Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Soru Cevap: Gambiya’daki Siyasi Durum

January 31, 2017
3909

Soru:

Parti'nin, diğer Müslüman meselelerine gösterdiği hassasiyeti Afrika'daki Müslümanların meselelerine de göstermesini bekliyoruz. Diğer bölgelerde bir olay olduğunda hemen bir iki gün içinde açıklama yapılıyor... Ancak örneğin Gambiya'da olaylar yaklaşık iki aydır sürmesine rağmen bugüne kadar bir açıklama çıkmadı. Neler olup bittiğinin açıklanmasını rica ediyoruz. Ayrıca, Batı Afrika ülkelerinin yeni başkan Adama Barrow'a olan bu desteği neden? Eski başkanın iktidarı bırakması için neden bu kadar güçlü bir baskı uyguluyorlar? Jammeh'in Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çekilmesinin veya Gambiya'nın ismini "Gambiya İslam Cumhuriyeti" olarak değiştirmesinin bunlarla bir ilgisi var mı? Özellikle yeni başkanın 28.01.2017 tarihinde başkent Banjul'da düzenlediği basın toplantısında şunları söylemesi dikkat çekici: ("Vaadini yerine getireceğini ve eski başkan Yahya Jammeh'in ülkesini Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çekme kararını iptal edeceğini" belirtti... Ayrıca "anayasal reformlar çerçevesinde devletin adını Gambiya İslam Cumhuriyeti'nden Gambiya Cumhuriyeti'ne çevirme" niyetini açıkladı.) (Al Jazeera, 29.01.2017).

Cevap:

Hizb-ut Tahrir, ideolojisi İslam olan siyasi bir partidir; dolayısıyla tüm Müslümanların meseleleri onun meseleleridir. Öncelikleri gözeterek bir meselede hemen açıklama yapıp diğerini ertelemesi, ona önem vermediği anlamına gelmez. Umarım bu konu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıktır; zira partinin fikri ve metodundaki yürüyüşü buna şahittir. Allah yardımcımız olsun. Şimdi soruyu cevaplayalım, başarı Allah’tandır:

Cevap, İslam'ın girişinden bu yana Gambiya'nın siyasi gerçekliğini ve ardından üzerindeki uluslararası çatışmayı şu şekilde incelemeyi gerektirmektedir:

1- Gambiya bir İslam beldesidir; halkı İslam’a girmiştir ve Müslümanlar, nüfusu yaklaşık iki milyon olan ülkenin %95'ini oluşturmaktadır. Gambiya İngiltere tarafından sömürgeleştirilmiş, 1965 yılında bağımsızlık verilmiş ve İngiliz Milletler Topluluğu'na (Commonwealth) dahil edilmiştir... İngiliz Kraliyeti'ne bağlı monarşik bir sistem altında Dawda Jawara Başbakan olarak atanmıştır. Ardından, ABD’nin Avrupa sömürgeciliğine tabi Afrika ülkelerine, özellikle de monarşiyle yönetilenlere yönelik saldırıları karşısında, 1970 yılında cumhuriyet ilan ettirilerek ilk cumhurbaşkanı yapılmıştır. İngiltere buna benzer bir şeyi Libya’da da yapmıştır; monarşi döneminde Amerika Libya üzerindeki saldırılarını yoğunlaştırdığında, 1969 yılında henüz 26 yaşında olan Kaddafi gibi meçhul bir subaya, İngiliz ajanı olan Kral'a karşı beyaz bir darbe yaptırmış ve Amerika’nın monarşiye karşı darbe girişimlerinin önünü kesmek için cumhuriyet ilan ettirmiştir. Dolayısıyla İngiltere için yönetim şeklinin değişmesi önemli değildir; önemli olan, kendi nüfuzunu ve sömürgeciliğini garanti altına alan içeriğin korunmasıdır.

