesine hizmet etmesi için kendisine duyulan güvenden dolayı tebrik etti"... Anadolu Ajansı, 31.03.2021). Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi ve Cezayirli mevkidaşı Sabri Bukadum, 01.04.2021’de Tunus’ta bir araya gelerek bir dizi uluslararası ve bölgesel konuyu, özellikle de Libya dosyasını görüştüler. ("Bu kardeş ülkenin birliğini ve dokunulmazlığını koruyacak şekilde, gelecek seçimler ufkunda Libya siyasi sürecinin başarısı için yeni yürütme organını desteklemenin önemini" vurguladılar... Anadolu Ajansı, 02.04.2021). Cezayir Dışişleri Bakanı, ülkesinin "Libya topraklarında herhangi bir yabancı gücün bulunmasına" karşı olduğunu yinelemişti. Bir basın açıklamasında, "güvenlik kurumlarını birleştirerek Libya’da güvenliğin sağlanmasının önemini" vurguladı... Independent Türkçe, 20.03.2021).
Libya sahasında Avrupalılar, özellikle de İngiltere hesabına etkin olan bu üç ülke, kendi hesaplarına çalışan ülkeler gibi, Amerika’nın Libya’da kurduğu yürütme organını tanımak zorunda kaldılar. Bunu, Avrupa ajanlarını desteklemek için bu geçiş aşamasında kendilerine bir fırsat vermek amacıyla yaptılar. Çünkü Amerika’nın Libya’daki başarısı ve oraya yerleşmesi, Kuzey Afrika’da yayılarak bu ülkelere ulaşması ve Avrupalılara, özellikle de İngiltere’ye bağlı ajanları tehdit etmesi demektir. Bu, Amerika’nın on yıllardır ilk kez bir Kuzey Afrika ülkesine girişidir...
Avrupa Ülkelerinin Tutumları: Avrupa ülkelerinin hiçbiri Libya’daki yeni yürütme organına karşı olumsuz bir tutum sergilemedi, tutumları şöyledir:
1- Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel, 04.04.2021’de Trablus’u ziyaret ederek Menfi ve Dibeybe ile görüştü. Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ("Avrupa Birliği’nin yeni Libya hükümetinin yanında olduğunu, birliğini ve egemenliğini koruması ve refahını sağlaması için ona destek verdiğini" duyurdu. Bu ziyaret, yeni Ulusal Birlik Hükümeti kurulduktan sonra bir Avrupalı yetkilinin gerçekleştirdiği ilk ziyarettir. Bir basın toplantısında şöyle dedi: "Ülkenizi inşa etmeniz için sizi desteklemek istiyoruz ancak şartlarımız var; tüm paralı askerler ve 'yabancı' askerler ülkeden ayrılmalıdır. Seçimlerin belirlenen zamanda yapılmasını teşvik ediyoruz ve sizi daha fazla desteklemek istiyoruz. İstikrar, güvenlik ve göç önemli konulardır"... Anadolu Ajansı, 04.04.2021). AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise şunları söyledi: ("Libya topraklarındaki askeri varlık ve paralı asker akışı son bir yılda arttı." Borrell, "Irini misyonunun Libya’ya uygulanan ambargo ihlallerini izlemede somut sonuçlar elde ettiğini, bunun da Libyalıların ulusal birlik hükümeti kurarak attıkları olumlu adımlara katkı sağladığını" belirtti. Avrupa Birliği, birkaç gün önce Libya kıyılarını izlemek için kurulan "Irini" deniz operasyonunun süresini 2023 yılına kadar iki yıl daha uzatmıştı. Independent Türkçe, 20.03.2021).
2- (İtalya, Fransa ve Almanya dışişleri bakanları, yeni hükümetle diyalog kanalları açmayı amaçlayan bir Avrupa görevi kapsamında bugün Perşembe başkent Trablus’a ulaştılar... Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Trablus’a varışında şunları söyledi: "Libya’da tanık olunan ilerleme, geçen yılki dış politikadaki birkaç parlak noktadan biridir. Libyalılar geleceklerini bir kez daha kendi elleriyle yönettiklerinde, ancak o zaman ateşkes gerçek bir barış ve uzlaşıya dönüşür." Maas, "taraflara yönelik silah ambargosu sürecinin izlenmesi" gerektiğini vurguladı. Ayrıca "yabancı güçlerin ve paralı askerlerin geri çekilmesinin gelecek seçimlere hazırlık için temel bir şart" olduğunu teyit etti... Al Jazeera Net, 25.03.2021).
İngiltere’nin yer almadığı tüm bu Avrupa tutumlarıyla açıkça görülüyor ki Avrupa, yabancı güçlerin, özellikle de Türk ve Rus güçlerinin Libya’dan çıkışının garanti edilmesi şartıyla bu Amerikan çözümünü onaylamaktadır. Özellikle Avrupa, Türkiye ve Rusya’nın Libya’daki varlığının kendi politikası üzerinde yarattığı karmaşanın ve bundan kaynaklanan karmaşıklıkların farkındaydı ve "Irini" deniz misyonu Libya’ya giriş çıkışları izliyordu.
İngiliz tutumuna gelince, buna aynı anda hem şaşkınlık hem de kurnazlık karışmıştır:
1- (İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Cuma günü yeni Libyalı mevkidaşı Abdulhamid el-Dibeybe ile bir telefon görüşmesi yaparak onu atanmasından dolayı tebrik etti ve Birleşik Krallık’ın Libya’daki siyasi sürece olan desteğini yineledi, Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre... Şunları ekledi: "Geçici hükümet bu yılın sonlarında yapılacak ulusal seçimlere hazırlanırken önümüzdeki aylarda yakın temas halinde kalma konusunda anlaştılar"... Middle East Monitor, 12.02.2021). Bu, Dibeybe’nin seçilmesinden bir haftadan fazla bir süre sonra gerçekleşti ki bu da İngiltere’nin şaşkınlığını göstermektedir...
2- Johnson’ın, Ürdün’ün BM Güvenlik Konseyi’ne Libya’ya yönelik silah ihracatı ambargosunun kaldırılması yönündeki önerisine ilişkin yorumunda: (İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, Madrid ziyareti sırasında şunları söyledi: "Sorun şu ki Libya’da etkili ve topraklarını kontrol eden bir hükümet yok. Uluslararası toplumun etkili bir şekilde destekleyebileceği bir Libya ordusu yok." Hammond şunları ekledi: "İlk şart bir ulusal birlik hükümetinin kurulması olmalıdır, ardından uluslararası toplum acilen o hükümet etrafında kenetlenmeli ve militanların oluşturduğu terörle başa çıkma araçlarına sahip olmasını sağlamalıdır." Sky News Arabic, 20.02.2021). Hammond’un sözlerinden anlaşılıyor ki İngiltere, bir Başkanlık Konseyi Başkanı ve bir Ulusal Birlik Hükümeti Başkanı’nın seçilmesiyle sonuçlanan Amerikan planlarının içinde değildi... Bu da başka bir şaşkınlıktır!
3- Şu an için Libya’da Amerika’yı aşma konusundaki acziyetini hissettikten sonra Amerika’ya ayak uydurması. Bu nedenle, Amerika’nın liderliğini üstlendiği siyasi süreci destekleyen büyük akımın ve Amerika’nın uygulama konusundaki acelesinin ortasında, (ABD Büyükelçisi Richard Norland, Twitter üzerinden yaptığı bir paylaşımda, Temsilciler Meclisi’nin yeni geçici hükümete güvenoyu vermesinin "görevine başlayabilmesi için acilen talep edildiğini" belirterek, "Libyalı liderler tarafından elektrik sektörü ve diğer kilit alanlardaki gerekli reformları finanse etmek için acil önlemler alınmasına ihtiyaç olduğunu" ifade etti. Asharq Al-Awsat, 07.03.2021). Aynı kaynağa göre İngiliz Büyükelçisi bu akımın ortasında Amerikan açıklaması doğrultusunda paylaşım yapmak zorunda kaldı: (İngiltere’nin Libya Büyükelçisi Nicholas Hopton, Dibeybe hükümeti için güvenoyu oturumu yapılması talebinde bulunanlar listesine katıldı ve önceki akşam Twitter üzerinden yaptığı kısa açıklamada, Cenevre’deki Libya Siyasi Diyalog Forumu sonuçlarına güvenoyu vermek ve Libya’yı daha iyi bir geleceğe giden yolda desteklemek için Temsilciler Meclisi oturumunun yakında toplanmasının önemli olduğunu söyledi).
4- Tüm bunlardan anlaşılıyor ki İngiltere, Amerikan diplomasisinin ve BM Temsilcisi Williams’ın kaydettiği ilerleme karşısında büyük bir zor durumda kalmıştır. Akıntıya kapılmaktan başka çaresi kalmadığı için Trablus’taki takipçilerine, yetkiyi sorunsuz bir şekilde Dibeybe hükümetine devretmeleri talimatını vermiştir. Bu durum, İngiltere’nin Libya’da ne Fas’taki Bouznika müzakereleriyle ne de oylamayı engelleme çabalarıyla telafi edemediği bir siyasi yenilgisidir. BM Temsilcisi Stephanie Williams’ın "yozlaşmış siyasi para" olarak adlandırdığı durum hakkında şöyle demiştir: ("Diyalog katılımcılarına para vermeye çalışanlar engelleyici olarak sınıflandırılacak, ayrıca rüşvet ödenmesi ve oy satın alınmasıyla ilgili bilgilere yönelik soruşturma açılacaktır." Williams, "yozlaşmış siyasi paranın müdahalesine ilişkin bir etik kurallar dizisi olduğunu" belirtti... Asharq Al-Awsat, 17.11.2020). Bu yozlaşmış para şüpheleri, Birleşik Arap Emirlikleri’nin rolüne ve Libya Diyalog Forumu üyelerinin seçimini etkileme girişimlerine bir işarettir (Al Jazeera Net, 16.11.2020).
Üçüncüsü: Amerika’nın Libya halısını İngiltere’nin ayaklarının altından çekmeyi nasıl başardığına gelince, bu ancak şu gerçekler ışığında anlaşılabilir:
1- Libya içindeki nüfuz: 2011 yılında İngiltere’nin ajanı Kaddafi’nin son bulmasıyla Amerika’nın önündeki engeller kalkmış ve Libya’da nüfuz sahibi olmaya başlamıştır. Bu nüfuz giderek büyümüş, Amerika’nın ajanı Hafter’in Libya’nın doğusunu kontrol etmesi, Amerika’nın Libya’nın yarısına sahip olduğunun bir işareti olmuştur. Ardından Trump yönetimindeki Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, 2019 yılında Hafter’in Trablus’a saldırısına izin vermiş, bu saldırı Hafter ile yaptığı görüşme sırasında ABD Başkanı tarafından da desteklenmiştir. Amerika, o tarihte İngiltere tarafından Hafter’in Trablus kampanyasını durdurmak için sunulan karar tasarısını reddettiğini açıklamıştır. Ancak bu kampanya başarısız oldu ve Hafter Trablus’tan uzaklaştırıldı. Eğer Trablus hükümetine desteğini açıklayan Türkiye, Hafter’in stratejik kaleleri olan ve Serrac hükümetinin eline geçmesi durumunda Hafter’in düşeceği Sirte ve Cufra’ya yönelik saldırıya verdiği desteği durdurmasaydı Hafter neredeyse düşecekti. Türkiye, Serrac’dan bunu durdurmasını ve müzakere etmesini istedi...
Amerika, Serrac hükümetini iki seçenek arasında bırakmak istiyordu: Birincisi, onu Türk desteğine rehin bırakarak Erdoğan’ın kucağına itmek ve böylece Türkiye aracılığıyla üzerindeki Avrupa prangalarını çözmek. İkincisi, Türkiye’nin Trablus ve Misrata’daki gücün omurgasını oluşturan "ılımlı İslami" gruplara nüfuz etmesini sağlayarak Suriye senaryosunu onlara uygulamak ve bu milisleri kendisine bağlı, emirlerini yerine getiren yapılar haline getirmekti. Bu durum, Serrac hükümetinin gücünün bu sert çekirdeğinin özünü boşaltacak ve böylece İngiltere’nin bu gruptan yararlanmasını engelleyecekti, zira bu grupların kalbi Erdoğan tutkusuyla dolup taşmıştı! Görünen o ki Amerika için her iki durum da tamamen olmasa da makul bir şekilde gerçekleşti. BM Temsilcisi Williams’ın belediye başkanları, gençlik ve askeri kurumlarla yaptığı kolay temaslar da buna işaret etmektedir; o günlerde Amerika’ya bağlı doğu Libya ile İngiltere’ye bağlı batı Libya arasında bir fark gözetilmiyordu. Yani Amerika’nın siyasi süreçte liderliği ele alma çabaları daha az engelle karşılaştı, çünkü Türkiye batı Libya’da onun için daha fazla zemin hazırlıyordu. Sonuç olarak, Amerika’nın Libya’daki nüfuzu batıdaki sızma pahasına artarken, İngiltere ve Avrupa’nın nüfuzu batı bölgesinde bile azalıyordu.
Şimdi Amerika, yeni bir Başkanlık Konseyi ve yeni bir hükümetten oluşan yeni bir liderlik kadrosunu mezun ederek istediğini elde etmiştir. Bu nedenle, siyasi başarısı devam ederse Hafter’e olan ihtiyacı kalmayabilir ve sadece politikacıların emirlerini yerine getirmesini sağlamak için bir baskı aracı olarak kullanacağı kadar ona dayanabilir. Hafter, yeni geçici hükümette Savunma Bakanı veya Genelkurmay Başkanı olmayı arzularken ona herhangi bir görev verilmemiş olması da belki sonunun yaklaştığını gösterir; nitekim yeni hükümet başkanı savunma makamını kendi bünyesinde tutarken, Başkanlık Konseyi de Başkomutanlık makamını uhdesinde tuttu.
2- Amerika’daki yönetim değişikliği: Biden yönetiminin gelişi ve Trump yönetiminin yenilgisi, Amerika’nın Libya halısını İngiltere’nin ayaklarının altından çekme sürecini hızlandırmada muazzam bir etki yarattı. Biden yönetimi, Trump yönetiminin Libya içinde ektiklerinin meyvelerini toplamış olsa da, Amerika’daki yönetim değişikliği Libya’daki dönüşümleri hızlandırmada belirleyici oldu. Libya Diyalog Forumu’nun Başkanlık Konseyi ve Ulusal Birlik Hükümeti başkanlarını seçmesi, Biden’ın Washington’da göreve başlamasından yaklaşık iki hafta sonra, Libya hükümetinin kurulması ise yaklaşık iki ay sonra gerçekleşti. Amerikan yönetimindeki değişikliğin etkisi şu şekilde oldu:
A- Müttefiklere dönüş ve onları Çin ve Rusya’ya karşı seferber etme:
Biden yönetimi, Trump yönetiminin gerginliklerinden sonra Avrupalı müttefiklerine geri döndüğünü ilan etti: (Biden, Dışişleri Bakanlığı karargahında yardımcısı Kamala Harris ile birlikte yaptığı kısa konuşmada, "Amerika geri döndü ve diplomasi geri döndü" dedi. Sputnik Rusya, 04.02.2021). Biden’ın "Amerika geri döndü" sloganı, Trump’ın "Önce Amerika" sloganının yerini aldı. ABD Dışişleri Bakanı da Brüksel’de bunu tekrarlayarak şöyle dedi: (Buraya merkezi bir görevle gelmek istedik: NATO’ya, ittifaklarımıza, Avrupa Birliği ile olan ortaklığımıza ve temel müttefiklerimize olan bağlılığımızı yeniden teyit etmek... Tekrar ediyorum: Amerika, ittifaklarına ve ortaklıklarına olan bağlılığıyla geri döndü. Euronews Türkçe, 26.03.2021). Amerika, Avrupalı müttefiklerine onları Çin’e ve Rusya’ya karşı seferber etmek için geri dönüyor ve bunun Libya krizi üzerinde büyük yansımaları var. Amerika’nın Libya krizine yönelik siyasi çözümü, onları Çin ve Rusya’ya karşı yanına alma gibi daha büyük bir hedef karşılığında Avrupalılara bir miktar nüfuz bırakacaktır. Amerikan açıklamaları da bunu söylemektedir: (ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İtalyan mevkidaşı Luigi Di Maio ile bugün Salı günü Brüksel’de yapılan NATO dışişleri bakanları toplantısı sırasında Çin, Afganistan ve Libya dosyalarını görüştü. Görüşmenin sonunda ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, "iki tarafın Çin’in temsil ettiği sorunlar, Afganistan’daki NATO’nun geleceği ve Libya’daki siyasi reformları desteklemenin en etkili yolları hakkında görüş alışverişinde bulunduğunu" belirtti. Sözcüye göre, iki ülkenin savunma bakanları küresel sorunlar üzerinde Washington ve Roma arasındaki çalışmalara devam etme konusunda anlaştılar ve "ABD ile Avrupa Birliği arasında daha yakın bir işbirliğinin" geliştirilmesine desteklerini ifade ettiler. RT, 23.03.2021).
Tüm bunlarla birlikte, Amerika’daki yönetim değişikliğinin Libya’daki siyasi dönüşümün Amerika lehine hızlanmasında belirleyici bir neden olduğu açıkça görülmektedir...
B- "Brexit" sonrası Avrupa’nın İngiltere ile ilişkilerinin bozulması: İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden bir anlaşma ile çıkması için yürütülen zorlu müzakereler, İngiltere ile Avrupa ülkeleri arasında nifak tohumlarının ekilmesine neden oldu. İngiliz bencilliği bu müzakereler sırasında kaba bir şekilde ortaya çıktı ve ceza ile yaptırıma yakın bir Avrupa inadına yol açtı. İkisi arasındaki nifak, Brexit sonrası ilişkilerin en belirgin özelliği haline geldi. Bu durum, İngiltere’nin Doğu Akdeniz’de Fransa ve Avrupa’ya meydan okuyan Türkiye’ye yönelik sempatisinde ve İngiliz "AstraZeneca" koronavirüs aşısı krizinde daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Bu durum, İngiltere’nin AB ülkeleriyle ilişkilerini krize ve gerginliğe yakın bir duruma taşıdı. Bu nedenle Fransa ve Almanya dışişleri bakanları, Ulusal Birlik Hükümeti’nin kurulmasının ardından Libya’yı ziyaret ederken yanlarına Brexit öncesi uluslararası Avrupa hareketlerinde gelenek olduğu üzere İngiltere dışişleri bakanını değil, İtalya dışişleri bakanını aldılar. Bu, İngiltere’nin AB ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin, AB’yi Libya’daki çözüm yolunda Amerika ile uyumlu hareket etmeye ittiği, böylece İngiltere ile Avrupa koordinasyonunun ortadan kalktığı anlamına gelmektedir. Avrupa, Amerikan hareketleri karşısında Libya’da bir set oluşturmak için İngiltere’nin yanında yer almadı; bu da sonuçta İngiltere’nin büyük Amerikan akımı karşısında kendisini yalnız bulmasına, Amerikan dalgası önünde eğilmesine ve ajanlarından Trablus’taki yetkiyi devretmelerini istemesine yol açtı.
Dördüncüsü: Buradan anlaşılıyor ki Amerika, Afrika’nın petrol bakımından en zengin ülkesi sayılan bir İslam ülkesi üzerindeki Avrupalılarla olan mücadelesinde mevcut turu kazanmıştır. Amerika’nın buradaki yatırımları kazanmak ve servetlerini yağmalamak için iştahı kabarmaktadır. Daha önce Hafter’i, Nisan 2019’da Trablus’u ele geçirme girişiminde başarılı olup iktidarı ele geçirmesi durumunda kendisine petrol akışını garanti edeceği umuduyla desteklediğini açıklamıştı. Eski Başkanı Trump, Hafter ile yaptığı ve 19.04.2019’da duyurulan telefon görüşmesinde bunu açıkça belirtmişti: (Trump, Hafter’in terörle mücadele ve petrolün güvenliğini sağlamadaki "temel" rolünü vurguladı... Deutsche Welle, 19.04.2019). Ardından adımları, Başkanlık Konseyi ve Başbakan üzerinde hakimiyet kurana kadar devam etti... Bununla birlikte, öngörülebilir gelecekte Amerikan-Avrupa çatışması durmaksızın devam edecektir; zira İngiltere’nin eski bir siyasi çevresi, Fransa ve İtalya gibi diğer Avrupa ülkelerinin ise yatırımcı şirketler vasıtasıyla çıkarları ve varlığı bulunmaktadır...
Bu İslam beldesinin, diğer İslam beldeleri gibi, sömürgecilerin nüfuz kurmak ve servetlerini yağmalamak için çatıştığı bir alan olması ne kadar acıdır! Müslüman beldelerindeki yöneticilerin şu ya da bu sömürgeciye bağlı olduğu ve bu aşağılık bağlılıktan kurtulmayı düşünmedikleri bir zamanda bu durum can yakıcıdır! Ümmetin, özellikle de ihlaslı evlatlarının görevi, siyasi çalışmanın öncüsü olmak, bu yöneticileri değiştirmek, onları destekleyen yabancı devletleri devirmek, Allah’ın şeriatını uygulayan, onu dünyaya taşıyan, servetleri sahiplerine iade eden ve ümmetin evlatları arasında paylaştırarak içinde ne bir fakir ne de bir muhtaç bırakan devleti kurmak için tüm güçlerini sarf etmektir... O devlet, Allah Subhânehu ve Teâlâ’nın vaat ettiği:
وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْأَرْضِ كَمَا اسْتَخْلِفَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ
"Allah, içinizden iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağını vaat etti." (Nûr [24]: 55)
Nübüvvet metodu üzere olan Râşidî Hilafet Devleti’dir. Rasulullah ﷺ içinde yaşadığımız bu ceberut saltanattan sonra onu şu sözleriyle müjdelemiştir:
ثُمَّ تَكُونُ مُلْكاً جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ ثُمَّ سَكَتَ
"Daha sonra ceberut bir saltanat olacaktır. O da Allah’ın dilediği kadar devam edecektir. Ardından Allah dilediğinde onu da kaldıracaktır. Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır. Sonra sustu." (Ahmed, Nu’man b. Beşir’den rivayet etti)
25 Şaban 1442 H. 07.04.2021 M.