Home About Articles Ask the Sheikh
Hukuk

Soru Cevap: Küçük ve Büyük Günahlar Hakkında

September 02, 2014
4500

** (Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebû’r Raşte’nin Facebook Sayfası "Fıkhî" Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi)**

Ebû Abdullah Halef'in Küçük ve Büyük Günahlar Hakkındaki Sorusuna Cevap

Soru:

Es-selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh,

Değerli Şeyhimiz, Şahsiyet kitabının 1. cildinin 46. sayfasında geçen şu ifade hakkında bir sorum var: "Müslümanlardan, büyük günahları (kebair) ve kötülükleri (seyyiat); küçük günahlarına (sağair) ve iyiliklerine (hasanat) ağır basanlardan Allah Teâlâ’nın dilediği kimseler cehenneme girer." Buradaki "küçük günahlar" ile kastedilen nedir? Eğer küçük günahlar kastediliyorsa, neden iyiliklerle birlikte zikredilmiştir? Bilginize; bölgemizde Partinin (Hizb-ut Tahrir) bir çalışması olmadığı için üye değilim.

Cevap:

Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakatuh...

Sağair (küçük günahlar), hafif cezası olan günahlardır; kebair (büyük günahlar) ise ağır cezası olan günahlardır... Örneğin:

Yalan söylemek haramdır... Ancak çocuğuna: "Gel, sana elimdeki şeyi vereyim" dersen ve çocuk geldiğinde elinde ona verecek bir şey yoksa yalan söylemiş olursun. Bu bir günahtır ancak etkisi hafiftir, dolayısıyla küçük günahlardandır. Ahmed b. Hanbel, Ebû Hüreyre'den Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

مَنْ قَالَ لِصَبِيٍّ: تَعَالَ هَاكَ، ثُمَّ لَمْ يُعْطِهِ فَهِيَ كَذْبَةٌ

"Kim bir çocuğa 'Gel al (şunu)' der de sonra ona bir şey vermezse, bu bir yalandır." (Müsned-i Ahmed)

Ancak, bir ordu komutanı seni dağın arkasındaki düşmanı keşfetmen için gönderse, sen de gelip "dağın arkasında düşman yok" desen, oysa düşman gerçekten dağın arkasında olsa; yalan söylemiş olursun ve bu bir günahtır. Lakin bunun etkisi büyük, günahı azim ve cezası büyüktür. Bu yüzden büyük günahlardan sayılır... Örnekler çoğaltılabilir.

Küçük günahların neden iyiliklerle birlikte zikredildiğine gelince; bu, onların iyiliklerle aynı kefede olduğu anlamında değildir. Bilakis bu, Arapçada mukabele (karşılıklılık) adı verilen bir üsluptur. Bu üslupta iki sınıf zikredilir ve ardından gelen diğer iki sınıftan üçüncüsü birinciyle, dördüncüsü ise ikinciyle karşılık bulur. Örneğin Allah Subhânehu şöyle buyurmaktadır:

وَإِنَّا أَوْ إِيَّاكُمْ لَعَلَى هُدًى أَوْ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

"Şüphesiz ya biz veya siz, ya doğru yol üzerindeyiz yahut apaçık bir sapıklık içindeyiz." (Sebe [34]: 24)

Buradaki dizilim şöyledir: وَإِنَّا ifadesi لَعَلَى هُدًى ifadesine karşılık gelir, إِيَّاكُمْ ifadesi ise فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ ifadesine karşılık gelir. Bu, "biz veya siz" ifadelerinin aynı kefede olduğu veya "hidayet ile apaçık sapıklığın" aynı kefede olduğu anlamına gelmez. Bilakis dediğimiz gibi; birinci üçüncünün, ikinci de dördüncünün karşılığıdır.

İşte "Büyük günahları ve kötülükleri; küçük günahlarına ve iyiliklerine ağır basanlar..." cümlesindeki mukabele üslubunun anlamı da şöyledir: Büyük günahları küçük günahlarına ağır basanlar... Ve kötülükleri iyiliklerine ağır basanlar. Yoksa küçük günahlar ile iyilikler aynı kefede ve benzer şeyler değildir. Bunu teyit etmek için "على" (üzerine/karşı) cer harfi, hem küçük günahlardan hem de iyiliklerden önce tekrarlanmıştır ki bunların iki farklı sınıf olduğu anlaşılsın. Sadece "vav" atıf harfiyle yetinip "küçük günahlarına ve iyiliklerine" dememiş; karışıklığı gidermek için "küçük günahlarına ve (ayrıca) iyiliklerine" demiştir.

Sorunun sonunda belirttiğin "Bölgemizde Partinin bir çalışması olmadığı için üye değilim" ifadesine gelince; eğer davet ettiğimiz bu hayrı taşımayı istersen, arzu ettiğin takdirde sana yardımcı olabiliriz...

Son olarak, sana selamlarımı iletir ve senin için hayır dualar ederim.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû’r Raşte

Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki

Emir'in web sitesindeki cevap linki

Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın