Home About Articles Ask the Sheikh
Hukuk

Soru Cevabı: Koyun Ortaklığında Zekât

December 04, 2020
3917

Hizb-ut Tahrir Emiri Şeyh Atâ b. Halil Ebû er-Raşta’nın Facebook Sayfası Takipçilerinin Sorularına Verdiği Cevaplar Serisi "Fıkhî"

Soru Cevabı

Koyun Ortaklığında Zekât Baher Saleh’e

Soru:

Emir Bey’in -Allah onu korusun- ortak paralardaki zekât ile ilgili verdiği cevabın, "Emval" kitabında geçen "Koyun Ortaklarının Zekâtı" konusundan farklı olduğunu fark ettim. Emval kitabında şu ifadeler yer almaktadır:

"Koyun Ortaklarının Hükmü: Otlayan (saime) koyunlardaki ortaklık veya karışıklık (halitlik), iki ortağın veya iki karışık mal sahibinin malını zekât hususunda tek bir adamın malı gibi yapar. Bu ister 'ayan ortaklığı' (hayvanların her birinin hissesinin belirlenmediği, örneğin miras yoluyla kalan veya ortak satın alınan, taksim edilmemiş mülkiyet) olsun, ister 'vasıf ortaklığı' (her birinin malı belirgin olup da çoban, mera, koç ve sulak yerlerde birleştirilmesi) olsun fark etmez. Ortaklık veya karışıklık halindeki koyunlar, ortakların sayısı ne olursa olsun ve hisseleri ne kadar olursa olsun, zekât alınırken tek bir adamın koyunuymuş gibi hesaplanır; tek bir sayı olarak sayılır ve ayrılmadan veya birleştirilmeden olduğu gibi bırakılır. Eğer sayı kırka ulaşırsa, müsaddık (zekât memuru) onlardan bir koyun alır. Yüz yirmi bire ulaşırsa iki koyun, iki yüz bire ulaşırsa üç koyun, dört yüze ulaşırsa dört koyun alır. Müsaddık'ın aldığı zekât, ortaklar veya karışık mal sahipleri arasında koyunlardaki hisselerine göre paylaştırılır. Az malı olan, hissesine göre çok malı olana rücu eder. Zira Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

وَمَا كَانَ مِنْ خَلِيطَيْنِ فَإِنَّهُمَا يَتَرَاجَعَانِ بَيْنَهُمَا بِالسَّوِيَّةِ

'İki ortak (halit), aralarında eşit bir şekilde birbirlerine rücu ederler.' (Ebû Dâvûd rivayet etmiştir)."

Fark ettiğim bu husus doğru mudur, yoksa kavramadığım başka bir mesele mi var?

Başka bir deyişle, Emval kitabında koyun ortakları hakkında geçen hüküm, sadece koyun veya hayvan zekâtına mı hastır, yoksa diğer zekât çeşitlerini de kapsar mı? Çünkü ben daha önce meselenin sadece koyunla ilgili değil, ortaklık ve karışıklık (halitlik) vasfıyla ilgili olduğunu anlamıştım. Allah sizi mübarek kılsın, korusun ve kollasın. İnşallah yakında hepimizi Raşidi Hilafet Devleti'nde bir araya getirsin.

Kardeşiniz Baher Saleh - 17.08.2020

Cevap:

Ve Aleykümselam ve Rahmetullahi ve Berakâtuh,

Siz, 19 Zilhicce 1441 H. / 09.08.2020 M. tarihinde yayınladığımız "Ortak Paraların Zekâtı" başlıklı cevabımızı kastediyorsunuz. O cevabın özeti; paradaki ortaklığın zekât üzerinde bir etkisi olmadığı, aksine ortaklardan her birinin malı nisaba ulaşmışsa ve üzerinden bir yıl geçmişse, ilgili şer'i hükümlere göre kendi adına zekât vermesi gerektiği yönündeydi... Siz ise Hilafet Devleti'ndeki "Emval" kitabından, koyunlardaki ortaklığın ve karışıklığın koyun zekâtında bir etkisi olduğunu aktarıyor ve bu hükmün, verdiğimiz cevabın aksine nakit paraları da kapsayıp kapsamadığını veya sadece koyun ve davara mı has olduğunu soruyorsunuz...

Cevap şu şekildedir:

1- Zekâtta asıl olan, onun bireysel bir ibadet olması ve bireyin malıyla ilgili olmasıdır. Çünkü zekât delilleri, malı nisaba ulaşan ve üzerinden bir yıl geçen mal sahibine hitaben gelmiştir. Yani zekât hükmü sadece bireyin malına bağlanmış, başkasının malıyla birleştirilmemiştir. Bu delillerden bazıları şunlardır:

Müslim’in Zeyd b. Eslem’den, onun da Ebû Sâlih Zekvân’dan, onun da Ebû Hureyre’den rivayet ettiği uzun bir hadiste Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur:

مَا مِنْ صَاحِبِ ذَهَبٍ وَلَا فِضَّةٍ، لَا يُؤَدِّي مِنْهَا حَقَّهَا، إِلَّا إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ، صُفِّحَتْ لَهُ صَفَائِحُ مِنْ نَارٍ، فَأُحْمِيَ عَلَيْهَا فِي نَارِ جَهَنَّمَ... قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَالْإِبِلُ؟ قَالَ: وَلَا صَاحِبُ إِبِلٍ لَا يُؤَدِّي مِنْهَا حَقَّهَا وَمِنْ حَقِّهَا حَلَبُهَا يَوْمَ وِرْدِهَا إِلَّا إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ بُطِحَ لَهَا بِقَاعٍ قَرْقَرٍ أَوْفَرَ مَا كَانَتْ لَا يَفْقِدُ مِنْهَا فَصِيلاً وَاحِداً تَطَؤُهُ بِأَخْفَافِهَا وَتَعَضُّهُ بِأَفْوَاهِهَا كُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ أُولَاهَا رُدَّ عَلَيْهِ أُخْرَاهَا... قِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَالْبَقَرُ وَالْغَنَمُ؟ قَالَ: وَلَا صَاحِبُ بَقَرٍ وَلَا غَنَمٍ لَا يُؤَدِّي مِنْهَا حَقَّهَا إِلَّا إِذَا كَانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ بُطِحَ لَهَا بِقَاعٍ قَرْقَرٍ لَا يَفْقِدُ مِنْهَا شَيْئاً لَيْسَ فِيهَا عَقْصَاءُ وَلَا جَلْحَاءُ وَلَا عَضْبَاءُ تَنْطَحُهُ بِقُرُونِهَا وَتَطَؤُهُ بِأَظْلَافِهَا كُلَّمَا مَرَّ عَلَيْهِ أُولَاهَا رُدَّ عَلَيْهِ أُخْرَاهَا...

"Altın ve gümüş sahibi olup da onun hakkını (zekâtını) eda etmeyen hiçbir kimse yoktur ki, kıyamet gününde bunlar ateşten levhalar haline getirilip cehennem ateşinde kızdırılmasın... Denildi ki: 'Ey Allah’ın Resulü, ya develer?' Şöyle buyurdu: 'Deve sahibi olup da hakkını eda etmeyen kimse de yoktur ki... kıyamet günü düz ve geniş bir sahaya yatırılmasın. O develer en semiz halleriyle gelerek ayaklarıyla onu çiğnerler ve ağızlarıyla onu ısırırlar...'. Denildi ki: 'Ey Allah’ın Resulü, ya sığır ve koyunlar?' Buyurdu ki: 'Sığır ve koyun sahibi olup da hakkını eda etmeyen kimse de yoktur ki, kıyamet günü geniş ve düz bir alana yatırılmasın. İçlerinde boynuzu eğri, boynuzsuz veya boynuzu kırık hiçbir tane bile olmaksızın onu boynuzlarıyla süserler ve tırnaklarıyla çiğnerler...'"

Buhari, İbn Abbas’tan rivayet etmiştir: Nebi ﷺ Muaz’ı Yemen’e gönderirken şöyle buyurdu:

...فَأَعْلِمْهُمْ أَنَّ اللَّهَ افْتَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً فِي أَمْوَالِهِمْ تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ وَتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ

"...Onlara bildir ki; Allah, mallarında bir sadaka (zekât) farz kılmıştır; bu, zenginlerinden alınır ve fakirlerine verilir."

Ali b. Ebî Tâlib’den rivayet edildiğine göre Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur:

... فَإِذَا كَانَتْ لَكَ مِائَتَا دِرْهَمٍ وَحَالَ عَلَيْهَا الْحَوْلُ فَفِيهَا خَمْسَةُ دَرَاهِمَ وَلَيْسَ عَلَيْكَ شَيْءٌ - يَعْنِي فِي الذَّهَبِ - حَتَّى يَكُونَ لَكَ عِشْرُونَ دِينَاراً فَإِذَا كَانَ لَكَ عِشْرُونَ دِينَاراً وَحَالَ عَلَيْهَا الْحَوْلُ فَفِيهَا نِصْفُ دِينَارٍ

"...İki yüz dirhemin olduğunda ve üzerinden bir yıl geçtiğinde ondan beş dirhem zekât vermen gerekir. Yirmi dinarın oluncaya kadar -yani altında- sana bir şey gerekmez. Yirmi dinarın olduğunda ve üzerinden bir yıl geçtiğinde ise yarım dinar zekât vermen gerekir." (Ebû Dâvûd rivayet etmiştir).

Bu hadis-i şeriflerde kullanılan ifadelerden açıkça anlaşılmaktadır ki, zekât hükmü mutlak manada mala değil, bireyin malına bağlıdır. Yani bireyin bizzat mülkiyetinde olanla ilgilidir; başkasının mülkiyetiyle değil: "Altın ve gümüş sahibi...", "Deve sahibi...", "Sığır ve koyun sahibi...", "Mallarından sadaka (zekât) farz kılmıştır; zenginlerinden alınır...", "İki yüz dirhemin olduğunda... yirmi dinarın olduğunda...". Bu nedenle zekât hesabında çocuğun malı babasının malına, babanınki çocuğunkine, kadınınki kocasına veya kocasınınki kadınına eklenmez. Aksine her bireyin kendi mülkiyetindeki mal başkalarından bağımsız olarak hesaplanır; eğer tek başına nisaba ulaşıyorsa ve üzerinden bir yıl geçmişse zekât vacip olur.

2- Yukarıda belirtilen asıldan, istisna olduğuna dair bir delil bulunmadığı sürece hiçbir zekât malı çıkmaz. Koyunlar konusunda ise, ortaklık veya karışıklık durumunda zekâtın sanki tek bir adamın malıymış gibi muamele görmesine dair Nebi ﷺ'den özel bir delil gelmiştir. Buna göre ortakların sayısı ne olursa olsun, bir aradayken nisaba ulaşırlarsa zekât vacip olur; tek başlarına veya ayrıldıklarında hiçbirinin veya bazılarının malı nisaba ulaşmasa bile.

Hilafet Devleti'ndeki "Emval" kitabında, "Koyun Ortaklarının Hükmü" bölümünde karışık koyunlar hakkındaki şer'i hükmün detaylarını ve karışıklığın anlamını şu şekilde açıkladık:

[Otlayan (saime) koyunlardaki ortaklık veya karışıklık, iki ortağın veya iki karışık mal sahibinin malını zekât hususunda tek bir adamın malı gibi yapar. Bu ister "ayan ortaklığı" (hayvanların her birinin hissesinin belirlenmediği, örneğin miras yoluyla kalan veya ortak satın alınan, taksim edilmemiş mülkiyet) olsun, ister "vasıf ortaklığı" (her birinin malı belirgin olup da çoban, mera, koç, sulak yer ve sağım yerinde birleştirilmesi) olsun fark etmez. Ortaklık veya karışıklık halindeki koyunlar, ortakların sayısı ne olursa olsun ve hisseleri ne kadar olursa olsun, zekât alınırken tek bir adamın koyunuymuş gibi hesaplanır; tek bir sayı olarak sayılır ve ayrılmadan veya birleştirilmeden olduğu gibi bırakılır. Eğer sayı kırka ulaşırsa, müsaddık (zekât memuru) onlardan bir koyun alır. Yüz yirmi bire ulaşırsa iki koyun, iki yüz bire ulaşırsa üç koyun, dört yüze ulaşırsa dört koyun alır. Müsaddık'ın aldığı zekât, ortaklar veya karışık mal sahipleri arasında koyunlardaki hisselerine göre paylaştırılır. Az malı olan, hissesine göre çok malı olana rücu eder. Zira Nebi ﷺ şöyle buyurmuştur: "İki ortak (halit), aralarında eşit bir şekilde birbirlerine rücu ederler." (Ebû Dâvûd rivayet etmiştir).

Müsaddık, koyunları olduğu gibi bırakır ve oldukları gibi sayar. Daha fazla zekât almak için onları birbirinden ayırması caiz değildir. Örneğin, üç ortağın toplam 120 koyunu olsa ve her birinin kırkar koyunu bulunsa; müsaddık her birinden birer koyun (toplam üç koyun) almak için onları ayırmaz. Onları olduğu gibi bırakmalı ve sadece bir koyun almalıdır. Aynı şekilde, koyun sahiplerinin de zekâtı azaltmak veya hiç vermemek niyetiyle müsaddık geldiğinde koyunları ayırmaları caiz değildir. Örneğin, iki ortağın 201 koyunu varsa, bir arada kalsalar üç koyun verecekken, iki koyun vermek için onları ayırmaları veya 40 koyunları varken ayrıldıklarında zekât düşmesin diye ayırmaları caiz değildir.

Birleşmiş olan koyunları ayırmak caiz olmadığı gibi, ödenecek miktarı azaltmak amacıyla ayrı olanları birleştirmek de caiz değildir. Örneğin, iki adamın kırkar adet ayrı, karışmamış ve ortak olmayan koyunları varsa; müsaddık geldiğinde her biri birer koyun vereceğine, sadece bir koyun vermek için onları birleştiremezler. Birleşmiş olanın ayrılmasının ve ayrı olanın birleştirilmesinin caiz olmadığının delili Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan rivayet edilen şu hadistir: Resulullah ﷺ şöyle buyurdu: "Zekâtta birleşmiş olanlar ayrılmaz, ayrı olanlar da birleştirilmez. Karışık mal sahipleri (halit), koçta, merada ve havuzda birleşenlerdir." Bir rivayette ise "Çobanda" denilmiştir. (Ebû Ubeyd rivayet etmiştir).] (Hilafet Devleti'nde Emval kitabından alıntı sonu).

3- Bu hükme, zekâta tabi olan diğer hayvanlar (develer ve sığırlar) da dahil edilir. Eğer ortaklık veya karışıklık söz konusuysa, ortakların sayısı ne olursa olsun tek bir adamın malı gibi muamele görürler. Bir aradayken nisaba ulaşırlarsa, tek başlarına ulaşıp ulaşmadıklarına bakılmaksızın zekât vacip olur. Bunun delili yukarıdaki hadistir; zira hadis "halit" (karışık mal sahibi) kavramını "koç, mera, havuz ve çobanda birleşenler" olarak açıklamıştır. Bu açıklama, bir illeti (gerekçeyi) ifade eder niteliktedir ve bu illet (gerekçe) sadece koyunlarda değil, sığır ve develerde de mevcuttur. Ayrıca hadisin lafzında, ayırma ve birleştirmenin zekât miktarını etkilediği her şey için bir umumilik (genellik) vardır: "...Zekât (korkusuyla) ayrı olanlar birleştirilmez, birleşmiş olanlar da ayrılmaz...". Develerde ve sığırlarda da ayırma ve birleştirme zekâtın artmasına veya azalmasına etki eder.

4- Nakit para, ekinler, meyveler ve ticaret malları gibi diğer zekât mallarına gelince; bu malların yukarıdaki asıldan istisna edildiğine dair katımızda tercih edilen bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla hayvan dışındaki zekât malları için 1. maddede açıklanan asıl hüküm geçerli kalmaya devam eder.

Bu, İbn Kudâme el-Makdisî’nin "El-Muğnî" kitabında geçtiği üzere ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür:

"(MESELE: ALTIN, GÜMÜŞ, TİCARET MALLARI, EKİNLER VE MEYVELER GİBİ HAYVAN DIŞI MALLARDA ORTAKLIK)

(1736) Mesele: Dedi ki: (Eğer bunun dışındaki mallarda ortak olurlarsa, her birinden hissesine zekât düşüyorsa ayrı ayrı alınır). Bunun manası şudur: Altın, gümüş, ticaret malları, ekinler ve meyveler gibi otlayan hayvanlar dışındaki mallarda ortak olurlarsa, bu ortaklığın bir etkisi olmaz ve her biri tek başına hüküm alır. Bu, ilim ehlinin çoğunluğunun görüşüdür. Ahmed’den gelen diğer bir rivayette ise 'ayan ortaklığının' hayvan dışı mallarda da etkili olduğu belirtilse de... Sahih olan şudur ki; ortaklık hayvan dışı mallarda etkili değildir. Çünkü Nebi ﷺ: 'İki ortak (halit), havuzda, koçta ve çobanda ortak olanlardır' buyurmuştur. Bu da, bu özelliklerin bulunmadığı mallarda ortaklığın etkili olmadığını gösterir. Nebi ﷺ'in: 'Zekât korkusuyla ayrı olanlar birleştirilmez' sözü sadece hayvanlar hakkındadır; zira hayvanlarda zekât birleştirildiğinde bazen azalır, bazen artar. Diğer mallarda ise nisabı aşan miktar kendi oranına göre hesaplanır, dolayısıyla birleştirilmesinin zekât oranına bir etkisi yoktur..."

5- Bu açıklama ile; 19 Zilhicce 1441 H. / 09.08.2020 M. tarihli "Ortak Paraların Zekâtı" başlıklı cevabımız ile "Emval" kitabındaki "Koyun Ortaklarının Hükmü" bölümü arasında hiçbir çelişki veya zıtlık olmadığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü verdiğimiz cevap nakit paralarla ilgilidir, Emval kitabındaki konu ise koyunlarla ilgilidir. Ortaklık ve karışıklık meselesinde nakit paranın hükmü koyunun hükmünden farklıdır.

Bu cevabın yeterli olacağını umuyorum. Allah en iyi bilendir ve hüküm verendir.

Kardeşiniz Atâ b. Halil Ebû er-Raşta

19 Rebiülahir 1442 H. 04.12.2020 M.

Emir'in (Allah onu korusun) Facebook sayfasındaki cevap linki Emir'in (Allah onu korusun) web sayfasındaki cevap linki

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın