(Hizb-ut Tahrir Emiri Celil Âlim Atâ b. Halil Ebū el-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî")
Soru-Cevap
Abu Loay'a
Soru:
Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,
Şer’i hükümlerin istidlalinde kullanılan "sayıda mefhumu’l muhalefe" (sayı mefhumu) konusuyla ilgili olarak; bunun belirli şartlarla amel edildiği sabit olmuştur. Bu şartlar; sayının bir kayıt olması, sayıdan önceki hükmün sayıdan sonrakinden nefyedilmesi, bunun zihinsel bir gereklilik (lazım-ı zihnî) olarak anlaşılması ve zihne ilk gelen anlam olmasıdır. Buna bir örnek olarak şu hadis-i şerif verilmiştir: "Eğer üç kişi olursanız, birinizi veya içinizden birini emir tayin edin." Sayıda mefhumu’l muhalefenin uygulanmasına yönelik açıklamada "bir" (vahid) kelimesi üzerinde durulmuş, yani birden fazlası caiz değildir denilmiştir. Hadis metninde "üç" (selâse) sayısı da geçmektedir; peki bu sayı ile de amel edilir mi? Yoksa bu, zihne azının veya çoğunun gelmediği ve mefhumu’l muhalefesi olmayan şu örnek gibi midir: "Bana üzerindeki borcun olan iki kuruşu ver?" Yani üzerindeki borç miktarını kastetmesi durumu gibi... Bu durumda ikinin de cemaat sayıldığını göz önünde bulundurursak...
Allah sizi bizler ve Müslümanlar adına hayırla mükafatlandırsın.
Cevap:
Ve Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,
Sorunuz, İslam Şahsiyeti kitabının 3. cildinde, "mefhumu’l muhalefe" başlığı altındaki "sayı mefhumu" bahsinde geçen husus hakkındadır. Orada şu ifadeler yer almaktadır:
"...Ancak burada bilinmelidir ki, sayıdaki mefhumu’l muhalefe sadece tek bir durumda uygulanır: O da hükmün belirli bir sayı ile sınırlandırılması ve sözün akışından (siyakından) bu hükmün o sayıda sabit olduğunu, diğer sayılarda ise nefyedildiğini (olmadığını) veya o sayıda nefyedilip diğerlerinde sabit olduğunu göstermesi durumudur; tıpkı fahve’l hitâb’da olduğu gibi... Dolayısıyla, belirli bir sayı ile sınırlandırılan her hükümde, eğer hükmün o sayıda sabit olup diğerlerinde olmadığına dair delalet sözün akışından anlaşılıyorsa ve lafız işitildiğinde zihin buna intikal ediyorsa, bu durumda sayı mefhumu ile amel edilir. Örneğin Allah Resulü ﷺ şöyle buyurmuştur:
إِذَا كَانَ ثَلَاثَةٌ فِي سَفَرٍ فَلْيُؤَمِّرُوا أَحَدَهُمْ
“Eğer üç kişi yolculuğa çıkarsa, içlerinden birini emir tayin etsinler.” (Ebu Davud çıkarmıştır).
Burada hüküm, yani emir tayin etme işi, "bir" sayısı ile sınırlandırılmıştır. Sözün akışı, kastedilenin iki değil bir kişinin emir tayin edilmesi olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla bunun mefhumu, birden fazla kişinin emir olmasının caiz olmadığıdır. Sözün akışı hükmün bu sayı ile sınırlandırıldığını gösterdiği için mefhumu’l muhalefe ile amel edilmiştir... Ancak sözün akışı buna delalet etmiyorsa, örneğin birinin borçlu olduğu kişiye “Bana üzerindeki borcun olan iki kuruşu ver” demesi durumunda mefhumu’l muhalefe olmaz. Çünkü burada "iki kuruş" ile hükmün sayı ile sınırlandırılması kastedilmemiş, aksine mutlak bir sayı zikredilmiştir; oysa alacak miktarı yüzlerce dinar olabilir. Bu demektir ki, sayıdaki mefhumu’l muhalefenin geçerli olması için iki şartın tamamlanması gerekir: Birincisi hükmün sayı ile sınırlandırılması, ikincisi ise sözün akışının hükmü o sayı dışındakilerden nefyettiğine delalet etmesidir." (Alıntı bitti).
Siz yukarıdaki hadiste geçen "içlerinden biri" (ahadehum) lafzında sayı mefhumu yani mefhumu’l muhalefe ile amel edildiğini anladınız ve aynı hadisteki "üç" (selâse) lafzında da sayı mefhumu yani mefhumu’l muhalefe ile amel edilip edilmeyeceğini soruyorsunuz.
Buna cevap şudur: Hadisteki "üç" lafzı da tıpkı "içlerinden biri" lafzı gibi sayı mefhumu ile değerlendirilir. Çünkü "üç" lafzı da tıpkı "içlerinden biri" lafzı gibi bir kayıttır. Eğer yolcular üçten az, yani iki kişi iseler, birbirlerinden birini emir tayin etmeleri vacip değildir. Çünkü mefhumu’l muhalefe burada geçerlidir; yolcular üçten az olduğunda birini emir tayin etme zorunluluğu yoktur...
Burada, "Sayıdaki mefhumu’l muhalefe gereği, üçten fazla olduklarında da içlerinden birini emir tayin etmeleri vacip değildir" denilemez. Çünkü üçten fazlası, "evleviyet" yoluyla yani en aşağısı ile en yukarısına dikkat çekme babından mefhumu’l muvafaka kapsamına girer. Eğer üç kişinin içlerinden birini emir tayin etmesi gerekiyorsa, üçten fazlasının haydi haydi (evleviyetle) içlerinden birini emir tayin etmesi gerekir... Malumdur ki mefhumu’l muvafaka, lafzın delalet ettiği mananın ayrılmaz bir gereğidir (lazım-ı zihnî). Buna fahve’l hitâb, tenbihu’l hitâb da denir ve bununla sözün manası kastedilir. Bu, cümle yapısından ve lafız işitildiğinde zihnin ona intikal etmesinden kaynaklanan delalet-i iltizamiye türündendir. Bu zihinsel gereklilik (lazım-ı zihnî) bulunduğunda, ancak onunla amel edilir. Bu nedenle, üçten fazla kişi için emir tayin etme hükmü mefhumu’l muvafaka ile sabittir ve bu durumda mefhumu’l muhalefe ile amel edilmez.
Böylece, üç kişi için geçerli olan emir tayin etme hükmü, üçten fazla olanlar için de geçerlidir. Bu durum usul ve fıkıh alimleri nezdinde bilinen bir husustur. Neylü'l-Evtâr’da emir tayin etme hadislerinin şerhinde şöyle denilmiştir: "Bu hadislerde, sayıları üç veya daha fazlasına ulaşan herkesin, aralarında ihtilafı önlemek adına içlerinden birini emir tayin etmelerinin meşru olduğuna delil vardır. Zira emir tayin edilmediğinde herkes kendi görüşüne göre hareket eder ve hevasına uyarak helak olurlar; emir tayin edildiğinde ise ihtilaf azalır ve görüş birliği sağlanır. Eğer bu durum, ıssız bir arazide olan veya yolculuk yapan üç kişi için meşru kılınmışsa, köylerde ve şehirlerde yaşayan, zulmü önlemeye ve anlaşmazlıkları çözmeye ihtiyaç duyan daha kalabalık topluluklar için meşru olması haydi haydi önceliklidir (evlâ ve ahrâ)."
Konunun netleşmiş olmasını umarım.
Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebū el-Raşta
07 Şevval 1437 H. 12/07/2016 M.
Emir'in Facebook sayfasındaki cevap linki: ![]()
Emir'in Google Plus sayfasındaki cevap linki: ![]()
Emir'in Twitter sayfasındaki cevap linki: ![]()
Emir'in web sitesindeki cevap linki: Emir