2- Gambiya geçen yüzyılın sonunda artan Amerikan baskıları ve saldırıları altına girdiğinde, İngiltere yine meçhul bir askeri subay olan ve henüz 29 yaşındaki Yahya Jammeh’i getirmiştir. Ülkedeki İngiliz nüfuzunu korumak amacıyla, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan ajanı Dawda Jawara’ya karşı 22.07.1994 tarihinde beyaz bir darbe yaptırmıştır. O dönemde Kaddafi yönetimindeki Libya, Gambiya askerlerini eğitiyordu; zira İngiltere, Afrika'daki ajanlarını korumak için ajanı Kaddafi’yi kullanıyordu. Kaddafi nasıl ki sömürgecilik karşıtı özgürlükçü açıklamalarla başlayıp buna bazı İslami ve Arapçı kelimeler karıştırırken aslında İngiltere’nin planlarını uyguluyor ve İslam’ı uygulamaktan uzak duruyorduysa, Yahya Jammeh’in uygulamaları da öyleydi. Jammeh, 2013 yılında Gambiya'nın İngiliz Milletler Topluluğu üyeliğinden çekildiğini ilan etmiş, bu topluluğu "yeni sömürgeciliğin pekiştirilmesi" ve "Batılı hegemonya planlarını tüm gelişmekte olan dünyada uygulama aracı" olarak nitelendirmişti. İngilizceyi resmi dil olmaktan çıkarıp Arapçayı resmi dil yapmış ve şöyle demişti: "300 yıllık sömürgecilik boyunca İngiltere bize sadece 'God Save the Queen' (Tanrı Kraliçeyi Korusun) şarkısını söylemeyi öğretti." 2015 yılında ise Gambiya'yı bir İslam devleti ilan etti. 11.12.2015 tarihinde devlet televizyonunda yaptığı konuşmada, "dini kimlik ve değerlerle uyumlu olarak Gambiya'yı İslam devleti ilan ettiğini... Müslümanların çoğunlukta olması nedeniyle sömürge mirasını sürdüremeyeceklerini" söyledi. Oysa anayasası, ülkeyi yüzlerce yıl sömüren İngiliz işgalcilerin kurduğu laik sisteme dayanıyordu. Böylece adı Gambiya İslam Cumhuriyeti oldu. Ancak bu değişim sadece isimde kaldı; içerikte veya İslam’ın fiilen uygulanmasında bir değişiklik olmadı. Tıpkı komşu Moritanya gibi; adı Moritanya İslam Cumhuriyeti'dir ancak İslam’ı uygulamaz, aksine Avrupa sömürgeciliğine tabidir. Yahya Jammeh’in bu adımı, yönetimine yönelik eleştiriler ve Amerika’nın onu devirme girişimleri karşısında iktidarını sağlamlaştırma ve halk desteği kazanma çabasıydı. İnsanların İslam’a olan sevgisinin bir kanıtı olarak Gambiya halkı, çocuklarını kimliksiz ve sömürgeciye bağımlı nesiller yetiştiren batılılaştırıcı okullar olarak gördükleri İngiliz okullarına göndermeye karşı çıkmış; eğitimin Arapça olmasını ve müfredata İslami terbiye derslerinin girmesini şart koşmuşlardı. Tüm bunlara rağmen İngiltere’nin nüfuzu sarsılmamış, dizginleri bizzat veya ülkedeki ajanları aracılığıyla perde arkasından elinde tutmaya devam etmiştir. İngiltere, İslam isminin cumhuriyete eklenmesinde, anlamdan yoksun bir lafız olarak kaldığı ve İslam uygulanmadığı sürece, ayrıca ajanı olan Jammeh'in Amerikan baskısı karşısındaki popülaritesini koruduğu müddetçe bir sakınca görmemiştir.

3- 30.12.2014 tarihinde Yahya Jammeh’e karşı bir darbe girişimi gerçekleşti; Jammeh ülke dışındayken başkanlık sarayına saldırarak onu devirmeyi umdular. Bu girişimin arkasında Amerika vardı; zira beynin ABD’nin Teksas eyaletinde yaşayan iş adamı "Cherno Njie" olduğu ve yanında ABD’de yaşayan üç kişinin daha bulunduğu ortaya çıktı. Darbe başarısız olduktan sonra bu dört kişi ABD’de hafif cezalarla yargılandı. Cherno Njie’ye sadece bir yıl hapis cezası verildi. Zira ABD Adalet Bakanı Andrew Luger’in dediği gibi: "Bu dört adam, ülkemizin dış politikasını ve Amerika içinde ve dışındaki tüm Amerikalıları korumak için var olan yasaları ihlal etmişlerdir." (Reuters, 13.05.2016). Amerika, sanki olaydan haberi yokmuş gibi gerçeği örtbas etmek için kendi Gambiya asıllı vatandaşlarını yargıladı. Eğer darbe başarılı olsaydı onu destekleyecekti, ancak başarısız olduğu için bu kişileri hafif cezalarla yargılayarak bu tiyatro operasyonunu gerçekleştirdi.

4- Böylece Batı Afrika bölgesinde, tıpkı diğer bölgelerde olduğu gibi, Avrupa (ve özellikle İngiliz) nüfuzuna yönelik Amerikan saldırıları artmaktadır. Bahaneleri ise şu veya bu devletin insan hakları konusundaki kötü siciliydi; oysa gerçekte insan haklarına hiç değer vermezler! Amerika bu bahaneyi Gambiya'da Yahya Jammeh üzerinde yoğunlaştırarak onu değiştirmek ve İngiliz nüfuzunun yerine kendi nüfuzunu sokmak istedi. Bu saldırı o kadar şiddetliydi ki, Avrupa Amerika’nın önünü kesmek için bu dalgaya uyum sağlamak zorunda kaldı... Avrupa Birliği, aynı bahaneyle (insan hakları sicilinin kötülüğü) Gambiya'ya yardımlarını geçici olarak askıya aldı. İngiltere ise Amerika’nın karşı duramayacağı bir şekilde ajan değişikliği yapmak istedi; çünkü bu değişim "demokrasi" adına yapılıyordu. Demokrasi, Batılı devletlerin birbirlerinden nüfuz çalmak için kullandıkları veya müdahale bahanesi yaptıkları bir araçtır. Gambiya anayasasının her beş yılda bir seçim yapılmasını öngördüğünü, Dawda Jawara’nın ve Gambiya siyasetine hakim olan partisi Halkın İlerleme Partisi’nin her zaman seçimleri kazandığını, yani Gambiya'daki siyasi çevrenin İngiliz yanlısı olduğunu belirtmek gerekir. Aynı durum 22 yıl boyunca Yahya Jammeh döneminde de devam etti ve o da her zaman zaferini ilan etti. Geçen yılın sonunda, 02.12.2016 tarihinde yapılan başkanlık seçimlerinde de benzer bir süreç yaşandı. İngiltere’nin Londra şehrinde mağazalarda güvenlik görevlisi olarak çalışmış olan rakibi Adama Barrow’un kazandığı ilan edildi. Barrow, 2006 yılında Gambiya'ya dönmüş, bir emlak şirketi kurmuş ve hala onu yönetmektedir. Yani o, başından sonuna kadar İngilizlerle bağlantılıdır.

5- Yahya Jammeh önce yenilgiyi kabul ederek devlet televizyonunda "Gambiyalılar çekilmeme karar verdi ve ülkeyi yönetmesi için başka birine oy verdi" dedi ve rakibini telefonla arayarak "Sen Gambiya'nın seçilmiş başkanısın, sana başarılar ve en iyisini dilerim" dedi. Ancak nihai sayım inceleme heyeti, adaylar arasındaki farkın 60 binden 20 binin altına düştüğünü açıklayınca bu kararından geri döndü. "Bazılarının oy kullanamadığından ve yanlış bilgilerin başkalarının oy kullanmasını engellediğinden" bahsetti ve şunları söyledi: "Sandıklara geri döneceğiz çünkü her Gambiyalının tarafsız, bağımsız, hiçbir dış etki altında olmayan bir komisyonun otoritesi altında oy kullandığından emin olmak istiyorum." Sanki geri çekilmesi ve başkanlık koltuğunu yeni ajana bırakması konusunda bir anlaşma vardı ancak o, İngiltere’yi görev süresini birkaç yıl daha uzatmaya ikna edebileceğini sandı! Fakat Avrupalılar, özellikle İngiltere, Amerika’nın ülkeye musallat olup onu İngiltere’nin elinden almasından korktuğu için Jammeh'in artık kalmasının mümkün olmadığını gördü. Özellikle Amerika, Dışişleri Sözcüsü Mark Toner aracılığıyla 10.12.2016 tarihinde Jammeh'in seçim sonuçlarını reddetmesini kınamıştı. Amerikalı sözcü şöyle dedi: "Jammeh'in tutumu, Gambiya halkının ülkesine olan güveninin kınanması gereken bir ihlalidir; Gambiya halkının güvenilir bir seçim sürecine olan inancını sarsmaya yönelik bariz bir girişimdir ve Jammeh'in amacı gayrimeşru bir şekilde iktidarda kalmaktır." Bu, Amerika’nın müdahalesi için güçlü bir bahaneydi. Bu yüzden İngiltere Jammeh'in kalmasını reddetti ve konuyu, Avrupa'nın (özellikle bölgede nüfuz sahibi olan İngiltere ve Fransa'nın) ajanları olan Batı Afrika ülkeleri birliği (ECOWAS) üzerinden müdahale kararı alarak çözdü. BMGK geçici üyesi Senegal, 19.01.2017 tarihinde konseyin Avrupalı daimi üyeleri İngiltere ve Fransa'nın desteğiyle müdahale imkanı tanıyan bir karar tasarısı sundu. Yahya Jammeh rejimine muhalefete liderlik eden ve müdahale yolları arayan Amerika ise buna "hayır" diyemezdi. Böylece Güvenlik Konseyi, 19 Ocak 2017 Perşembe günü karar tasarısını oybirliğiyle onayladı. Konsey, "Batı Afrika ülkeleri grubuna, Gambiya halkının iradesine saygı duyulmasını sağlama taahhüdünde, öncelikle siyasi yollarla tam destek verdiğini" ifade etti. Yani siyasi yollar başarısız olduğunda siyasi olmayan (askeri) yollara başvurulabileceği kabul edildi.

6- Böylece mesele karara bağlandı... 15.12.2016'dan beri Senegal'de bulunan Adama Barrow, 19.01.2017 tarihinde Senegal'deki büyükelçilikte yemin etti... Senegal, Nijerya ve Gana, Gambiya sınırına kara birlikleri gönderdi ve aynı zamanda Jammeh'i istifaya ve ülkeyi terk etmeye ikna etmek için arabuluculuk faaliyetleri yürüttü. Batı Afrika ülkeleri Yahya Jammeh'e istifa edip ülkeyi terk etmesi için 20.01.2017 Cuma günü öğle vaktine kadar süre tanıdı. Bu ülkelerin liderleri, bölge askeri güçleri tarafından devrilmeden önce iktidarı barışçıl bir şekilde devretmesi için Jammeh'e son şansı vermek üzere başkent Banjul'a geldiler... Aynı gün (20.01.2017) Gambiya ordusu komutanı, "yeni başkan Adama Barrow'u başkomutan olarak tanıdığını ve Jammeh'i devirmeye hazırlanan bölgesel güçle savaşmayacağını" duyurdu... Bunun üzerine Yahya Jammeh, ne içerde ne de dışarda kendini savunacak bir gücü kalmadığı için 21.01.2017 tarihinde istifa etme ve ülkeyi terk etme kararı almak zorunda kaldı. Ardından Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve ECOWAS, Jammeh'in istifasını ve ülkeden ayrılışını ilan etmesiyle Gambiya'daki askeri operasyonun durdurulduğunu ve Jammeh'e ülkesine dönme hakkının garanti edildiğini duyurdu. Ekvator Ginesi hükümet sözcüsü Eugenio Nze, 24.01.2017 tarihinde ülkesinin Jammeh'e siyasi sığınma hakkı tanıdığını doğruladı (AFP, 25.01.2017). Böylece Gambiya'da altı hafta süren siyasi kriz sona erdi ve Avrupa nüfuzunu korumak adına bir ajanın diğeriyle değiştirilmesiyle Yahya Jammeh'in 22 yıllık iktidar perdesi kapandı.

7- Özetle; Gambiya'daki değişim Jammeh Uluslararası Ceza Mahkemesi'nden çekildiği için olmadı; zira aralarında ABD'nin de bulunduğu birçok devlet bu mahkemeye üye değildir... Yine Jammeh devletin ismine "İslam" kelimesini eklediği için de olmadı; çünkü dünyada bu ismi taşıyan pek çok devlet var. Batı'yı asıl korkutan şey, İslam'ın bir İslam devletinde uygulanmasıdır; anlamdan yoksun salt lafızlar onları korkutmaz... Değişim tamamen uluslararası çatışma kapsamındadır. Amerika, fırsat bulduğu her an Afrika sömürgelerinde Avrupalıların peşini bırakmıyor ve onları oradan çıkarmaya çalışıyor. Gambiya'da da insan hakları ihlalleri bahanesiyle bu fırsatı bulmuş gibi göründü. Bunun üzerine Avrupa (İngiltere), bu dalgaya kendisi binerek ajanı bir başka ajanla değiştirmeyi, böylece Amerika'nın önünü kesmeyi ve en azından bir süreliğine Gambiya'daki İngiliz nüfuzunun devamını sağlamayı uygun gördü.

Gambiya halkı da diğer Müslümanlar gibi İslam’ın yönetimine özlem duymakta ve kendilerini sömürge boyunduruğundan ve küfür yönetiminden kurtaracak olanı beklemektedir. Bu, gücü yeten her Müslüman'ın; Rasulullah ﷺ'in daveti taşıdığı ve ashabının (R.anhum) onun yolundan yürüdüğü gibi daveti taşıma ve ardından Râşidî Hilafeti kurma sorumluluğudur. Ta ki yaşayan, açık bir delille yaşasın, helak olan da açık bir delille helak olsun:

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

"O gün müminler, Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O dilediğine yardım eder. O, Azîz'dir, Rahîm'dir." (Rûm [30]: 4-5)

3 Cemaziyelevvel 1438 H.
31.01.2017 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın