Sadık ve ihlaslı davet taşıyıcısı kardeşlere...
Dünyanın her yerindeki tüm Müslümanlara...
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun...
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız." (Bakara [2]: 183)
Yine O şöyle buyurmaktadır:
فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ
"İçinizden kim o aya erişirse onu oruçlu geçirsin." (Bakara [2]: 185)
Allah’ın salat ve selamı üzerine olsun, Ebu Hüreyre (ra)’dan rivayetle Buhari’nin çıkardığı bir hadiste Ebu’l Kasım (sav) şöyle buyurmuştur:
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُبِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا عِدَّةَ شَعْبَانَ ثَلاَثِينَ
"Hilali gördüğünüzde oruca başlayın, onu gördüğünüzde bayram yapın. Eğer gökyüzü bulutlu olursa Şaban ayını otuza tamamlayın."
Müslim’in Ebu Hüreyre (ra)’dan rivayet ettiği bir diğer lafızda ise Nebi (sav) şöyle buyurmuştur:
صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ، فَإِنْ غُمِّيَ عَلَيْكُمْ فَأَكْمِلُوا الْعَدَدَ
"Hilali gördüğünüzde oruca başlayın, onu gördüğünüzde bayram yapın. Eğer gökyüzü kapalı (bulutlu) olursa sayıyı tamamlayın."
Bu gece, yani Salı gecesi, mübarek Ramazan hilalinin gözlemlenmesi sonucunda hilalin şer’i olarak görüldüğü sabit olmamıştır. Buna göre yarın, yani Salı günü Şaban ayının tamamlayıcısıdır; Çarşamba günü ise inşallah Miladi 10 Temmuz 2013’e denk gelen Hicri 1434 yılı mübarek Ramazan ayının ilk günüdür.
Yüce Allah’tan Müslümanların oruçlarını ve kıyamlarını kabul etmesini, hepimizin geçmiş günahlarını bağışlamasını niyaz ediyoruz. Nitekim Ebu Hüreyre (ra)’dan rivayetle Buhari ve Müslim’de geçtiği üzere Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
مَنْ صَامَ رَمَضَانَ، إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
"Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır."
Yine Ebu Hüreyre (ra)’dan rivayetle Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ
"Kim faziletine inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı (gecelerini) ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır."
Kıymetli kardeşlerim, Yüce Allah Hicret’in ikinci yılının Şaban ayında Ramazan orucunu farz kılmıştır. Bu ay, Allah’ın Kur’an’ı indirdiği aydır:
شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ
"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır." (Bakara [2]: 185)
Aynı zamanda bu ay, Allah’ın ümmeti şanlı zaferlerle ve fetihlerle onurlandırdığı bir aydır. Hicret’in ikinci yılı Ramazan’ın on yedisinde Mekkeli müşriklerin büyük bir bozguna uğratıldığı Büyük Bedir Savaşı gerçekleşmiştir. Ardından bu mübarek ayda başka belirleyici savaşlar da yaşanmıştır: Hicret’in sekizinci yılı Ramazan’ın yirmisinde Mekke’nin fethinden tutun da, Hicri 31 yılı Ramazan’ın on dördünde Müsenna komutasındaki Müslümanların zafer kazandığı ve "İran’ın Yermük’ü" sayılan (bugünkü Kufe yakınlarındaki) Büveyb Savaşı’na kadar; Hicri 223 yılı Ramazan’ın on yedisinde Mutasım komutasındaki Ammuriye’nin fethinden, Hicri 658 yılı Ramazan’ın yirmi beşinde Müslümanların Tatarları bozguna uğrattığı Ayn Calut Savaşı’na kadar bu mübarek ay nice zaferlere şahitlik etmiştir.
Böylece oruç, önünden ve arkasından batılın yaklaşamayacağı Kur’an-ı Kerim ile eşleşmiş; oruç fetih ve zaferle, oruç cihadla ve oruç Allah’ın hükümlerinin uygulanmasıyla bütünleşmiştir. Basiret sahibi olan herkes bilir ki Allah’ın hükümleri -ister ibadet, ister cihad, ister muamelat, ister ahlak ve davranış, isterse hudud ve cinayat olsun- birbirinden ayrılamaz. Bunların hepsi aynı kaynaktan gelmektedir. Kur’an-ı Kerim ayetlerini derinlemesine düşünenler bu gerçeği açıkça görürler. Bu durum, Ramazan ayetlerinde ve öncesi ile sonrasında da bariz bir şekilde ortadadır. İşte açıklaması:
Yüce Allah, Bakara Suresi’ndeki oruç ayetlerini şu ayetle başlayan bölümde indirmiştir:
لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ...
"İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman edenlerin... iyiliğidir." (Bakara [2]: 177)
Bu bölüm şu ayetle son bulur:
أُولَئِكَ لَهُمْ نَصِيبٌ مِمَّا كَسَبُوا وَاللَّهُ سَرِيعُ الْحِسَابِ
"İşte onlar için kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı çabuk görendir." (Bakara [2]: 202)
Bu ayetler incelendiğinde; iyilik ve imanın hükümlerini, kısası, vasiyeti, oruç ayetlerini, duayı, yöneticileri, haksız kazancı, ardından Allah yolunda savaşı ve haccı kapsadığı görülür. Allah’ın hükümleri birbirine sımsıkı bağlıdır; bir hükümle diğer hüküm, bir vaciple diğer vacip arasında fark yoktur. İbadetleri açıklayan Zât, muamelatı, ukubatı (cezaları), siyaseti ve cihadı açıklayan Zât’ın ta kendisidir. O; ahlakı, yiyecekleri, giyecekleri ve diğerlerini de açıklamıştır. Bunların hepsi uygulama ve bağlılık açısından aynı güçtedir. İbadetlerdeki farz neyse; muamelattaki, ukubattaki, Halifeye biat etmedeki ve cihaddaki farz da odur. Bunların arasını ayırmak asla caiz değildir. Çünkü İslam bölünmez bir bütündür; onun devlette, hayatta ve toplumda tatbik edilmesi için yapılan davet de tektir. Dolayısıyla Allah’ın ayetlerinin arasını ayıran, "din ile hayatın ayrılması" veya "din ile siyasetin ayrılması" fikrini savunan kimse, sahibini dünyada rezilliğe, ahirette ise elem verici bir azaba sürükleyen büyük bir günah ve ağır bir cürüm işlemiş olur.
Son olarak; Yüce Allah Bakara Suresi’ndeki beş oruç ayetinin arasına dua ayetini yerleştirerek şöyle buyurmuştur:
وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
"Kullarım Beni sana soracak olurlarsa, bilsinler ki Ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da Benim davetime icabet etsinler ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler." (Bakara [2]: 186)
Birbirini takip eden konular arasına başka bir konunun girmesi, araya giren şeyin büyüklüğüne delildir. Yüce Allah orucu emretmiş, sonra duayı emretmiş, sonra da duanın şanını yüceltmek için oruç ayetlerini tamamlamıştır. Bu yüzden Ramazan’da duayı çoğaltın. Resulullah (sav), Ahmed’in Ebu Hüreyre’den rivayet ettiği hadiste şöyle buyurmaktadır:
ثَلَاثَةٌ لَا تُرَدُّ دَعْوَتُهُمْ: الْإِمَامُ الْعَادِلُ، وَالصَّائِمُ حَتَّى يُفْطِرَ، وَدَعْوَةُ الْمَظْلُومِ تُحْمَلُ عَلَى الْغَمَامِ، وَتُفْتَحُ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاوَاتِ، وَيَقُولُ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ: وَعِزَّتِي لَأَنْصُرَنَّكَ وَلَوْ بَعْدَ حِينٍ
"Üç kişi vardır ki onların duası reddolunmaz: Adil devlet başkanı, iftar edene kadar oruçlu kimse ve mazlumun duası. Mazlumun duası bulutların üzerine yükseltilir, gökyüzünün kapıları onun için açılır ve Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: ‘İzzetime yemin olsun ki, bir süre sonra da olsa mutlaka sana yardım edeceğim.’" Oruç ayetleri arasında duanın zikredilmesi, oruç ayında duaya teşvik, onun faziletinin beyanı ve duaların kabul olunacağına dair bir müjdedir. Zira Allah yakındır ve dualara icabet edendir.
Sözün özü; Allah’ın bizden razı olması ve geçmiş günahlarımızı bağışlaması için nasıl oruca hırslıysak, Allah’ın hükümlerini uygulayarak dünyada kazananlardan olmak için Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafeti kurarak İslami hayatı yeniden başlatmaya da öyle hırslı olmalıyız. Resulullah (sav)’in sancağı olan Ukab sancağı, "La İlahe İllallah Muhammedur Resulullah" sancağı altında gölgelenmeli ve ahirette de Allah’ın izniyle O’nun gölgesinden başka gölgenin olmadığı o günde arşın gölgesinde feraha erenlerden olmalıyız.
Yüce Allah’tan, başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş olan bu mübarek ayda oruçlarımızı ve kıyamlarımızı kabul etmesini niyaz ediyoruz. Temenni ediyoruz ki bir sonraki Ramazan ayına ulaştığımızda, Nübüvvet metodu üzere Raşidi Hilafet bizi gölgesi altına almış, bizi izzete kavuşturmuş ve Ümmet yeniden insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet vasfına dönmüş olsun:
كُنْتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ
"Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz." (Âl-i İmran [3]: 110)
Ve Müslim’in Ebu Hüreyre (ra)’dan rivayet ettiği hadiste Resulullah (sav)’in buyurduğu gibi Halife başımızda olsun:
إِنَّمَا الْإِمَامُ جُنَّةٌ، يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ، وَيُتَّقَى بِهِ...
"İmam (Halife) ancak bir kalkandır, onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur..."
Öyle ki Halife, Şam topraklarındaki tağutları devirsin; oradaki yaşlıları, kadınları ve çocukları zalimlerin ve tağutların pisliğinden kurtarsın... Bizler de onun arkasında saf tutup tüm İslam topraklarından tağutları temizleyelim, buralarda İslam hükümlerini tatbik edelim; böylece Mısır’da ve başka yerlerde Allah’ın hükümlerinin uygulanmamasından kaynaklanan fitneler son bulsun... Ardından o bizi Filistin’in tamamını Yahudi varlığının necisliğinden kurtarmaya ulaştırsın; böylece Resulullah (sav)’in İsra ve Mirac yurdu olan Kudüs, İslam’la ve İslam ordusuyla yeniden izzetine kavuşsun... Yine onun arkasında Keşmir’i ve sömürgeci kâfirlerin işgali altındaki diğer İslam beldelerini kurtarmak için savaşalım; ta ki İslam topraklarının her bir karışı İslam sancağının gölgesi altına girsin.
وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنْصُرُ مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ
"O gün müminler Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. O, Mutlak Güç Sahibidir, Çok Merhametlidir." (Rum [30]: 4-5)
Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Kardeşiniz Ata b. Halil Ebu’r Raşta
Hizb ut-Tahrir Emiri