Home About Articles Ask the Sheikh
Siyaset

Soru-Cevap: Muhammed bin Selman’ın İngiltere, Amerika ve Fransa Ziyareti

April 13, 2018
3493

Soru:

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 09.04.2018 Pazartesi günü başladığı ve 10.04.2018 tarihine kadar iki gün süren Fransa ziyaretini tamamladı... Bundan önce, 10.03.2018 tarihinden itibaren üç gün boyunca İngiltere’yi ziyaret etmiş, ardından 20.03.2018’den 08.04.2018’e kadar süren bir Amerika ziyareti gerçekleştirmişti... Kendisi devlet başkanı protokolüyle karşılandı; peki bu ziyaretlerin arkasında neler dönüyor? Dikkat çekici olan şu ki, bu ziyaretler çıkarları farklı taraflara yapıldı, peki bunları birleştiren ortak nokta nedir? Konunun açıklığa kavuşturulmasını rica ediyoruz, Allah hayrınızı artırsın.

Cevap:

Asıl kastedilen ziyaret, Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyarettir. İngiltere ziyareti ise bir "gönül alma/yatıştırma" ziyaretidir; çünkü bin Selman Suudi Arabistan’daki İngiliz ajanlarına karşı etkili operasyonlar yapmıştı... Fransa ziyareti ise, bin Selman’ın Amerika ve Avrupa’daki büyük devletleri ziyaret ettiği algısını oluşturarak ona bir şöhret havası katmak için yapılmış marjinal bir ziyarettir. Detaylar şöyledir:

Birincisi: Muhammed bin Selman’ın İngiltere Ziyareti:

Muhammed bin Selman’ın İngiltere ziyareti 07.03.2018’de başladı ve 10.03.2018’e kadar üç gün sürdü. Başta belirttiğimiz gibi bu, İngiltere’yi yatıştırma ziyaretiydi. Çünkü Muhammed bin Selman, İngilizlerin kraliyet ailesi içinde güçlü kökleri olduğunu ve İngiltere’nin başına iş açabileceğini biliyordu... Bu nedenle, bol keseden olmasa da belirli ölçüde bazı ekonomik cazibeler sunarak bir sakinleşme ortamı yaratmak için İngiltere’yi ziyaret etti.

Sonuç bildirisinde yer alan ifadeler de bunu doğrulamaktadır; zira bu bildiri, belirlenmemiş genel ifadelerle dolu sıradan bir ziyaret ve mutat anlaşmalara daha yakındır. Ancak bazı ekonomik teşvikler içermektedir. Örneğin sonuç bildirisinde şunlar yer almıştır:

a/ Rutin sonuç bildirilerinde yer alan bazı genel hususlar:

  • Birleşik Krallık, Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nu ve ekonomiyi çeşitlendirmeyi amaçlayan ekonomik ve sosyal reform programını güçlü bir şekilde desteklediğini teyit eder... Prens Muhammed bin Selman ve İngiltere Başbakanı Theresa May, ikili ilişkilerin tüm yönlerini güçlendirmek için düzenli bir diyalog mekanizması olarak yıllık Stratejik Ortaklık Konseyi’ni başlattılar... Suudi Arabistan, Birleşik Krallık’ın anaokulu, ilköğretim ve ortaöğretimden yükseköğretime kadar eğitimin çeşitli sektörlerindeki tecrübesini ve mesleki eğitim becerilerindeki mükemmelliğini takdir etmektedir... Suudi Arabistan, İngiltere’nin sağlık hizmetlerindeki uzmanlığının farkındadır... Birleşik Krallık, Suudi Arabistan’ın ekonomik reform planının bir parçası olarak Suudi Aramco şirketinin başarılı bir şekilde halka arz edilmesinin önemini takdir etti... Suudi Arabistan, Londra’nın önemli bir küresel finans merkezi konumunu destekledi... Londra Menkul Kıymetler Borsası Grubu, Suudi Menkul Kıymetler Borsası "Tadawul" ile menkul kıymetler piyasalarının geliştirilmesine yardımcı olmak için kapasite geliştirme ve eğitim programı üzerinde anlaştı... Suudi Arabistan ve Birleşik Krallık, savunma ve güvenlik ilişkisinin önemini ve ortak ulusal güvenliğin ve bölgesel istikrarın sağlanmasındaki rolünü vurguladılar... İki ülke, bilgi paylaşımı ve teröristlerin/aşırılık yanlılarının savunmasız grupları etkilemek için izledikleri yolları anlama yoluyla terörizm ve aşırıcılıkla mücadele çabalarına odaklanma niyetlerini ilan ettiler... İki hükümet, aralarındaki iş birliği ve ortaklığı derinleştirmek için bir dizi mutabakat zaptı imzaladı... Ayrıca, Krallığın 48 adet ek Typhoon uçağı alması konusunda bir anlaşmaya varmak için görüşmelerin tamamlanması yönündeki niyet beyanı zaptının imzalanmasını da içermektedir... İki ülke, İran’ın bölgede iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalması ve devletlerin iç işlerine karışmaması gerektiğini vurguladı...

b/ Sorunların ayrıntılı çözümü üzerinde odaklanmamış, genel siyasi ve güvenlik meseleleri:

  • İki ülke, Yemen’deki krizin KİK girişimi, uygulama mekanizmaları, ulusal diyalog sonuçları ve Yemen’in güvenliğini ve toprak bütünlüğünü sağlayacak siyasi bir çözüme götürecek olan 2216 sayılı Güvenlik Konseyi kararı temelinde siyasi bir çözüme kavuşturulmasının önemini vurguladı. Taraflar, BM’nin yeni atanan Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’e güçlü desteklerini ifade ettiler... Uluslararası toplumun, insani yardımların engelsiz ulaşmasına izin vermesi için Husilere baskı yapmasının önemi konusunda anlaştılar... Birleşik Krallık, Suudi Arabistan’ın koalisyon askeri harekatının uluslararası insancıl hukuka uygun olarak yürütülmesini sağlama konusundaki süregelen taahhüdünü memnuniyetle karşıladı... İki ülke, Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları temelinde iki devletli çözüm taahhütlerini yineledi.

c/ Bin Selman’ın İngiliz adamlarına karşı yürüttüğü işlemler sonucunda "gönül alma" amaçlı bazı ekonomik meseleler:

  • Suudi Arabistan ve Birleşik Krallık, 2030 Vizyonu’nun gerçekleştirilmesini desteklemek için uzun vadeli bir ortaklığa bağlıdırlar. Bu, şu alanları kapsamaktadır: Kamu Yatırım Fonu (PIF) tarafından Birleşik Krallık ile ve Birleşik Krallık üzerinden karşılıklı fırsatların ve yatırımların değerlendirilmesi ve iki ülke arasındaki ikili ticaret... Bu fırsatların toplamda 10 yıl içinde 100 milyar dolara ulaşması beklenmektedir ve Kamu Yatırım Fonu’nun doğrudan yatırımlarının 30 milyar dolara ulaşması hedeflenmektedir.

  • Birleşik Krallık ve Suudi Arabistan, bu ziyaret sırasında üzerinde anlaşılan ve 2 milyar doları aşması beklenen çok sayıda önemli ticari anlaşmayı memnuniyetle karşıladı.

Tüm bunlardan açıkça görülüyor ki, ziyaretin temel amacı yatıştırma ve sakinleştirmeden ibarettir. Bazı ekonomik vaatler dışında çoğu genel sözlerden oluşmaktadır ve bu vaatler de etkili bir büyüklükte değildir.

İkincisi: Muhammed bin Selman’ın Amerika Birleşik Devletleri Ziyareti:

Bin Selman’ın Amerika ziyaretlerini takip edenler, Amerika’nın bin Selman’ı kendi elleriyle itaatkâr bir köle olarak yetiştirdiğini görür... Amerika onu yüzüne karşı aşağılar, o ise gülümser; Amerika onu haraca bağlar, o ise teslim olur. Bunun açıklaması şudur:

1/ Selman, kardeşi Abdullah’ın 23.01.2015’teki ölümünden sonra iktidara gelir gelmez, kendi yönetimini ve halefini sağlamlaştırmak için hızlı adımlar attı. İngilizlere yakın olduğu bilinen kardeşi Mukrin bin Abdülaziz’i veliahtlıktan azlederek yerine oğlu Muhammed bin Selman’ı veliaht vekili olarak atadı. Gücünü pekiştirmesi için ona geniş yetkiler verdi, kendisine rakip olan veya İngilizlere sadık olan birçok aile üyesini uzaklaştırdı ve Amerika’ya olan aşırı sadakatini gösterdi... İkinci adım, Amerikalıların bin Selman’ı ve yeteneklerini yakından tanıması ve ona olan güvenlerini pekiştirmesiyle geldi. Trump’ın resmen başkan olmasından sonra 15.03.2017’de Washington’u ziyaret etti. Trump, bin Selman’ı Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı Pence ve Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın katılımıyla en üst düzeyde ağırlayarak onun statüsünü yükseltti. Trump, bin Selman’a desteğini açıkça gösterdi... Bir diğer adım 04.11.2017’de, İngiliz ajanlarının ve diğerlerinin kanatlarını kırarak herkesi bin Selman’ın kontrolüne boyun eğdirmek amacıyla geldi. "Yolsuzlukla mücadele" adı altında yüzlerce prens, bakan, yetkili ve iş adamını gözaltına alarak hesaplarını dondurdu ve onlardan 100 milyar dolar topladığını ilan etti. Şimdi ise, Amerika’ya olan sadakatini pekiştirmek ve yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen fiili kral ilanı için son adıma hazırlık mahiyetinde ikinci Washington ziyareti gerçekleşti... Bin Selman, yurt dışı ziyaretlerine bir kral gibi karşılanarak başladı; 04.03.2018’deki Mısır ziyareti ve 07.03.2018’deki İngiltere ziyaretinde Kraliçe tarafından kabul edilmesi buna örnektir... Amerika’daki son uzun ziyareti ve karşılanma biçimi de bunu teyit etmektedir. Hatta Trump bu duruma işaret ederek bin Selman’a hitaben şöyle demiştir: "Beyaz Saray’a son ziyaretinden bu yana harika şeyler oldu. O zaman veliahttın, şimdi ise veliahttan daha fazlasısın." (Sputnik Rusya, 21.03.2018)...

2/ Bin Selman Washington’a ayak basar basmaz 20.03.2018’de Trump ile bir araya geldi. Trump şu açıklamayı yaptı: "Suudi Veliaht Prensi’ni ağırlamaktan onur duyuyorum, aramızda güçlü bir dostluk ve çok güçlü bir ilişki var.. Geçen Mayıs ayında Suudi Arabistan ziyaretimde sizinle görüştüm, o zaman Suudi Arabistan bize 400 milyar dolarlık bir meblağ sözü vermişti ve muhtemelen bu ilişki büyük yatırımlarla daha da güçlenecek... Suudi Arabistan çok zengin bir ülke ve umuyoruz ki bu zenginliğin bir kısmını istihdam ve ekipman alımı şeklinde Amerika’ya verecektir." Bin Selman ise şöyle karşılık verdi: "İki ülke arasındaki dostluğun temelleri güçlüdür... İlişkiler güvenlik ve ekonomik yönleri kapsıyor, iki ülke arasında 200 milyar dolarlık bir yatırım planı üzerinde çalışıyoruz ve bu 400 milyar dolara ulaşabilir." (CNN, 20.03.2018). Amerika, emanete hıyanet eden ve ümmete ihanet eden yöneticiler vasıtasıyla Suudi Arabistan’ı haraca bağlıyor ve Müslümanların servetlerini yağmalıyor... Trump ve Amerikalılar için önemli olan, kafirlere sadakatlerini ve onlarla ittifaklarını ilan eden, Orta Doğu’daki nüfuzlarını korumada onlara hizmet eden, ekonomilerini finanse eden ve nüfuzlarını savunmanın tüm masraflarını ödeyen Suud ailesi aracılığıyla Müslümanların paralarını hortumlamaktır.

3/ Trump, kameralar önünde Suudi Arabistan’ın yakında Amerika’dan satın alacağı ve teslim edilecek olan silahlara ait çizim ve fotoğrafların bulunduğu levhaları bin Selman’ın göğsüne tutarak gösterdi. Anlaşmaları, silah türlerini ve milyarlarca dolarlık değerlerini tek tek sayarak ona: "Bu meblağ sizin için kırıntı sayılır" dedi. Trump: "Bu anlaşmalar (Amerika’da) 40 bin yeni istihdam fırsatı sağlayacak" dedi. (Sputnik Rusya, 21.03.2018). Trump’ın levhalara ip takıp bin Selman’ın boynuna asmadığı kaldı! Sanki ona "Sana olan desteğimiz, bize ne kadar büyük paralar sunduğuna, topraklarını bize ne kadar açtığına ve hiçbir itiraz etmeden her emrimizi yerine getirmene bağlıdır" mesajı veriyordu. Bu davranış bin Selman için bir aşağılamaydı, o ise buna bir aptal gibi gülümseyerek karşılık veriyordu; Trump ise onu hiç umursamadan küstahça davranıyordu.

4/ Ziyareti sırasında yönetimde ve diğer önemli sektörlerde birçok yetkiliyle görüştü:

a/ ABD Savunma Bakanı Mattis ve Genelkurmay Başkanı Dunford ile görüştü ve onlara Amerika’ya olan sadakatini teyit ederek şöyle dedi: "Bugünkü zorluklar iki ülkenin karşılaştığı ilk zorluklar değil. Bugün bölgede ve dünyada gerek İran rejiminin eylemlerinden gerekse terör örgütlerinin yarattığı zorluklardan kaynaklanan ciddi bir meydan okuma ile karşı karşıyayız." (El-Wiam Suudi Arabistan, 24.03.2018). ABD Savunma Bakanı Mattis, bin Selman’a: "Yemen’deki iç savaşa barışçıl bir çözüm bulmak için çabaları acilen canlandırmalıyız ve bu konuda sizi destekliyoruz" dedi. Gazetecilere ise: "Savaşı sona erdirmeyi hedefliyoruz, nihai hedef budur; bunu Yemen halkı için olumlu şartlarla ve aynı zamanda yarımada ülkelerinin güvenliğini sağlayarak bitireceğiz" dedi. (Reuters, 22.03.2018). Yemen meselesi, Amerika’nın henüz nihai hedeflerine ulaşamadığı bir meseledir ve Amerika’nın hedeflerini gerçekleştirmek için bu görevi üstlenen Suudi Arabistan hala içinden çıkamadığı bir çıkmazdadır. Bu meselenin sona ermesi ve Suudi Arabistan’ın oradan güvenle çıkması bin Selman’ın otoritesini pekiştirecektir...

b/ Birçok gazete ile görüştü ve Amerika ile olan güçlü bağını gösteren açıklamalarda bulundu:

  • Bin Selman, 31.03.2018’de Amerikan Time dergisine verdiği demeçte şunları söyledi: "Amerikan kuvvetlerinin uzun süre olmasa bile en azından orta vadede kalması gerektiğine inanıyoruz.. Suriye’deki Amerikan varlığı, İran’ın bölgedeki nüfuzunun müttefikleri yardımıyla genişlemesini durdurmanın tek yoludur. Ayrıca Amerikan kuvvetlerinin Suriye içindeki varlığı, Washington’un Suriye’nin geleceği hakkında söz sahibi olmasını sağlayacaktır.. Beşşar kalıcıdır, ancak Beşşar’ın çıkarının İranlıların istediklerini yapmalarına izin vermemek olduğunu düşünüyorum." Buna karşılık ABD Başkanı Trump 03.04.2018’de şu açıklamaları yaptı: "Askerlerimizi evlerine geri getirmek istiyorum, ulusumuzu yeniden inşa etmeye başlamak istiyorum. Bu konudaki temel görevimiz IŞİD’den kurtulmaktı, bu görevi neredeyse tamamladık. Çok hızlı bir şekilde karar vereceğiz. Müttefiklerle istişare edeceğiz ve Suudi Arabistan’ın Suriye’deki Amerikan kuvvetlerinin faturasını ödemesini öneriyorum. Suudi Arabistan bizim kararımızla çok ilgileniyor. Ben de 'peki' dedim. Bildiğiniz gibi, eğer kalmamızı istiyorsanız, belki de ödeme yapmanız gerekecek." (AFP, 03.04.2018). Böylece Trump, bölgedeki Amerikan nüfuzunun kalmasını isteyen Suud rejimi üzerindeki şantaj politikasını sürdürmektedir.

  • Ayrıca 02.04.2018’de Amerikan The Atlantic dergisine verdiği demeçte kendisine yöneltilen "Yahudi halkının en azından atalarının ana vatanının bir kısmında ulusal bir devlete sahip olma hakkı olduğuna inanıyor musunuz?" sorusuna şu cevabı verdi: "Genel olarak her halkın her yerde kendi barışçıl ülkesinde yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Filistinlilerin ve (İsraillilerin) kendi topraklarına sahip olma hakkı olduğuna inanıyorum"... (El-Wiam Suudi Arabistan, 03.04.2018).

Bin Selman, Mübarek Topraklar (İsra ve Mirac toprağı) konusunda bile ihanetini gizlemedi...

  • Eğlence adı altında devasa bir bütçe ayırdı. Suudi Arabistan Eğlence Genel Kurulu Başkanı Ahmed bin Akil el-Hatib, "Kurulun önümüzdeki on yıl içinde eğlence sektörüne 64 milyar dolara tekabül eden 240 milyar riyal yatırım yapma niyetinde olduğunu" duyurdu. Ayrıca Krallığın kuruluşundan bu yana ilk kez bir opera binası inşaatına başlanacağını ilan etti. (El-Arabiya Suudi Arabistan, 22.02.2018).

  • Amerikan Washington Post gazetesi, bin Selman’ın Washington ziyaretinin dördüncü ve son günü olan 24.03.2018’de kendisiyle bir röportaj yaptı. Bin Selman burada şunları belirtti: Görüşmede Yemen savaşı, Orta Doğu barış süreci, İran, iç reform süreci, insan hakları ve Suudi nükleer planları ile beklentilerinin tartışıldığını söyledi... Amerika’daki temel görevinin, Suudi Arabistan’daki reform çabalarını desteklemek için teknolojik ve eğitim yardımı almanın yanı sıra Amerikalı yatırımcıların güvenini kazanmak olduğunu belirtti. Gazeteye, kadına birçok hak tanınmasıyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu... Bunun anlamı, bölgedeki tüm dosyaların önüne açıldığı ve nasıl uygulanacağı konusunda kendisiyle çalışıldığıdır. Yemen meselesinin yanı sıra, Trump’ın Orta Doğu planı ve 06.12.2017’de Kudüs’ü Yahudi varlığının başkenti olarak tanıdıktan sonra önümüzdeki aylarda açıklayacağı Filistin davasının çözümü, Yahudi varlığı ile barış yapılacak olması ve buna karşılık İran’ın düşman olarak görülmesi meseleleri vardır. Ayrıca Amerika’nın, ülkenin laikleşmesi, Batı medeniyetinin ve değerlerinin orada yayılması için istediği iç politika değişiklikleri ve Amerikalı yatırımcılara ülke ekonomisini tamamen kontrol etme fırsatı verilmesi de bu dosyalar arasındadır.

  • Arabi21 sitesi 29.03.2018’de İngiliz Independent gazetesinden naklen, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın programına ulaşıldığını belirtti. Program; büyük şirketlerin CEO’ları, siyasiler, petrol devleri, teknoloji, eğlence ve sanat dünyasından isimlerle görüşmeleri içeriyordu ve görünüşe göre Amerikan kamuoyuyla bağ kurmayı hedefliyordu... CBS kanalı onunla "60 Dakika" programı için bir röportaj yaptı; bu, kanalın onlarca yıldır bir Suudi liderle yaptığı ilk röportajdı. Bin Selman bu fırsatı, dini polisin yetkilerini kısıtlamak ve kadınların araba kullanmasına izin vermek gibi "gerekli reformları yapan cesur ve genç bir reformcu" imajını güçlendirmek için kullandı... Gazete ayrıca, 27.03.2018 Salı günü Kissinger, Bill Clinton, Hillary Clinton ve diğer eski yetkililerle, birçok büyük gazete sahibiyle görüştüğünü, eski Başkan Obama, eski Dışişleri Bakanı John Kerry ve David Petraeus ile de görüşeceğini belirtti...

  • Zillet ve boyun eğmişliğini daha da artırarak bin Selman, Amerika’dan ayrılıp Fransa’ya doğru giderken Trump’ın Amerika’sına sadakat dolu bir mesaj gönderdi: (Ekselansları Başkan Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı: Dost ülkenizden ayrılırken, şahsıma ve beraberindeki heyete gösterilen sıcak karşılama ve cömert misafirperverlik için Ekselanslarınıza en derin teşekkürlerimi sunarım. Her alanda gelişmeye devam eden ülkelerimiz arasındaki tarihi ve stratejik ilişkileri bir kez daha takdir etmek için bu fırsatı değerlendiriyorum. Ayrıca ziyaret sırasında gerçekleştirilen görüşmelerin bu ilişkilerin derinleşmesine, güçlenmesine ve ortak iş birliği bağlarının pekişmesine katkıda bulunacağını teyit etmek isterim... Ekselanslarına sağlık ve mutluluk, dost Amerika Birleşik Devletleri halkına sürekli ilerleme ve refah dilerim.)

Bu ziyaret hakkındaki bahsimizi başta söylediğimiz şeyi tekrarlayarak bitirelim: Bin Selman’ın Amerika ziyaretlerini takip edenler, Amerika’nın bin Selman’ı kendi elleriyle itaatkâr bir köle olarak yetiştirdiğini görür... Amerika onu yüzüne karşı aşağılar, o ise gülümser; Amerika onu haraca bağlar, o ise teslim olur.

Üçüncüsü: Muhammed bin Selman’ın Fransa Ziyareti:

1/ Bin Selman’ın Fransa ziyareti, İngiltere’den Amerika’ya ve oradan da Avrupa Birliği’ne (Fransa) kadar tüm Batı’yı ziyaret ettiği yönünde bir şöhret havası estirmek için yapılmış geçiş mahiyetinde marjinal bir ziyarettir. Bu ziyaretin önemsizliği nedeniyle, uluslararası ziyaretlerdeki diplomatik rutinlerden bile yoksundu. Örneğin: (Diğer yandan, Fransa Başbakanlık ofisinden bir yetkili, Suudi Veliaht Prensi’nin Pazartesi günü Paris’teki teknoloji start-up şirketlerinin bulunduğu büyük bir kompleksi ziyaretini iptal ettiğini söyledi. Bu ziyaret, teknoloji alanındaki Fransız-Suudi ilişkilerinin derinliğini vurgulamayı amaçlıyordu. La Tribune gazetesi, Prens Muhammed’in "Station F" kompleksine yapacağı ziyareti iptal etmesinin, özellikle geçen hafta Silikon Vadisi’ndeki teknoloji devlerini ziyaret ettiği düşünülürse, Macron’da hayal kırıklığına yol açmasının muhtemel olduğunu belirtti.) Bin Selman bu kompleksi ziyaret etmek için Macron’u kızdıran bir şart koşmuştu... 09.04.2018 tarihli Âlem-ül Arabi sitesi Reuters’tan naklen şunu aktardı:

(Fransız La Tribune gazetesi, Suudi Veliaht Prensi bin Selman’ın, Fransız şirketlerinin Krallık ile ticari sözleşmelerden yararlanması karşılığında bir şart koşarak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u kızdırdığını ortaya çıkardı. Gazete, "Bin Selman’ın Macron’a, Fransız şirketlerinin de Amerikan grupları gibi Krallık ile yapılan sözleşmelerden, ancak İran ile ticaret yapmamaları şartıyla yararlanabileceğini açıkça belirttiğini", bu şartın Macron’u öfkelendirdiğini ekledi).

2/ Ayrıca "stratejik ortaklık" kurulmasıyla ilgili yapılan (övünülen) anlaşma imzalanmadı, aksine imza sekiz ay sonrasına, 2018 yılının sonuna ertelendi. Bilindiği gibi uluslararası siyasette değişimler hızlıdır, bu nedenle anlaşma veya kesinleşmiş sözleşme imzalama vaatleri, özellikle süre uzunsa çoğu zaman yerine getirilmez. Fransız Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar gazetecilere Macron ve Muhammed bin Selman’ın "yıl sonuna kadar hazır olacak stratejik bir belge üzerinde çalışacaklarını, bu belgenin sonucunda sözleşmeler doğacağını ve Macron’un yıl sonunda bunları imzalamak için Suudi Arabistan’a gideceğini" belirttiler. (El-Beyan, 10.04.2018). Aynı haber 09.04.2018 tarihinde Al Arabiya Net ve France 24 tarafından da yayınlandı.

3/ Sadece bu da değil, Fransız Cumhurbaşkanı’nın ilan ettiği şeyler sadece umut seviyesinde ve henüz üzerinde müzakere edilmesi gereken protokoller mahiyetindedir:

Fransız Cumhurbaşkanlığı: "Anlık sözleşmelerden ziyade, özellikle dijital alan ve yenilenebilir enerji gibi geleceğe yönelik yatırımlara odaklanan yeni bir iş birliği umuyoruz" dedi. (AFP, 05.04.2018).

(Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyaretinin turizm, sağlık, enerji, ulaşım vb. birçok alanda yaklaşık 12 mutabakat zaptının imzalanmasıyla taçlandırılması bekleniyor...) (AFP, 08.04.2018).

4/ Ayrıca ziyarette kayda değer hiçbir ekonomik sözleşme imzalanmadı, özellikle ziyaretin kısa süreli (iki gün) olması Elysee Sarayı’nı zor durumda bıraktı. Bu nedenle Suudi Prensi’nin Amerika’daki üç haftalık ziyaretinden sonra Fransa’ya yaptığı bu kısa ziyaret hakkındaki soruya cevaben Elysee şunları söyledi: (Elysee, Fransa’nın Suudi Veliaht Prensi’nin ilk yurt dışı ziyaretleri arasında yer almasından memnuniyet duymuştur... France 24 / AFP, 05.04.2018). Sözleşmelerin imzalanmaması Elysee’yi zor duruma düşürdü: (Diğer yandan, Fransız diplomatik bir kaynak France 24 sitesine, Fransa’nın "geçmişte olduğu gibi Suudi Arabistan ile ticari sözleşmelerin peşinden koşmadığını, aksine uzun vadeli ekonomik ve teknolojik gelişmeye dayalı, vizyonları örtüşen bir ortaklık kurmaya çalıştığını" vurguladı). (AFP, 08.04.2018).

5/ Tüm bunlara rağmen, o ziyarete hakkını teslim etmek gerekirse, gerçekten imzalanan bir anlaşma vardır ve bu anlaşma bin Selman’ın hevasına tam uygun düşmüştür: Ulusal bir orkestra ve opera binası kurulması için bir anlaşma imzalandı. Hem de nerede? Haremeyn-i Şerifeyn topraklarında!! Fransız Kültür Bakanı Françoise Nyssen, Paris’in Riyad’a bir orkestra ve opera binası kurması için yardım edeceğini duyurdu. Nyssen, Paris’te Kültür ve Enformasyon Bakanı Avvad el-Avvad ile anlaşmaları imzaladıktan sonra: "Bugün Paris Operası ile Suudi Arabistan’ın ulusal bir orkestra ve opera binası kurmasına yardımcı olmak için bir anlaşma imzalandı" dedi. (Âlem-ül Arabi sitesi, 09.04.2018, Reuters’tan naklen).

Bin Selman bu anlaşmaya hazırlık olarak, resmi ziyaretinden önce Pazar günü özel bir ziyaret gerçekleştirmiş ve Fransa’nın güneyinde Paskalya Festivali’nin kapanış konserine katılmıştı: (Prens bin Selman, ABD’den gelerek 08.04.2018 Pazar günü ulaştı ve Marsilya yakınlarındaki Aix-en-Provence şehrinde Paskalya Festivali’nin kapanışında Debussy, Robert Schumann ve Felix Mendelssohn gibi bestecilerin klasik müziklerini dinleyerek keyif çattı). (AFP, 08.04.2018).

6/ Görüldüğü gibi, opera binası bir "mesele" sayılmazsa -ki Allah korusun!-, ziyaret ne anlaşmalar ne de sözleşmeler açısından önemli bir değer taşımamıştır. Bu durum, 10.04.2018 Salı akşamı düzenlenen ve 11.04.2018’de medyada yayınlanan kapanış basın toplantısında açıkça görüldü. Orada, üzerinde anlaşılanların niyet beyanları ve protokoller olduğu, ancak opera binası anlaşmasının ise gerçekten imzalandığı belirtildi! Cezire Net bugün (11.04.2018) şunu bildirdi: (Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, bugün Salı günü Fransa’ya yaptığı iki günlük ziyareti, Fransız ve Suudi şirketleri arasında toplam değeri 18 milyar doları aşan 19 protokol imzalayarak tamamladı... Niyet mektupları petrokimya ve su arıtma gibi endüstriyel sektörlerin yanı sıra turizm, kültür, sağlık ve tarımı da kapsıyor... En göze çarpan anlaşmalar arasında, Suudi petrol şirketi Aramco’nun Total, Technip ve Suez gibi Fransız şirketleriyle Jubail’deki (Doğu Suudi Arabistan) bir petrokimya tesisinin ortak geliştirilmesi için 12 milyar doları aşan anlaşmalar imzaladığı haberi yer alıyor). Aramco ile yapılan bu anlaşmalar bile Aramco’nun işlerini geliştirmekten ziyade, Fransız rafinerisinin mali gelirini artırmaya yöneliktir.

AFP’nin 11.04.2018 tarihli haberinde de benzer ifadeler yer aldı. Ayrıca Macron ve bin Selman basın toplantısında İran, nükleer anlaşma, Suriye, Yemen gibi rutin konulara değindiler; ancak bu sorunlara gerçek bir çözüm getirmediler!

Dördüncüsü: Özet:

Sonuç olarak başta söylediğimizi tekrarlayalım: Asıl kastedilen ziyaret, Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyarettir. İngiltere ziyareti, Suudi Arabistan’daki İngiliz ajanlarına karşı yaptığı etkili operasyonlardan dolayı bir "yatıştırma" ziyaretidir... Fransa ziyareti ise, Amerika ve Avrupa’daki büyük devletleri ziyaret ettiği algısını yaratarak bin Selman’a bir şöhret havası katmak için yapılmış marjinal bir ziyarettir...

24 Receb 1439 H. 11.04.2018 M.

Makaleyi Paylaş

Bu makaleyi ağınızla paylaşın